ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 18     Sayı: 1853
Şu an 25 müzisyen gazete okuyor
Müzik ON OFF

Günün Mesajları


♪ 18. yılımız kutlu olsun
Mavi Nota - 24.11.2022


♪ Biliyorum Cüneyt bey, yazımda da böyle bir şey demedim zaten.
editör - 20.11.2022


♪ sayın müfit bey bilgilerinizi kontrol edi 6440 sayılı cso kurulrş kanununda 4 b diye bir tanım yoktur
CÜNEYT BALKIZ - 15.11.2022


♪ Sayın Cüneyt Balkız, yazımda öncelikle bütün 4B’li sanatçıların kadroya alınmaları hususunu önemle belirtirken, bundan sonra orkestraları 6940 sayılı CSO kanunu kapsamında, DOB ve DT’de kendi kuruluş yasasına, diğer toplulukların da kendi yönetmeliklerine göre alımların gerçekleştirilmesi konusuna da önemle dikkat çektim!
editör - 13.11.2022


♪ 4bliler kadro bekliyor başlıklı yazınızda sanki 4 bliler devre dışı bırakılmış gibi izlenim doğuyor obür kamu kurulrşlarında olduğu gibi kayıtsız şartsız kadroya geçecekler yıllardır sanat kurumlarımızı sırtlayan bu sanatçılarımıza sınav istemek yapılacak en büyük kötülüktür bilginize
CÜNEYT BALKIZ - 12.11.2022


♪ Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü Vefatının 84. Yıldönümünde Saygı ve Özlemle Anıyoruz!
Mavi Nota - 10.11.2022


♪ Almanya’da yaşayan bir müzisyen olarak, Mavi Nota’yı çok uzun süredir takip ediyorum. Beni hiç yanıltmadı. Özgürce doğru konulara değindiği, bilimsel yayıncılık anlayışı ile objektif habercilik yaptığı için kutluyorum. Böyle yayınların ülkemizde artması dileğiyle saygılarımı sunuyorum.
Ayşe Ersan Schütze - 08.11.2022


♪ Büyük Usta Timur Selçuk'u vefatının 2. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 06.11.2022


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Son Mesajlar


  • ♪ tuna ötenel ustaya izmirden kucak dolusu selamlar..bu hafta izmir devlet senfoni orkestrasının konuğu blok flüt virtüözü maurice steger.stegerin vereceği konserin orkestra şefi howard griffiths.konserde marin marais ,georg philip teleman,antonio vivaldi,franz joseph haydnın eserleri seslendirilecek
    HÜSNÜ YAMAN - 02.11.2011


  • ♪ BİZDE EN İYİ CAZ PİYANİSTİ TUNA ÖTENELDİR.HAKİKİ CAZ ÇALAN TUNA MAVİ NOTAYI ONURLANDIRDI.TEŞEKKÜRLER SAYIN EDİTÖRÜMÜZ..
    mustafa yüksel - 31.10.2011


  • ♪ 88. CUMHURİYET BAYRAMIMIZ TÜM ULUSUMUZA KUTLU OLSUN!
    Mavi Nota - 29.10.2011


  • ♪ Metin Bükey in Gümüş Gerdanlik adlı eserini notasını gonderebilirseniz çok müteşekkir olurum. Saygılarımla ...Esra Hilal Özkan
    Esra hilal Özkan - 18.10.2011


  • ♪ Emekleriniz için teşekkürler
    ugur akgül - 10.10.2011


  • ♪ Kendimi özel hissettiğim bir sanal ağ gazetesi...Yapımcıya teşekkür ediyorum
    UĞUR ALKAN - 28.09.2011


  • ♪ Yalçın Tura'ait Hasretim sana Buselik eseri çok beğendim orijinal notasını rica ediyorum.Teşekkür ederim.
    Süleyman UYAL - 22.09.2011


