Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 36 müzisyen gazete okuyor
 
 
Babür Tongur
 
 
Yayımlanan Sayı : 775

Emre Kongar'a Konservatuvar ve Akademi Mektubu - 30.04.2009





Sayın Emre Kongar,

27 Kasım Salı 2008 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki makalenizde şu paragraf yer alıyor:

"Resmi eğitim, 1946'da 'Çok Partili Düzen'e geçilmesinden sonra geriye doğru değiştirilmeye başlanmıştır. Köy enstitüleri kapatılmış, imam-hatip okulları açılmış, eğitim dilinde yeniden eskiye dönülmüştür. 1960-1965 arası durdurulan bu süreç, 1965'ten sonra yeniden geriye dönüşe devam etmiştir".

Ayrıca dikkat çekmeyen her zaman üstü örtülerek geçiştirilen iki şey daha var: Gerçekte, 1980 darbesinden sonra Güzel Sanatlar Akademisi ve Devlet Konservatuvarı da kapatılmıştır. Darbe ortamında bu İki kurumun kurumsal nitelikleri kaldırılmıştır; Darbe koşullarında, Güzel Sanatlar Akademisi ve Devlet Konservatuvarı'nın kurumsal nitelikleri "birimsel niteliğe" (aslında kurumsal niteliksizliğe) dönüştürülmüştür. Cumhuriyetin yarattığı iki temel kurum olan Güzel Sanatlar Akademisi ve Devlet Konservatuvarı, kendisi de darbe kurbanı olan üniversitenin birer birimine dönüştürülerek eritilmiştir. Bugün ülkemizde Güzel Sanatlar Akademisi ve Devlet Konservatuvarı var gibi görünmekle birlikte gerçekte  yoktur. Üniversite içinde var gibi gözükenler ise birer tabela Akademisi ve tabela Konservatuvarı durumundadır.

Üniversite içindeki konservatuvarlar hiyerarşik olarak dekanlık değil müdürlük konumundadır. Akademi ise üniversitede yönetimsel olarak bir dekanlıktır. Oysa her iki kurum da 1980 öncesinde Kültür Bakanlığı'na aracı bir kurum olmaksızın doğrudan bağlıydılar ve kendi özerkliklerine sahiptiler.

Yakın zamanda yapılan çalışmalarla, bizim alanımız olan, konservatuvarların ortaokul ve lise eğitimleri kaldırılmıştır ya da halen kaldırılmaktadır: Ortaokul ve Lise eğitimlerinin yok edilmesiyle "Cumhuriyetin Devlet Konservatuvarı" zaten bütünüyle yok edilmiş durumdadır ya da nihayetinde yok edilmiş olacaktır. Çünkü ilk yapılanmasında Cumhuriyetin Devlet Konservatuvarı yalnızca ortaokul ve lise programlarında toplam yedi yıllık bir eğitimden oluşmaktaydı. Bu yaş grubu özellikle müziğe ve baleye başlama yaşını, profesyonel sanatçı yetiştirmek için temel müzik ve bale eğitiminin verilmesi zorunlu olan yaş gruplarını kapsamaktadır. Bu yaşlar geçtikten sonra bu eğitimleri alsanız dahi gereken profesyonel yeterliliğe (müzik kulağına ve bale vücuduna) ulaşmak olası değildir ya da çok düşük olasılıklıdır. Çünkü bir çalgıyı profesyonel düzeyde çalmak ya da profesyonel olarak bale sanatçısı olmak için gerekli kas gelişimi, müzik duyuşu gelişimi ve hatta kemik yapılanması ancak bu yaşlardaki temel eğitimle sağlanabilir.

Konservatuvara alt yapı sağlayacağı iddia edilen Güzel Sanatlar Liseleri'nde verilen eğitim bir Konservatuvar eğitimini karşılayacak durumda değildir. Bu lise eğitimi müzik öğretmenliğine alt yapı oluşturabilir ancak konservatuvar eğitimine alt yapı oluşturmaz.

Bugün üniversitenin kurumsal uydusu durumundaki konservatuvarlarda/müzik müdürlüklerinde ya da çeşitli tuhaf adlarla müzikle eğitimiyle ilgilenen birimlerinde, ortaokul ve lise dönemlerinin kaldırılmasıyla ülkemizde temel müzik ve bale eğitimi kaldırılmış durumdadır, böylece temel konsevatuvar eğitimi kaldırılmış olacaktır. Bu durumda önümüzdeki on yıl içerisinde giderek müzik ve sahne sanatları alanlarında  profesyonel genç sanatçıların yetişmesi/yetiştirilmesi son bulmuş olacaktır.

İvedi çözüm, bu kurumlarda hemen tam zamanlı yatılı-gündüzlü ilköğretim ve lise konservatuvar eğitimi programlarını devreye sokmaktır (Bilkent'te yarı ve tam zamanlı müzik ve sahne sanatları eğitim öğretim programları şeklinde uygulanmaktadır).

Köklü çözüm olarak, Cumhuriyetin Konservatuvarı ve Akademisi özerk ve çağdaş birer kurum olarak yeniden kurulmalı, yapılandırılmalı, uluslararası nitelikte ve düzeyde yeniden programlanmalıdır.

Sanat ve bilim donanımı toplumsal çağdaşlaşmanın, çağdaş insan'ın iki ana belirleyenidir. "Eskiye dönmek" isteyenlerin temel eylemlerine kanımızca Cumhuriyet'in çağdaş konservatuvarının ve akademisinin kapatılmasını da katmak gerekiyor.

Sayın Kongar, "Köy enstitüleri kapatılmış, imam-hatip okulları açılmış, eğitim dilinde yeniden eskiye dönülmüştür." sözlerinize hoşgörünüze sığınarak şunu da eklemek istiyoruz:  "1980 darbesinden sonra devlet konservatuvarı ve akademi de -kurumsal nitelikleri kaldırılarak- kapatılmıştır".

Saygılarımızla,

İlkim Tongur, Besteci ve Koro Şefi
Babür Tongur, Besteci ve Orkestra Şefi

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019