Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 36 müzisyen gazete okuyor
 
 
Pınar Munzur
 
 
Yayımlanan Sayı :

İdeoloji ve Müzik - 05.12.2005





İdeoloji Nedir?
İdeoloji terimi, ilk defa Fransız filozof Destutt de Tracy tarafından 1796’da fikirler ve duyguların, bunların çıkışlarının, özelliklerinin ve sonuçlarının sistemli bir analizini yapmaya yönelik projesini anlatmak için kullanılmıştır. (1)
İdeoloji; dünyanın yapısı hakkındaki temel değerler, fikirler sistemi ile insanın amaçları hakkındaki konular ve görüşlerdir.
Yine ideoloji toplumun nasıl oluşturulacağı hakkındaki kuramlar için temel sağlayan toplum ve insan doğası hakkındaki fikirler, doktrinler ve düşünceler kümesidir diye tanımlanabilir.

İdeoloji, felsefeciler ve sosyal bilimciler için analiz amaçları ile ve tarafsız bir şekilde kullanılır. Ancak daha yaygın olarak; akılcı tartışmalar yerine fanatik ve dogmatik inançlara dayanan doktrinlerin adlandırılması için de genel bir terim olarak kullanılmaktadır. (2)
Tüm siyasi çalışma ve hareketlerin bir ideolojik tabanı vardır fakat bu ideoloji, bazı siyasi hareketlerde diğerlerine oranla daha belirgindir.
İdeoloji ışıktır. Geleceği ve insanın yakın ereğini aydınlatır. İnsanları birlikte tutar. Düşünce ve inanç bir ideolojinin ayrılmaz parçalarıdır. İnsanı öteki canlılardan düşünce ayırır. Öteki insanlardan da inanç.
İnsanın doğa ile savaşında geliştirdiği teknolojinin, itici gücü, düşünce ve inanç sistemlerini alt-üst ettiği zaman yeni ideolojiler doğar. Bir de belli toplumlar dünyanın gidişine ayak uyduramadıkları zaman kendi çaplarında üretimlere ya da dışalımlara giderler ideoloji konusunda. (3)

İdeolojilerin İşlevleri:
İdeoloji, yalnızca bir birikim, toplumsal oluşumları belirleyen ve onları tutarlı bir dizgisel çerçeveye yerleştiren bir düşünce değildir. İdeoloji, toplumsal değişmenin hızlandığı dönemlerde, işe karışan bu oluşuma maddi bir güçle (insan gücü) katılan öğedir. Bu niteliği ile ideoloji “belirlenen” değil “belirleyen” bir işlev kazanır. Uzun dönemlerde, toplumsal yapı ve oluşumlar tarafından “belirleyen” ideoloji kısa dönemde döner ve kendisini belirleyen toplumu “etkiler”. Böylece toplumsal yapı ile ideoloji arasındaki ilişki, kısa dönemlerde (bu dönemler hızlı dönüşün anlarıyla çakıştığı zaman) ideolojinin belirleyicilik kazandığı bir niteliğe bürünür.
Kişilerin ve örgütlerin toplumsal rolü, ideolojinin kısa dönemli belirleyici işlevi ile bütünleştiği zaman anlam kazanır. Toplumsal ve tarihsel oluşumlara “doğru” teşhisler koyabilen örgütler ve liderler, bu teşhislerini ideolojik çerçevelere aktardıkları oranda, belli düşünceler ve bu düşüncelere dayalı eylemlerle özdeşleşirler. Böylece, bir toplumsal dönüşüm sırasında lider-örgüt-maddi taban (eylemli insan desteği) ilişkisi, ideolojinin birleştirici şemsiyesi altında gerçekleştirilmiş olur. (3)

