Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 35 müzisyen gazete okuyor
 
 
Haberler
 
 

Sayın Selman Ada 2010'da ne demişti? - 23.07.2014



Kısa adı TÜSAK olan Türkiye Sanat Kurumu ve Sanatın Desteklenmesi yasasının, Kültür ve Turizm Bakanlığı müsteşarının kararlı açıklaması sonucunda Ekim 2014'de başlayacak yeni yasama yalında yasalaşması için  TBMM'ye sevk edileceğini öğrenmiş bulunuyoruz.

Bu a
şama da bugün hiç beklenmedik şekilde Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası daimi şefi Rengim gökmen her iki görevinden  alındı. Bugün saat:16.30'da bakanlığa çağrılan Rengim Gökmen'e söz konusu karar bakanlık müsteşarı tarafından tebliğ edildi. Yerine de her iki göreve birden besteci ve orkestra şefi Selman Ada atandı.

Cumhurba
şkanlığı Senfoni Orkestrasının yeni daimi şefi ve Devlet Opera ve Balesinin yeni genel müdürü Selma Ada, kendisini atayanların "sanata yaklaşımı" için bakın 2010 yılında verdiği uzun röportajda ne demiş, yeni genel müdürün burada söylediklerinin arkasında ne kadar duracağını hep birlikte göreceğiz Çünkü TÜSAK' Ekim 2014'de yasalaşıyor.

 

Biraz da sanat kurumlarımızdan bahsedelim. Siz, uzun yıllardır Devlet Opera ve Balesi orkestra şefisiniz. Aynı zamanda bestelediğiniz operalar sık sık afişte. Bu kurumları iyi tanıyan bir kişi olarak eleştirileriniz?

 

Devlet Opera ve Bale kurumlarımız yıllardır özveriyle çalışmakta. Eski yasalar günümüzde yeterli olmamakta. Devlet alt yapıya katkı sağlamamakta, kadro vermemekte direndikçe de opera-bale sanatını baltalamış olmaktadır. Devletin kamu yönetim sistemine tâbi olan opera-bale kurumlarımız, niyetler ne kadar iyi olursa olsun bu sistem yüzünden iyi yönetilememekte, verimli olamamaktadır. Kamu yönetim sistemimiz opera-bale sanatını statükoya göre sınırlamakta, bu sanatların gerektirdiği özel ve özgür mantığa tamamen ters düşmektedir. Bu kurumlarımız ancak sübvansiyonlu ve bağımsız birer ”özerk” teşekkül olduğunda (yani kamu yönetim sistemine tâbi olmadığında) ve malî açıdan Batı ile rekabet edebilecek alt yapı imkânlarına kavuşturulduğunda (öncelikle Ankara’ya İstanbul’a, İzmir’e Mersin’e ve Antalya’ya birer müstakil opera-bale sarayı inşa edildiğinde) ideal opera-bale kurumlarına dönüşebilecektir.

 

Herhangi bir özelleştirme söz konusu olabilir mi?

 

Aslaa! Maalesef bu yönde düşünen az da olsa bazı kişiler var. Onlara şunu söyleyebilirim: ”Yeryüzünde bir tek özel opera-bale kurumu yoktur”. Bu heveste olanlara tavsiyem Türkiye’de opera-bale sanatını yok edenler sıfatını kazanmamaları! Bilgisizlikten kurtulmak için araştırma yapmaları. Konuya çağdaş ve bilimsel metodlarla yaklaşmaları. Opera-bale sanatı sahne sanatlarının en pahalısıdır. Hiç bir ahvâlde gelir-gider dengesi olamaz. Devlet için ciddi prestij kurumlarıdır. Kâr gayesi olmayan bir alanın özel sektöre devri zaten mümkün değildir.

 

Opera-Bale sanatçılarımızın sanatsal düzeyi Batı ile rekabet edebilecek durumda mıdır?

 

Artık evet! Bildiğiniz gibi beş ilimizde birer opera-bale kurumumuz var. Ankara, İstanbul, Izmir, Mersin ve Antalya’da. Bu kurumlarımızın temel birimlerine yani orkestralarına, korolarına, kordöbalelerine baktığımızda Avrupa standartını yakalayabilecek bir düzeye gelinmiş olduğunu görüyoruz artık. Bu beş ilimizde solist-şarkıcı ve solist-dansçı olarak görev yapan sanatçıların bir bölümünün de Avrupa standartlarına eriştiğini söyleyebilirim. Eskiden bu kadar sevindirici bir tablo yoktu. Daha ziyade bireysel olarak tek tük değerli sanatçı yetişiyordu. Ancak bugün bir yandan içinde bulunduğumuz alt yapı eksikliği, öte yandan idarî ve malî şartların opera-balemize akseden olumsuzlukları sanatsal sonuçları etkilemekte, performansı zaman zaman hak etmediğimiz kadar asağıya çekmektedir.

 

Öyleyse hükûmetin, başta da sayın Kültür Bakanı'nın düğmeye basması gerekmiyor mu?

 

Evet! Ama çok uzun bir süreden beri sorunlarımıza sahip çıkan bir Kültür Bakanımız olmadı. Genellikle statükoyu muhafaza ettiler. Bir gün sorunları çözmeye aday olan bir hükümet iktidara gelir veya mevcut hükümet sorunları çözmeye karar verirse hangi Kültür Bakanı olursa olsun düğmeye otomatikman basar. Bilinçli veya bilinçsiz olarak baltalanmakta olan bedii opera-bale sanatımız bürokratik esaretten kurtulur, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşş olarak dünya opera-bale platformunda sanatsal olarak çoktan hak ettiği onurlu ve değerli yerini alır.

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020