Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 39 müzisyen gazete okuyor
 
 
Vahap Kokulu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1620

Beste - 18.02.2015





Editör'ün Notu: Değerli dost Mehmet Teoman bugün Facebook sayfasında paylaşş bu yazıyı, "iki dakika ayırın gözyaşları içinde okuyacaksınız" notu koyarak. Sayın Vahap Kokulu'nun bu değerli yazısını siz değerli Mavi Nota okuyucuları ile paylaşmasan olmazdı.




2008 yılında sevgili Engin Aktu
ğ’la bir araya geldik.


Mersin’de herhangi bir derne
ğe bağlı olmayan ve çoğunluğu “genç”lerden oluşan ve repertuvar dahil kararlarını demokratikçe koro üyeleri tarafından verilen farklı bir bir çok sesli koro kurma gereğine inanıyorduk.


Bu ortak fikrin sahipleri di
ğer dostlarımız Mecit Baskın ve Mutlay Başar’ı sevgi ve saygıyla anıyorum.


O tarihe kadar Mersin Polifonik Korolar Derne
ği çatısı altında bir arada idik.


Demokratik olma,yönetsel ve sanatsal kararlarda tek ki
şinin baskısının giderek arttığından rahatsız idik.


Bu yeni giri
şimimizin gereği ve yararı hakkında rahmetli Nevit Kodallı’nın Kocahasanlı köyündeki bağ evine gitmiş ve iznini almıştık.


Ne çalı
şma yerimiz ne de oturacak sandalyemiz vardı.


Bize ilk deste
ği o zamanlar giderek küçülmekte olan Çamlıbel’deki devasa AVM Marinavista yöneticisi dostumuz sağladı.Marina Vista’nın zemin katındaki bir depo alanını gösterdi ve “buyurun”dedi.


Marinavista’nın çe
şitli odalarındaki sandalyeleri topladık ve yerleşmeye başladık.Kış ayları için klimamız yoktu.Buz gibi bir mekandı.


Engin Aktu
ğ o tarihe kadar çalıştırdığı gençlik koro üyeleri ile irtibata geçti.Bizler tanıdığımız bildiğimiz çoksesli koreo müziğinin genç meraklılarına ulaşmaya çalıştık.


Grup olu
şmaya başlamıştı ve “ben”dahil Engin beyin hazırladığı değerlendirme kapsamında kulak ve ses sağğımıza göre alto-bas-tenor-sopranolar belirlemeye başladı.


Bir gün bir baba yanında iki kız çocu
ğu ile geldi.Bizim koromuzun çalışmalarından haberdar olmuştu.


Baba ;

-Biz baba ve kızlar koronuzda yer almak istiyoruz.


Kızlarından birisi 13 ya
şında idi henüz. Çocuk Korosu yaşındaydı. Diğeri 17 yaşında idi..


Engin Aktu
ğ 13 yaşındaki kızı değerlendirmeye almadı.Sesi daha olgunlaşmamıştı.Mersin Oda Korosu “çocuk” korosu değildi ki!


Baba ve 17 ya
şındaki kızının “ses renkleri”uygun bulundu.


Kız “soprano” oldu ve baba “Bas Bariton””..Benim yanımdaki ilk “Bas-bariton” idi baba..


17 ya
şındaki kızla beraber hemen hemen aynı yaşlarda “Ayşegül” geldi sonra. Onun sesi de “soprano”idi.Ve muhteşem idi..(Ayşegül şimdi Hacettepe Devlet Konservatuvarında)

Baba ve 17 ya
şındaki kızı koro çalışmalarımıza zamanında gelen ve ciddi olarak çalışmalarımıza katkıda bulunan koristlerimizdendi.


Bir süre sonra “baba “i
ş şartları sebebiyle mazeret bildirdi ve aramızdan ayrıldı…


Artık koromuza iki kızı geliyordu.17 ya
şındaki soprano saflarında yer alırken diğeri arka sıralarda“dinleyici”idi.


Sanıyorum seslendirdi
ğimiz şarkıların tamamını öğrenmişti ama sesi “çocuk” idi.


İki kız kardeş çok sevimli ve güzel kızlardı…


Bo
ğaziçi Üniversitesinin hazırladığı Uluslar arası bir koro festivaline Mersin Oda Koromuz da katılma hakkı kazanmıştı.Bu festivale katılmamıza destek olan sponsor olan iş dünyamızın değerli temsilcilerine buradan teşekkür etmek istiyorum…


Ço
ğu öğrenci olan 17 yaşlarındaki en küçüklerimizin sopranoların harçlıklarını bir şekilde bulup buluşturmada elbirliği yapmıştık.


Adana havaalanına bizi yolcu ederken, dönü
şteki mutluluğumuzla karşılarken o baba ve 13 yaşındaki kızı hepimize sarılıyordu ve başarımızı kutluyorlardı.


17 ya
şındaki soprano kafayı takmıştı.


Opera sanatçısı olacaktı artık.


Ders almaya ba
şladı.


Babası buldu bulu
şturdu ve özel derslerin finansmanını sağladı.


Engin bey gece gündüz çalı
şmalara destek verdi.


17 ya
şındaki kız Adana Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuarını kazandı..Şimdi orada 3.sınıf öğrencisi olmalı.


17 ya
şındakı kız büyürken yanında büyümekte olan kız kardeşini de koro çalışmalarına getiriyordu.


Ben Almanya seyahatlerim sebebiyle aktif koro üyeli
ği çalışmalarından ayrılmıştım…


O baba’yı ve kızlarına rastladı
ğımda hep müzik üzerine konuşurduk..,


Konservatuvara gidene ve baba’ya hep “AKOB” dergimizi verdim.Dergimizin fanatıkleri olmu
şlardı..


Bir ara o küçük kızın burslu olarak bir üniversitenin “Psikoloji” bölümünü kazandı
ğını öğrenmiştim.


O baba ve kızları ile iftihar etmi
ştim..

Onlar bizim kiremithane mahallesinin “bahçe”mahallesi tarafında mütevazi bir evde ya
şıyorlardı ve komşumuzdular.


Artık öykünün de
ğil de yaşanmışları anlatımımın sonuna gelmeliyim.


Konservatuar son sınıfta okuyan kızın adı “Beste”


Kızların babasının adı “Mehmet”


Küçük kızın adı ise “Özgecan”.


ÖZGECAN ASLAN…


Vah
şice öldürüldü..


Mersin’in ya
şam kalitesine verdiğimiz emeklerde vahşice öldürüldü mü ?


Özgecan yok ama…


Mersin Oda Korosunun en küçük ya
ştaki sopranosu “Beste”nin opera müziği konusunda Mersin’i ve ülkemizi sahnelerde başarı ile temsil edeceğine inanıyorum..


Özgecan’ın acısı onu kamçılayacaktır..


Mehmet beye bir kez daha sarılıyorum.


Bir kız babası olarak.!


Ve AKOB’un misyonu adına..


Kızına “Beste”adını vermesine
şükranla…


Özgecan’ın acısına tahammül ve sabrına hüzünle destek vererek ve payla
şarak.


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020