Siyaset-Sanat İlişkisi
Sanat edebiyat ve bunların ürünleri manevi kültüre göre çok hızlı değişen kesimdir. Üstelik bir toplumun manevi kültür alanındaki en ileri değişme tohumlarını da içinde taşır. Bir başka deyişle toplumun geleceği maddi kültür ögelerinin etkisiyle onun sanat, edebiyat etkinlikleri çerçevesinde filizlenir. Mevcut durumlardaki çelişkiler, uyumsuzluklar, sorunlar hep bu ürünler aracılığı ile belirlenir, eleştirilir. Sanatın en önemli niteliği yalnız olumsuz eleştiri değil, geleceğe ilişkin öneriler de ortaya koymalarında görülür. Böylece maddi kültür değişmelerine koşut olarak toplumun önünde yeni rejimler yeni ufuklar belirlenir. “Sanat bir anlamda günümüzün yargıçları, geleceğin habercileridir. Böylece gelecekteki toplumun en etkin mimarları arasında yer alırlar.”(3)
Siyaset ile sanat ilişkileri ilginçtir. Her sanatın bir siyaseti, her siyasetin ise bir sanatı vardır denebilir.
Sanatı, sanat yapan, yani onu başka etkinliklerden ayıran özellik, biçim; siyaseti siyaset yapan ise özdür. Siyaset toplumun çeşitli güçleri arasında dengeyi arar. Özü budur. Bu dengeyi yönetime yansıtma sanatıdır siyaset. Sanat ise sanatçının izlenimlerini, belli bir güzellik anlayışı içinde dışa vurmasıdır. Sanatı sanat yapan güzelliktir. Sanat yapıtını bilimden, siyasetten ayıran nitelik güzelliktir, biçimdir. Biçim özü, öz ise biçimi etkiler ve belirler. Siyasette de bu böyledir, sanatta da (3).
Sanat ve siyaset, yalnızca aynı toplum ve aynı doğadan etkilendikleri için değil, hepsi ideolojik planda etkinlikler olduğu için de birbirlerini belirler ve biçimlendirir.

Sanat, hiç kuşkusuz toplumun en duyarlı kesimini temsil eder. Gelişmeye dönük her filiz, her tomurcuk önce sanat ve edebiyat alanında görülür.
Öte yandan, çağdaş toplumlarda “bir adam bir oy” ilkesine göre biçimlenen siyaset, sanat ve edebiyat kadar olmasa bile, toplumsal değişme filizlerine bir ölçüde duyarlı olmak durumundadır.
... Bu bakımdan kendini herhangi bir ideolojiye adamış olan sanatçıların, bu adama işleminden ne ölçüde etkilendiklerini anlamak pek kolay değildir.
Bu konudaki seçenekler şöyle sıralanabilir.
1. Bir insan iyi sanatçıdır. Kendini bir ideolojiye adamıştır. İyi sanatını sürdürür. Hem sanatçı hem ideoloji bu tutumdan yarar görür.
2. Bir insan kötü sanatçıdır. Kendini bir ideolojiye adamıştır. Kötü sanatını sürdürür. Bu durumda (sözde) sanatçı yararlanır. İdeoloji zarar görür.
3. Bir insan iyi sanatçıdır. İdeolojiye bağlandıktan sonra, kötü ürün vermeye başlar. Bu durumda sanatçı zarar, ideoloji ise (kısa süre için) yarar görür.
4. Bir insan kötü sanatçıdır, bir ideolojiye bağlanır, sanatı iyileşir. Hem insan hem ideoloji yarar görür.
Aslında dünya yüzünde örnekleri pek çok olan kötü sanat yapıtlarının, ideolojik bağlantıya göre sınıflaması yapılsa ortaya ne sonuç çıkar belirsiz. Fakat kendini belli bir ideolojiye adamış olan, ya da daha doğal biçimde bir ideolojinin ürünü olan pek çok “iyi sanatçının” “iyi sanat ürünü” de dünyamızı ve insanlığın evrensel kültürünü hâlâ süslemektedir. Fuzuli, Sinan, Nazım, Wagner, Picasso, Itri hemen akla gelen isimlerdir.
Sanatçı ve ideoloji arasındaki ilişkileri bir başka boyutta iki gruba ayırabiliriz:
1. Birinci grup, belli bir ideolojinin de bir parçası olduğu uygarlığın doğal sonucu olan sanatçılardır. Rönesans dönemindeki batı sanatçıları ya da İslam sanatçıları gibi.
2. İkinci grup; böyle bir doğal ürün olmayıp belli bir ideolojiyi benimseyerek, o ideolojinin kendi toplumunda da, yeryüzünde de egemen olabilmesi için bir kavga veren sanatçılardır. Marksçı sanatçılar bu gruba girer. (3)
Sonuç olarak;
Ulusal ve uluslararası birliğimizin sağlanması, korunması için sanat alanları içerisinde “müziğin” çok önemli rol ve işlevlere sahip olduğu unutulmamalıdır. Bunun için kültürümüzün bir ürünü olan müziğimizin korunması ve çağdaş gelişmelere koşut olarak geliştirilmesi üretici politikalarla yönlendirilmesine bağlıdır. Bu gerçekleştiğinde toplum ile müzik arasında istenilen olumlu yansımalar kurulacaktır.

KAYNAKLAR

1. Korkmaz Kalemder, İrfan Erdoğan. “Popüler Kültür ve İletişim” Ankara, 1996, Ümit Yayıncılık s: 178.

2. “Genel Kültür Ansiklopedisi” İstanbul, 1989, Milliyet Yayınları

3. Emre Kongar “Kültür Üzerine” İstanbul, 1984, Çağdaş Yayınları.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019