Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1770




5 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak olan CSO Stajyer sanatçı sınavı şartnamesi hükümleri, CSO gibi standardı yüksek bir orkestraya stajyer sanatçı seçmek için yeterli midir?

Yeterlidir.
Yeterli Değildir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 19 müzisyen gazete okuyor
 
 
Seda Yıldız
 
 
Yayımlanan Sayı :

Piyano Tekniğinin Biyomekanik Yöntemi - 09.02.2006





PİYANO ÇALMAK MI ŞEYTAN AZABI MI?

Yaşamda hepimiz yaptığımız işten keyif almak isteriz. Piyano çalarken zevk almayı, hatta çalışırken eğlenmeyi neden arzu etmeyelim ki? Acaba piyano çalarken veya çalışırken keyif mi duyuyoruz, yoksa dirseğimizin, bileğimizin veya sırtımızın ağrıması yaptığımız işten keyif almamızı mı engelliyor? Çevreden aldığım duyumlar genellikle, “önkolum çok ağrıyor beş hap yuttum ağrısına dayanabilmek için”,  “çalarken bir şeyim yok da uzun süre tril yaparken kolum yoruluyor” gibi şikayetler. Sınav, konser, yarışma gibi performans gösterilmesi gereken durumlarda bu şikayetlerin performansımız üzerindeki olumsuz etkilerini biliyor muyuz? Yaşanan bu sıkıntıları, acıları çevrede bu gibi örneklerin sıklığı nedeniyle doğal mı karşılıyoruz? Piyano çalarken yukarda sözü edilen bu sıkıntılar, rahatsızlık ve sakatlıklar doğal mıdır? Önce bu soruya yanıt verelim: “HAYIR”. 

Unutmayın, hangi düzeyde olursa olsun piyano çalmak azap değil, zevk olmalı!

PİYANO ÇALMADAN DOĞAN RAHATSIZLIK VE SAKATLIKLAR 

Beyin bir orkestra şefi gibi idareci olmadığında, rastgele yapılan hareketler, enerji anarşisi yaratır. Hareketler eforlu (zorlayarak) da olsa, kontrolsüz (aşırı gevşek) de olsa, enerji anarşisi, rahatsızlık ve sakatlıklara yol açar. Bu bakımdan kassal ve sinirsel yorgunlukları dikkate alır ve çalışırken, ara vererek çalışmayı (dinlenmeyi) önemseriz. Hatta Monique Déschaussées’nin ögretisinde her tekrar arası belli bir süre durularak kasların tekrar eski hallerine dönmeleri için zaman tanınır. Örneğin, teknik zorluk içeren pasajlarda içsel kaygı nedeniyle nefesimizi tutarak ya da bir hareketi hiç ara vermeden durmadan tekrarlayarak farkında olmadan yorgunluğun üstüne gideriz. Nefesimizi tutmak piyanistik organlara oksijen taşınmasını engeller, aynı hareketin sürekli tekrarı ise sürekli aynı kasın çalıştırılması anlamına gelir. Her iki durumda da oksijen gitmeyen piyanistik organlar kasılır ve yorgunluk meydana gelir, blokaj oluşur. Blokajı oluşturan en önemli nedenlerin başında eklemlerdeki hareketsizlik gelir. OMUZ, DİRSEK, BİLEK ve PARMAK eklemlerinden biri veya birkaçındaki hareketsizlik sırttan gelerek parmaklara giden gücün transferine engel oluşturur. Örneğin gam çalışırken, arpejlerde, hızlı tempoda, eğer başparmak geçişlerini kolaylaştırmak için kullandığımız bileğin yatay hareketini, bilek artikülasyonu olmaksızın bilek sabit olarak  gerçekleştirirsek, zaman içinde bilekte “kyst synovial” ve benzeri rahatsızlıklara davetiye çıkartmış oluruz. Eğer ifadeye yönelik hareket yatay değilse, bileğin artikülasyonu kişi hızlı çalarken fark edilmez. Yatay hareket minimal düzeyde olduğunda uzaktan bakıldığında görülmez ama temelde mevcuttur: tıpkı bir yaprağın düşüşünde yerçekimini göremediğimiz gibi. Hızlı pasajlarda, dirseğin hareket halinde oluşu engellenir ve kolu öne doğru “verme” hareketi yapılmazsa teknik yoğunluk içeren önkol sıkışarak blokaja neden olabilir. Bu bakımdan “bileğin artikülasyonu” ve “verme” hareketi Monique Déschaussées öğretisinin temel taşlarından sadece birkaçıdır.

