ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 3 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Son Mesajlar


  • ♪ Kemal beycim, üst katta benim olmam sizlerin gürültü yapma özgürlüğünüzü sağlamak içindir. Yazıma gelince onunla çeliştiğimi düşünmüyorum. Zira o gürültüyü çıkaranlar tacirler. O nedenle sınır koyuyorum. Bilmem anlatabildim mi? Ayrıca yazışmalardan çok mutlu oluyorum. Emeğim değer kazanıyor siz okurlarımın sayesinde. Çok teşekkürler hepinize ayrı ayrı :)
    editör - 16.08.2010


  • ♪ Sayın Mustafa Yüksel, öneriniz için çok teşekkür ederim. Ancak benimki, sınırları belli, mütevazi bir yazıydı. Eğer karşı görüş gelseydi, belki birkaç da cevap yazabilirdim. Hem zaten farklı ortamlarda yeterince işlenmiş bir konu olduğu için, doğrusunu isterseniz ben bu noktada bırakmayı tercih ederim. İlginize ve önerinize tekrar teşekkür ediyorum. Esen kalın...
    Kemal Gelence - 14.08.2010


  • ♪ Sayın Gelence,F.Say hakkında Gürer Aykal ve Cihat aşkın yahooda klasikbatımuzigi grubunda yazılar yazdı. Bence sizin yazınız da bu grupta yayınlanmaya değer çok önemli bir yazı. söz konusu gruba katımanız çok yararlı olur
    mustafa yüksel - 13.08.2010


  • ♪ Özge Hanım, demokrasilerde görüşler ve karşı görüşler vardır. Herhangi bir konuda görüş belirtmeyi "negatif enerji kusmak" diye nitelemek, demokrasinin ruhuna aykırıdır. Çünkü şöyle bir bakış açısını yansıtır: "Asıl olan benim görüşlerim, benim yargılarımdır. Buna aykırı olan her şey kötüdür, zararlıdır." Yani, bir bakıma kişinin kendisini "mutlak doğru" varsayması, "hakem" yerine koyması anlamına gelir. - Olması gereken ise şudur: Belirtilen görüşleri, açıklanan düşünceleri beğenmiyor, yanlış buluyor, hatta için için nefret ediyor bile olabilirim. Yine de yapmam gereken; onları engellemeye, susturmaya, sindirmeye çalışmak veya entrikalarla, saptırma ve çarpıtmalarla söz konusu fikri veya onu savunanı gözden düşürmeye çalışmak değil; daha ikna edici dayanak ve kanıtlarla, daha inandırıcı bir mantık kurgusuyla kendi görüşlerimi açıklamaktır. Ya da, daha basitçe ifade edecek olursak; bugünkü yönetimin 8 yıldır uyguladığı yöntemlere hiç başvurmamaktır :)
    Kemal Gelence - 13.08.2010


  • ♪ kemal bey galiba içinizdeki tüm negatif enerjileri kustunuz:)
    özge ağdemir - 12.08.2010


