Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1783




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Haberler
 
 

Neyzen Kudsi Ergüner, EuroNews (Türkçe) muhabirine çok önemli açıklamalarda bulunarak, Türk kültürel mirasının muhafazakâr kesimin elinden kurtarılması gerektiğini söyledi. - 21.11.2020



Paris’te ikamet ettiği evde EuroNews muhabirini kabul eden Neyzen Kudsi Ergüner Türk kültürel mirasının korunması hakkında şunları söyledi:

“Bugün muhafazakar kesimin muhafaza etmeye çalı
şğı kültürel mirastan medeniyetten bihaber olduğuna inanıyorum. Şimdi bir miras mevzuu var. Her toplum geçmişinde edindiği mirasla övünebilir. Bu doğrudur ve tabiidir. Hatta bazı toplumlar o mirastan da kopmaya çalışırlar, biz bunu da yaşadık, belli bir dönem yaşandı. Şimdi burada bahsedilen miras insanımızın dışında olan bir bayrak, bir amblem, bir sembol değil. İçimizde olması lazım. Yani bahsettiğim o çınarın kökleri bizim içimizde olmadığı müddetçe bu sadece kuru kuruya muhafaza etmeye çalışğımız, neyi muhafaza ettiğimizi de bilmediğimiz bir mücadeleden ibaret kalıyor. Bir dönem, Mozart, Beethoven, Haydn dinlemek için zorlanan bir topluma bugün de İsmail Dede Efendi, Itri dinletilmeye çalışılıyor. Ama bunlar her toplum kesiminin yaşayabileceği sanat eserleri değil. O zaman bunlar bir sembol haline geliyor. Ben Türk’üm, o zaman İsmail Dede dinlerim. Sen batıcısını o zaman Mozart dinlersin… Bunlar artık çok ucuz semboller haline geldi.”

Neyzen Kudsi Ergüner sözlerine
şöyle devam etti: “Güzel sanatların insanı insan yapmak gibi bir gücü var. Bu gücü bir, bir kıyafet,  bir bayrak, bir hüviyet veya Fransızca “identite” dediğimiz bir konuma indirgersek yazık olur. Bundan ne musıki ve sanat, ne de insanlık istifade eder, ne de bizim milletimiz istifade eder. Bana artık, bu siyasal konumdan çıkartmamız lazım. Bu bir polemik konusu değil, insanların manevi bir ihtiyacıdır. İnsanların bu dünyada kendi yerlerini tespit edebilmesi için bir ihtiyaçtır.”

Ergüner açıklamasını
şu sözlerle devam ettirdi: “ İnsanlar ve toplumlar arasındaki ilişkiler artık gittikçe yakınlaşıyor. Ya insanlar küresel kültüre asimile olup yok olmak zorundalar ya da şahsiyetleriyle, edindikleri miraslarıyla o küresel kültüre katkıda bulunacaklar. Biz kendi mirasımızı, yani o muhafaza etmeye çalışğımız şeyi,  sadece biz diğerlerinden üstün olduğumuz için muhafaza etmeye çalışıyoruz. Hâlbuki bunu daha genişşünmek lazım,  çünkü bizim üzerinde oturduğumuz bu miras, sadece bizim değil, eğer kıymetini bilirsek insanlığa da faydası olacak bir şey.”

Neyzen Kudsi Ergüner sözlerine:” Yani bugün bakıyorum, örne
ğin yaşadığım Paris’te ki Türk dostlarımıza bakıyorum, çoğu asimile olma gayretinde, zaten buraya gelmeden önce asimile olmuşlar insanlar. Öbür taraftan bizim gariban işçilerimize bakıyorum. Gariban diyorum, çünkü onlar bir yaşam mücadelesi içersindeler. Onlar da asimile olmamak için bir mücadele içindeler. Şimdi bu ikisi arasında bir denge bulmamız lazım. Bu işte bahsettiğimiz kültürel hüviyete bağlı, eğer sizin kültürel hüviyetiniz içinizdeyse, dünya yıkılsa o kaybolmaz.” diye devam ettikten sonra sözlerini şöyle tamamladı.

“Ama siz kendinizden bihaberseniz sadece takliden ba
şkalarına benzemeye çalışırsınız veya içinde yaşadığınız topluma uymaya çalışırsınız, ona bir katkıda bulunmadan bir yabancı olarak, bir Arap olarak, bir Türk olarak ne kadar Fransızlaşğınızı gösterirseniz o kadar da iltifat görürsünüz. Ama bunun ne Fransız toplumuna, ne sizin toplumunuza bir faydası var. Yani onun için muhafazakâr insanlardan, bu muhafaza etmeye çalıştıkları mirası kurtarmamız lazım."

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020