ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1810
Şu an 11 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


♪ Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 101. yıldönümü Kutlu Olsun!
Mavi Nota - 23.04.2021


♪ Değerli besteci ve eğitmen, ülkemizin yetişdirdiği seçkin sanatçılardan Sayın Muammer Sun’u kaybetmeninin derin üzüntüsü içindeyiz. Merhuma Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine ve müzik ve sanat camiasına başsağlığı dileriz.
Mavi Nota - 16.01.2021


♪ Yeni yılınızı en içten dileklerle kutlar, 2021 yılının mutluluk ve güzel günler getirmesini dileriz.
Mavi Nota - 31.12.2020


Tüm Mesajlar

Anket


Mavi Nota e-Müzik Gazetesi'ni hangi yolla öğrendiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Son Mesajlar


  • ♪ . Güncel Gündem Gülmecesi (1) : Bundan 10 gün önce ortaya çıkan bir gerçek, resmen fıkra gibi. Biliyorsunuz, 12 Eylül darbe döneminin palazlandırdığı siyasi hareketin uzantısı olan AKP, halk oylaması öncesinde "darbecilerden hesap sorma" söylemiyle oy avcılığı yapmış, ama sonrasında tek bir somut adım atmamıştı. Ayrıca, "varsayılan" darbe girişimlerini de gündemde tutup, sürekli "mağdur edebiyatı" yapmaya devam ediyor. İşte bu AKP'nin bir milletvekili, üstelik Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, meğerse darbecibaşı Kenan Evren'in o dönemde avukatıymış. Bunu kendisi de kabul etti. Gerçek ortaya çıkınca yaptığı savunma da gülünç-ötesi: Evet avukatıymış, ama Çankaya'dan gelen avukatlık ücretini kabul etmemiş-miş.
    Kemal Gelence - 21.02.2011


  • ♪ . Kısa.. Kısa.. (2) : .................... Türkiye'nin Mısır'a "model ülke" olabileceğinden söz edenler var. Benim naçizane önerim; Mısırlılar Türkiye'nin şu anki durumunu iyi değerlendirsin ve bizi kendilerine model falan almasın. Ama illa alacaklarsa, bari zaman yitirmeyip kestirmeden gitsinler. Yani; "önce demokrasi, sonra sivil dikta" gibi dolambaçlı bir yol izlemeyip, hazır daha demokrasiye geçmemişken, bulundukları yerde kalsınlar.
    Kemal Gelence - 21.02.2011


  • ♪ . Kısa.. Kısa.. (1) : .................... Libya'da Kaddafi karşıtı gösterilerde öldürülenlerin sayısı 84'e ulaşmış (19 Şubat rakamı). - 29 Kasım 2010'da, yani bundan yaklaşık 3 ay önce Tayyip Erdoğan bu ülkede "Kaddafi İnsan Hakları Ödülü"nü törenle almıştı. Yorum sizin.
    Kemal Gelence - 20.02.2011


