Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 31 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ayçe Türe
 
 
Yayımlanan Sayı :

Kült Amerikan Müzikalleri (1. Bölüm) - 27.12.2006





Müziğe ait, ahenkli, uyumlu, bestelenmiş... Bunlar 'Müzikal' kelimesinin sözlükte geçen karşılıkları. Görsel Sanatlardaki karşılığına gelince; "dramatik ögeleri, danslı ve müzikli bölümleriyle organik bağlı olan, döneminin popüler kültürünü benimseyerek anlatım olanaklarını seçen, eğlendirme amaçlı gösterilerin genel adı"...

Öncelikli olarak tiyatro sanatının bir türü olmuştur 'müzikal'. Prof.Dr.Murat Tuncay, müzikal olarak adlandırılan oyun biçiminin vazgeçilmez ögelerinin, ilkel toplumların ritüel törenlerinden itibaren varlığından sözeder ve türün geçmişini bu döneme dek götürür(1). Bu ögeler elbette; müzik, dans ve drama'dır. Müzikli gösteriler, toplumların değişimlerine göre kendilerini düzenleyebilmiş ve hatta ilkel toplumların sanat geleneklerindeki kutsallık düzeyinden daha aşağılara pek inmemiştir.

İlkel dönem ritüellerinden sonra bu ögeleri barındıran gösterilere Antik Yunan'da rastlarız. Dönemin tragedyalarını incelediğimizde karşımıza çıkan oyun yapısında; konuşmalı bölümü oluşturan epizodionlar arası danslı-şarkılı bölümler: "stasimon"lar ile "parados" ve "eksodos" adı verilen, yine danslı-şarkılı başlangıç ve bitiş bölümleri karşımıza çıkar. Tüm bu bölümlerin zaman zaman olay dizisine organik bağlı, zaman zaman bağımsız olmak üzere ama her koşulda koronun dansla birlikte şarkılar söylediği biçimleri oluşturduğu bilinmektedir.

Dönemin komedyalarında da bu işleyiş hemen hemen aynıdır. Tiyatronun yalnızca rahatlatıcı, eğlendirici bir zaman geçirme aracı olarak varolduğu Roma döneminde de oyunlar müziklidir. Özellikle bu dönemde ortaya çıkan türlerden pantomimus müzikli oyunun temel örneklerinden sayılmaktadır. Ortaçağ'a geldiğimizde de müzik-drama ikilisinin yine vazgeçilmez ilişkisinin sürdüğü görülür. Kilisenin yasaklamaları sonucu, gizli süren halk tiyatrolarında ve eşzamanlı olarak kilisenin kendi bünyesinden oluşturduğu Miracle ve Morality oyunlarında da müzikli oyun geleneği sürer.

Ancak Aydınlanma Çağı'na (Renaissance) gelindiğinde, ayrılmaz ikilinin arasına kara bulutlar girer. Ortaçağda başlayan ayrılış, bu dönemde iyice belirginleşir. Halk tiyatrosu ve saray tiyatrosu, birbirinden net çizgilerle ayrılan, daha sonra pek çok farklı yönelişe açılacak olan biçimlere dönüştüğünde, müziğin kullanım biçimlerinde de değişiklikler görülür. Müzik kullanımı halk tiyatrosunda hemen hemen aynı biçimde sürerken, soylu, saray çevresinin tercihlerinin değişmesi ve 'opera'nın doğuşuyla birlikte, müzikli oyun yerine 'oyun müziği' kavramıyla, müziğin kullanımı azalır.

Bu dönemden, İkinci Dünya Savaşı'na kadar "opera" türünün gelişimiyle uğraşılır.

17.Yüzyılın sonunda İngiltere'de 'Musical Comedy' adı altında üretilen ve tüketilen, eğlendirici, hafif havalı oyunlar, 19.Yüzyıldaki 'Musical Play'lere öncül olur. Bu 'Müzikli Oyun'lar ise; dramatik açıdan daha ağırbaşlı ve tutarlı, daha ustalıklı ve düzeylidir. Bu ikisinin doruk noktasında ise artık ikisini de imleyen "Musical" kelimesi literatüre geçer ve İngiltere'de kısa zamanda yoğun bir sektör halini alan 'Music Hall'lerde pek çok tiyatro biçimi ile kaynaşarak varlığını netleştirir. Bu mekanlardaki oyunların başarısı, kısa zamanda Avrupa ve Amerika'da turne yapacak oranda duyulur. Böylece de İngiltere çıkışlı pek çok 'musical' Amerikan izleyicisiyle buluşur. Eğlencesever Amerikalılar da 'Music Hall' geleneğinin daha bir kendi kültürlerine uyarlanmış biçimi olan "Minstral Show"ları başlatırlar ve bu biçim tüm ülke izleyicisi tarafından sevilip desteklenir.