  • ♪ Oldu olacak, kısmen değindiğim "Fazıl Say" konusuna ilişkin görüşlerimi biraz daha bütünlük içerisinde yazayım da, en azından kendi açımdan bu konuyu sonuçlandırmış olurum. Bir İngiliz atasözü şöyle dermiş: "Birini eleştirmeden önce, onun ayakkabılarıyla 1 km yürüyün!" - Keşke Fazıl Say ayakkabılarından bir çiftini bana verse de, onunla 1 km yürüme şansını elde etsem :) Gerekli mi bilmiyorum ama, konuya girmeden önce şunu da belirtme ihtiyacı hissediyorum: Her zaman olduğu gibi, görüşlerimi "herhangi bir müziksever" ve "herhangi bir yurttaş" olarak ifade etmiş olacağım. Yoksa, "yetkin bir otorite" edasıyla değil!.. Fazıl Say'ın müzikteki ve toplumsal konulardaki "genel çizgisini" doğru buluyorum. Ama bu, ayrıntılara inildiğinde onun her söz ve eylemini ya da her müzik çalışmasını beğenip onayladığım anlamına gelmiyor. Örneğin, klasik eserlere getirdiği caz yorumlarını beğenmiyorum. Sonra, konserlerinde beden dilini abartılı biçimde, hatta müziğin bile önüne geçeçek tarzda kullanmasını itici, kimi zaman da narsistçe buluyorum. Müzikle ilgili olsun, olmasın; toplumsal konularda görüş belirtmek her yurttaş gibi onun da hakkı, hatta bir sanatçı olarak görevi de... Yalnız, aslında çok önemli olan "üslup" konusuna özen göstermediğini düşünüyorum. Halk dalkavukluğuna hiç sıcak bakan birisi değilim. Ama toplulukları rencide edecek çıkışlar yapmak, çoğu zaman arzulananın tam tersi sonuçlara yol açar. Bununla kalsa yine iyi; üstelik, o toplulukları kendi siyasi ve maddi çıkarları için yönlendirmek isteyen kesimlerin ekmeğine de yağ sürer. En son şu "arabesk" konusundaki çıkışı... Söylediği şeylere bakınca görülüyor ki, aslında kendisi de bunun yalnızca bir müzik sorunu değil; sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik boyutları bulunan karmaşık bir olgu olduğunun farkında. Peki, bu söz konusu boyutlarda değişiklikler gerçekleşmeden, arabesk olgusunda nasıl bir değişim bekliyor ki?! Şöyle kötü, böyle berbat, utanıyorum v.b. sözler, kişisel olarak kendisini "günah keçisi" durumuna getirmekle kalmaz; savunduğu davaya da zarar verir. Çünkü şu an ülkede, ölçülüp biçilmeden ve acemice atılan her adımı kendi lehine çevirebilecek kadar yetenekli(!) ve tilki gibi kurnaz kadrolar köşe başlarını tutmuş durumda. Siyasetinde de, basınında da, müzik piyasasında da, hatta bir kısım akademisyenlerinde de durum böyle. Bence şunu yapsa, daha HAYIR-lı bir iş yapmış olurdu: Madem ki kendisi uluslararası bir sanatçı, yurt dışında da saygınlığı var; girdiği her ortamda yabancılara Türkiye gerçeğini anlatsın, onların yanılgılarını kanıtlarıyla önlerine koysun. Bugünkü iktidarın "demokrasi, demokrasi..." diye diye, adeta Hitler dönemini çağrıştıran propagandalarla aslında ülkeyi nasıl sivil diktaya sürüklediğini açıklasın. Kısa vadede kendi çıkarlarına uygun buldukları bu yönetimin, eğer böyle gider ve onlar da desteklemeyi sürdürürse, uzun vadede onların başına da bela açacağını anlatsın. Avrupa'da olsa, ilgili kişilerin, hatta bütün hükümetin istifası ile sonuçlanacak antidemokratik söz ve eylemlerin, yolsuzluk ve kayırmaların, Türkiye'de yaprak bile kımıldatmaz nitelik kazanmasındaki "gizli tehlikeyi" vurgulasın. Tabii bunun için, tıpkı kendi ülkesinde olduğu gibi, bazı batılı dostlarının gözünde de "sevimsiz kişi" olmayı göze alması gerekecek. Sonuç: Kendi bakış açımızla ayrıntı düzeyinde bir takım eleştiriler yöneltsek de, hırpalamak yerine, Fazıl Say gibi önemli bir değere sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.
    Kemal Gelence - 12.08.2010


  • ♪ evet hem flamenko hem klasik inşallah bir de türkülerimizi seslendireceğim.dediğiniz gibi flamenko teknikleribir çok türkülerde çok hoş duruyor.bir insan buna kayıtsız kalamıyor.flamenko yla en iyi halk türkülerinin gittinğine inanıyorum türk azeri vb sizin gibi.fazıl say ın kara toprağını beğenmemenize de ayrıca sevindim :) bu konuda yalnız olduğumu düşünmüştüm de.verdiğiniz linkteki videoya baktım da aşırı haklı hüzünlü bir havası var.yalnız doğrumu bilmem ama fazıl say bu videodaki başarıyı nazım hikmete borçlu.ha birde şan söyleyen o küçük kızı da unutmamak lazım.bir de koyunbaba demişsiniz zaten dinlediğim ve çok da hoşuma giden bir parçadır bu dinlediğim.yalnız bir şey daha söylemek istiyorum 'bu yönetime'sayfanızda çok az parça notaları var eğer ben nota eklemek istiyorsam neyapmalıyım?başkaları da bundan faydalansın değil mi?ben heralde kendimden biliyorum bulana kadar anam ağladı:)
    özge ağdemir - 11.08.2010