  • ♪ . Demokrasi Diye Diye (1) : ........ FLAŞ..FLAŞ..FLAŞ.. Üç yıldan bu yana ülkemizde uygulanmakta olan hukuk sisteminin gizli tutulan kod adını açıklıyorum: "Ördek Hukuku". Evet, yanlış okumadınız; hani şu vak vak diye ses çıkaran ördek var ya, işte adını ondan alan bir hukuk sistemi. Aslında hiç de karmaşık değil, çok basit bir işleyişi var. Bakın şöyle: Diyelim ki "bugün hava bulutlu" dediniz. Bu sözünüz tele-kulağa takılıyor ve bir gün sabahın köründe sütçüye hiç de benzemeyen bir takım kişiler kapınıza dayanıyor. "Buyrun gidelim!" sözüne bir anlam veremeyip nedenini soruyorsunuz: "Siz 'bugün hava bulutlu' demişsiniz" - "Evet dedim, n'olmuş ki?" - "Bulutlu havanın ardından yağmur gelir, yağmur yağınca yerlerde su birikintileri olur, o birikintilerde ördekler yüzer" - "Eee?" - "Siz Padişahımız Efendimize 'ördek' demek istediniz, bu yolla kendilerinin moralini bozarak, yapacakları yüce görevlere engel olmaya çalıştınız. Hazırlanın gidiyoruz!" ... Size fantezi gibi mi geldi? O zaman, daha önceki bütün örnekleri bir yana bırakın ve en son "Oda TV" gözaltılarındaki gerekçelerden biri olan şu suçlama üzerinde biraz düşünün: "Maksatlı haber yaparak siyasete yön vermek". Demokratik(!) bir ülkede, bir gazeteciye böylesi bir suçlama yöneltilebiliyorsa, bunun "Ördek Hukuku"ndan daha ileri bir şey olduğunu söyleyebilir misiniz? Ayrıca, şu soruyu da kendinize sorun lütfen: Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün daha önceleri iktidara yoğun eleştiriler yöneltirken; bir kez gözaltına alınıp, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldıktan sonra neden suskunluğa büründü? Arada bir suya sabuna dokunmayan sözleri dışında, artık neden hiç konuşmuyor?
    Kemal Gelence - 20.02.2011


  • ♪ Öncekine ek olarak, birbiriyle paralel yürüyecek birkaç yazı dizisine daha başlıyoruz. Bunlardan birinin adı "Demokrasi Diye Diye". Biliyorsunuz, kısaltma kullanmak çağımızda oldukça sık başvurulan bir yöntem. Bu dizinin adını uzun bulanlar, "De-diy-di" şeklinde kısaltabilirler. Yok eğer "ben kısaltmaları hiç sevmem, hatta adı daha da uzun olmalı" derseniz; o zaman şunu önerebilirim: "İleri demokrasi şöyle dursun, bu yolun ülkeyi faşist diktaya götürmekte olduğunu hep diyegelmişti". - Bir diğer dizimiz, "Güncel Gündem Gülmecesi". Bunu da "Gün-gün-gül" şeklinde kısaltabilirsiniz. Tabii uzun isim sevenleri yine unutmuyoruz: "Her insanda var olan zekâyı, plastik bir çiçeği saksıda unutur gibi bir kenara bırakmayıp, biraz kullanırsak; bizzat güncel gündemin kendisinin gülünçlüklerle dolu olduğunu görürüz". Eğer "ama bu da fazla uzun oldu" derseniz, ben de size yeni çıkan "Torba Yasa"nın 612 kelimeden oluşan "resmî" adını örnek gösteririm; o zaman dizinin bu uzun ismi bile gözünüze kısaltma gibi görünür. (AKP yönetim kadrosunun çok iyi becerdiği "şark kurnazlığını" ben de kapmaya başladım galiba. Eee, ülke gündemini yakından izleme çabası, bu gibi "yan etkileri" de beraberinde getirebiliyor) - "Kısa.. Kısa.." adında bir başka dizimiz daha olacak. İsminin kısalığı-uzunluğu konusunda bir muhabbete girmek yerine, bu tanıtım bölümünü bir fıkra ile kapatalım: Bir Kızılderili'nin köpeği ismini değiştirmek için mahkemeye başvurmuş. Hakim "şu anki adın ne?" demiş. Cevap: "Sabahın seher vaktinde vadileri çınlata çınlata havlayan iri beyaz köpek". - "Peki ne olmasını istiyorsun?" - "Kuçukuçu".
    Kemal Gelence - 19.02.2011


  • ♪ şimdi tek ses zamanı onun için susturmuşlardır..inşallah 13 haziranda tekrar yayına başlarlar ?
    mustafa yüksel - 16.02.2011


