Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 24 müzisyen gazete okuyor
 
 
Esra Ercan Bilgiç
 
 
Yayımlanan Sayı : 531

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu küçülürken... - 03.04.2008





AKP iktidarının pek çok icraatinde olduğu gibi, yine güncel ama gündemde olmayan bir gelişmeyle karşı karşıyayız. TRT Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı Çarşamba günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülürken az sayıda internet sitesi dışında konuyla ilgili haber 'görülmedi'. Yasa tasarısını protesto eden TRT çalışanları ile KESK'e bağlı Haber-Sen üyeleri bu gelişmeyi AKP'nin TRT'yi yok etme planının bir parçası olarak değerlendirirken, DİSK, TRT'nin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, Çağdaş Gazeteciler Derneği ise AKP iktidarının kendi yandaşlarına yeni kadrolar açma girişimi içinde olduğunu vurguladı. Tasarıda özetle TRT bünyesindeki birçok birimin kapatılması, 17 olan daire başkanlığı sayısının 13'e indirilmesi, İstanbul, İzmir, Antalya, Çukurova, Diyarbakır, Erzurum, Trabzon bölge müdürlüklerinin kapatılması, yaklaşık 3 bin kadar personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmesi ve 'TRT sanatçısı' kadrolarının Kültür Bakanlığı'na nakledilmesi öngörülüyor. Yani teşkilat şeması değişiyor, personel azalıyor, TRT küçülüyor. AKP kamu sektörünü, dolayısıyla kamu hizmeti alanını küçültmeye yönelik liberal ekonomi politikalarını uygulama sürecinde böylelikle TRT'ye de el atmış oluyor. Yine kamuoyundan gizli, yine alelacele.

Yayıncılıkta Avrupa standartları dikkate alınarak hazırlandığı belirtilen tasarının gerekçesinde şöyle denilmiş: "Dünyada BBC, RAI, NOS gibi pek çok kamu yayın kuruluşu yapılarını çağın gereklerine uygun hale getirmiştir. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu'nda da, böyle bir yapılanma ertelenemez bir ihtiyaç haline gelmiştir. Düzenleme ile, kurumun Anayasa ile verilen kamusal görevini yerine getirebilmesi için, kendisine yöneltilebilecek baskılardan uzak, yalnızca kamu yararını gözeten çağdaş bir yayıncılığı mümkün kılacak yapılanmanın oluşmasını hedefleyen bir düzenleme öngörülmüştür". TRT'nin çağın gereklerine ayak uydurabilmesi için küçülmesi yeterli görülüyor demek ki. Acaba örneği verilen BBC'nin yapısı çağın gereklerine uygun hale getirilirken "küçültelim gitsin" mantığıyla yetinilmiş olabilir mi?

BBC'de yeniden yapılanma süreci

BBC'nin çağa ayak uydurmak amacıyla bir yeniden yapılanmaya gittiği doğru ama bu yeniden yapılanma her şeyden önce şeffaftı ve zamana yayıldı. İki yıl boyunca ülke genelinde herkesin ve her kesimin görüşlerini belirtebileceği iletişim ortamları yaratıldı. İnternet forumlarıyla, e-postayla, postayla, halka açık toplantılarla kamusal tartışmalar sürdürüldü. Bu tartışmalar temelinde kültür, medya ve spordan sorumlu bakanlık, izleyici temsilcilerinin, sendikaların, parlamenterlerin, akademisyenlerin, medya uzmanlarının ve medya sektöründen temsilcilerin de görüşlerini alarak Mart 2005'te kamu hizmeti yayıncılığının geleceğine yönelik prensipler belirledi. Bu prensipler kamu hizmeti yayıncılığının varlığını güçlenerek sürdürmesi ve BBC'nin hükümetten mümkün olduğunca bağımsız olması gerektiği yönündeydi. Ardından, kamu hizmeti yayıncılığının küreselleşme ve dijitalleşme çağına ayak uydurabilmesi için nasıl bir yeniden yapılanma sürecine girmesi gerektiğine dair 'Herkes İçin Kamu Hizmeti: Dijital Çağda BBC' başlıklı beyaz rapor hazırlandı, misyonlar belirlendi. Yine aynı iletişim ortamları üzerinden raporla ilgili görüşler toplandı. Nihayet 1 Ocak 2007'de yeniden yapılanma gerçekleşti.

Kamu hizmeti yayıncılığı

Avupa'da bilgi toplumunda kamu hizmeti yayıncılığının rolüne ve geleceğine dair tartışmalar, yeni teknolojiler, yayıncılık pazarında yaşanan değişimler, parlamento ve hükümetlerin etkileri ve izleyici davranışları gibi faktörlerin hepsini birden kapsayacak şekilde sürüyor. Kamu hizmeti yayıncılığının değişen dünyaya ve yeni medya ortamına nasıl ayak uydurabileceği sorusu sorulurken sosyal, siyasal ve kültürel birlikteliğin teşvik edilmesine, ulusal kültürün ve demokratik toplumun devamlılığına yönelik yükümlülükler tanımlanıyor. Kamu sektörünü küçülterek özel sektörün kapsamını genişletmeyi hedefleyen siyasi veya ideolojik çabalar karşısında kamu hizmeti yayıncılığının varlık nedenini güçlendirecek argümanlar üretiliyor. Kamu medyasının sivil topluma ve vatandaşlara ait olduğu hatırlatılırken, editoryal bağımsızlık ve özerkliğin güçlenmesi, düzenleme ve denetleme mekanizmalarının sağlıklı işleyebilmesi için uğraş veriliyor.

BBC örneği ve Avrupa'daki tartışmalar dikkate alındığında, tasarıya karşı çıkan kesimler gelişmeleri "yeniden yapılandırma değil tasfiye" diye nitelerken ve olup bitenin AKP'nin kadrolaşma niyetiyle ilgisini vurgularken hiç de haksız görünmüyorlar. Öte yandan bu tasarıyı savunmak adına "TRT kamburundan kurtuluyor", "TRT'nin hantal yapısı değişiyor" benzeri söylemler üretenler olacak, konu "kadrolar azaltılsın mı azaltılmasın mı?" çerçevesine hapsedilecek gibi duruyor. Oysa Türkiye'de kamu hizmeti yayıncılığına dair gerçek bir reform arayışı söz konusu olacaksa eğer, öncelikle bağımsızlık ve özerklik kaygılarını ön planda tutan kamusal tartışmanın önü açılmalı.

ESRA ERCAN BİLGİÇ: Bilgi Üniversitesi, öğretim gör.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020