Ayrıca “verme” hareketi sayesinde klavyenin ikinci seviyesine (dibine) eforsuz ulaşmış oluruz. Parmağın avuçiçine çekilişi (artikülasyon), kolu öne “verme”yle birleşerek fizik kuralına uygun biçimde kendiliğinden tuşun dibine ulaşmamızı sağlar. Kolu öne verme hareketi, İngiliz ekolünde piyano tekniği anlatan kitaplarda, nehir ve göllerde çamaşır yıkamaya benzetilerek “itme” kelimesiyle  anlatılmaktadır. Fransız’larda ise Monique Déschaussées’nin “l’Homme et le Piano” adlı kitabında belirttiği gibi, A. Cortot tarafından “çekmece hareketi” olarak adlandırılmıştır. Ancak bileğin sabitleştirildiği durumlar, Monique Déschaussées’nin “İnsan ve Piyano” adlı kitabında anlatıldığı gibi 20. yüzyıla ait eserlerdedir.

Kassal yorgunluk, psikolojik yorgunluğa yol açar. Eğer yorgunluk sürekli olursa kaslar gücünün üstünde görev üstlenmiş olur ve rahatsızlık vermeye başlar. Yine aldırmayıp çalmaya veya çalışmaya devam edersek bu defa sakatlıklar yaşarız ki, bu da bazı durumlarda kariyerin yarıda bırakılmasıyla sonuçlanabilir.

Rahatsızlıklar arasında en yaygını “tendinite” adını verdiğimiz kirişlerdeki (kasları kemik eklemlerine bağlayan yapılar) iltihaplanmalardır. Eklem kapsüllerinde olan rahatsızlıklara ise “capsulite” adı verilir. Her ikisi de genellikle sürmenaj nedeniyle olur. Ayrıca zayıflıkların oluşturduğu sinir sıkışması olarak bilinen “canal carpien”, “overuse” (aşırı kullanma) ve benzeri rahatsızlıklar, duruş bozuklukları (posture) sonucunda omurgada oluşan rahatsızlıklar, piyanist krampı denilen kas ve sinir refleksi bozuklukları (dystonie) sıklıkla görülen rahatsızlıklardır. Rahatsızlıkların tedavisi genellikle uzun ve sıkıntılıdır. Kişide yarattığı zarar sadece fizyolojik değil, aynı zamanda da psikolojik olur.

MEDİTASYONLA ELDE EDİLEN DOĞAL YOLLA PİYANO ÇALMA YÖNTEMİ

Belki çok uzun yıllardan beri piyano çalıyorsunuz. Fakat gösterdiğiniz başarının çok ötesinde bir performans sergileyebileceğinizi içsel olarak hissetmenize rağmen bir türlü amacınıza ulaşamıyorsunuz. O zaman geleneksel yöntemlerin dışında yeni arayışlara yönelmeyi düşünmeye başlayabilirsiniz. Bu dileğinizin, doğru dengeler üzerine kurulu sağlam bir teknikle  gerçekleşebileceğini biliyor musunuz?

Bazı virtüözlerin çalışındaki sağlamlık ve emniyet kim bilir ne kadar dikkatimizi ve ilgimizi çekmiştir. Diğer enstrümanlara baktığımızda yaylı ve nefesli saz çalanların enstrümanlarını kavradıklarını görürüz. Oysa klavyeli enstrümanlarda dokunulan yer düzdür, kaygandır, zor tutulur. İşte bu noktadan hareketle klavyeli enstrümanlarda da aynı sağlamlığı yakalamak için, tuşu “kavramayı” ve bu kavramanın dozunu esas alıyoruz. “Güzel tını“ elde etmeyi sağlayarak, klavyeye “vurmak” yerine “okşamak” düşüncesiyle çalışa daha üst düzey bir  anlayış getirerek çalış kalitesini artırabiliyoruz. Bunu gerçekleştirmek için ise bir partisyonu fiziksel ve piyanistik boyutuyla birlikte öğreniyoruz.

Anatomik bilgiler doğrultusunda sağlam dengeler üzerine kurulu bir piyano tekniği elde etmek amacıyla gerçekleştirilmiş ve her yönüyle açıklanabilir olan bu yöntem, müzik dünyasında tanınmış bir pedagog olan Monique Déschaussées’ye aittir. Kontrollü gerginlik giderici temele dayalı, beynin yeniden eğitimiyle, meditasyon, imgeleme ve yoga benzeri hareketlerle elde edilen Monique Déschaussées’nin piyano çalma yöntemi, yaratıcılığa yönelik oluşuyla da geleneksel piyano çalma yöntemlerinden farklılık gösterir. Kassal yorgunlukları engelleyerek, piyano çalmadan doğabilecek rahatsızlık ve sakatlık riskini ortadan kaldırır. Yöntemin amacı zihin ve beden bütünlüğü sağlayarak piyano çalarken yaptığımız hareketlerin farkına varmaktır. Bir başka deyişle, bilinç düzeyinde hareketlerin hissedilmesi yoluyla müziğe ulaşmaktır. Bilinç düzeyinde hareketlerin hissedilmesi bir tekniktir ve bilindiği gibi teknik, müziğe ulaşmada sadece bir araçtır. leri düzeylerdeki tüm enstrümantistler eserleri zihin yoluyla çalışırlar. Bir partisyonu zihinde çalışabilecek düzeye ulaşabilmek için ise sağlam bir teknik temele gereksinim duyarız.