  • ♪ TRT'nin çok sesli müzikleri eğiterek sevdirme açısından yüzakı olan ve bir eşi bulunmayan TRT-3 radyomuzu galiba yitiriyoruz. Önce Ocak ayı başında Muğla'da, ardından bu hafta Kocaeli ve Sakarya bölgesinde Radyo-3 frekansı Radyo haber'e tahsis edildi. TRT Radyo-3 yayınları kademeli olarak susturuluyor. :(((
    editör - 15.02.2011


  • ♪ Yakin bir gecmiste Dusseldorf'ta Fazil Say konserine gittim. Konser muhtesemdi tabii. Konserden sonra konusma firsati buldum.Ulkem icin sikintiliydi. Zaman olcusunde anlatti olani biteni. İcim daraldi.
    Elvan Duygu Gülay - 15.02.2011


  • ♪ . YETMEZ-ama-EVET-çilere SORULAR (No: 13) : ...................... Ahmet Altan bey, gözünüz aydın!.. Arada bir eleştirseniz de, genelde destekçisi olduğunuz Tayyip Erdoğan ile aynı dava dosyasında buluşacaksınız. Bir süre önce hem size, hem de gazetenize tazminat davası açmakla kalmadı; ayrıca ceza davası için de suç duyurusunda bulundu. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? "Her şeyde bir hayır vardır" diyerek, bu gelişmeyi de ileri demokrasinin adımlarından biri olarak görüp görmediğinizi merak ediyorum. Bilin bakalım bu dava sürecinde karşınıza ne tür bir savcı ve yargıç çıkacak. O "statükonun temsilcisi" diye kıyasıya eleştirdiğiniz hukukçularla mı; yoksa altın tepsi içinde iktidara sunduğunuz HSYK'nın şu sıralar bütün kilit noktalara yerleştirmekte olduğu, AKP'ye ve tabii Tayyip Erdoğan'a "diyet borcu" bulunanlarla mı? Düşünebiliyor musunuz; davacınız olan kişi aynı zamanda yargıç cübbesi giymiş, alaycı bir gülümsemeyle sizin "efendim, hakaret kastım yoktu" deyişinizi dinliyor... Hani belki "şansım yaver gider de, yeni atanmış bir yargıç denk gelmez" diye umutlanıyorsunuzdur. Ama bunu ayarlamak HSYK için artık çocuk oyuncağı. E tabii sizlerin sayesinde. Kısacası, işiniz çok zor. Artık, davadan vazgeçsin diye araya hatırlı dostlar mı koyarsınız, yoksa kendisine biat edenlerin arasına katılıp her gün övgü yazıları mı yazarsınız; orasını bilemem. Ama sorumu sormaktan da geri duramam: "Bağımsız yargı" ilkesinin ne anlama geldiğini kavrayabilmeniz için, başınıza gelen bu olay YETERLİ mi?
    Kemal Gelence - 10.02.2011


  • ♪ 2010 Mavi Nota Müzik Ödülleri oylaması başlamıştır.Gazetemizin vereceği müzik ödülünü oylarınızla belirleyin! Hadi oy kullanmaya :))
    editör - 04.02.2011


  • ♪ Şu günlerde hatırlanmaya değer bir başka şiir de Nazım Hikmet'ten: DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU _ Akrep gibisin kardeşim / korkak bir karanlık içindesin akrep gibi / Serçe gibisin kardeşim / serçenin telaşı içindesin / Midye gibisin kardeşim / midye gibi kapalı, rahat / Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim / Bir değil / beş değil / yüz milyonlarlasın maalesef / Koyun gibisin kardeşim / gocuklu celep kaldırınca sopasını / sürüye katılıverirsin hemen / ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye / Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani / hani şu derya içre olup / deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf / Ve bu dünyada, bu zulüm / senin sayende / Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer / ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak / kabahat senin / — demeğe de dilim varmıyor ama — / kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
    Kemal Gelence - 02.02.2011


