Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1772




5 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak olan CSO Stajyer sanatçı sınavı şartnamesi hükümleri, CSO gibi standardı yüksek bir orkestraya stajyer sanatçı seçmek için yeterli midir?

Yeterlidir.
Yeterli Değildir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 31 müzisyen gazete okuyor
 
 
Erdal Atabek
 
 
Yayımlanan Sayı : 1502

Fazıl Say... - 17.09.2012





“Piyanist. Besteci. Dünya Yurttaşı.”

Jürgen Otten yazmı
ş. Çeviri İlknur Aka’nın. Kırmızı Yayınları. 2. baskı.

Fazıl Say. Dünya çapında bir besteci. Deha düzeyinde piyanist.

Piyanonun ba
şında ayrı bir dünyaya geçiyor.

Müzik onun gerçek ya
şamı. Müzik onun gerçek dünyası.

Fazıl Say’ı dinlerken bunu hissediyorsunuz.

Sizi kattı
ğı dünyada dinleyen değil, yaşayansınız.

Provalarını izlerken de bu duyguyu ya
şatıyor size. Onu konserlerinde de izledim, provalarında da; oturup konuştuk da.

Sahici bir insandır Fazıl Say.

Hayatını sahtelik üzerine kurmu
ş bir toplumda rahatsız olmasına neden şaşmalı?

Hepimizin rahatsızlı
ğını dile getiriyor Fazıl Say.

Dikey sözcüklerle yapıyor bunu.

Bizim toplumumuz yatay sözcüklere alı
şkındır.

Yatay, gizlenmi
ş, sahte bir uyuma bürünmüş sözcüklere alışkındır.

Pusu sözcükleridir bunlar.

Sonra, ba
şka bir zamanda arkandan vuracaklardır.

Fazıl’da yok bunlar.

Fazıl düello sözcükleri kullanıyor.

Dikey. Batıcı. Rahatsız edici.

Pusucular rahatsız oluyor.

Ama Fazıl çekip gitmiyor.

Çekip gitmeyecek de. Öyle geliyor bana.

Vuru
şuyor. Vuruşacak.

Piyanoyla neler yapıyorsa hayatla da onu yapıyor.
İçinden geleni. Doğru bulduğunu. Yapmak istediğini.

Kaçmadan, dolaylamadan, e
ğip bükmeden.

Sertlik mi bu?

De
ğil. Sertlik değil. Dürüstlük.

Fazıl Say dünyanın en kırılganlarından birisidir.

A
şırı duyarlı. Çok sezgili. En küçük kıpırtıyı fark ediveren.

Bestelerini dinleyin. Ama gerçekten dinleyin.

Fazıl’ı kulaklarınızla dinlemeyin.

Ormanın serin kuytuluklarında dinleyin.

Denizlerin en sessiz karanlıklarında dinleyin.

İnsanın el değmemiş dehlizlerinde dinleyin.

O zaman anlayacaksınız.

O zaman müzi
ğin büyüsü sizi saracak.

Ve o zaman siz ba
şka birisi olacaksınız.

Müzi
ğin ne olduğunu o zaman yaşayacaksınız.

Beethoven’i.

Bach’ı.

Brahms’ı.

Mozart’ı.

Dede Efendi’yi.

İlahileri.

Kilise korosunu.

Madrigalleri.

O zaman.

Ancak o zaman.

***

Süleymaniye Camii’ne bakıyorum.

İnsan kendinden geçiyor.

Ne muhte
şem bir yapı. Ne ilahi bir ihtişam.

Büyük Süleyman döneminin kültürünü anlatıyor.

Büyüklük. Sa
ğlamlık. Tutarlık.

Ayasofya’yı kalabalıktan sıyırıp seyrediyorum.

Bin yılların inancını anlatıyor.

Floransa Katedrali.

Döneminin ilkleri.

Kubbesi. Sahını. Kuleleri.

İnsan ne mucizeler yaratıyor.

Tarihin içinde ya
şıyorum.

Co
ğrafyanın enginliklerinde dolaşıyorum.

Da
ğlarda doğanın canlılarıyla barışık.

Denizlerde.

Co
şkulu şelalelerde. Yüzlerce metreden dimdik düşen sularda.

Niyagara’nın evcille
ştirilmesi gülünç oluyor.

O, gökten akan bir deniz.

Yanı ba
şında ürperdiğimi hatırlıyorum.

Katılıp gidiverme iste
ğini nasıl yarattığını.

Müzik mi yaratıyor bütün bunları?

Bu yazı nasıl ba
şlamıştı?

Fazıl Say mıydı yazının ba
şğı?

***

Evet, Fazıl Say’dı yazının ba
şğı.

Evet, müzikti konumuz.

Yeryüzüne dönmeyelim bir süre.

Bir süre müzikte ya
şayalım.

Bir süre müzikle ya
şayalım.

Bir süre olsun...


erdalatak@superonline.com

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020