Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 17
Sayı: 1807




Mavi Nota e-Müzik Gazetesi'ni hangi yolla öğrendiniz?

Arkadaş tavsiyesi üzerine öğrendim.
Yaptığı çalışmalardan dolayı biliyordum.
Basın yayın araçları aracılığı ile öğrendim
İnternet arama motoru aracılığı ile öğrendim.
Tesadüfen öğrendim
Mavi Nota'yı doğduğu günden beri bilirim

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 20 müzisyen gazete okuyor
 
 
Haberler
 
 

AKM'nin açılış eseri olan Sinan Operası'nın bestelenme sürecini bestecisi Hasan Uçarsı ayrıntısı ile anlattı! - 16.11.2021



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, Atatürk Kültür Merkezi’nin açılış töreni için bestelenen Sinan Operası’nın, bestelenme sürecini besteci Hasan Uçarsı, operanın  temsil kitapçığında tüm detayları ile şöyle açıklıyor:

Sinan Operası Nasıl Bestelendi?

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan beyefendinin İstanbul’a olan sevgisi çerçevesinde şahsen ilgilenmekte olduğu İstanbul’un kültür-sanat hayatının merkezinde yer alacak olan Atatürk Kültür Merkezi yeni binasının açılışında seslendirilmek üzere ismi İstanbul ile bütünleşen büyük usta Mimar Sinan’ı konu alan yeni, telif bir opera eserinin tarafımca bestelenmesi hususundaki talimat ve görüşleri 2019 yılının Haziran ayının son gününde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sayın Fecir Alptekin hanımefendi tarafından şahsıma iletildiğinde Türk besteciliği açısından tarihi bir ana şahitlik ettiğimi ve bu sorumluluğu yükleniyor olmanın onurlu ayrıcalığını hissettim.

Zira Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında İran Şahının Türkiye’yi ziyareti nedeniyle kıymetli hocam Ahmed Adnan Saygun’a ilk Türk operası olan Özsoy’un bestesini emanet edişinin ardından geçen 85 yıl içinde Cumhurbaşkanlığı makamı katında bu toprakların besteciliğine duyulan güvenin nişanesi olarak böylesine anlamlı tarihi açılışa uygun yeni bir eser bestelenmesi öngörüsünün 21. yüzyılın başında müzik sanatımıza ve müziğe bakışımıza yeni bir hamle, şevk ve soluk getireceğini değerlendirerek bu çok onurlu ve bir o kadar da güç ve sorumluluk isteyen vazifeyi kabul ettim. Bu fikri kararlılığı özellikle Türk operasının ve besteciliğinin bir kez daha güçlü bir silkinişle, kendine has yepyeni müziklere doğru kanatlanacağı ve ayrıca yıllardır seslendirilmeyi bekleyen nice güzel eserin de yeniden milli bir şuurla ele alınacağı sürecin işaret fişeği olarak değerlendirdim.

2019 yılının yaz aylarını Sinan üstüne yazılan çok sayıda kitabı, oyunu ve senaryoyu okuyarak geçirdim. Bu okumalar sırasında Sinan’ın ömrünün sonuna doğru hatıralarını anlattığı Sâi Mustafa Çelebi tarafından kaleme alınan Tezkiretü’l-Bünyan (Yapılar Kitabı) yazmasında karşılaştığım şu sözleri beni çok derinden sarstı. ‘’Ustamın eli altında, tıpkı bir pergel gibi bir ayağım sabit olarak, merkez ve çevreyi gözledim. Sonunda yine tıpkı bir pergel gibi yay çizerek, görgümü arttırmak için diyarlar gezmeye istek duydum. Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde gezip tozdum. Her saray kubbesinin tepesinden ve her harabe köşesinden bir şeyler kaparak, bilgi ve görgümü arttırdım. Yine İstanbul’a dönerek, zamanın ileri gelenlerinin hizmetinde çalıştım…’’