  • ♪ Zaman içinde caz evrimleşip ilerledikçe sokaktan kopmuş ve klasik müzik dinleyicisi gibi görece bir azınlığın sanat dalı olmuştur..caza uzak kalan ya da burun kıvıran klasikçiler neler kaçırdıklarının farkında olabilselerdi keşke..caz tarihi boyunca yaratılan şahaserleri bilmek bir ayrıcalıktır..çoğu palavra olsa da free cazın bile iyileri vardır..sevgili Cüneyt Sermet’in paha biçilmez arşivinden doldurduğu açıklamalı kasetler sayesinde şanslı bir caz sever olduğumuzu da tiraf edelim bu vesileyle
    mustafa yüksel - 16.09.2011


  • ♪ Mavi Nota Radyo pazartesi günü test yayınına başlıyor, Jazz'dan Klasik müziğe, Türk Müziğinden pop ve blues'a kadar kaliteli müziğin yeni adresi olacak Mavi Nota Radyo :)))
    editör - 16.09.2011


  • ♪ Çok teşekkür ederim Mustafa Bey, bazan böyle kalabalık geliyor, dediğiniz gibi tevazuu gösterdim biraz :)) Değerli yorumunuzdan anlıyorum ki, yazım amacına ulaşmış, çok teşekkürler tekrar :))
    editör - 14.09.2011


  • ♪ harika bir yazı. tabii anlayana.Müfit bey fazla tevazu göstermiş.İşin gerçeği ortalama kültürün vesairenin bir hayli üzerinde olmak lazım cazı anlamak ve sevmek için..ülkemizde klasik müzik dünyasının büyük kesimi dahi caz müziğine yabancıdır..varsa eğer meraklı gençlere tavsiyem Hüseyin Sermet'in babası Cüneyt Sermet'in CAZIN İÇİNDEN kitabıdır..cazı merak edenler için bu kitap olmazsa olmazdır..üstelik çok da eğlendiricidir..Cazın 'ehemmiyetini' anlamak için İlhan Baran hakkında yazılmış MÜZİKTE DERİN ZİRVE kitabına da bakmak gerekir
    mustafa yüksel - 14.09.2011


  • ♪ harika bir yazı. tabii anlayana.Müfit bey fazla tevazu göstermiş.İşin gerçeği ortalama kültürün vesairenin bir hayli üzerinde olmak lazım cazı anlamak ve sevmek için..ülkemizde klasik müzik dünyasının büyük kesimi dahi caz müziğine yabancıdır..varsa eğer meraklı gençlere tavsiyem Hüseyin Sermet'in babası Cüneyt Sermet'in CAZIN İÇİNDEN kitabıdır..cazı merak edenler için bu kitap olmazsa olmazdır..üstelik çok da eğlendiricidir..Cazın 'ehemmiyetini'anlamak için İlhan Baran hakkında yazılmış MÜZİKTE DERİN ZİRVE kitabına da bakmak gerekir
    mustafa yüksel - 14.09.2011


  • ♪ mavinotaradyoyu heyecanla bekliyoruz.inşallah iyisinden caz müziğine de çalınır
    mustafa yüksel - 09.09.2011


  • ♪ klasik kemençe ile ilgili parça ve notalarını rica ediyorum
    Nurbanu YAĞCI - 08.09.2011


  • ♪ Sayın Gürer Aykal Yunanistan'da trafik kazası geçirmiş ve ciddi biçimde yaralanmıştır. Kendisine acil şifalar diliyor geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz...
    Mavi Nota - 06.09.2011


  • ♪ Ne güzel tesadüf, iki güzel bayramı aynı günde kutluyoruz. :)) 30 Ağustos Zafer Bayramınız ve Şeker Bayramınız kutlu olsun:))
    editör - 30.08.2011


  • ♪ Sevgili İpek Ede' nin başarılarının artarak devamını diliyorum..
    Deniz Civelek - 08.08.2011


  • ♪ Yaz tatili nedeniyle gazetemiz 29.Ağusbtos.2011 Pazartesi gününe kadar güncellenmiyecektir. Bilgilerinize...
    Mavi Nota - 15.07.2011


  • ♪ Merhaba, Zafer Yümlü ile bundan dört yıl önce güzel bir dost aracılığı ile tanıştım. Müzik çalışmalarını o günden beri zamanımın elverdiği sürece Antalya'dan takip ediyorum.Son çalışmalarında özellikle takdir edilecek,onur payesi verilecek bir çalışmasından etkilendim. Otist bir öğrencisi ve arkadaşları ile çok güzel bir konsere imza attı. kendi sazında başarılı, müzük için yaptığı özverili çalışmalarını ise umuyorum İzmir'li sanat severler kaçırmıyorlardır. Başarıyı kucaklayanları ve onunla sarhoş olmayanları kutluyorum
    mukadder kavas - 05.07.2011


