Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 24 müzisyen gazete okuyor
 
 
Uğur Canpolat
 
 
Yayımlanan Sayı : 1457

Eski Kayıtları İmha Etmeli!... - 31.05.2012





Zaman zaman eskiye, eskilere öykünürüz.

Hatıralara sı
ğındığımız demler de olur. Yaşadığımız koşturmaca ağırlıklı hayattan bir an olsa bile kaçarız. Eskinin bize asude gelen kollarına atıveririz kendimizi…

Bize iyi de gelir bu ço
ğu zaman…



Birde eski kayıtlar vardır mesela… Ahh o eski kayıtlar dedirten ve sürekli aklımızın bir kö
şesinde duran kayıtlar…

Biraz üzerinde dü
şündüğümüzde bunun hiçte iyi bir özellik olmadığını görürüz.

Eski kayıtlar bize yeni engellemeler yapar!

Açaca
ğımız kimi hayırlı kapıları baştan kapatır.

Gönlümüzde esecek tatlı bir rüzgarı kesiverir. Ruhumuzu
şenlendirecek bir mânâya set çeker.



Birine tam da iyi bir cümle kurmak üzereyken aklımıza eski kayıtlar gelir vazgeçeriz.

El atmamız, omuz vermemiz icap ed en bir olayla kar
şılaşırız. Bende bir omuz atıvereyim dediğimiz an hemen hatırımıza o eski kayıt geliverir.

Ba
şlar anlatmaya… Sustur susturabilirsen!

O senin için
şu münasebetsizliği etmişti.

O senin için ne kadar çok kem söz söylemi
şti. O var ya o, senin için ne dümenler çevirmişti.

O seni nasıl da küçük dü
şürmüştü. Nasıl herkesin içinde aşağılamıştı, utandırmıştı.

O var ya o, sana hiç mi hiç de
ğer vermemişti. Şimdi mi seni aramak aklına düştü?

Kesin bir hesabı vardır?

O kadar çok eski kaydı geri ça
ğırırız ki, bunlar bizi adeta nefessiz bırakır.

İyilik adına bir şey yapamaz hale geliriz. Dilimiz güzelliğe dönmez olur. Elimiz ayağımız da bağlanır.



Eskinin kayıtları hep kötü müdür? Hayır. Eskinin plak kayıtları güzeldir örne
ğin. Taş plaklardan eskinin berrak seslerini dinlemek elbette doyumsuz bir hazdır.

Bizi o
şarkının nağmelerinde kim bilir nerelere götürürler?

Kimimize a
şkımızın ilk tomurcuk halini hatırlar. Hasret ve minnetle kimseler görmeden nemlenen gözümüzü kırparız belli belirsiz.

Kimimizin sönmü
ş olan alevi yeniden ateşlenir. Kabuk bağlamış yaralar bile kanayabilir.

Kimimizde ise acılar sökün eder yeniden… Zamanın dehlizinde girdaplara sürükleniriz. Ama kaçmayız bu eski kayıtları dinlemekten…

İnadına tekrar tekrar dinlemek isteriz. O günleri yeniden yaşar keyifleniriz.



Eskilerin güzel bir prensibi vardı. O da
şudur: Sana yapılan iyiliği unutma, kötülüğü unut. Senin başkasına yaptığın kötülüğü unutma ama yaptığın iyiliği unut!

Ne kadar ho
ş bir anlayış değil mi? Bu idrak yaşadığımız hayatı güzelleştirir.

Ama ço
ğunlukla tersini yaparız. Başarı göstermiş, ileri çıkmış birisi mi var konuşulan? Hemen başlarız olumsuzluklar anlatmaya… Benim yanımda çalışırdı. Kabiliyetsizin biriydi. İlk geldiğinde iki büklümdü, eli iş tutmazdı... Yer verdim, imkân tanıdım. Bu noktalara yükseldi.

Bu sözlerin alt metninde kendini yüceltme, ba
şaran kişiyi de birazcık olsa bile küçültme çabası sezilmiyor mu?

