Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1765




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 31 müzisyen gazete okuyor
 
 
Kubilay Akman
 
 
Yayımlanan Sayı : 600

Sanatta Üçüncü Yol: Lâtin Amerika - 25.07.2008





Modern dünyada plastik sanatlar alanında, daha birçok alanda olduğu gibi, Amerika ve Avrupa iki önemli merkez olarak yapılandı. Antik Yunan'dan bugüne Avrupa, kendi geleneklerini güncellikle buluşturan bir tarz izlerken; Amerika, mevcut tarihsel ve sosyal gerçekleri nedeniyle, kozmopolit bir zemin üzerinde yeniliklere kucak açtı. ABD, sahip olduğu medya ayrıcalıkları kanalıyla kendi gündemini global bir düzeye ulaştırdı ve plastik sanatlar alanında yerel tarihsel dinamikleriyle (kızılderili kültürleri) etkin bir bağ kuramadı. Bu iki yolun dışında, Latin Amerikan sanatı bize üçüncü bir alternatif sunuyor.

Edward Lucie-Smith'in de belirttiği gibi, Latin Amerikan Sanatı, Avrupa kültürünün yerli kültürleri ve Afrika'dan göç yoluyla gelen gelenekler ile kaynaştığı bir atmosferde var olmuştur. (1) İspanyol fatihlerin yerli kültürlerini büyük oranda tahrip etmiş olmasına rağmen, 20. yüzyıl Latin Amerikan sanatının, Avrupa resim ve heykel geleneğinin modern keşiflerini Aztek, Maya ve İnka uygarlıklarından gelen öğelerle harmanladığını görüyoruz. Bu konuda Arjantin ve çevresindeki güney ülkeleri istisnai bir tablo çiziyor. Bu ülkelerde güçlü bir yerli etkisi bulunmadıgı için sanat akımlarının daha Avrupai oldugu söylenebilir. Meksika, Guatemala ve Peru gibi ülkelerde ise, oluşturulan sentezde yerli uygarlıklarının belirleyiciligi aşikardır. Küba ve Brezilya gibi, siyah toplulukların oldugu ülkelerdeki plastik sanatlar dünyası üzerinde Afrika etkisi daha baskındır.

Latin Amerikan sanatı indigenismo (yerlicilik) ile Avrupa modernizminin kesiştigi bir eksende gelişmiştir. Modernizm, büyük oranda siyasi hareketler ve mücadelelerle bağlantılı olan sanatçılar için özgürleştirici bir üslup olarak önem taşımıştır. Bu bağlamda Meksika'daki Muralism (duvar resmi) geleneği önemlidir. Diego Rivera, Jose Clemente Orozco, David Alfaro Siqueiros, Juan O'Gorman, Jean Charlot ve Pablo O'Higgins gibi isimlerin temsil ettiği muralist harekette Avrupa modernizminin sundugu estetik olanakların yerli kültürlerine özgü üsluplar ve güncel politik temalarla buluştugu görülür. Hareketin temsilcileri, entellektüel hayatlarının bir dönemini Avrupa'da veya Kuzey Amerika'da geçirmiş ve birinci elden modern sanat kaynaklarıyla ilişkilenmişlerdir. Muralist sanatçıların kamu binalarının duvarlarına yaptıkları dev resimler halka mal olmuş ve ortak toplumsal mirasın bir öğesi haline gelmiştir.

Muralist hareketin yanında, tüm Latin Amerika başka özgün sanatçıların da yapıtlarını sunmaktadır: Meksika'dan Frida Kahlo, Hermenegildo Bustos, Antonio Ruiz, Remedios Varo, Leonora Carrington, Alberto Gironello, Nahum B. Zenil; Arjantinden Octavio Blasi, Raquel Forner, Antonio Berni; Küba'dan Amelia Pelaez, Wifredo Lam, Raul Martinez; Kolombiya'dan Antonio Caro, Fernando Botero daha birçok başka isimle birlikte yapıtlarıyla anılmaya değerdir. Latin Amerikan sanatçıları bir çeşitlilik ve çok-renklilik görünümü ardında, öz olarak modern olmak, yaşadıkları coğrafyayla barışık olmak ve güncel toplumsal meselelere duyarlı olmak gibi üç temel özellikte buluşmaktadırlar.

Latin Amerika'nın bugün Avrupa'yla kurduğu sanatsal ilişkinin büyük oranda tahakkümden arındığı söylenebilir. Bu, interaktif bir süreçtir. Sanatçılar, kendi özgür iradeleriyle Avrupa'nın sunduğu ileri ifade yöntemlerini alırken, yerel köklerinin sahip olduğu çoğul renkleri de korumuşlardır. Burada, globalleşme bir problemden ziyade, sanatsal üretim için bir olanak olarak gözükmektedir. Bu arada, Latin Amerika'daki ülkeler arasında da yoğun bir karşılıklı sanatsal ve entellektüel diyalog olduğu söylenebilir. Bunda, kuşkusuz kıtanın genelinde büyük oranda İspanyolca konuşuluyor olmasının etkisi vardır. Ortak bir dilin varlığı sanatçılara yapıtlarını tartışma, anlatma ve anlama olanağı sunmaktadır.

Latin Amerikan sanatı, yorgun Avrupa ve büyük ölçüde tüketim kültürüne endekslenmiş Amerika karşısında «üçüncü bir yol» olarak durmaktadır. Önümüzdeki yıllarda Latin Amerika'dan dünyanın geneline doğru sanatsal bir dinamizmin, coşkunun ve üretkenliğin yayılacağını söylemek sanırım büyük bir kehanet sayılmaz.

İZİNSİZ

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020