Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 55 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 768

Manzara 1 - 17.04.2009





Dost meclisinde adım “müzmin muhalife” çıkmış ya. Ne yaparsan yap, ne söylersen söyle, “aman canım sen her zaman muhalefet edersin” denir, ben de bu lafı işittikten sonra bir düşünürün söylediği şu güzel özdeyişi hatırlar ve onunla avunup otururum:”Siz ne kadar anlatırsanız anlatın, karşınızdaki anladığı kadar anlar!”

Kimin söylediğini şu an hatırlayamadığım üç aşağı beş yukarı bu anlama gelen bu güzel söze pek sığınır oldum bu günlerde.

Çünkü anlatmak istediğimizi ne yazık ki anlatamıyoruz.

İyi ki aynı dönemde birlikte kısa pantolon giydiğimiz arkadaşlarımız var. Onlarla hemfikir olup mutlu oluyorum.

Hemfikir olduğumuz ortak kanı ise ABD odaklı bir projenin parçası olmaya devam ettiğimiz hususudur.

Ancak ABD’nin burada gözden kaçırdığı bir durum var ki, o da, ABD’nin el attığı diğer ülkelerde çok çabuk sonuca bağladığı bu projelerine ülkemizin direnme gücünün bir hayli fazla oluşu ve bu direniş karşısında bize belli etmeseler de şaşırmış oldukları gerçeği.

Aslında bu konu çok önemli, pek çok akıllı insanın yıllar öncesinden görüp uyarmaya çalıştıkları halde duymamazlıktan geldiğimiz gerçeklerle bugün karşı karşıyayız ama gene de direnmeyi sürdürebiliyoruz. Bunun türlü açıklaması olabilir ama en önemlisi Atatürk paydası olsa gerek. Onun çağdaşlık anlayışını şiar edinmiş insanların varlığı bu direncin can damarı. Yapa geldiğimiz yanlışlardan ders alarak bu hasletimizi öne çıkarmanın yollarını bulmalıyız artık.

Örneğin rahmetli Uğur Mumcu'nun bir öngörüsünü düştü geçenlerde bir dost meclisinde gündemimize: "İmam hatip liselerinin yaygınlaşmasına bu hızla izin verirseniz, gün gelir, hemen her kademenin, adliyenin, hâkim ve savcıların kimlik değiştirdiğini görürsünüz ama çok geç olur." diye özetlenebilecek şeyler söylemiş Mumcu. Ne kadar da doğru söylemiş değil mi? Geldiğimiz noktada, çağdaş yaşamı, bilimi sorgulayan savcı bir imam hatipli. N'olur canım der geçerseniz işte bu olur. Bir lisede, bir kimya dersinde, adına hasbelkader hoca denen biri çıkar ve sınavda şu soruyu sorar;

“X şahsı hayatı boyunca 3.10 üzeri 22 tane iyilik ve 4.10 üzeri -2 mol kötülük yapıyor. Hesap günü mizanda iyilik ve kötülükleri tartılıyor. İyilikleri ağır gelirse cennete, kötülükleri ağır gelirse cehenneme, tam nötrleşme olursa Araf’a (hayvanların ve delilerin barınacağı yere) gidecek. Bu şahsın hesabı görülünce durumu ne olacak. İşlem yaparak sonucu bulunuz (N: 6.10 üzeri 23).”

Bunlara münferit olaylar diye bakar, kafamızı deve kuşu misali kuma gömmeye devam edersek, yarın çocuklarımız, torunlarımız matematik dersinde zemzem suyuyla dolup boşalan havuz problemlerini rahle üstünde çözmeye başlar, bizde bu duruma şaşar kalırız.

Manzara yazılarına devam edeceğim.

Pazartesi günü görüşene değin esen kalın.


Müfit Semih Baylan
Editör


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019