  • ♪ Şair Rıfat Ilgaz "AYDIN MISIN" başlıklı şiirini 1968 yılında yazmış, ama sanki günümüz toplumuna seslenmiş: _ Kilim gibi dokumada mutsuzluğu / Gidip gelen kara kuşlar havada / Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden / Tabanında depremi kara güllelerin / Duymuyor musun ... Kaldır başını kan uykulardan / Böyle yürek böyle atardamar / Atmaz olsun / Ses ol ışık ol yumruk ol / Karayeller başına indirmeden çatını / Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm / Alıp götürmeden büyük denizlere / Çabuk ol ... Tam çağı işe başlamanın doğan günle / Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden / Her satırında buram buram alın teri / Her sayfası günlük güneşlik / Utanma suçun tümü senin değil / Yırt otuzunda aldığın diplomayı / Alfabelik çocuk ol ... Yollar kesilmiş alanlar sarılmış / Tel örgüler çevirmiş yöreni / Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende / Benden geçti mi demek istiyorsun / Aç iki kolunu iki yanına / Korkuluk ol __ Kendi sesinden dinlemek isteyenler için: _ http://siir.gen.tr/siir/r/rifat_ilgaz/Rifat%20Ilgaz%20-%20Kendi%20Sesinden%20Siirler%20-%2009.Aydin%20misin.mp3
    Kemal Gelence - 01.02.2011


  • ♪ . YETMEZ-ama-EVET-çilere yönelik sorularımıza bir süre ara vermiştik. Yeni sorulara geçmeden önce, birkaç şeye değinme ihtiyacı hissediyorum. Artık TV dizileriyle yatıp kalkan bir toplum olduğumuza göre, bu sütunda bölümler halinde yayınlanan dizi-yazıları kimsenin yadırgayacağını sanmıyorum. Yalnız, ağırlıklı olarak toplumsal-siyasi içerikteki bu yazıları "müzik gazetesi" kavramıyla bağdaştıramayanlar belki olabilir. Tabii ki görmezden gelip okumamak gibi bir seçenekleri var. Ama şu noktaları da göz ardı etmemelerini öneririm: Ülke olarak ne yazık ki olağandışı bir süreçten geçiyoruz. Toplumun azımsanmayacak bir kesimi gibi, ben de kopkoyu bir karanlığa doğru gitmekte olduğumuzu düşünüyorum. Bir değil, iki değil; bütün siyasal ve toplumsal göstergeler bu yöndeki kaygılarımı destekliyor. Üstelik kaygılarım, "gelecek öngörüsü" olmanın da ötesinde, somut gerçeklere dönüşmeye çoktan başladı bile. Eksiklikleri ve çarpıklıklarıyla da olsa, bir demokrasimiz vardı; onu da tümüyle yitirmenin eşiğindeyiz. Bu koşullar altında, ülkenin ana gündemine ilişkin görüş belirtmeyi yurttaşlık hakkı ve sorumluluğu olarak görüyorum. Aslında yaşadığımız süreçte herhangi bir olağandışılık olmasaydı bile; siyaset, yalnızca siyasetçilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Çünkü yaşamın bütün alanlarında belirleyici ve biçimlendirici rol oynar. Yaşam hakkı, özgürlükler, adalet, eğitim, sağlık, refah düzeyi, insan ilişkileri ve tabii sanat... Gerçi ülkeyi yönetenler (işlerine öyle geldiği için) toplumun geniş kesimlerini siyasetten uzak tutmaya çalışırlar. Hatta kimi zaman (adeta kirli bir iş olduğunu çağrıştırırcasına) "bulaşılmaması gereken" bir alan olarak gösterirler. Onlara göre halk oy vermekle yetinmeli, gerisini siyaseti meslek edinenlere bırakmalıdır. Oysa, düşünce ve eylem düzeyinde siyasetle ilgilenmek her bireyin hakkı ve görevidir. Bundan 2400 yıl önce yaşamış filozof Eflatun'un, tüm çağlar ve coğrafyalar için geçerli şu sözleri oldukça anlamlı değil mi? : _ Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır. _ Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla hoşgörebiliriz. Yaşamdaki asıl trajedi, yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır. _ Şimdi, "yine de bu konularla müzik gazetesi arasında daha sıkı bir bağ görmeliyim" diyenlere bir soru yöneltmek istiyorum. Bilin bakalım şu söz kime ait? : "Benim milletimin parasını, yalnızca tuzu kuru elit bir zümrenin keyfi için opera, bale, senfoni orkestrası gibi kurumlara harcamak yazıktır, günahtır!" ... Evet, cevabınız?.. Siz farkında olmadan, küçük bir test uyguladım. Ben henüz böyle bir sözün "üst kademelerce" sarf edildiğine tanık olmuş değilim. Ama itiraf edin; birçoğunuz "Türkiye'de hiçbir yönetici böyle bir sözü söylemiş olamaz!" diyemediniz. Hele ki şu dönemde... Zaten, başkent belediye başkanının "tükürürüm böyle sanatın içine" dediği, Başbakan'ın bir anıt-heykeli ucube olarak niteleyip, "TEZ YIKILA!" buyruğunu verdiği bir ülkede, az önceki cümleye de şaşıracak çok az kişi kalmıştır herhalde. Hem sahi, içinizde hiç günümüz yöneticilerini operada, balede, klasik müzik konserinde, resim ya da heykel sergisinde gören var mı? ("Vitrin" olarak aralarına aldıkları Ertuğrul Günay hariç!) Hiç kuşkunuz olmasın, dizginleri tümüyle ele geçirdiklerinde (ki buna çok az kaldı), ben değil ama bizzat siyasetçiler size "siyaset-müzik" ya da daha genel anlamıyla "siyaset-sanat" ilişkisinin ne demek olduğunu çok açıkça gösterecekler. Bakınız: İran. Ha, ama tiyatro konusunda biraz daha iyimser olabilirsiniz. Osmanlı'nın devlet düzenini ve yaşam biçimini methederek topluma benimsetmek için, yani bu gibi "sınırlı" amaçlarla, tiyatroya hayat hakkı tanıyabilirler.
    Kemal Gelence - 28.01.2011


