Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 26 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ahmet Makal
 
 
Yayımlanan Sayı : 968

Boşanma nedeni olarak müzik... - 16.03.2010





İki yıl önce, yabancı bir müzik dergisinde bir yazı yayınlanmıştı. Yazının başlığı, şöyleydi: "Kadınlar Nerede?" Elbette, dergi bir müzik dergisi olduğuna göre, burada sorgulanan da, müzik dünyasındaki kadınların nerede olduğuydu. Yazar, müzik dünyasında; Beethoven, Mozart gibi büyük besteciler arasında, niçin kadın bestecilerin de bulunmadığını sorarak başlıyordu makalesine. Çözümlemeleri boyunca da, konuyu değişik boyutlarıyla değerlendirerek, bizim de katıldığımız sonuçlara ulaşıyordu. Bu yazarın görüşlerine katılmakla birlikte, değerlendirmelerimize, daha başka bir soru ile başlamak ve farklı sonuçlara da ulaşmak istiyoruz. Bizce, doğru cevaplar için, öncelikle doğru sorular sormak lazım. Siz de, bizimle birlikte, şöyle bir sorunun, daha doğru olacağını düşünür müsünüz?

"Beethoven, Mozart, Brahms ya da başka herhangi bir büyük besteci, erkek olmak yerine, kadın olarak doğsaydı, acaba müzik dünyasındaki yerine, gene de ulaşabilir miydi?" Bu soruya olumlu cevap vermek oldukça güç... Kadın müzikçiler, yaşamları boyunca, erkek müzikçilerin karşılaştığı tüm sorunlar yanında, sadece kadın olmalarından kaynaklanan özel sorunlarla da karşılaşıyorlar. Bu sorunların genel çizgileriyle kadınlara karşı ayrımcılık güden belirli bir değerler sisteminden ve onun parçası olan önyargılardan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Size, bu önyargılarla ilgili çarpıcı bir örnek vermek isteriz:

1789–1831 yılları arasında yaşayan Polonyalı kadın besteci Maria Szymanovska'nın, ülkesinin müziğinde önemli bir yeri var. Szymanovska, adı az bilinmekle birlikte, Chopin öncesi Polonya müziğinin önemli isimlerinden biri. Besteci, çok çarpıcı olaylarla dolu bir yaşam geçirmiş. Sanatçının kocası, evlendikten sonra da beste yapmaya devam ettiği gerekçesiyle, Szymanovska'dan boşanmış. Evet, dönemin mahkemeleri, bunu yasal bir boşanma gerekçesi olarak kabul etmişler.

Aslında, kadın müzikçiler için her şey, belirli bir toplumsal değerler sisteminin içine doğmakla başlıyor, yetişme sürecinde karşılaşılan sorunlarla devam ediyor. Nasıl mı? Bir örnek verelim: Dünyanın en önemli kadın orgcularından biri olan, Fransız Marie-Claire Alain, iki yıl önce, 75. yaşına basması vesilesiyle, kendisiyle yapılan bir röportajda, şunları söylüyordu: "Benim yetiştiğim zamanlarda, kız çocukların bir meslek sahibi olmaları düşünülmezdi. Ailem de bana, müzikal açıdan yetenekli olmadığımı söyledi. Evde kalmalı ve yemek pişirip, dikiş dikmeliydim. Ama onlara rağmen müzikçi olmaya karar verdim." Marie-Claire Alain'in deneyiminin benzerlerini, birçok kadın besteci de yaşamış. Örneğin, 1886-1979 yılları arasında yaşayan İngiliz besteci Rebecca Clarke, müzik tarihinin en önemli kadın bestecilerinden biri. Clarke'ın sanatsal çalışmaları da, ailesi tarafından hiçbir biçimde desteklenmemiş.

Bir başka örnek daha verelim: 1805-1847 yılları arasında yaşayan Fanny Mendelsshon, ünlü besteci Felix Mendelsshon'un kızkardeşiydi. Ama babaları Abraham Mendelsshon'un iki kardeşe karşı tavırları tümüyle farklı olmuş. Baba Abraham, kızı Fanny'ye şunları söylemiş: "Müzik, Felix için bir meslek olabilir, ama senin için sadece bir oyun olmalı." Dönemine göre aydın bir kişi olduğu bilinen baba Mendelsshon'un sadece kendi görüşlerini ifade etmediğini, kızını döneminin bağnaz değer yargılarına karşı korumak kaygısı içerisinde olduğunu da söyleyebiliriz. Eğer toplumsal ve bireysel düzeyde, Felix'e tanınan olanaklar, Fanny'ye de tanınsaydı, her iki sanatçının müzik tarihindeki yerleri ve "Kadınlar nerede?" sorusuna vereceğimiz cevap da, değişik olmayacak mıydı?

