Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Şenay Aydemir
 
 
Yayımlanan Sayı : 1283

Türkiye'ye de El Sistema gerek. - 21.09.2011





Venezüella Simon Bolivar Gençlik Senfoni Orkestrası'nın dört günlük İstanbul çıkarması 'Türkiye'de El Sistema mümkün mü?' sorusunu akla getirdi. İlk tohumlar çoktan atılmış bile...

El Sistema nedir?
1975 yılında Venezüella’da piyanist besteci José Antonio Abreu’nun ba
şlattığı ve kendisinin deyimiyle “Yoksulluk ve suçla mücadele eden sosyal bir sistem” olan El Sistema, şu an dünyada klasik müzik adına gerçekleştirilen en önemli proje. 1975’ten bu yana, farklı politik görüşlerden 10 farklı yönetimin desteğini alarak bugünkü hayranlık uyandıran konumuna gelen El Sistema, tamamıyla devlet ve bağışçıların destekleriyle yaşatılıyor. El Sistema, bugün 280 müzik merkezinde 15 bin eğitmeni ile 350 bin gence ulaşan, bünyesinde 150’yi aşkın gençlik, 70 çocuk ve 30 senfoni orkestrası barındıran geniş çaplı bir sosyal sistem. Venezüella Simon Bolivar Senfoni Orkestrası ise bu projenin ‘Amiral Gemisi.’

Jose Antonio Abreu’nun 1975’te kurduğu sistemin en önemli parçası olan Venezüella Simon Bolivar Senfoni Orkestrası Türkiye’den rüzgar gibi geçti. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın organizasyonuyla Türkiye’ye gelen orkestra Galata’daki sokak etkinliklerinin yanı sıra iki büyük konser gerçekleştirdi. Orkestra ile birlikte Abreu da Türkiye’deydi. Müzik adamları ve kurumlarıyla bir araya gelen Abreu, dün Radikal Hayat’ta yer alan röportajında ‘El Sistema’nın Türkiye’de uygulanıp uygalanamayacağına dair bir soruya “Bence Türkiye’de, müzik dinleme alışkanlıkları konusunda zaten bir tohum var. Sistemin Türkiye’ye adapte edilebilirliği konusundaki izlenimlerimde umutsuz olmadığıma dikkati çekmek isterim” cevabını vermişti.
Klasik müzi
ğin önemli isimlerine, çocukların yaratıcılığını müziğin kullanıldığı sosyal projelerde ortaya çıkaran kurumların temsilcilerine ‘ Türkiye’de El Sistema olur mu?’ sorusunu yönelttik.

El Sistema’nın ilk tohumları atıldı
Ye
şim Gürer Oymak ( İstanbul Müzik Festivali direktörü)
Simon Bolvar’ı Türkiye’ye getirmeden önce 2007 yılından bu yana El Sistema hareketini yakın takibe aldık. 2009 yılında sistemin kurucusu Abreu’yla tanı
ştık ve uzun bir toplantı yaptık. O zamana kadar bu sistemin Türkiye’de uygulanabilirliğinin çok farkında değildim açıkçası. Abreu büyük bir beyin. Aynı zamanda büyük bir Atatürk hayranı. Bana ‘Ne şanslısınız ki Atatürk gibi büyük bir liderin ülkesinden geliyorsunuz’ dedi. Büyük bir genç nüfusa sahip olduğumuzu ve Türkiye’de bu sistemin çok iyi çalışacağını söyledi bize.

Orkestrayı ve Abreu’yu buraya getirirken aslında bir toplum bilincinin de tartı
şılmasını istedik. Abreu’nun da katılımıyla çok daha büyük bir provaya dönüştü. Önceden sivil toplum kuruluşlarıyla görüştük, Beyoğlu Gençlik Merkezi’ni, Edirnekapı Barış İçin Müzik girişimini, Sulukule Çocuk Eğitim Atölyesi’ni ziyaret ettik. Oralarda nasıl bir sistem oluşturulduğuna baktık ve çocukların ne seviyede olduklarını görünce gerçekten çok etkilendik. Abreu da Galata’daki etkinlikleri izledikten sonra çocukların yeteneklerinden çok etkilendiğini söyledi.