Yaşadığım sarsıntı sözlerin içeriğinde değildi. Ben de yıllardır kendi müzik anlayışımı tanımlarken Sinan’dan bîhaber pergel metaforunu kullanmaktaydım. Sinan’ın bu sözünü okuyunca aramızda yaklaşık dört yüz elli yıl fark olmasına rağmen Sinan ile düstur ve fikir olarak aynı konumda olduğumu gördüm. Bizler modern çağın insanları özellikle yoğun teknolojik gelişmelerin tesiriyle kendimizi önceki zamanlardan daha üstün, daha gelişmiş olarak algılıyoruz. Buna rağmen zihnimiz, fikir üretimimiz, hayata bakışımız, insanı ve hakikati kavrayışımız açısından çoğu zaman çok daha sığ durumda olduğumuzun pek de farkında olamayabiliyoruz. Aynı benzetmeyi Sinan’ın dört buçuk asır önce yapmış olmasını derin bir sarsıntıyla fark edişim maddi olarak bizleri ayıran zamana rağmen onunla fikri anlamda çok güçlü gönül bağları kurmama neden oldu. O andan başlayarak besteleyeceğim Sinan operasının kaderinin tümden değiştiğini fark ettim. Sinan’ı çok daha farklı bir boyutta kendi içimde algıladım, yaşadım ve yaşattım. Sinan ile aramda çağlar ötesine ulaşan bir duygudaşlık oluştu. Eserin bestelenme aşamasında bu duygusal bağ çok daha gelişip derinleşti. Neredeyse onunla tekvücut haline geldim. Öyle ki Sinan operasını bestelerken yaşadıklarım ile Sinan’ın Süleymaniye’yi yaparken yaşadıkları, içinde bulunduğumuz durumlar özünde büyük benzerlikler gösterdi. Bu yazdıklarımı okuyanlar kendimi Sinan ile bir tutmak gibi bir saygısızlık içinde olduğumu düşünebilirler. İlk bakışta bu düşüncelerinde pek de haksız sayılmazlar fakat böyle bir fütursuzluğu aklımın ucuna getirmem mümkün değildir. Büyük sanatçıları kendime örnek almanın, onların davranışlarından, hayat ve eserleri karşısındaki tutumlarından dersler çıkarmanın ötesinde başka hiçbir bir niyetim olamaz.

Müzik anlayışımı aktarmakta kullandığım pergel benzetisinde pergelin çivili ayağını yani sabit ayağımı memleketime, bu toprakların ses dünyasına saplarım. Bu ses dünyası tarihin derinliklerine uzanan piramit gibidir. Yolu eski çağlardan başlayıp Itri’den, Dede Efendi’den geçerek, Cumhuriyet dönemi bestecilerimize, ustam Adnan Saygun’un, Cemal Reşid Rey’in müziğine bağlanıp yöresel halk müziklerimize, dini müziğimize, marşlar ve operet geleneğimize dek açılıp genişler. Bu sabit ayağın yanındaki diğer hareketli ayak uzağa yakına, yukarı aşağı her yöne açılıp kapanmasıyla uzakta olan müzik kültürlerinden merkezi zenginleştirip ona katkı sunacak olanları değerlendirip toplayarak üslubum ve müzik dilimde kendime has terkipler yoluyla bir araya getirir. Sinan operasında yukarıda sözünü ettiğim müzik anlayışım duyulacaktır. Eser boyunca sahnelerin ve dramanın gerektirdiği oranda ses dünyalarının kişisel prizmamdan işlenip geçen hallerini apaçık yaşamak mümkündür.

Son yirmi yıldır eserlerimde kendi müzik kültürümüze ait kanun, çeng, bağlama, davul gibi sazları kullandım. Sinan operasında da operanın metni yazılmadan önce biraz da konu ve dönem gereği zihnimde ısrarla müziğimize ait sazları kullanma fikri vardı. Fakat eserin metni tamamlandıktan sonra geleneksel sazlarımızın kullanımının eserin dramatik akışına yapısal bir katkısı olmayacağını ancak onları bir renk unsuru olarak sınırlı, yüzeysel bir biçimde kullanabileceğimi gördüm. Bu nedenle de müziksel bir işlevi olmayacağını bile bile sırf renk olsun diye kullanmaya gönlüm hiç razı olmadı.

Sinan üstüne okumalarla geçen yaz aylarından sonra operanın metninin Bertan Rona tarafından yazılmasına 2019 yılının Ekim ayının ilk günlerinde karar verildi.

Metnin yazım sürecinden eserin beste olarak tamamlanma aşamasına dek Bertan ile çok uyumlu çalıştım. Metni yazmadan önce yaptığımız uzun görüşmelerde kendisinden işçiler, yeniçeriler gibi korolu sahneler yanında arya durumları oluşturmasını ya da üçlüler, dörtlüler gibi grup söylemesine uygun dramatik işlevler imal etmesini rica etmiştim. Bertan bunları benim hayallerimin ötesinde mükemmelen gerçekleştirdi. Besteleme aşamasında metinde müziğin gidişatı doğrultusunda bazı değişiklikler yapmak gerektiğinde ya da aryaların içeriklerinin, şiirselliklerinin değişmesi gerektiğinde beni kırmadı tüm bu değişiklik ve eklenti isteklerinin altından ustalıkla kalktı. Kendisine bana rahatça çalışabileceğim sözel ve dramatik bir zemin oluşturduğu için müteşekkirim.