  • ♪ Akbank Oda Orkestrası :( içim acıyarak okudum. Güzel ülkemi zor günler bekliyor :(
    Elvan Duygu Gülay - 29.06.2011


  • ♪ Haklısınız Mustafa Bey, benimde ilgimi çektiği için konu ettim zaten, oysa klasik müzikle ilgii daha neler neler var konuşulcak :))) En azından devlet sanat kuumlarının gelceği üzerine :))) Ama yok yazan n'palım, biraz mavi nota olarak ben tutuyorum nabzını bu konuların :)) Teşekkürler ilginize :))
    editör - 22.06.2011


  • ♪ üyesi olduğunuz grup da bir alem..tartışma olsun da ne olursa olsun mantığı hakim..yeni 'tartışma'konusu : 1.senfoni mi demeli yoksa senfoni no:1 mi demeli..anlaşılan konu sıkıntısı çekiyor değerli grup üyeleri
    mustafa yüksel - 22.06.2011


  • ♪ Acılı bir haberin üzerine alttaki yazıyı gönderdiğim için özür dilerim. Ama belki yazıda, nice Nazım Hoca'lara değer bilmezlik edip, hoyratça davrananların portresini de çizmiş olabilirim. Acınızı paylaşıyorum.
    Kemal Gelence - 11.06.2011


  • ♪ . Demokrasi Diye Diye (20) : ...... Bu yazıda size "Bir Faşisti Tanıma Rehberi"ni sunacağım. Yok, hayır; "'Demokrat Kimdir?' yazımı okuyup, onun tersini düşünün" diyerek işin kolayına kaçacak değilim. Öncelikle bir yanılgıyı düzelterek işe başlayalım: Bazıları, faşizm veya faşist sözcüğünün ancak siyasal alanda kullanılabileceğini düşünür. Oysa hiç de öyle değildir. Bir faşisti bazen bir aile üyesi, bazen bir okul müdürü, bazen bir patron, bazen bir spor kulübünün yöneticisi ve tabii bazen de bir siyasetçi konumunda görebilirsiniz. O yüzden, sözlük anlamını temel alarak konuyu sınırlandırma yanlışına düşmeyeceğim. Bir faşist kendisini şu özellikleriyle ele verir: * Öncelikle "büyüklük-üstünlük" duygusuna (megalomani) sahiptir. Çoğu zaman buna "kendine hayranlık" da (narsizm) eşlik eder. Tabii bunun doğal sonucu olarak, kendisine benzer ve yakın gördüğü kişilerden başkasına değer vermez, onları "alt tabaka" gibi görür. * İnsanların eşit olduğu fikrini benimsemediği gibi, bu yaklaşım onu sinirlendirir. * Farklılıklara tahammülü yoktur. O tür şeyler gördüğünde, kendi gözünü ve ruhunu rahatsız etmeyecek "bir örnek" niteliğe büründürmek için kuvvetli bir istek duyar. * Her şeyin en iyisini kendisinin düşünüp takdir edeceğine öylesine inanmıştır ki; eleştiriye ve karşı görüşe zerre kadar katlanamaz, buna yeltenenleri baskı ve zorbalıkla sindirmeye çalışır. * Sürekli olarak hoşgörüsüz ve öfkeli tavırlar sergilemekle kalmaz, kincidir. Kendisine yapılan "saygısızlığı"(!) asla unutmaz; o an olmasa bile, fırsatını ilk bulduğunda o kişiyi doğduğuna pişman eder. * Eğer kendi görüşleri doğrultusunda ise, çoğunluğun azınlığı ezmesine göz yumar, hatta bundan hoşnut olur. * Bir kişi ya da kuruma hesap verme fikri onu delirtmeye yeter. O ancak "hesap soran"dır. * Kendisini bağlayacak kuralların olabileceğini düşünmek bile istemez. Ona göre kurallar; itaat etmesi gereken sıradan insanlar, yani "alt tabaka" içindir. * Çevresine "güçlü kişi" görüntüsü verirken, aslında bir yanıyla da korkular içindedir. Sürekli olarak kuyusunun kazıldığı, suikaste uğrayacağı veya makamından indirileceği gibi endişelerle yaşar. Çevresinde olan bitenler hakkında, "sadık" taraftarlarının kendisine ispiyon ve dedikodu taşımasından memnun olur, hatta bunu teşvik eder. * Komplekslerinden ve konumunu yitirme endişesinden ötürü, çevresinde kişilikli, başı dik, güçlü insanlar bulunmasını istemez. Onları ya uzak ve etkisiz noktalarda tutar ya da silik ve ezik kişiler haline getirmek için üzerlerinde baskı kurar. * Bir faşist, öyle bir kişidir ki; zorbalıklarına, öfkesine ve sevgisizliğine haklılık kazandırabilmek için; bazen sosyolojik, bazen dinsel, bazen felsefi temellere dayandırarak kendisine bir dünya görüşü inşa ettiğine bile tanık olabilirsiniz. Çünkü, tümüyle içinden atamadığı bazı insani algıları hiç istemese de ona ayna tutarak, "insan olmanın" aslında farklı bir şey olduğunu ara sıra hatırlatmaktadır. Bununla baş edebilmek için, beyninde ürettiği o savunma zırhını kuşanmak zorundadır faşist.
    Kemal Gelence - 11.06.2011