Dün (salı) Abreu’yla birlikte Sulukule, Edirnekapı olu
şumları ve bu tarz bir proje yürüten Güher-Süher Pekinellerle toplantı yaptık. Aslında bu toplantıda Türkiye’de El Sistema’nın ilk tohumlarını attık. Sistemin Türkiye’de aslında yavaş yavaş çalışmaya başladığını belirten Abreu, adım adım ne yapılması gerektiğini anlattı ve bu işin Venezüella ayağını bizzat kendisinin yürüteceğini, Türkiye ile Venezüella arasında işbirliğinin kısa zamanda hayata geçirileceğini söyledi. Şimdi bu konuyla ilgili bir deklarasyon hazırlıyoruz.

Bunun kültürden önce bir sosyal proje olarak ele alınması gerekti
ğini düşünüyorum. Devletin de sahip çıkacağına inanıyorum. Abreu da ilk başladığında sivil toplumla yola koyulmuş. Sonra o çocukların başarısını gören devlet sahip çıkmış. Burada önemli olan devlet desteğinin Venezüella’da olduğu gibi kesintisiz sürmesi bunun bir toplum ve aile politikası haline gelmesi. Bunu topluma çok iyi anlatmalıyız.

Tek ba
şımıza değiliz. Benzer bir proje yürüten Cihat Aşkın, İTÜ olarak her türlü desteği gönüllü vermeye hazır olduklarını söyledi. Bir tarafta sanatçılar Güher-Süher Pekinel ve Cihat Aşkın, diğer taraftan STK’lar ve biz el ele verek çok yönlü çalışacağız. İçimde başaracağımıza dair çok büyük bir umut var.

Sanat devletin güvencesinde ve hak olmalı
Funda Oral (Sulukule Çocuk Sanat Atölyesi Müdürü)
Özellikle Roman çocuklar müzi
ğe çok yetenekli oldukları ve geleneksel olarak müzik toplumsal hayatlarının bir parçası olduğu için bu olanakları sunmak kaçınılmaz ve acil bir ihtiyaç. Bugüne kadar yapılmamış olması utanç verici. El Sistema gibi bir projeyi hayata geçirmek için geç bile kalındı. Ama yine de Bandırma’da Mersin’de Tekirdağ ve Çanakkale’de Roman çocukların müzik projeleri yaygınlaşıyor. Kocaeli’de ‘Bin Keman Bin Roman’ diye bir proje yapıldı. Sanat bütün çocuklar için devletin güvencesinde ve bir hak olmalı. Özellikle zor koşullarda yaşayan çocuklar için müzik güzel bir ifade aracı bir yandan. Eğitim politikalarının buna göre ayarlanması, bütçelerinin ayarlanması, sosyal hizmet şeklinde bunun güvenceye alınması gerekiyor. Nasıl ki El Sistema’da eğitmenlerin ücretleri ve mekanı devlet karşılıyorsa burada da aynı şey olması lazım.
El Sistema’nın Türkiye’ye gelmi
ş olması işbirliği ihtimalini artırıyor ve bu şart. Kendi ilgilendiğim çocuklara baktığımda bunu yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Harekete geçilmeli
Yeliz Yalın Baki (Barı
ş İçin Müzik Vakfı Kurucusu)
Aslında biz 6 yıldır bu çalı
şmayı aynı duygularla yürütüyoruz. ‘Müzik herkesin hakkıdır’ düşüncesiyle hareket ediyoruz ve bunun olumlu sonuçlarını gördük. El Sistema’nın kurucusu Jose Antonio Abreu okulumuzu ziyaret etti ve çok etkilendiğini belirtti.Biz yalnızca viztüözler yetiştirmek için yola çıkmadık, yaşamı paylaşan insanların müzik yaptığı bir ortam yaratmak istiyoruz. Bunun bütün Türkiye’ye yayılmasını arzu ediyoruz. ‘El Sistema’daki neşe, mutluluk, yaşama sevinci ve tevazu hepimize yansıdı. Biz de bunların olmasını istiyoruz.