Operadaki olay ağının en gergin noktası Süleymaniye’nin yapımı sırasında Sinan ve sanatı hakkında ortaya dökülen tezviratlar olmuştur. Bakın Sinan anılarında bu durumu nasıl anlatıyor: ‘’Bazı nifak ehli söz birliği ederek Padişah’a kötü niyetli dilekçeler yazdılar; emin ve katiplerin her birinin, Cami inşası bahanesiyle kendi ev ve saraylarını onarttıklarını, bu yüzden Cami inşaatının geciktiğini iddia ettiler… bazı ahmaklar benim hakkımda ‘Kusuru ortaya çıkacak diye binayı iskeleden çıkaramıyor!’ ‘Kubbenin duracağı kuşkulu; herif bundan dolayı ne yapacağını şaşırmış, gününü geçiriyor; elinden bir şey gelmiyor… gibi sözler ederler.’’

Bu yalan dolan rüzgârı o gün olduğu gibi bugün de büyük ruhların başındaki en büyük derttir ve cihanşümul bir insanlık durumudur. Tarih boyunca da hep böyle olmuştur. Vasat, sınırlı kişiler yüce ruhların engin duyuşlarını, garbın kapılarını zorlayan gayretlerini her zaman kendi sığ zeminlerine çekmek için nafile yere çırpınıp dururlar. Her ne kadar ilk anda engeller zorluklar çıkarsalar da zaten tüm bu engellerin zorlukların üstesinden ellerindeki tek güç olan ilimleri ve sanatlarıyla gelebildikleri için Sinanlar Sinan olmuştur.

Eserin metni 2020 yılının Mayıs ayında tamamlandı. Bestelemeye Haziran ayının ilk günlerinde başladım ve 2021 yılının Temmuz ayının ilk günlerinde yaklaşık bir yıllık bir zaman diliminde oldukça yorucu ve yoğun bir çalışma akışıyla eserin piyano eşlikli halini tamamlayıp şarkıcıların ve koronun çalışması için teslim ettim. Müziğin orkestralama aşamasını Eylül ayının son haftasına doğru bitirip eseri tamamladım.

Sinan Operası’nın vücuda gelme sürecinde çok sayıda kişiye teşekkür ve gönül borcum vardır.

Doğal olarak en başta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan beyefendiye konusu Mimar Sinan olan bir opera besteletmek fikrini geliştirip sahiplendiği ve bu toprakların sesini oluşturma, bulma yolunda insanına, bestecisine, onun kâbiliyet, beceri ve marifetine olan güveni, inancı için gönülden teşekkür ederim. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy beyefendiye Sinan operasının hayat bulması için gösterdiği çabalara, bakanlığına bağlı ilgili birimleri ve tüm olanakları sınırsız bir özveriyle seferber etmesine şükranlarımı arz ediyorum. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sayın Fecir Alptekin hanımefendi bu eserin en iyi şekilde oluşması ve ortaya çıkması için varını yoğunu insanüstü çabayla ortaya koydu. Operanın unsurlarını bir araya getirdi, iletişimini oluşturdu. Bize ve şahsımızda Sinan’a inandı, güvendi. Kendisine içtenlikle teşekkür ederim. İstanbul Operası’nın kıymetli solistleri ve değerli müzikçileri coşkuyla bu esere anlam verdiler, sanatlarını, birikimlerini esirgemeden cömertçe kattılar. Varolsunlar. Bu yoğun ve meşakkatli süreçte sabırla, inançla bekleyip benim çoğu zaman bambaşka alemlere gidip gelmeme sessizce, fedakârca katlanan sevgili aileme sonsuz selamlar olsun.

Sinan’ın son sahnedeki şarkısı şu sözlerle başlar: ‘’Gayret ettim tevfik buldum…’’ Ben de çok gayret ettim. Sonunda tevfik bulanlardan olmak umuduyla...

Hasan Uçarsu


Atatürk Kültür Merkezi’nin 29 Ekim 2021 günü Cumhuriyetin ilanının 98. Yıldönümünde gerçekleşen açılışında sahnelenen Sinan Operası’nı sayfaya ekli video kayıttan izleyebilirsiniz!


