Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 48 müzisyen gazete okuyor
 
 
Alper Fidaner
 
 
Yayımlanan Sayı :

Eurovision Şarkı Yarışması: Seksenli Yıllar (2. Bölüm) - 21.11.2006





1980 yılında yarışma Hollanda'da yapılacaktı. Türkiye bu kez farklı bir strateji izlemeye karar verdi. Ülke elemelerinden vazgeçildi. Bir profesyonele "görev verildi." Ajda Pekkan Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil edecekti. Ajda Pekkan, o yıllarda sanat yaşamının doruklarındaydı. Türkiye'de bir numaraydı. Yurtdışı deneyimi vardı. Daha uygun bir isim olamayacağı düşünülmüştü.

1980 AJDA PEKKAN'LI YARIŞMA
Bestecilere şarkılar ısmarlandı. Gelen besteler elenerek önce beşe, sonra üçe indirildi: Bir Dünya Ver Bana, Olsam ve Pet'r Oil... Dönemin ünlü müzik adamlarından kurulu jüri, sözlerini Şanar Yurdatapan'ın yazdığı, Attila Özdemiroğlu'nun bestelediği Pet'r Oil'ü birinci seçti. O yıllarda dünyada petrol krizi vardı ve şarkı bu krizi esprili bir dille anlatıyordu. Oryantal ritmi ve kıvrak melodisiyle Türkiye'de çok sevildi Pet'r Oil. "Aman petrol, canım petrol..." nakaratı hemen dilimize yerleşti.

Ajda Pekkan'lı yarışma için öncekilere göre çok daha profesyonel bir hazırlık dönemi yaşandı. Yabancı uzmanlara danışıldı. Şarkının düzenlemesi iyice elden geçirilip yenilendi. Topkapı Sarayı'nda renkli bir tanıtım filmi çekildi. Broşürler, promosyon plaklar bastırıldı. Her şey dört dörtlük yürüyordu.

Ajda Pekkan'ı yarışmanın yapılacağı Lahey kentine uğurlarken, bu kez kendimize güveniyorduk. Eski kötü dereceleri hiç aklımıza getirmiyorduk. Yer, yer "birincilik"ten bile söz edilir olmuştu. Ne de olsa, elimizdeki en büyük kartı oynadığımızı düşünüyorduk. Hollanda'da yarışma öncesi hazırlıklar yolunda gidiyordu. Tanıtım filmimiz büyük ilgi görmüş, yarışmacımız beğenilmişti.

Tek bir aksilik vardı ki, o da sonucu ciddi olarak etkileyecekti. Yarışma sırasında sanatçılara eşlik eden Eurovision orkestrası, Pet'r Oil'ün oryantal ritmine uyum sağlayamamıştı. Durumu kurtarmak için düzenlemede yapılan değişiklikler işe yaramadı. Ajda Pekkan'ın performansı da, dansçı-vokalistlerin kıvraklığı da durumu kurtaramadı. Ajda Pekkan ve Pet'r Oil, Türkiye'nin derecesini daha önceki yıllardan birkaç sıra yukarıya taşıyabildi ancak. Türkiye, 19 ülke arasında 15. Sırada yeraldı. Üstelik de bu iki derecelik yükseliş, o yıl ilk defa yarışmaya katılan Fas'ın verdiği 12 puan sayesinde olmuştu.

Başta Ajda Pekkan olmak üzere herkes şaşkındı. Bu kez iddialıydık, umutluyduk, beklentimiz vardı. Ama yine olmamıştı. Bu sonuç, Ajda Pekkan'ın müzik yaşamında ciddi bir darbe oldu. Uzunca bir süre yurt dışında kaldı, Türkiye'ye dönmedi. Kendisine teklif götürüldüğünde "seve seve" kabul eden Pekkan, sonraki yıllarda, yarışmaya katılmış olmasını "büyük bir hata" olarak değerlendirilecekti.