Daha kötüsü de var elbette…

Eski kayıtları tümüyle ça
ğırmak… Ne varsa ortaya dökmek. Çarşıyı şenlendirmek!...

Bakmayın siz onun bu haline… Ben onun Cemaziyel Evveli’ni bilirim cümlelerini de çok duymu
şuzdur. Ne kadar olumsuz, hurdaya atılmış veri varsa hepsi tarafımızdan geri çağrılır ve yeniden işleme tâbi tutulur.

Ne kötü bir tutum de
ğil mi?!

Ama yaparız i
şte… Hem de büyük bir iştahla…



Bugün bir de
ğerli ağabeyim aradı. Selamdan sonra ilk cümlesi, “Hayret hemen açtın. Yanımdaki kişinin şansı herhalde… On kez aramadan açmazdın sen telefonunu” gibi cümleler kurdu.

Kendini kötü hissediyorsun elbette…

Ba
ştan ezik başlıyorsun konuşmaya. Bir sıfır yenik durumdasın!

Olur mu öyle
şey? O sıkıntılı bir dönemdi… Program sırasında ya da toplantıdayken olmuştu vs demek durumunda kaldım durumu izah etme çabasına girerek.

Ama baktım devam ediyor aynı veri üzerinden konu
şmaya. Bende “Eski kayıtlar” değil mi onlar deyiverdim. A evet eski kayıtlar diyerek cevapladı. Daha önce de başka değer verdiğim bir ağabeye telefon numarasının değişmiş olması nedeniyle ulaşamamıştım. Bayramın son günü şöyle bir mesaj gördüm ekranımda: “Bayramını tebrik ederim. Son gün ancak yazabildiğim için kusura bakma! Erken yazmam gerekirdi!”

Bu iki veriyi de birle
ştirip üzerinde düşündüm.

Ben bu ki
şileri seviyorum. Onlar da beni seviyor. Bana her ikisinin de çok iyilikleri dokundu. Üzerimde hakları var. Bende bunun farkındayım. Bizleri tanıyan ortak dostlarımın zaman zaman “Senin bu minnettarlığın istismar ediliyor” şeklindeki uyarılarını hiç dikkate almamıştım. Ama sanırım haklılar…

Elde olmasa da ço
ğu defa doz aşılıyor.

E
ğer birileriyle iletişimde eski kayıtlar ilk elden meydan buluyorsa dikkat etmeliyiz.

Bizde ba
şkalarına bunu yapmamalıyız. Sitemkâr cümlelerden uzak durmalıyız.

İletişimde olduğumuz kişiler konuşmalarımızda kendilerini iyi hissetmeliler… Sözlerimiz onlara iyi gelmeli. Can olmalı! Gönül okşamalı… Bizim gözümüzde değerli olduklarını hissetmeliler… Bu dostluğa şükredilebilmeli…



Olumsuz eski kayıtlar ne yazık ki, bu imkânı elden alıyor.

Ki
şiyi korunaksız bir yere hapsediyor…

Kendisini suçlu hissettiriyor.

İmdat çağrısı kolunu çekme noktasına getiriyor.

Daha sonraki her aramalarında aynı
şeylerin cereyan edeceği düşüncesiyle huzursuz oluyorsunuz. Tadınız kaçıyor.

Kendilerinden uzak durmaya ba
şlıyorsunuz hatta…

Yapmayalım bunu ne olur? Kendimize çeki düzen verelim.

Dilimiz sitem de
ğil, sevgi söylesin.

Kelimelerimiz gönle haz olsun. Ruhu yüceltsin… Gözü aydınlatsın. Ferahlık sunsun.

Ne diyorduk?

Takılmayalım olumsuz eski kayıtlara!..

Ça
ğırmayalım onları!.. Gündeme almayalım!..

Geri dönü
şüm kutusuna atalım onları…

Üstelik geri dönmemek üzere…
 

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019