  • ♪ Bankada gişe sırasından içeri alıp kendisine kahve ikram ettiğimde çok mütevazi ve içimizden biri olduğunu fark rttiğimde çok şaşırmıştım.nur içinde yatsın
    mustafa yüksel - 24.01.2011


  • ♪ Uğur Mumcu'yu saygıyla ve özlemle anıyorum :(
    editör - 24.01.2011


  • ♪ vay be ben masonmuşum da haberim yokmuş.şimdi en yakın mason derneğine gidip kaydımı yaptırayım. umarım beni kabul ederler. etmezlerse caz arşivimi gösteririm,o zaman direnemezler.
    mustafa yüksel - 13.01.2011


  • ♪ Andande dergisi yöneticisi Serhan Bali maalesef bay bardakçı'nın reklam ve propogandasına alet olmuştur. Dizi meraklısı geniş izleyici kitlesi bardakçının propogandasından etkilenmiştir.
    mustafa yüksel - 10.01.2011


  • ♪ Her yorumcunun sanatçı olmasını umamayız.Ayrıca sanat 'herşeyden anlayan'portatif ulemaların da takdirine muhtaç değildir.
    Bekir Çelikağ - 10.01.2011


  • ♪ Habertürk Televizyonu’nun yapımcıları, dün gece yayınladığı Tarihin Arka Odası adlı programdan dolayı utanmalıdır. Bir TV programı saatler boyunca bu ülkenin kreması olan sanatçılarına antipropaganda unsuru olmamalıydı. Bu gerçekten utanılacak bir durumdur.
    editör - 10.01.2011


  • ♪ 20 yıl önce bugün, 6.Ocak.1991 tarihinde Türk Müziğinin büyük yaratıcısı Ahmet Adnan Saygun aramızdan ayrılmıştı. Şükran ve rahmet duygularıyla anıyoruz. :((
    editör - 06.01.2011