Aynı dönemde sinema sektörüne baktığımızda; 15 Nisan-31 Ekim 1900 tarihlerinin önemini görürüz. Bu dönemde ilk kez senkronize ses düzeni ile birlikte film oynatılmaya başlanır. "Compagnie Generale Transatlantique" firması tarafından gerçekleştirilen 'fonorama' tekniğinde, özel plaklara kaydedilen sesler, filmle birlikte sunulur. Paris'te Hayat adlı renkli filmin konusu, adından da anlaşıldığı üzere; Paris'ten manzaralar sunar ve eşzamanlı olarak da fonda, müzik, şarkı, konuşma sesleri yeralır. Aynı zamanda Phono-Cinema Theatre'da, ünlü sanatçılar, ilk kez beyazperdeye sesli getirilir ve bundan sonra ilk film müziğinin bestelendiğini görürüz. 1906 yılında Romolo Bacchini, Cines şirketi için Malia dell Oro ve Pierrot Innamorato adlı filmlere beste yapar. Buradan da anlaşıldığı gibi, özgün film müziği, ilk kez İtalya'da bestelenmiş, 1920'lerde diğer ülkelerde denenmeye başlanmıştır.

Müzikal, Hollywood'a 1930'larda sesle birlikte Broadway'den gelir. 1926-27'de sesli film yapma teknikleri üzerine son derece geliştirici deneyler yapılır. 1900'lerin başında denenip, başarısızlığa uğranınca vazgeçilen sesli film işi, teknolojinin zorlamasıyla başarıya ulaşır. 1927 yılında yapılan JAZZ SINGER, müzikal film tarihinin başlangıç adımı sayılabilir. İçinde şarkı, dans ve oyun olan ilk örnektir. 1930-46 arasında pek sanatsal yönü olmayan ama sinema tarihi yönünden önemli filmler yapılmıştır. Bu dönemde Amerikan sineması uluslararası pazarlarda egemendir, müzikal ise film türleri içinde en Amerikalı olan türdür. Başka ülkelerde kovboy filmleri dahi yapılmasına karşılık müzikal örneklerinin bulunmayışı (Almanya'daki birkaç operet film dışında) bunun en net göstergesidir. Kitle üretimi yaparlar. Fabrika gibi çalışan stüdyolarda üretilen bu filmler çoğunlukla birbirinin benzeridir. Yönetmenlerden çok yapımcılar önemli olmuştur bu dönemde, ki yönetmenler, filmlerin seslendirme veya kurgusuna dahi karışamazlar.

1938 yılında Amerikalı nüfusun %60'ı sinema izleyicisi iken, 1973 yılında bu oran %5,6 olarak saptanmış. Amerika'da sesli filmlerin yapıldığı yıllardaki ekonomik bunalım, yoğun işsizlik, toplumsal bunalımlar, içki yasağı, vb...'nin etkisiyle bu yıllarda toplumsal içerikli filmler de çevrilmiş. Tabii bunalım dönemi 1935 yılında atlatılmaya başlanınca, korku ve gangster filmlerine komedi filmleri ile pahalı bütçeli müzikal filmler eklenir. Bunlar bir oranda bunalımın yarattığı atmosferden kaçışı sağlamak için emniyet sübabı olarak kullanılmıştır sektör tarafından. Lorel-Hardy ve Marx Kardeşler eski Amerikan komedi geleneğini sürdürürler.

Aynı dönemin müzikallerinde de konunun o kadar önemli olmadığını görüyoruz. Önemli olan, müzik ve koreografi olmuştur. Bubsy Berkeley o dönemde geometrik şekilleri kullanarak koreografinin en iyi örneklerini verir. Yine Fred Astaire-Ginger Rogers'ın birlikte dans ederek çevirdiği filmler önemlidir. 1940'lı yıllarda Vincente Minelli oldukça iyi müzikal filmler yapmıştır. Gene Kelly ise dönemin klasiği ve tüm zamanların en çok satılanı olarak bilinir.