Ajda Pekkan Türkiye'den uzak kaldı ama, o yılın birincisi Johnny Logan, kısa bir süre içinde ülkemizi komşu kapısı yaptı. Defalarca Türkiye'ye geldi, konserler verdi. What's Another Year adlı romantik şarkısı ile birinciliği İrlanda'ya kazandıran Johnny Logan, Türkiye'de genç kızların kalbini kazanmayı da başarmıştı.

1981-83 İŞTE OPERA
Pet'r Oil ve Ajda Pekkan'la da istediği başarıyı yakalayamayan Türkiye, yine vazgeçmedi. İlk yılların büyük heyecanı aşılmış olsa bile, yarışma hala büyük ilgi görüyordu. Besteler yapılıyor, elemelere çıkılıyor, şarkılar söyleniyordu. 1981'den 83'e kadar, uluslararası sıralamanın son çeyreğinde kaldı Türkiye. 1981'de, Modern Folk Üçlüsü ve Ayşegül Aldinç, sözleri ve müziği Ali Kocatepe'ye ait olan Dönme Dolap'la 18. Sırada kaldı. 1982'de Neco, sözleri Faik Tuğsuz'a, bestesi Olcayto Ahmet Tuğsuz'a ait olan Hani ile 15. Oldu.

Bu yıllarda, Türkçe'nin Avrupalıların kulağına yabancı geldiği, bu yüzden de şarkılarımızın tutulmadığı gibi bir teori ortaya atılmıştı. Bunun için bulunan çözüm formülü ise, şarkının sözleri arasına, batı dillerinden sözcükler eklemek oldu. Neco'nun Hani'si, İngilizce bal anlamına gelen "Honey"i çağrıştırıyordu örneğin. Avrupalı seyirci, kulağına tanıdık gelen sözcüklerle karşılaşınca, şarkılarımızı daha çok sever diye düşünmüştük. 1983 yılında bu uygulama biraz abartıldı.

Sözlerinde ünlü operaların ve opera bestecilerinin adları geçen Opera adlı şarkı yarışmaya gönderildi. Çetin Alp ve Kısa Dalga'nın seslendirdiği Opera'yı Buğra Uğur bestelemiş, sözlerini Aysel Gürel yazmıştı. "İşte Opera" diyerek Avrupalılara operanın ne kadar güzel bir şey olduğunu anlatmayı deniyorduk. Meğer talihsiz bir deneme imiş. Opera şarkısı ile Türkiye, Eurovision tarihinin en kötü sonucunu aldı. Opera'ya puan veren hiç bir ülke çıkmadı ve yarışmayı o yıl son sırada bitirdik. Bu sonucun ardından Opera, Eurovision tarihimizin unutulmayan şarkıları arasında en ön sıralardaki yerini aldı.

1984-86 HALAY
Opera, Türkiye için önemli bir deneyim olmuştu. Tereciye tere satmamak gerektiğini öğrendik. Bu kez kendi kaynaklarımıza yönelmeyi deneyecektik. 1984 yılı, bu anlamda bir dönüm noktası oldu. Türkiye'yi yarışmada Halay adlı şarkı temsil edecekti. Daha önce Pet'r Oil ile buna benzer bir girişim olmuştu ama, Halay'da durum çok daha net ve belirgindi.

Anadolu türkülerinden ciddi izler taşıyan Halay, ileriki yıllarda başarı kazanacak şarkılarımızın ilk örneği oldu. Selçuk Başar'ın bestelediği, Ülkü Aker'in sözlerini yazdığı Halay'ı Beş yıl Önce On Yıl Sonra grubu seslendiriyordu. Lüksemburg'ta yapılan yarışmada Türkiye, o güne kadar aldığı en yüksek puanla 12. Sıraya yükselmeyi başardı. Sıralamada son çeyrekten kurtulmuş, ortalara doğru bir yer edinmeyi başarmıştık. Hepsinden önemlisi, kendi müziğimizden esinlenerek yaptığımız şarkıları beğendirebileceğimizi görmüştük.