Kadın bestecilerin müzik dünyasında yaşadığı sorunlar, sadece yetişmeleriyle de sınırlı kalmıyor. Sanat yaşamlarının her döneminde, değişik sorunlarla karşılaşıyorlar. Bunlar arasında, eserlerinin basılmasından, seslendirilmesine kadar, birçok sorun da bulunuyor. Örneğin, 1867-1944 yılları arasında yaşayan Amerikalı sanatçı Amy Beach, adını müzik tarihinde erkek bestecilerin yanına yazdırmış üç-beş önemli kadın besteciden biri. Sanatçıya, 1892 yılında Chicago'da düzenlenen Columbia Dünya Sergisi'nin açılışında seslendirilmek üzere, Kadın Yöneticiler Birliği tarafından bir eser ısmarlanmış. Beach eseri tamamlamış ve teslim etmiş. Ancak, eser seslendirilememiş. Çünkü, hepsi erkeklerden oluşan Müzik Bürosu, eserin seslendirilmesine izin vermemiş.

Benzeri olaylar, başka ülkelerde de yaşanmış. Gene kadın bestecilerin en önemlilerinden biri olan İngiliz Ethel Smyth'in bir koral eseri de, İngiliz Kraliyet Koral Topluluğu tarafından, ancak önemli kişilerin devreye girmesi sonucunda seslendirilebilmiş. Bu önemli kişiler arasında kimin bulunduğunu söylersek, işin ciddiyeti anlaşılacak: Britanya Kraliçesi. Evet, Ethel Smyth'in bu eseri, Kraliçe'ye kadar ulaşan girişimlerle seslendirilebilmiş. Bu da, kadın bestecilerin eserlerinin seslendirilmesinin önünde, ne kadar ciddi engeller olduğunun en iyi göstergesi değil mi?

1858-1944 yılları arasında yaşayan İngiliz besteci Ethel Smyth meslek yaşamının tüm aşamalarında sorunlarla karşılaşmış. Sanatçının çocukluk dönemlerinde başlayan, Leipzig Konservatuvarı'nda müzik eğitimi görme isteğine, kızlarının müzikçi olmasını istemeyen ailesi tarafından şiddetle karşı çıkılmış. Ailesinin direncini kırmak için, sürekli olarak mücadele eden Ethel, bu arzusuna oldukça geç bir yaşta, ancak 19 yaşında kavuşabilmiş.

Ethel Symth'in, bestecilik yaşamında karşılaştıkları da farklı değil. Her kadın besteci gibi o da, bir besteci olarak değil, bir kadın besteci olarak değerlendirilmiş. Kadınları, ikinci sınıf sanatçılar olarak kabul eden bu bakış açısına göre, kadın bir besteciden beklenenler de, erkek bir besteciden beklenenlerden farklı olmalı elbette... 1887'de seslendirilen keman-piyano sonatı için, bir müzik eleştirmeninin söyledikleri aynen şöyle: "Bu eserde, bayan bir besteciden beklenen kadınsı zarafeti bulmamız mümkün değil..."

Yazımıza, "Kadınlar nerede?" sorusu ile başlamıştık, gene bir soru ile bitirmek istiyoruz: "Kadınlar gelecekte nerede olacaklar?" Bunu kesin çizgileriyle söylemek elbette olanaklı değil. Başta şu andaki olumsuz durumu yaratan değerler sistemi olmak üzere, değişimin nasıl olacağını bilmemiz gerekiyor. Ama yavaş da olsa, olumlu gelişmeler olduğunu, kadınların gelecekte dünyamızda ve onun bir parçası olarak müzik alanında, daha iyi yerlerde olacaklarını söyleyebiliriz. En azından, gelişimin bu doğrultuda olmasını dileyebiliriz.


Meraklısı için kaynakça:
- Cohen, Aaron I., International Encyclopedia of Women Composers, Second Edition, İki Cilt, 1150 sayfa, Books & Music, Inc., New York, 1987.
- Fuller, Sophie; The Pandora Guide to Women Composers, Pandora Publishers, London, 1994, 368 sayfa.
- The New Grove - Dictionary of Music and Musicians, Cilt: 18.
- Oliver, Micheal; "Where Are The Women?", Classic CD, March 1997.
- Gramophone, January 1997.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020