Besteci Hasan Uçarsu 1965 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası kaptan İhsan Uçarsu, annesi ev hanımı Kadriye Uçarsu'dur.

Çeşitli müzik türlerinin dinlendiği bir ortamda yetişen[1] Hasan Uçarsu, ilkokul yıllarında İstanbul Üniversitesi Belediye Konservatuvarında flüt öğrenimine yarı zamanlı olarak başladı. Ortaokul ve lise öğrenimi sırasında konservatuvar öğrenimine ara veren Uçarsu, lise öğrencisi iken kısa bir süre Muammer Sun ile çalıştı.

Kadıköy Anadolu Lisesini bitirdikten sonra 1983'te Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı kompozisyon bölümüne girdi. Lisans programında Adnan Saygun'un, yüksek lisans programında Cengiz Tanç'ın öğrencisi oldu. 1991-1992 öğretim yılında aynı kurumda ders vermeye başlayan sanatçı, 1994-1997 yıllarında ABD'de Pensilvanya Üniversitesinde yürüttüğü doktora çalışması sonunda bestecilik alanında doktora derecesini aldı. ABD'de bulunduğu yıllar bestecilik açısından en verimli yılları oldu.

Uçarsu, doktora eğitimini tamamladıktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarındaki görevine dönerek 1998'de doçent, 2009'da profesör unvanını aldı.

Eserleri

Sahne eserleri

İsmail'in Öyküsü, (Bale Müziği), (1990) (gözden geçirme 2002).

Eser, 2004 yılında Kültür Bakanlığı Ulusal Beste Yarışması Büyük Ölçekli Senfonik Eser Kategorisi'nde ikincilik ödülü almıştır.

İlk icrası Orhan Şallıel yönetimindeki Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ve koro şefi Levent Sezgin yönetimindeki Dünya Müzik Dostları Çoksesli Korosu tarafından 31 Ekim 2008'de Bursa'da gerçekleştirildi.

Solo ve orkestra eserleri

Davetsiz Misafirler (2007-2008) arp, çeng ve orkestra için.

Tefken Kültür ve Sanat Vakfı Siparişidir. İlk icrası Saim Akçıl yönetimindeki Tekfen Karadeniz Filarmoni Orkestrası ve solist Şirin Pancaroğlu tarafından 36. İstanbul Müzik Festivali srasında 24 Haziran 2008 günü Aya İrini'de gerçekleşti. İlk yurt dışı icrası Jose Machado yönetimindeki Lizbon Çağdaş Müzik Grubu ve solist Şirin Pancaroğlu tarafından 10. Dünya Arp Kongresi sırasında, Amsterdam'daki Muzikgebouw'da 18 Temmuz 2008 günü gerçekleşti.

Ben Sana Mecburum (2006), mezzo soprano solo ve büyük orkestra için.

Akdeniz Gençlik Orkestrası tarafından orkestranın 2006 konser mevsimi için sipariş edildi. İlk icrası Yoshinao Osawa yönetimindeki Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ve solist Aylin Ateş tarafından 10 Ekim 2008'de Bursa'da gerçekleştirildi.

Orkestra

Orkestra için Çeşitlemeler (1988)

İlk icrası Tadeusz Strugala yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası tarafından 4 Ekim 1991'de İstanbul'da gerçekleştirildi. İlk yurt dışı icrası Dmitri Goya yönetimindeki Moldova Filarmonisi Senfoni Orkestrası tarafından 9 Ekim 1991'de Kişinev'de gerçekleştirildi.

Çığlıklar, Anılar ve Küçük Bir Düş (1992) (gözden geçirme 1995)

1996 yılında Dr. Nejat Eczacıbaşı Ulusal Beste Yarışması birincilik ödülüne layık görüldü. İlk icrası 10. Uluslararası İzmir Festivali sırasında Rengim Gökmen yönetimindeki İzmir Devlet Senfoni Orkestrası tarafından Efes Antik Tiyatrosu'nda 17 Haziran 1996'da gerçekleştirildi.

Komet (Kuyruklu Yıldız) (1997)

1998 yılında Dr. Nejat Eczacıbaşı Ulusal Beste Yarışması birincilik ödülünü paylaşmıştır. İlk icrası Erol Erdinç yönetimindeki Bilkent Akademik Senfoni Orkestrası tarafından Ankara'da Eylül 2001'de gerçekleştirildi.