Teknik gelişmelere son derece bağlı bir tür olmuştur müzikal. Ses tekniğinin gelişimi, geniş perde, renk gibi araçlara gereksinim duyulur. Tüm bu teknik gereçlerle birlikte, büyük paralar gerektiren büyük kadrolu ve çok emek sarfedilen, oyunculuk ustalığına ihtiyaç duyulan bir tür olmuştur. Oyuncular şarkı söyleme, akrobasi ve dans etme çalışmalarında adeta yürüyormuşçasına doğal, rahat görünümlü, usta ve güleç olmak zorundadırlar. Yapımına bu denli emek harcanan müzikal türü bütçe sorunu nedeniyle de özellikle çok geniş bir kitleye ulaşmak zorunda kalmış, böylece de tam bir popüler kültür ürünü halini almıştır.
 Geçmişten gelen bir tanımla, başta belirtildiği gibi 'Musical Comedy' geleneğiyle de, herşeyden önce bir eğlenme nesnesi olmuştur. Amacı yalnızca hoş vakit geçirtmek olan müzikallerde, birtakım duygusal çatışmalar olsa da dramaturjik açıdan bunlar çok da düğümlenmeden ve bir daha hiç bozulmamacasına düzenlenir. Öyle ki yeryüzü adeta bir cennettir bu filmlere göre. İnsanların mutsuzluklarının istekleri doğrultusunda çözümlendiği, her an şarkılar söyleyip, dans edebilecek oranda sağlıklı olabildiği, komik ögeleri yoğun, aydınlık, geniş mekanlı, bol renkli, güzel rüyaları andıran "harikalar diyarı"dır bu filmler. Broadway veya Hollywood içinse ürünlerini, yeni starlarını pazarlayıp meşhur edebilecekleri en keyifli reklam aracı olur müzikaller. En önemli özelliklerinden biri, tıpkı Antik dönem oyunlarının tragedya ya da komedya bölümlenmesinde görülen ve başta geniş oranda değinilen bir kurgusal yapıya sahip olmalarıdır. Brechtyen bir yaklaşımla gelişen bu epizodik bölümleme tekniği ve aradaki şarkılı, danslı bölümleme, birbirine organik bağlı olduğu oranda başarılı sayılmıştır.

Yine 'kalıplı karakter' kullanımı da bu geleneksel yapıya aidiyetidir türün. Genelde çatışmalar sevgililer arasında görülür, birbirine çok aşık olan sevgililerin arasında genç kadın; geleneksel yapıya uygunluğuyla, erkek ise; bu yapının kıyısında bir yerlerde dolaşması ama kadınını bulduğu için herşeyi göze alabilecek bir dinamizm örneği gösterebilmesiyle biçim bulur. Uzmanlara göre müzikal film süreci de üç aşamadan geçiyor(2); a-ilkin bir denemelerin yapıldığı dönem; b-ardından gelen kanıksama dönemi, ki bu süreçte artık müzikal film üreticilerinin ve tüketicilerinin ortak bir jargonu oluşmuştur; c-Bundan sıkılarak bir restorasyon sürecine girilir ki alışılagelen yapının dışına çıkmaktır amaç, bu yeni bir deneysel süreçti denebilir. Bu dönemde geleneksel müzikal kalıplarını kendi içinde eleştiriyor üreticiler. Bu son süreç 1970'lerde oluşuyor ve artık eskinin kanıksanmış harikalar diyarı görünümünün içine sistemin getirdiği negatiflikler, parasızlık, ırk ve sınıf ayrımcılığı, göç, savaş, psikolojik bunalımlar, politik oyunlar ve sisteme uyumsuzluk gibi örnekler sokulmaya başlanıyor. Bunlara en iyi örnekler HAIR ve WALL olmuştur.

Sonraki bölümde bu örneklerin analiziyle başlayarak kaldığımız yerden devam edeceğiz konumuza...

(1)Bkz.Prof.Dr.Murat TUNCAY, "Müzikalin Kısa Tarihi", MİMESİS 7, Boğaziçi Üniv.Basım., İstanbul 1999, s:356.

(2)Bkz.Thomas Schatz, HOLLYWOOD GENRES, Temple University press, Philadelphia 1981, s:186.
 

devam edecek

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021