  • ♪ Sayın Editörümüz, bizden de selam ve saygılar, iyi tatiller!.. Yalnız, ben bir şeye takıldım. Ana sayfada halen durmakta olan son yazınızın başlığı: "Yüksek sesle, benim özgürlük alanımı ihlal etmeyin!" ... Şimdi ise, "üst kattakileri rahatsız edebilirsiniz" deyip, ekliyorsunuz: "Üst katta ben varım" ... Aklım biraz karıştı. Sakın bu sizinki, "kiracısını kovmak için bahane yaratmaya çalışan ev sahibi" taktiği olmasın! Yani, önce "gürültü serbest" deyip de, sonra kapının önüne koymazsınız, değil mi? :))) Peki tamam, kabul ediyorum; biraz fazlaca "fesat" bir bakış açısı oldu bu :) Neyse ki, şaka kaldıran bir insan olduğunuzu biliyoruz :))
    Kemal Gelence - 11.08.2010


  • ♪ "Sahip çıkma" konusuna gelince... Yerli olsun, yabancı olsun; müziği güzellikler üretmenin bir aracı olarak görüp, iyi niyetle çabalayan (paragöz olmayan) herkese sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki Ricardo Moyano da onlardan biri. Bu arada, onun yakın arkadaşı Carlo Domeniconi'nin de hakkını yemeyelim. Biz Türklerin yapamadığını yapmış; Anadolu'dan esinlenerek üretilebilecek belki de en güzel klasik gitar eserlerinden birini ortaya çıkarmış: Koyunbaba... Bulabilirseniz, kendi yorumuyla; değilse, örneğin şu adresten mutlaka dinlemenizi öneririm: _ http://www.dailymotion.com/video/x5hipu_lijie-carlo-domeniconi-koyunbaba-op_music
    Kemal Gelence - 11.08.2010


  • ♪ Fazıl Say'ın Kara Toprak'ını açıkçası siz gündeme getirene kadar dinlememiştim. Bir video sitesinde bulup dinledim. Biliyorsunuzdur, Say'ın bestecilik yönü de var. Zaten o eser de, "Kara Toprak teması üzerine piyano parçası" olarak müzikseverlerin beğenisine sunulmuş. Yani, aslında bildiğimiz Kara Toprak müziğini "yorumlamış" değil. Ondan esinlenerek kendisi ortaya yeni bir kompozisyon koymuş. Ritm, armoni, kontrpuan, sözler... bunların hepsi bir yana; bence bir müzik eserinde mutlaka insanı alıp götüren "güçlü" bir melodi olmalı. Eğer bu yoksa, bana göre diğer ögeler de büyük ölçüde anlamını yitirir. Bu açıdan bakınca, Fazıl Say'ın Kara Toprak'ını ben de beğenmedim. Ama az önce de belirttiğim gibi; öveceksek de, yereceksek de, en azından doğru pencereden bakarak bunu yapmalıyız derim. Yani, çaldığı müziğin Aşık Veysel'in Kara Toprak'ı olmadığını göz önünde tutarak, o beklenti içerisine girmeden... Söz Fazıl Say'dan açılmışken; eğer daha önce izlemediyseniz ve izlerken ağlama ihtimali sizi rahatsız etmeyecekse, kendisinin Nazım Oratoryosu eserinden "Kız Çocuğu" adlı bölümü öneririm: _ http://www.izlesene.com/video/muzik-fazil-say-nazim-hikmet-ran-kiz-cocugu/192405
    Kemal Gelence - 11.08.2010