Türkiye elemelerinde, şarkının başında Arif Sağ'ın bağlama solosu vardı. Finale giderken, bağlamanın Avrupa için uygun olmadığı düşünülmüş ve bu solo kaldırılmıştı. Yıllar sonra 1997'de, Dinle'nin girişindeki sazın nasıl ilgi çektiğini görülünce bu solonun kaldırılmış olmasının pek de doğru olmadığı ortaya çıktı.

Halay'ın ardından 1985 ve 86'da ard arda iki güzel şarkı Türkiye'yi temsil etti Eurovision'da. 1985'te Mazhar Fuat Özkan'ın Aşık Oldum - Diday Diday Day'ı 36 puanla 14. Sırada kaldı. Şarkının sözleri ve müziği gruba aitti.

1986'da Klips ve Onlar'ın seslendirdiği Halley, o sıralarda dünyanın yakınlarında dolaşan Halley kuyruklu yıldızından söz ediyordu. Şarkının sözlerini İlhan İrem yazmış, bestesini Melih Kibar yapmıştı. Kuyruklu yıldız altında yapılan bu izdivaç, Türkiye'ye 53 puan ile dokuzunculuk kazandırdı. Yarışmadan bugünlere kalan diğer bir kazanç ise, Klips ve Onlar grubunda ilk büyük sahne deneyimini yaşayan Candan Erçetin oldu.

1987-89 MFÖ - CELIN DION
80'lerin son döneminde Türkiye şanssız sonuçlar aldı. 1986'da Halley ile aldığımız başarılı sonucun ardından 1987'den itibaren yine bir düşüş ivmesine girdi Türkiye. 1987'de Seyyal Taner ve Lokomotif'in seslendirdiği, sözleri ve müziği Oltayto Ahmet Tuğsuz'a ait olan Şarkım Sevgi Üstüne ile hiç puan alamayıp son sırada kaldık.

1988'de Dublin'de düzenlenen yarışmayı, bir Türk bestecisinin şarkısı kazandı. Attila Şereftuğ'un bestelediği Ne Partez Pas Sans Moi adlı şarkıyı Celin Dion seslendiriyordu. Attila Şereftuğ'un şarkısı, İsviçre'ye birincilik kazandırırken, Celin Dion'un sonu Titanic'e varacak olan şöhret yolculuğunu da başlattı. O yıl Türkiye'yi yine Mazhar Fuat Özkan temsil ediyordu. Sözleri Mazhar Alanson'a, bestesi gruba ait olan Sufi, ancak 37 puan alabildi ve 15. Sırada kaldı.

Mazhar Fuat Özkan, katıldıkları Eurovion yarışmalarında iyi dereceler alamadı. Ancak bu yarışmalar sayesinde, MFÖ adını kazandılar. Yabancı sunucuların Mazhar Fuat Özkan adını telaffuz edememesi, böyle bir çözüm bulunmasına yol açmıştı. Grubun adı, o yıllardan itibaren MFÖ olarak anılmaya başlandı.

1989'da Türkiye'yi, Bana Bana ile Grup Pan temsil etti. Timur Selçuk'un sözlerini yazdığı ve bestelediği Bana Bana, sadece 5 puan alabildi ve 21. Sırada kaldı. Bana Bana hareketli, kıvrak bestesi, olağanüstü düzenlemesi ve Timur Selçuk'un orkestra şefi olarak gösterdiği muhteşem performansa rağmen iyi bir derece elde edemedi. Eurovision Şarkı Yarışması'nın Türkiye'ye gelmesinden itibaren orkestra şefi olarak görmeye alıştığımız Timur Selçuk, ilk defa bir bestesi ile yarışmaya katılmıştı. Üstelik Grup Pan'da kızı Hazal Selçuk da yer alıyordu. Belki de sorun, Bana Bana'nın Eurovision için pek uygun bir şarkı olmamasıydı.

devam edecek

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020