Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 24 müzisyen gazete okuyor
 
 
Elif Savaş Felsen
 
 
Yayımlanan Sayı : 554

Huysuz Soprano’nun Yemek Günlüğü (1.Bölüm) - 07.05.2008





Oldukça tuhaf bir durumda yazıyorum bu yazıyı. Sırtımızı dayadığımız ormanlık dağlarda üç gündür kontrol edilemeyen bir yangın var. Önce uzaktan seyrediyorduk, şimdi dibimize kadar indi. Sokağımızı kapattılar. Polis, birkaç saat önce evlerimizi terk etmemizi anons etti ama biz, komşular, karşımda oturan ev sahibim, çıkmamak için direniyoruz. Ellerimizde bayraklar, protesto ediyor filan değiliz! Saklanıyoruz! Çünkü bir çıkardılar mı, günlerce geri dönemeyiz. Bir gözümüz dağda, alevler yakınlaştı mı diye kontrolde, bir gözümüz sokakta, polis arabası gözlüyor. Ne yaparsınız? Fakirin heyecanı. Kimi deniz diplerinde batık arar, ben yangında polisten saklanıyorum.

Hazır 38 derece sıcakta, tepemde dönen helikopter gürültülerinin altında evime tıkıldım, polis duyar da eve gelir diye ses egzersizlerimi yapamıyorum, (oysaki bu hafta beni bekleyen bir konser var!) ha, bir de mutfağımda 11buçuk kilo un kullanılmayı bekliyor, bari bir şeyler yazayım, bir şeyler pişireyim. On bir buçuk kilo unun hikâyesi mi? O başka hikâye.

Dün bir Polonya restoranında, oğlum restoran sahibinin torunuyla pek bir anlaşmış, oyun oynuyorken, adamcağız masamızın kenarında, kucağında koca bir un paketiyle dikildi. Yanlış satın almış. Un ister miymişim? Ekmek yaparmışım filan. Adam, benim mutfak kuşu olduğumu nereden anladı, bilmem! Ama bu kadar unu geri çevirecek değilim. İşte hikâyesi. Bu kadar.

Şimdi bu unla ne yapayım? Malum, polisten saklanıyorum, markete gidip, mutfaktaki eksikleri de tamamlayamam. Kekler, poğaçalar, ekmekler… Ya bu yangın sönecek, ya ben yüz kişiye yetecek bir şeyler pişireceğim tıkıldığım yerde.

En basitinden şunu yaparım ben: Çikolatalı, franboazlı esmer. Fırını 325 derece ısıtmalı. 12 ounce çikolata (Gerçek çikolata tabii, sütlü mütlü çocuk çikolatası olmaz.), 9 ounce tereyağı eritimeli. Soğumaya bırakmalı. 3 yumurta, biraz koyulaşıncaya kadar çırpmalı, çırparken içine 9 ounce esmer şeker, yavaş yavaş eklemeli. Bu karışım parlaklaşana kadar çırpmaya devam. Erimiş çikolata-şeker karışımıyla, yumurta karışımı birleştirilip çırpmalı. Sonra, gayet kibarca, karıştırma işi abartılmadan, aşırı ırgalanmadan, 4 ounce un, bir çimdik tuz ve 1 çaykaşığı (teaspoon) kabartma tozu eklemeli, karıştırmalı. Bir kek kalıbını (dikdörtgen ve hatta yoksa yuvarlak) yağlamalı. Bu karışımın yarısını dökmeli, 2-4 ounce taze franboazı (ya da blueberry, ya da karışık!)üstüne saçmalı, hamurun diğer yarısı da üstüne. Dikkatle ve yine fazla mıncıklamadan üstünü düzeltmeli, 40 dakika, ya da ortasına sokulan kürdan kuruca (çok ku pkuru da olmasın!) çıkana kadar, fırında pişirmeli. Çıkarıp, yirmi dakika kadar soğutup, karelere kesmeli. Voila! Geriye kaldı 10 kilo un! Bizim evde iki günde bir ekmek yapıldığını da sayarsak, ben bu unu bir buçuk haftada haklarım.

Sevgi Demir adlı bir okuyucum, bana bir soru yollamış:

* Amerika kıtasında yaşayan biri anne olarak, çocuklarımıza verebileceğimiz müzik eğitimi hakkında bilgi vermenizi rica edebilirim. Hangi yaşta nasıl başlamalı. Konservatuarlar burada nasıl işliyor, başlangıç yaşı ne olmalıdır? Hangi enstrüman başlangıç için iyidir… Sorularım bu şekilde devam edecektir. Çok kapsamlı tabi ki bu sorular ama önerileriniz çok faydalı olacaktır.

Sevgili Sevgi, Amerika’da seçim şansı bol: müzik dershaneleri, daha kapsamlı konservatuarlar ve hatta devlet okullarında bile çocuk orkestraları var. Çocuğun müziğe başlaması için alt yaş sınırı yok. Aslında üst yaş sınırı da yok! Çocuk çok küçükken, şarkılar söylenen, ritm tutulan mommy and me dersleri uygundur. Bunlar fasa fiso gibi görünebilir ama çocuğa bir temel verir. Sonra enstrüman çalmaya sıra gelir. Bence müziğe yeteneği olan her çocuğun piyano ve keman çalmayı söyle böyle de olsa öğrenmesi lazım. Sonra başka bir enstrümana geçebilir ama bunlar[1] özellikle piyano, müzisyene, müziksevere lazım bir enstrüman. Piyano öğrenme yaşı hakkında bazı anlaşmazlıklar var. Ancak 6–9 yaş arası bence uygundur.

Kemana, Suzuki yöntemiyle 4 yaşında bile başlatıyorlar. Kemana başlamak için 4–9 yaş arası uygun. Çocuğa özel ders aldırmak yerine, konservatuara yollamanın daha doğru bir seçim olduğunu düşünüyorum ben. Konservatuar, bir topluluğa girmesini sağlar, sınıf konserlerinde yer alır, başka sınıfların konserlerine gider. Müzik öğrenimi için çok önemli olan solfej bilgisini, okuldan alabilir. Ancak bulunduğunuz yerde böyle bir kurum yoksa eğitimin en mükemmelini beklemektense, eldeki imkânları değerlendirmeli ve yine de bir şekilde müzik dersi almasını sağlamalı.

Sorularınızı info@elifsavas.com adresine yollayabilir veya bu yazının altındaki yorumlar bölümüne bırakabilirsiniz! Afiyet, şeker.

devam edecek

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021