Sen Gülsün Ben Bülbülüm (2005). Koro ve orkestra için (aslı eşliksiz koro için olan eserin koro ve orkestra düzenlemesi)

TRT siparişidir.

Bir Yaz Yolculuğundan Arta Kalanlar: Dört Antik Kentin Öyküsü (1995-1998)'nden secilen bazı parçaların orkestrasyonu (1999)

İlk icrası 5. Uluslararası Eskişehir Müzik Festivali sırasında Nazım Rızayev yönetimindei Anadolu Üniversitesi Gençlik Senfoni Orkestrası tarafından Eskişehir'de 17 Ekim 1999'da gerçekleştirildi.

Orkestra Suiti (2002)

Kültür Bakanlığı siparişidir. İlk icrası 20. Uluslararası Ankara Müzik Festivali kapanış konseri sırasında Rengim Gökmen yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarafından Ankara'da 26 Nisan 2003 tarihinde gerçekleştirildi.

Lamento [Cevza'ya] (2005), yaylı çalgılar orkestrası

İrkin Aktüze siparişidir. İlk icrası 33. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali sırasında Cem Mansur yönetimindeki Akbank Oda Orkestrası tarafından 25 Haziran 2005'te Aya İrini'de gerçekleştirildi.

Sinan Operası (2021): 2021'de sahnelendi.

Oda müziği

Yaylı Çalgılar Dörtlüsü (1990)

İlk icrası 2. İstanbul Müzik Şenliği sırasında İTÜ Yaylı Çalgılar Dörtlüsü tarafından Harbiye Askeri Müzesi'nde 6 Aralık 1998'de gerçekleştirildi (yalnızca 1. Bölüm Seslendirildi).

Divertimento (1991)

İlk icrası 3. Ankara Yeni Müzik Festivali sırasında Aleksey Vinogradov yönetimindeki Moskova Yeni Müzik Derneği Topluluğu tarafından CSO Konser Salonu'nda 17 Ocak 1993'te gerçekleştirildi.

Monolog (1994)

1995 yılında David Halstead Beste Ödülü (Pensilvanya Üniversitesi) almıştır. İlk icrası Hasan Uçarsu'nu yönetiminde Curtis Müzik Enstitüsü Oda Müziği Topluluğu tarafından Philadelphia'da 19 Şubat 1995'te gerçekleştirildi. İlk yurt içi icrası Modern Müzik Topluluğu İçin Yeni Müzik Konseri sırasında Ahmet Altınel yönetiminde, İstanbul'da 26 Mayıs 2006'da gerçekleştirildi.

Gizemli Parçalar (1995), mezzo soprano, klarinet, viyola ve vurmalı çalgılar

1996 Helen G. Weiss Beste Ödülü'ne (Pensilvanya Üniversitesi) layık görülmüştür. İlk icrası David Osbon yönetimindeki Curtis Müzik Enstitüsü Oda Müziği Topluluğu ve solist Lois Babbit tarafından Philadelphia'da 19 Şubat 1995'te gerçekleştirildi. İlk yurt içi icrası Ahmet Altınel yönetimindeki Miam Yeni Müzik Topluluğu ve solist Alin Aylin Yağcıoğlu tarafından 22 Mayıs 2008'de İstanbul'da gerçekleştirildi.

Bosna Ormanlarından Rüzgârlar (1996), tahta üfleme çalgılar beşlisi

İlk icrası Curtis Müzik Enstitüsü Tahta Üflemeli Çalgılar Beşlisi tarafından Hasan Uçarsu şefliğinde Philadelphia'da 14 Nisan 1996'da gerçekleştirildi. İlk yurt içi icrası Ankara'da 20 Aralık 2006'da gerçekleştirildi.

Schoenberg'e Küçük Bir Füg (1996), yaylı çalgılar dörtlüsü

İlk icrası İTÜ Yaylı Çalgılar Dörtlüsü tarafından İstanbul'da 6 Aralık 1998'de gerçekleştirildi.

"Elif Dedim Be Dedim" (2000, türkü düzenlemesi), viyolonsel, piyano

İlk icrası Dilbağ Tokay, vlc. ve Emine Serdaroğlu, pn., tarafından İstanbul'da 24 Şubat 2004'te gerçekleştirildi. İlk yurt dışı icrası Bernadette Köbele, vlc. ve Işıl Bengi, pn., Rode Pomp, tarafından Amsterdam'da 13 Şubat 2007'de gerçekleştirildi.