  • ♪ Demek hem klasik, hem flamenko çalıyorsunuz... Ne hoş! Pepe Romero gibi ikisini bir arada götüren çok az gitarcı var galiba, değil mi? Gerçi flamenkocular arasında bazen sembolik nitelikte veya "işte bakın, canım isterse klasik de çalarım" türünden meydan okuyucu girişimlerde bulunanlar çıkabiliyor; ama buna süreklilik kazandıranlar bildiğim kadarıyla az sayıda. Ben "saf" flamenko sevenler tarafındayım :) Flamenko gitarın ilahı gibi gösterilen bazı isimlere, müziklerinde o saflığı yitirip, "flamenko ruhundan" uzaklaştıkları gerekçesiyle mesafeli duruyorum. Ama, ilk bakışta çelişki gibi görünse de, buna yatkın olan başka müzik türlerinde flamenko tekniklerinin kullanılmasına da karşı değilim. Örneğin, Azerbaycan türkülerinin flamenko gitar eşliğinde icra edilmesinden hoş sonuçlar çıkabileceğini tahmin ediyorum. Ritmik ve melodik yapıları bence buna elveriyor. Denemek gerek :)
    Kemal Gelence - 11.08.2010


  • ♪ Kemal bey ve Özge hanım, sevgili editörünüz (heh heh heh havaya girdim!) bu ara tatil nedeniyle gazeteyle pek ilgilenemediğinden olan bitenden geç haberi oluyor. Ama olanlardan da çok memnun. Mavi Nota ve yazıştığınız o platform sizin, istediğiniz gibi kullanabilir, hatta üst kattakileri rahatsız bile edebilirsiniz. (Üst katta ben varım merak etmeyin). Ancak dikkat edin, elektrik kesintisine neden olmayın, çünkü o zaman yazdıklarınız uçar gider, Selaml ve sevgiler :)))
    editör - 10.08.2010


  • ♪ kemal bey flamenko hakkındaki görüşlerinize katılıyorum.ben de flamenko çalarken bunu hissettirdiğime eminim.ayrıca yozlaştırıcı şeylerden de halkımızı müziğimizi 'türkümüzü' uzak tutmamız gerkiyor dediğiniz gibi.bazılarının gerçek ten çaldığı türkülerin türkü olduğuna inanmak zor.bunlardan biride fazıl say:kara toprak:sanki çok afedersiniz türküyü batırmış!!ama ricardo abimizi yalnız bırakmayalım bence *? editörümüz de böyle bir paylaşımlara umarım sevinecektir:)?
    özge ağdemir - 10.08.2010


  • ♪ Sayın Editörümüz, az önce sizi andık, kulağınız çınlamıştır herhalde :) Umarım tatiliniz güzel geçiyordur. Burayı merak etmeyin; yokluğunuzda hiçbir şeyi kırıp dökmüş değiliz. Cam-çerçeve, antika vazo, kristal biblolar... Hepsi sağlam ve yerli yerinde duruyor :) (Bazen "böyle uslu çocuklar gibi davranmak zorunda mıyız sanki?" diye kendi kendime sormuyor da değilim hani :))
    Kemal Gelence - 09.08.2010


  • ♪ Evet, gerçekten de bazı eserler ve bazı yorumlar insana o soruyu sordurtuyor. Benzer nitelikte, ama bir başka soruyu da, ilk kez flamenko gitar müziğini (radyodan) dinlemeye başladığım yıllarda ben kendime sormuştum: Bu müziği kaç gitar çalıyor? :) Öylesine bir ses zenginliği vardı ki, ancak birkaç gitar tarafından çalınabileceğini düşünüyordum. Meğerse tek gitar çalıyormuş :) Konu konuyu açınca, belki biraz dağıtmış olabiliriz. Editörümüz tatilden dönünce ortalığı dağınık bulursa kızabilir :) Dilimin döndüğü, klavyemin yazdığı kadarıyla toparlayıcı birkaç cümleyle bağlamaya çalışayım... Aslında öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki; eğer kendimizi sınırlandırıp koşullandırmamışsak, birçok müzik türünü adeta bir güzellikler yelpazesi gibi algılayıp, onlarla ruhumuzu besleme şansına sahibiz. Gerek otantik, gerekse işlenmiş haliyle kendi müziğimiz... Kafkas ve Balkan müziği... Akdeniz ve Latin müziği... Klasik müzik ve Opera... Bunlardan herhangi birisini dışlamak için mantıklı bir gerekçemiz olabileceğine inanmıyorum. Tek yapmamız gereken, müzik beğenimizi özgür bırakmak. Ama tabii, her alanda olduğu gibi, bu konuda da "yozlaştırıcı" çaba ve örneklere mesafeli durmak gerektiğini düşünüyorum.
    Kemal Gelence - 09.08.2010