  • ♪ Mustafa Bey, işaret ettiğiniz gibi, iki gündür bunca safsataya yer veren yazıları özellikle yayımlıyorum. Çünkü bunca safsata ile insanımızın, okumayan, araştırmayan, sorgulamayan, herşeyi hazır ve olduğu gibi kabul eden insanımızın beyni doldururuluyor. sizin yorumunuzla bu yazıları yayımlamaktaki amacımız yerini bulmuş oluyor. Teşekkürler saygılar :))) Umarım konunun yazarıda görüşlerini açıklar :))
    editör - 03.01.2011


  • ♪ BU KADAR SAFSATAYA NE GEREK VAR ? GERÇEK ŞU: MÜZİK İNSAN RUHUNU YÜCELTİR TANRI KATINA ÇIKARIR. BUNU ANLAMAK İÇİN BACH DİNLEMEK KAFİDİR
    mustafa yüksel - 03.01.2011


  • ♪ Selam..Çalıkuşu film müziğinin notalarına ihtiacım var..
    ziya baki - 02.01.2011


  • ♪ Yeni yılınız kutlu olsun değerli dostlarım:))) İzninizle 2011'e birkaç sözüm var :))) Eyyyyyy 2011:)Zaten sormadan kafana göre geliyosun,efendi gibi gel,efendi gibi git...istikrarlı ol,akıllı ol,sağlam ol,bir verip iki alma,insanın canını sıkma,çileden çıkartma...Şunun şurasında 365 gün ömrün var,tüm güzelliklerini ver ve adabınla çirkinleşmeden git.'Ne yıllar gördüm ama bunun gibisini görmedim süperdi'dedirt,yapabilirsin sende o potansiyeli görüyorum ben :)sen 2011'sin göster farkını :)))
    editör - 31.12.2010