  • ♪ Nazım hocayı kaybettik. Ona bölüm başkanlığı yaparken nota basmasını bilmeyenler kına yaksınlar şimdi bir yerlerine. Oysa neler yapmak için gelmiştin Trabzon'a o müthiş birikiminle Nazım Hocam, ama ülkemin, coğrafyamın, kentimin değer, kıymet bilmez hoyrat, vefasız yaşam tarzı seni çok üzdü biliyorum :(( Ama n'apalım Nazım hocam biz böyleyiz işte :((
    editör - 11.06.2011


  • ♪ . Demokrasi Diye Diye (19) : ...... Bu sütunda ilk kez böyle bir ricada bulunacağım: Sevgili Arkadaşlar, çok önemli saydığım aşağıdaki konuyu hepimizin önce kendi zihninde sorgulayıp, sonra farklı ortamlarda tartışmaya açmasını öneriyorum: "DEMOKRAT KİME DENİR?" - İki soruyla bunu biraz açıp, ardından kendi kapsamlı tanımımı aktaracağım: 1) Birisine "demokrat" diyebilmek için, o insanın hangi kişilik özelliklerine sahip olması gerekir? 2) Kendisi "demokrat" kişilikte olmayan bir insanın, demokrasiyi geliştirecek adımlar atmasını bekleyebilir misiniz? - Şimdi, "demokrat kişilik" konusuna benim bakışım (lütfen okurken bu özelliklerin Tayyip Erdoğan'da ve yakın çalışma arkadaşlarında bulunup bulunmadığını da kendinize sorunuz) : * Demokrat bir kişi, öncelikle insanları özgür ve eşit bireyler olarak kabul eder. Başka bir deyişle; "İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin" çerçevesini çizdiği temel hak ve özgürlükleri "içtenlikle" benimser. * İlk maddenin doğal bir sonucu olarak, demokrat kişi olaylara "her şeyin en doğrusunu ben bilirim" havasında yaklaşmaz. Başka insanların görüşlerini de önemser ve o görüşleri dikkate alır. * Kendisi katılmasa, hatta çok aykırı bulsa da, karşı görüşlerin savunulması hakkını titizlikle korur. Kısıtlamak, sindirmek, susturmak şöyle dursun; karşı görüş hakkını işler kılmak için bizzat uğraş verir. * Karşı görüşe tahamüllü her insandan bekleneceği üzere; dayatmacı, buyurgan, öfkeli ve zorba tavırlardan uzak durur. Ilımlı, sevecen ve hoşgörülü bir yaklaşımı benimser. * Bir oylama veya seçim sonucunda ortaya çıkan çoğunluğun, azınlığın temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamasına karşı durur, bu tür eğilimleri olanlara da engel olur. * Bireylerin gönüllülüğü temeline dayansa bile, bir insanın kendi özgür iradesini bir başkasının emir, talimat veya telkinine bağımlı hâle getirmesini ve bunu dayatan toplumsal yapılanmaları onaylamaz. "Özgür iradeyi" ortadan kaldıran her türlü sosyal, dinsel veya çıkara dayalı hiyerarşik örgütlenme modellerinin, demokrasi ile asla bağdaşmayacağını bilir. * Yönetsel konularda; tek seçici, tek belirleyici, tek kural koyucu rolüne soyunmaz. Yönetilenlerin haklarını ve