Böylesi bir projeyi tüm topluma yaymak için Abreu’nun söyledi
ği gibi “Halktan gelen bir hareket olması” gerekiyor. Uzun uzun toplantılar yapıp planlamaya gerek yok. Hemen herekete geçmek gerek. Bizim çalışmamızı duyan birçok öğretmen bizimle iletişime geçti, kentlerine çağırdılar. Bunu paylaşmaya hazırız. Aklın yolu bir. Hümanizma üstbaşlık olursa, her şey olur. Adil olan, içerisinde barış umudu taşıyan, insan haklarına inanan herkesin uzlaşacağı bir yol bulunur.

Çocuklar müzikle tanı
şınca dünyaya farklı bakar
Rengim Gökmen (Devlet Opera Balesi Genel Müdürü):
Müzik e
ğitiminin toplumsal yaşantıda önemini kavramamız gerekiyor. “Müzik eğitimi topluma ne verir, nasıl bir açılım sağlar, geleceğe nasıl bir yatırımdır” sorularını sormamız gerekiyor. Bunun bilincine vardığımızda sistem kendiliğinden ortaya çıkar Venezüella’da böyle bir sistem oluşturulduğu zaman anlaşılıyor ki, hem geniş eğitim çevrelerinde hem de devlette inanç vardı. Bu olunca oluşturulabilir. Tabii ki orada daha kolay işlemiştir. Maddi olanakları var, nüfus küçük ve çocuklar kolay ulaşılabilir durumda.

Dünyanın her ülkesinde çocukların müzik e
ğitimine büyük ihtiyaç var. Türkiye’de de bu ihtiyaca inanıldığı anda buna benzer projeler üretilebilir. Bizim Doğuş Çocuk Orkestrası’nda olduğu gibi. Bunun öncesinde milli eğitimin müzik eğitimine verdiği önemin vurgulanması, bunun proje olarak gündeme alınması gerekiyor. Bu alındıktan sonra Türk çocuklarının da Venezüellalılar gibi yeni enstrümanlarla tanışacaklarını ve dünyaya farklı bakacaklarını düşünüyorum.

Bizim özellikle ihtiyacımız var
Cem Mansur ( Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın
şefi)
El Sistema, tabii ki Türkiye’de de uygulanabilir. Ba
şarılı olması için hem sivil toplum hem devlet hem de özel sektör içinde olmalı. Şu an kurulma aşamasındaki Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası da böyle kuruldu. Ama El Sistema’yla karıştırmamak lazım. Bizimki birçok ülkede olan ve ülkenin en iyi gençlerinden oluşturulmuş bir orkestra. Diğeri ise sosyal yönün ön planda olduğu bir sistem. Simon Bolivar ise bunun bir amiral gemisi. Toplumun her kesimine hitap eden, müziği iyileştirici bir unsur olarak kullanan bir çalışma. Zaten müthiş olan da bu. Her ülkede uygulanabilir.

Bizim özellikle ihtiyacımız var ama “E
ğitim ne demek” o konuda kafaların değişmesi gerek. Çocuklar en güzel yıllarını unutmak üzere edinilen bilgilerle geçiriyorlar. Bu sistem devam ederken, ‘El Sistema’ gibi insanca bir sistemin ona entegre olması zor. Çok idealist müzik öğretmenleri var ama veliler ve okul müdürleri “Çocuk matematik çalışsın” dediği zaman yapmak istediklerini yapamıyorlar. Velilerin ve bütün sistemin çocuk altı yaşında müzik eğitimi alırsa, sekiz yaşına geldiğinde matematiği de iyi kavrayacağı gerçeğini kavramaları gerek. Müzik eğitimi bizde laf olsun diye yapılıyor. Hâlbuki sorumlu bireyler yetiştirmedeki en önemli faktör. Doğruyu öğrenmek, dinlemeyi öğrenmek için müzik önemli bir araç.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020