Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1783




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1783

Artık, İptal Etmekte Yetmiyor! - 21.11.2020





Pandeminin başladığı Mart 2020 ayından bu yana, Makyavelist bir tutum takınmayıp meseleye duyarlık göstererek,  sanat kurumları ve dolaysıyla sanatçılarımızı, sanatımızı korumak amacıyla birçok haber yaptık.

Amacımız, dikkat çekmek, bir duyarlık yaratmaktı!

Haberlerimizi yaparken haber kaynaklarımızın aktardıklarını de
ğerlendirip, doğrulunu da teyit ettirerek manşetlerimize taşıdık.

Yaptı
ğımız haberler, öncelikle sanatçılarımızın sağğını korumak, bu yolda topluma örnek davranışların ortaya konulabilmesi esası üzerine idi.

Bu yolda yaptı
ğımız haberler, sanat kurumlarının yöneticilerinin hiç hoşuna gitmedi. Çünkü üst makamlardan gelen “program yapın” baskısı kuşkusuz buna neden oluyordu.

Bu meselede bir ba
şka neden de, yıllardır sınav açılmayan, bu nedenle kadro tahsisi yapılmayan özellikle opera orkestralarında süreli sözleşmeli, kısaca SSPli olarak sınıflandırılan personelin yevmiye üzerine kurulu tuhaf bir sistemle ücret alması, yani çalışmadıkları sürede ücret alamamalarının yarattığı olumsuz durum idi.

Konser ve provaların iptal edilmesi, salgının yayılmasını önlemek için önlem alınmasını belirten haberler yaptıkça, özellikle SSPli sanatçı arkada
şlardan “çalışmamızı istemiyorsunuz” eleştirisi aldık!

90’lardan itibaren Devlet Tiyatrosu, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Senfoni Orkestraları gibi ülkenin göz bebe
ği kıymetli sanat kurumlarında uygulanan; arada bir sınav açıldığı zaman da, sadece yöneticilerin birbirlerine adeta şantaj yaparak, hak edeni değil de çevrelerinde dolaşanları kurumlara kazandırmaları, daha açıkçası “fırsat eşitliğini” ortadan kaldırarak yaptıkları stajyer sanatçı alım sınavlarının geride yarattığı kişisel husumet ve kinlerin kurumlara getirdiği huzursuzluğun eseri olan ve bugün harfiyen uygulanan bu sakat sistem aslında tüm bu yaşananların ekildiği tohumlar oluyordu.

Siyasi iktidarın 2002’de ajandasına yazdı
ğı TÜSAK, Bilgi Üniversitesi’nde, şimdi halen ortalıkta dolaşan ve sanat kurumlarını kendi malları olarak gören kimi yüksek “sanatçı” şahsiyetlerin eseri olarak filizlendi ve siyasi iktidarın ajandasına altın hokkalı divitlerle silinmemek üzere yazıldı. Tabi konu ile ilgili olarak yapılan toplantılara, “biz sözümüzü sahnede söyleriz”ciler ve onları destekleyerek katılmayanlar sürecin daha da hızlanmasına neden olmuş ve ardından Büyük Tiyatro’da Devlet Tiyatrosu’nun bir oyununda 8 Nisan 2011 Cuma akşamı yaşanan “sakız” olayı bir intikam alma sürecini de başlatmıştı.

Kısaca özetledi
ğim tarihsel bu süreçten sonra şimdi gelinen noktada TÜSAK tüm haşmetiyle fiilen uygulanıyor.

Çünkü uygulanması için kapılar ardına kadar açıldı.

Sanatçıların üye oldukları sendikalar TÜSAK uygulamaları kar
şısında yetersiz kalırken, yaşadığımız pandemi sürecinde sanatçılar sağlıklarını kurtarabilmek için kendilerini polise ihbar ederken, provaların iptal edilip bir gün sonra iptal edilen provaların yeniden başlaması, temsillerin önce iptal edilerek sonra yeniden programa konulduğunun duyurulması, Aralık 2020 ayı başında yapılacak açılış gala konserleri için CSO’nun 90 kişiye varan kadrosuyla provalara başlaması, ABD Minesota Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya nefeslilerin en çok virüs saçan enstrümanlar olduğunun ispatlanmasını içeren haberi yayınladığımızda bizi arayıp “çalışmamızı istemiyor musunuz?” diyen trompetçi, kornocu vb arkadaşlar, önce iptaller, sonra iptallerin kaldırılması ve buraya yazamayacağımız kadar çok tuhaflığın yaşanması, hemen her bölgeden gelen covid-19 ve karantina haberleri, tüm hassasiyetiyle pik yapmış olan pandeminin yöneticiler tarafından es geçilerek sanatçıların sağğının dinleyicilerle beraber tehlikeye atılması...

Tüm bunlar yıllar, yıllar ve yıllarca ya
şanan bir “adam sendeciliğin” ve “duyarsızlığın” sonucu olsa gerek…

Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020