Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 71 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sefai Acay
 
 
Yayımlanan Sayı : 805

Dünya Görüşü Ve Müzik üzerine… - 15.06.2009





MAVİ NOTA internet dergisinin  editörü, sevgili dostum Müfit Semih BAYLAN’la, yaklaşık 20 yıl öncesi başlayan ağabey-kardeş yakınlığımız sürmekte. O’nun, müzik sanatı ve eğitimi konusundaki yaklaşımlarını, akılcılığını, bitmeyen enerjisiyle mücadelesini takdir etmemek, ihanet olur.

MAVİ NOTA dergisinin yazılı basında yer aldığı ilk günleri anımsıyorum. Müzik sanatı ve eğitimini hedefleyen bilimsel ve sanatsal içeriği ile dikkatimi çekmiş ve hemen abone olmuştum. Her sayısı bir öncekine göre daha da dopdolu oluyordu. Devlet memurluğundan kazandığı üç-beş kuruşu bu derginin yaşaması için harcıyordu. Dergiyi tanıdım, yayınlanacak her sayıyı özlemle bekledim. Ama asıl merak ettiğim, Müfit Semih BAYLAN’ ın kendisiydi. Gün oldu kendi ayağıyla geldi ayağıma! İşte o gün bu gündür dostluğumuz ve  düşüncelerimizdeki ortak çizgi devam etmekte.

Zaman içinde ihanete uğratıldı. Hem de kimler tarafından biliyor musunuz? Hem müziğin millî / ulusal olduğunu savunanlar, hem de evrensel olduğunu savunanlar tarafından! Ama O, yılmadı. Teknoloji imdadına yetişti. Ve MAVİ NOTA’yı internet ortamına taşıyıp daha da güçlendirdi.

Okurlar, yazıma niçin böyle başladığımı merak edebilirler. Müfit Semih BAYLAN, bunca yıldır dostluk ve arkadaşlığımız olmasına,  telefonla sık görüşmemize rağmen dergisinde yazı yazmadığım için sitem eder dururdu. Dün sabah da telefonla aradı ve dergide yayınlanan yazıyı okumamı, görüşlerimi bildirmemi rica etti. Yazıyı okudum ve telefonda görüşlerimi ilettim. Bu görüşlerimi yazıya dökmemi istedi. Konuya geçelim…

Mavi Nota’nın 11.6.2009 günkü sayısında, “Millet Haber” den alıntılanan, yazar-eleştirmen Sayın Alev ALATLI’ ya ait “Dünya Görüşü Ve Müzik” başlıklı yazıyı okudum. Müziğin oldukça karmaşık bir dünya görüşü! biçiminde sunulduğuna tanık oldum. Sayın ALATLI ile yüz yüze tanışmadık, görüşmedik. Kendisini basındaki yazılarından, kitaplarından tanıyorum. Önemli yazarlarımızdan biri olarak değer veriyor ve saygı duyuyorum. Yazının hangi ortamda niçin ve hangi nedenlerle kaleme alındığını bilmiyorum. Ancak, “Mustafa Bey’e!   atfen   yazıldığını anlıyorum.

Sayın ALATLI,  yazısının başlangıcında müziğin  “uzmanlık alanı olmadığını” belirtmiş ama sanıyorum ki bulunduğu ortamda “Mustafa Bey”in  görüşlerinin etkisi altında kalarak bu yazıyı yazma gereksinimini duymuş! Anladığım kadarıyla Türk Sanat Müziğinin (Türk Sanat Musîkisi / Geleneksel Türk Müziği olarak da adlandırılmaktadır) kollanması / korunmasını vurgulamaya çalışmış. Renkler ve zevkler kişiye göre değişir. Herkesin düşüncelerini, duygularını, görüşlerini; söyleme, yazma, anlatma özgürlüğü vardır. Ancak “uzmanlık alanı” olduğuna inanılan bir konuda, “uzman” olduğunu kanıtlayan insanların görüşleri ve bu insanların konuşması, yazması, anlatması önemlidir. Daha  önemli olansa, ekonomi. Günümüzde / ülkemizde müziği meslek edinip de ekonomik özgürlüğüne  kavuşmuş insanlar, “sanatçı” kimliğine bürünerek dilediklerini, istedikleri biçimde topluma empoze ettirebilmektedirler. Burada bir konu daha ortaya çıkıyor, “sanat nedir?”,  sanatçı kimdir?” Yıllar önce ciddi ciddi  tartışılan bu kavramlar da küreselleşmenin etkisi altında anlamsızlaşmıştır. Hele bir de görsel medya. Rant elde edebilmek için, müziğin ne gelenekselliği, ne evrenselliği, ne eğitsel boyutu, ne de sanatsal boyutu vardır onlar için. Müziği araç olarak kullanıp da çocukları, gençleri sahnelere sürükleyen televizyon kanalları; müziğin evrensel  olmadığını kanıtlamak için mi çaba göstermektedirler?