tercihlerini önemser, onları can kulağıyla dinler. * Toplumun esenliği için belirlenmiş ortak kurallara uymaktan gocunmaz. "Beni sınırlandıran bir kural nasıl olabilir ki?" duygusuyla hareket etmez. * Hesap vermeye açık olur. "Herkes bana güvenmek zorundadır" gibi veya "kim bana hesap sorabilirmiş ki?" gibi bir anlayışın esiri olmaz. * Yalnızca karşı görüşlere değil, kişisel eleştirilere de açık olur ve eleştirilerden yararlanmaya çalışır. * Ortada çok somut ve kesin kanıtlar olmadıkça; "insanlar bana tuzak kuruyor, beni safdışı etmeye çalışıyor" gibi, evham derecesinde kuşkulara kapılmaz. Ancak diktatörlüklerde görülen hafiyelik ve ispiyonlama faaliyetlerine girişmez, bunlardan medet ummaz. * Yönetimindeki insanların silik, kişiliksiz, itaat eden, sorgulamayan, hesap sormayan bireyler olması için değil; bunların tam tersi özelliklere sahip olması için çaba harcar. Onların özgür ve onurlu bireyler olmasından mutluluk duyar. - Başlangıçtaki sorulardan birini burada yineleyerek bitirmek istiyorum: Kendisi "demokrat" kişilikte olmayan bir insanın, demokrasiyi geliştirecek adımlar atmasını bekleyebilir misiniz?
    Kemal Gelence - 11.06.2011


  • ♪ . Demokrasi Diye Diye (18) : ...... Şimdi sizlere bazı bulmaca soruları yöneltmek istiyorum: 1) 1989 yerel seçimlerinde Refah Partisi'nin belediye başkan adayı iken, seçimi kaybedip İlçe Seçim Kurulu'nu basan ve kurul başkanı hakime hakaretten hapse mahkum olan, halen devlet yönetiminde önemli bir konuma sahip siyasetçimiz kimdir? 2) Siirt'te yaptığı bir konuşmada "Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçundan yargılanıp mahkum olmuş siyasetçimiz kimdir? 3) "Öfke de bir hitabet sanatıdır" veciz(!) sözünün sahibi siyasetçimiz kimdir? 4) Alman Bild gazetesinin, kendisinin oradaki toplantılarını izledikten sonra "Nefret Vaizi" sıfatını uygun gördüğü siyasetçimiz kimdir? 5) Gittiği her yerde, girdiği her ortamda konuşmalarını öfke ve hınç duygularıyla şekillendiren; kişilere, kurumlara, hatta yerine göre toplumun bazı kesimlerine çatmayı, onları azarlamayı alışkanlık haline getirmiş siyasetçimiz kimdir? 6) Kendi söylem ve eylemlerine bakmadan, başkalarının üslubundan ve ortamı gerdiğinden en çok yakınan siyasetçimiz kimdir?
    Kemal Gelence - 11.06.2011


  • ♪ Haklısınız. Öyle çok karmaşık çözümlemelere de gerek yok; bir "ıslıklı protesto"ya bile tahammül edemeyen, salon ve meydan toplantılarında en ufak bir "aykırı" ses çıkaranı karga tulumba göz altına aldırıp, darp edilmesine göz yuman kişi ve kadroların gönlünde yatan rejimi anlamak hiç zor değil.
    Kemal Gelence - 11.06.2011