  • ♪ . YETMEZ-ama-EVET-çilere SORULAR (No: 12) : ...................... "Patlıcanda son nokta! Biiip..." _ Birkaç yıl önceydi; bilişim-elektronik ürünleri satan bir firmanın TV reklamının sonunda bu cümleyi duyuyorduk. Bir yandan yenilikçiliğin abartılmasını ti'ye alıyor görünürken, diğer yandan insanın içindeki "en yeniye sahip olma" dürtüsünü kışkırtan kurnazca(!) bir reklamdı. Bunu niye mi hatırlattım? Siz "yetmezcilerin" desteğiyle; kamuoyuna ne gibi beklentiler pompalanırken, aslında demokrasimizin hangi traji-komik noktaya geldiğini değerlendirmemize kolaylık sağlasın diye... Bundan 3 yıl önce, "Üniversitede Özgürlük" bildirisi yayınlanmış ve birçok akademisyen imzalarıyla buna destek vermişti. Bildiride şu cümle de yer alıyordu: "Üniversitelerin düşünce, ifade, din ve inanç özgürlükleri ile eğitim ve öğretim gibi en temel insan hakları karşısında yasakçı değil özgürlükçü bir tavır alması gereken kurumlar olduğunu düşünüyoruz". Aradan geçen süre içerisinde, yasal olarak değilse bile, uygulamada "türban" serbestliği sağlandı. Yani, "kafanın dışı" ile ilgili özgürlük elde edildi. Peki, "kafanın içi" ile ilgili özgürlükler?.. Yakın zamandan örneklerle ortaya koyalım: O bildiriyi imzalayanlardan Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mehmet Pakdemirli, oturduğu makamı kendisine bahşeden AKP'nin önde gelen isimlerinden Bülent Arınç'ı ağırlıyor. Dışarıda öğrenciler protesto için toplanmışlar. Rektör bunu farkedip öğrencilerin yanına gidiyor. Özgürlükçü(!) Rektör'ün cümlelerinden yalnızca ikisini buraya alıyorum: "Siyasi slogan atarsanız, kimliklerinizi toplarım, ÜNİVERSİTEDEN ATARIM HEPİNİZİ!.." -- "Kardeşim Cumhuriyet savunulacaksa ben savunurum, ben burada rektörüm, SANA KALMAZ CUMHURİYETİ SAVUNMAK!" -- Nasıl özgürlük ama!.. Aynı Rektör, tartıştığı öğrencilerden biri hakkında daha sonra Zaman gazetesine açıklamada bulunuyor: "O öğrenci zaten sabıkalı". Bunun üzerine, adı geçen öğrenci gidip "adli sicil kaydı" çıkartıyor ve hiçbir sabıkasının olmadığını kanıtlayan imzalı-mühürlü belgeyi kameralara gösteriyor. Özgürlükçü(!) bir rektörün, iktidar partisinden bir siyasetçiyi cansiperane bir şekilde "kollamak" için düştüğü duruma bakar mısınız? Hababam Sınıfı'nın Mahmut Hocası bu olanları görse, adamcağızın kalbine inerdi. Gelelim İstanbul Üniversitesi'ne... Yine bildiri imzacısı, yani özgürlükçü(!) bir rektör: Prof.Dr. Yunus Söylet. Polisin üniversite çevresinde (ve talep halinde, içinde) öğrencileri arayabilmesi için 1 yıl süreli mahkeme kararı çıkartıyor. E tabii, "ülkede her şey güllük gülistanlık" havasını bozacak hiçbir protestoya fırsat vermemek, öğrencilerin ensesinde boza pişirmek lâzım ya! Ha, unutmadan... Bazı üniversitelerin yönetimleri öğrencilerin ailelerine mektup göndererek; tamamen yasal çerçevedeki siyasi faaliyetlerini "yasa dışı örgüt" eylemiymiş gibi gösterip, ailelerin çocuğu üzerinde baskı kurmasını sağlamaya çalışıyor. Evet... "Kafanın içi" ile ilgili örgürlükler böyle. Şimdi, siz "yetmez ama evet-çilere" soruyorum: Gerçek bir demokraside, ifade ve protesto özgürlüğü olmadan, düşünce özgürlüğünün hiçbir anlam taşımayacağını yüksek sesle dillendirmeniz için bu örnekler YETERLİ mi? "Siyasi konular hariç, özgürce düşünebilirsin" şeklindeki bir anlayışın, tamamen "çağdışı" bir yaklaşım olduğunu her ortamda vurgulamanız için bu yaşadığımız gelişmeler YETERLİ mi? Yalnızca bugün geldiğimiz noktayı değil; aynı zamanda nereye doğru gitmekte olduğumuzu da "iş işten geçmeden" görüp, olan bitenleri kınayacak bir "bildiri" yayınlamanız için bu kadarı YETERLİ mi? (Ama uyarmadı demeyin; maazallah böyle bir bildiri yayınlarsanız, Tayyip amcanız çok kızar ve biliyorsunuz kızınca çok ağır laflar ediyor. Gerçi sizden böyle bir bildiri çıkacağına pek inanmıyorum, ama hani belki beni utandırırsınız diye söyledim.)
    Kemal Gelence - 31.12.2010


  • ♪ zırvalamış herkimse bu yazar
    mustafa yüksel - 30.12.2010


  • ♪ Sayın Merve Yılmaz, telif meselesini çözmeye çalışıyorum, o meseleyi çözersem, mavi nota'da 40.000 civarında nota yayımlanacak. Bilgilerinize :)
    editör - 29.12.2010


  • ♪ ya seyyan hanımın notaları yok mu sitede sadece bu kadarcık nota nı var bi de arşiv demişiniz....
    merve yılmaz - 28.12.2010


  • ♪ Mazi Kalbimde Bir Yaradır tangosunun notası: _ http://www.mediafire.com/?wlukvuihqeya90r _ Müzik dolu günler...
    Kemal Gelence - 27.12.2010


  • ♪ Bir aksilik olmazsa, 2 saat kadar sonra notanın indirme adresini buraya yazabileceğim.
    Kemal Gelence - 27.12.2010