  • ♪ çok güzel ,çok zor ama kemal gecik usta bunu hiç hissettirmiyor.bumble yi ilk dinlediğim zaman da demiştimki bunu çalan insanmı?:)
    özge ağdemir - 09.08.2010


  • ♪ Farkındayım. Benimki, "Adagio" esprisine zemin hazırlamak için bilinçli bir çarpıtmaydı :) Bir çizgi film karakterinin, o çok bilinen Meksika şarkısı "La Cucaracha"yı yaya yaya, aşırı derecede yavaş seslendirişini izlemiştim. Çok komikti. Ne zaman bir müziğin yavaşlatılması söz konusu olsa, aklıma o gelir. Ama tempolu eserleri ustaca çalan müzisyenleri izlemek de ayrı bir zevk. Ben de böyle bir eser-yorum önerisinde bulunayım: Rossini-Liszt - La Danza (Tarantella Napoletana) eserini video paylaşım sitelerinden bulup izleyin, ama mutlaka Kemal Gekic (Hırvat Piyanist) yorumuyla olsun.
    Kemal Gelence - 09.08.2010


  • ♪ pekala siz bilirsiniz.ama genede söyleyeyim hızlı olması arının tembel yada çalışkanlığından değil arının vızıltısındandır :)
    özge ağdemir - 09.08.2010


  • ♪ Öneriniz için teşekkür ederim. Parça o kadar hızlı ki, dinlerken kulaklarım bile yetişemiyor :) Rimsky Korsakov keşke daha tembel (adagio) bir arıdan esinlenmiş olsaydı :) Başarılı ve keyifli çalışmalar dileğimi tekrar ediyorum. Müzik dolu günler...
    Kemal Gelence - 08.08.2010


  • ♪ buyrun bu da linki: http://www.notadiyari.com/PdfNota/10/-rimsky-korsakov/flight--of-the-bumblebee.aspx dinleyin çok güzel bir arıyı tasvir ediyor zaman zaman hüzünlü asi mutlu .fakat çok hızlı çalınması lazım sayfa başında yazıo vivace son hızda demek :) deneyin
    özge ağdemir - 08.08.2010


  • ♪ sağolun bu elimdekiler tamamdır.yalnız türkçe piano çalıorsunuz galiba.size bir önerim var ama ben de çalıyorum 'the flight of the bumble bee'çok harikulade bir parça.bende çalıyorum ama daha çalışmam lazım tavsiyemdir.ayrıca azeri türkülerini dinlemenizde çok güzel birşey
    özge ağdemir - 08.08.2010


  • ♪ Değerli bir ozanımızın gitara uyarlanmış bir eseri söz konusu olduğunda, yorgunluktan bahsetmek olmaz :) Siz o tarafını düşünmeyin. Yalnız, Mediafire'daki "indirme sayacı" hâlâ sıfırda duruyor. Eğer JPEG'lerle yetinmeyi tercih ettiyseniz, siz bilirsiniz, ısrarcı olmam. Ama eğer indirmede bir zorluk varsa, sonuçlandırmadan bırakmayalım derim. Hem o dosyaları siz de başkalarıyla paylaşıp, daha fazla müzikseverin yararlanmasına aracılık etmiş olacaksınız, bu da bir kazançtır. Benim bulamadığım notalara gelince... (Yalnız piyano veya piyano eşlikli şan olarak) - Türkçe tangolar: _ Mazi kalbimde bir yaradır _ Sevdim bir genç kadını _ Sana nerden gönül verdim _ Papatya _ Dinle sevgili dinle _ Emelim _ Ayrılık ... Ayrıca, Azerbaycan ve Iğdır yörelerine ait bazı şarkı ve türkülerin yine piyanolu düzenlemeleri: _ Yalgızam _ Ay Gız _ Ayrılık _ Laçin (Araz üste buz üste) _ Sen ve Men (Karlı bir zirve olsan) _ Iğdır'ın Al Alması _ Aman Avcı _ Mehriban (Dost Bağında Açılıp Gül) ... Umudumu koruyorum, bir gün mutlaka bulacağım bu notaları :) Müzikle kalın...
    Kemal Gelence - 08.08.2010