Yazıda, Atatürk’ e aitmiş gibi belirtilen sözü bugüne kadar hiç duymadım. O’nun böyle bir söz söylemiş olacağına da inanmıyorum. O’nun, ülkesi için ulusal boyutlarda; diğer ulusları ilgilendiren bütün konularda söylediklerini / yaptıklarını evrensel mi, değil mi tartışma ortamına çekmenin gereksiz olduğuna inanıyorum.

Bu ülke koşullarında, büyük ATATÜRK’ün görüşleri doğrultusunda eğitim veren öğretmenlerimin yönlendirmesiyle “müzik eğitimciliğini” meslek edindim. Ben de Anadolu çocuğuydum. Çocukluğum ve gençliğim, türkülerin / şarkıların/uzun havaların arasında geçti. Ancak sanatı ve sanatın evrensel olup olmadığını, aldığım ciddi eğitim sonucunda anladım. Mesleğimde  kırk yılımı tamamladım ve bu süreç içinde “müzik evrensel midir, değil midir?” kısır çekişmesinin hep ortasında kalan bir müzik eğitimcisi olarak görev yaptım. Bana, mesleğimin ne olduğunu anlatmaya çalışan öğretmenlerimden edindiğim bilgi-beceri ve yönlendirmeyle amacına uygun olarak mesleğimi sürdürdüğüme inanıyorum.

Müzik,  öncelikle insanlar içindir. Bütün insanlar, müzik yapma ve müzik dinleme gereksinimini duyarlar. Bu özellikleriyle müzik, yereldir. İşin içine toplum / ülke / millet girince, ulusal müzik kültürü anlaşılır / anlaşılmalıdır. Elbette, dağdaki çoban koyun sürüsünü, Mozart’ın kırkıncı senfonisini dinleterek değil de kaval çalarak suya indirecektir. Anadolu’daki insanlarımızın düğünlerinde ney, tambur, kanun, kudüm eşliğindeki Meragalı Abdülkadir’ in,  Benli Hasan Ağa’nın peşrevleri değil,  bağlama / zurna / kemençe / tulum vb. çalınacaktır!

Burada müziğin üç ana özelliğini belirtmekte yarar var. Dinlence, eğlence, eğitim-sanat boyutu. Bu başlıkları uzun uzadıya ayrıca açıklamak gerekmez sanıyorum. Konu müzik sanatının eğitimi ise; kolaydan-zora, bilinenden-bilinmeyene, yerelden-ulusala anlayış ve yöntemlerinin akılcı ve bilinçli uygulamasıyla, ulusaldan- evrenselliğe uzanan boyutlar taşımalı ya da   taşıması   hedeflenmelidir. İşin en zor boyutu da budur. Müzik eğitiminin amacına uygun yapılması ya da yapılmaması; sonuçta yapılan müziğin evrensel olup olmadığını belirler. Yakınlarda kaybettiğimiz büyük opera sanatçımız LEYLA GENCER’ in sanatını ve sanatçılık boyutunu, yetmiş milyonluk ülkemizde acaba kaç kişi tanıyor, dinleyip zevk alıyor, ya da O’nun “diva” ünvanıyla   evrenselleştiğini biliyor?

Sonuç olarak, günümüzde İngilizce’nin evrensel olup olmadığı tartışılamayacağı gibi müzik dili / yazısı olarak bilinen nota, tarihsel süreç içinde gelişerek İngilizce’den de önde bütün dünyanın ortak dili olarak kullanılmaktadır. Konunun, hamasi  duygularla çarptırılarak,  müziğin evrensel olup olmadığını tartışmak anlamsızdır.




Editör’ün Notu: Sevgili Sefai Hocam, benim için yazdıklarınıza, emeğim için yazdıklarınıza binlerce kez teşekkür ederim. Benim Mavi Nota ile ne yapmak istediğimi, ülkümün ne olduğunu anlayan, emeğmi bu anlamda değerlendiren ender kişilerdensiniz. Sizin de yazdığınız gibi bunun adı ihanetse, evet, ihanete uğradım. Tabii şimdi şu oldu bu oldu diye tüm bunları anlatmaya hiç gerek yok. Siz özetlemişsiniz zaten. Ama ben tüm bunlara inançla ve sabırla direndim. Tabii hep kötü şeyler olmadı. İyi şeyler de oldu. Bana destek olanlar da oldu. Sizin gibi örneğin… Mavi Nota bu çabaların sayesinde çıkabildi. Sonuç olarak şu geldiğim noktada huzurluyum, mutluyum. Ülkeme, müzik eğitimine yararlı olduğumu, katkı sağladığımı düşünüyorum.  Bu da bana tanımı mümkün olmayan bir huzur ve zevk veriyor. Daha ne isteyebilirim ki?

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019