Eski Istanbul'un Arka Sokaklarında (2001), kanun, viyolonsel, klarinet, arp, vurmalı çalgılar

İpek Yolu Projesi siparişidir. İlk icrası Ensemble Silk Road tarafından, Nis'te, 14 Ağustos 2001'de yapıldı. İlk yurt içi icrası Ankara'da, 20 Aralık 2006'da gerçekleştirildi.

Zamansal çelişkiler kenti, İstanbul... (2003), flüt, piyano

İlk icrası 1. Akdeniz Çağdaş Müzik Günleri sırasında Elif Yurdakul, fl. ve Metin Ülkü, pn., tarafından İstanbul'da, 12 Kasım 2003'te gerçekleştirildi. İlk yurt dışı icrası Amber Williamson, fl. ve Lois Hobbs-Yu, pn. tarafından Memphis'te 23 Mart 2007'de gerçekleştirildi.

Sürüklenenler... (2004), flüt, viyola, arp

İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve Şirin Pancaroğlu siparişidir. İlk icrası Şirin Pancaroğlu- arp, Tatjana Masurenko-vla. Kornelia Brandkamp- fl., tarafından İstanbul'da 12 Ocak 2005'te gerçekleştirildi. İlk yurt dışı icrası Icebreaker III Festival, Seattle Chamber Players, Benaroya Hall, Seattle, Washington'da 18 Şubat 2006'da yapıldı.

Lamento [Cevza'ya] (2005)

Aslı yaylı çalgılar orkestrası için olan eserin yaylı çalgılar dörtlüsü için düzenlemesidir. İrkin Aktüze siparişidir.

Solo piyano eserleri

Piyano İçin Üç Parça (1984-1986)

İki Bölümlü Sonat (1989)

İlk icrası Jane Beament tarafından Philadelphia'da 7 Ekim 1995'te gerçekleştirildi. İlk yurt içi icrası 2. İstanbul Müzik Şenliği sırasında Judith Uluğ tarafından İstanbul'da 5 Aralık 1998'de gerçekleştirildi

Bir Yaz Yolculuğundan Arta Kalanlar: Dört Antik Kentin Öyküsü (1995-1998)

İlk icrası 2. İstanbul Müzik Şenliği'nde Judith Uluğ tarafından İstanbul'da 5 Aralık 1998'de gerçekleştirildi. İlk yurt dışı icrası Europalia 2000 sırasında Gülsin Onay, Max-Joseph-Saal tarafından Münih'te 25 Haziran 2000'de gerçekleştirildi.

Dokuz Kısa Piyano Parçası (1988-1995)

Karma koro eserleri

Yeniden (1999)

TRT siparişidir. İlk icrası TRT Ankara Radyosu Gençlik Korosu tarafından TRT Ankara Radyosu Stüdyosu'nda Nisan 2000'de gerçekleştirildi. İlk yurt dışı icrası 19. Uluslararası Niş Koro Festivali sırasında Antifonia Korosu (Romanya) tarafından Niş'te 5 Temmuz 2002'de gerçekleştirildi.

Güzelleme (2002)

TRT siparişidir. İlk icrası TRT İstanbul Radyosu Gençlik Korosu tarafından TRT İstanbul Radyosu Stüdyosu'nda Mayıs 2003'te gerçekleştirildi. İlk yurt dışı icrası Schola Cantorum Korosu tarafından Viyana Türk Sefareti Salonu'nda 21 Nisan 2004'te gerçekleştirildi.

Sen Gülsün Ben Bülbülüm (2005)

TRT siparişidir. İlk icrası Ankara Radyosu Çoksesli Korosu tarafından TRT Ankara Radyosu Stüdyosun'da Haziran 2006'da gerçekleştirildi.

Solo çalgı, ses-piyano eserleri

Mavi Ay Gri, Sarı Gece Duvar (1999)(Arp)

Şirin Pancaroğlu siparişidir. İlk icrası Ceren Necipoğlu tarafından Indiana'da 26 Nisan 2000'de gerçekleştirildi. İlk yurt içi icrası Şirin Pancaroğlu tarafından İstanbul'da 17 Kasım 2000'de gerçekleştirildi.

Üç Şarkı (1987) (Ses ve Piyano)

İlk icrası Ezgi Saydam (soprano) ve Metin Ülkü tarafından İstanbul'da 2 Mart 2005'te gerçekleştirildi.

(özgeçmiş kaynak:wikipedi)