  • ♪ kusuruma bakma kemal agabey.ben kafanı fazla yordum teşekkürler hemen çalışmaya başlıyacağım.ayrıca belirttinizde ilgimi çekti bulamadığınız notalarıyazın parçaları yanibelki bulurum:) bi tavsiye
    özge ağdemir - 08.08.2010


  • ♪ Bir yanlışlık yapmamak için, sitenin indirme ekranına baktım da... Sayfada sarı renkli bir bölümün içinde, mavi renkle "Click here to start download.." yazısını göreceksiniz. İşte oraya tıklamanız gerekiyor.
    Kemal Gelence - 08.08.2010


  • ♪ Ben ZIP dosyasını indirdiğinizi varsaymıştım. Son mesajınıza ayrıca cevap yazacağım.
    Kemal Gelence - 08.08.2010


  • ♪ Birkaç düzeltme yapmam gerekiyor... Ben "admin" değilim. Sıradan bir üye olarak, nota arayan arkadaşlara naçizane yardımcı olmaya çalışıyorum. Tabii internet olanakları ve benim zamanım elverdiği ölçüde... Ne yazık ki her nota bulunamayabiliyor, nitekim benim de bulamadıklarım var. Diğer bir konu; size iletmediğim hiçbir nota kalmadı. Hazır olarak bulduğum Kara Toprak PDF'si, ZIP paketinin içinde "PDF_Diger" klasöründe bulunan dosya. Dikkatli bakarsanız, JPEG'ler de dahil olmak üzere hepsinin nota içeriği aynıdır. Zaten son mesajımda bunu belirtmiştim. Hem, nota içeriğine dokunmak benim haddime mi? :) Bu sütunda bir keresinde şu espriyi yapmıştım: "Evet, biraz geciktim. Ama Vivaldi'nin hatalı yazdığı bölümleri düzeltmem biraz zaman aldı :))" ... ve eklemiştim: "Galiba bugün muzipliğim üzerimde:)" ... Kısacası, elinizdeki notaların özgün (orjinal) olduğuna güvenebilirsiniz. Gitarınızla keyifli çalışmalar diliyor, bu arada Aşık Veysel ustamızı da sevgi ve saygıyla anıyorum. Esen kalın...
    Kemal Gelence - 08.08.2010


  • ♪ yalnız şu son verdiğiniz link http://www.mediafire.com/?dlqi5f6nrz0z6qa _ nası indireceğimi bulamadım yardım edermisiniz sayfanın neresinden indirecegim ilginize teşekkürler kafanızı çok yordum galiba:)
    özge ağdemir - 08.08.2010


  • ♪ orijinalibozulmamış ricardo kara topragı da bekliyorum
    özge ağdemir - 08.08.2010


  • ♪ çook çook teşekkürler daha önceden bir çok yerde bulamadığım notaları buldum siiz onlardan önce davrandınız admin çook teşekkürler müzik dolu günler... :)
    özge ağdemir - 08.08.2010


  • ♪ Sayın Özge Ağdemir, her iki eserin tüm JPEG ve PDF dosyalarını içeren paketli tek bir dosya (ZIP: 5MB) şu adreste: _ http://www.mediafire.com/?dlqi5f6nrz0z6qa _ Hem kendi kullanımınız, hem de gerektiğinde paylaşmanız açısından; önceki RAR dosyasını değil, bu son dosyayı tercih etmenizi öneririm. İçerik olarak değil, ama dosyalama ve isimlendirme yönünden bu sonuncusunda ufak tefek düzeltmeler de yaptım. Müzik dolu günler...
    Kemal Gelence - 08.08.2010