  • ♪ Kemal Bey bunlar yeterli sayıyla gelirse ''dünya lideri ErdoGan führerimiz olacak..başkalık sistemi ile buralarda rahat rahat yorum yazamayacağımız günler geliyor gibi maalesef
    mustafa yüksel - 11.06.2011


  • ♪ . Demokrasi Diye Diye (17) : ...... ORADA KİMSE VAR MIIIII?.. BAŞBAKAN'IN ÇEVRESİNDE DEMOKRASİNİN HİÇ DEĞİLSE "D" SİNİ KAVRAYABİLMİŞ KİMSE VAR MIIII?.. Site sakinlerinden çok özür diliyorum, belki sesimi duyurabilirim diye bağırmak zorunda kaldım. Hani dedim ki; kendisine değil ama, çevresinde demokrasiyi biraz kavrayabilmiş birisine sesimi duyurabilirsem, belki o da ona aktarabilir. Gülüyorsunuz değil mi? Haklısınız, bazen böyle budalaca şeyler yaptığım oluyor. Oysa, Erdoğan'ın yakın çevresinde ancak ona koşulsuz "biat" edenlerin yer bulabildiğini, onların da kendisini sinirlendirecek eleştirileri aktarmaktan çekindiklerini düşünebilmem gerekirdi. Neyse, ben diyeceğimi diyeyim, belki rüzgâr alır o tarafa götürür... Efendim, şu sözlerin üzerinden birkaç ay geçti. Ama gününde yazamadım diye es geçemeyeceğim kadar önemliydiler, bugüne kısmetmiş: "Ben yargıya karışmam, yargı da bana karışmasın" - Sözün neresinden tutacağımı bilemiyorum. Demokrasiler, özellikle yargının yürütmeyi denetleyebildiği, yani "karışabildiği" rejimlerdir. "Yargı bana karışmasın" demek, "benim gönlümde padişahlık veya krallık yatıyor" demekle eş değerdir. Göstermelik de olsa bir demokrasinin bulunduğu ülkenin başbakanı, bu tür bir sözü böylesine rahatlıkla nasıl sarf edebiliyor, işin içinden çıkamıyorum. İşte onun benzeri bir başka söz daha: "Hükümetimiz aleyhine kampanya yürütüyorlar" - Bütün "gerçek" demokrasilerde; her isteyen kişi, örgüt, topluluk, hükümet aleyhine kampanya yürütme hakkına sahiptir. İnsanlar, hükümetin beğenmedikleri icraatlarını bu yolla geniş kesimlere duyurmaya hatta engellemeye çalışırlar. Bunun tersi, ancak diktatörlüklerde olur. - Bu vesileyle şunu vurgulamak isterim: Bir toplumda otoriterliğe doğru bir kayma varsa, önce zihinler tutsak edilir. En doğal hak ve özgürlüklerin kullanılması yavaş yavaş ve zehirleyici biçimde "suç" niteliği kazanmaya başlar. Kişiler zamanla ya korkudan, ya da beyin yıkama sonucu içselleştirdiklerinden, bu hak ve özgürlüklerinden feragat etme yoluna giderler. İşte bu, bir toplum için en tehlikeli süreçlerden biridir. Bakın bir avukat, yani bir hukuk insanı, nasıl içselleştirmeye başlamış (nezarethanede tutulan müvekkili hakkında gazetecilere bilgi veriyor) : "Hava soğuk, içerisi zaman zaman çok soğuk olabiliyor. Soğuktan şikayet geldi. Bir nezarethane ne kadar konforlu olabilir ki?" - Birincisi; kişinin vücut ısısını, dolayısıyla sağlığını koruyabilmesi en temel insan hakkıdır, "konfor" değil. İkincisi; nezarethaneler Emniyet'in kendi görev binalarında bulunur ve zaten kendi personelinin sağlığı açısından kışın ısıtılır. Aynı binada polislerin odaları ısıtılırken, şüphelilerin odaları soğuk bırakılıyorsa, bunda kasıt vardır ve insan hakkı ihlalidir. Bir avukata düşen de, bu durumu "normalleştirmek" değildir. - Gördünüz mü; siyasetçisiyle, hukukçusuyla, sıradan insanıyla nerelere doğru sürükleniyoruz...
    Kemal Gelence - 11.06.2011