Konser, sınav stresini alt etmek, içsel sükunete bağlı olduğu kadar, enstrümanda teknik sağlamlığa ve güvene de bağlıdır. Monique Déschaussées’nin yönteminde bu bakımdan enstrüman dışında yapılan meditasyon çalışmalarıyla kendimizi psikolojik ve fizyolojik olarak tanımaya çalışarak işe başlıyoruz. Piyano çalarken yaptığımız temel hareketler, imgelemelerle, piyano dışında (piyanonun psikolojik etkisinden uzaklaşmak için) öğrenildikten sonra piyanoda uygulanır. Öğrenilen hareketler önce küçük etütlerde birer birer, sonra da bir eserin içinde (kişinin seviyesine uygun) birçoğu bir arada görülür.

Psikolojik ve fizyolojik ön çalışmanın amacı, klavyede ses paleti elde edebilmek amacıyla kaslarımıza, eklemlerimize kısaca tüm bedenimizin en uzak yerlerine, parmak uçlarına kadar hükmedebilmek ve çalarken hareketlerimizi kontrol altına alabilmektir. Monique Déschaussées’nin öğretisinde bu çalışmaların süresi kişiden kişiye farklılık gösterir. Temelde öğreti anatomiye dayalı olmakla birlikte uygulamada kişiye göre değişir.

Geleneksel öğretide, eserlerde karşılaştıkça çözümlenen teknik sorunlar (gam, arpej, oktav, ve benzeri) bu yöntemde, eserlerin dışında çözümlenir. Bunun nedeni, bir eser çalışırken kaslarla, eklemlerle, kısacası piyanistik organlarla boğuşma halindeyken müzik düşünülmesinin zor olmasıdır. Önceden formüller halinde çözümlenen temele ait teknik sorunlar, eserlerde, eserin gerektirdiği müzikal ayrıntılara daha fazla inebilmemiz için bize zaman ve efor kazandırır. Bir örnek vermek gerekirse, sayfalar dolusu süren uzun trillerde önkolda yorgunluk duyuyorsak, tril içinde geçen crescendo, diminuendo gibi dinamikleri gerçekleştiremeyiz.

GERGİNLİĞİN GİDERİLMESİ ŞART MI?

Bir gün bahçenizi sulamak istiyorsunuz ama hortumun elinizdeki ucuna su gelmiyor. Kontrol ettiğinizde hortumun diğer ucunun musluğa takılı olduğunu ve suyun açık olduğunu görüyorsunuz. Ne çare ki elinizde tuttuğunuz hortumdan tek bir su damlası bile gelmiyor. Birden hortumun herhangi bir yerinden düğümlenmiş olduğunu görüyorsunuz. Bu durumda musluğu sonuna kadar da açsanız hortumun diğer ucuna su gelmeyecektir.

Piyano çalarken de eklemlerimizde veya kaslarımızda bir blokaj oluşmuşsa, istediğimiz gibi çalamaz, istediğimiz sesi çıkartamayız, dolayısıyla sonorite ve renk çalışması dediğimiz orkestra tınılarını arama çalışmasına ulaşamayız. Eğer yorgunluğa aldırmayıp, durup dinlenmeden çalmaya ve çalışmaya devam eder, kaslarımızı zorlamayı sürdürürsek rahatsızlık ve sakatlıklara giden yolu açmış oluruz. Çalışma veya çalma sırasında rahatsızlık, ağrı, acı duymamız durumunda yapmamız gereken, önce bir süre çalışmaya ara vermek sonra da kendimizi psikolojik ve fizyolojik olarak tanımaya çalışarak parmak, el, kol, ve benzeri piyanistik organlarımızı hakimiyetimiz altına almak, kısaca bilinçlenme yollarını aramak, doğal olarak da piyano çalarken nefesimizi kullanmayı öğrenmektir.

Piyano çalarken kullandığımız piyanistik organları ne ölçüde tanıyor, onları ne kadar doğru kullanıyoruz? Bunun yanıtını verebilmemiz için en başta piyano çalarken onları hissetmemiz gerekiyor.

Örneğin, parmak bağımsızlığı ve iki elin tümden bağımsızlığını elde etmek için hissetmeye ihtiyacımız var. Acaba çalarken piyanistik organlarımızı hissediyor muyuz veya hangilerini hissediyoruz?

Piyano tekniğinde bu soruya Monique Déschaussées’nin meditasyon yoluyla elde edilen gerginlik giderici temele dayalı, doğal yolla piyano çalma yöntemini uygulayarak yanıt veriyoruz.

Gelişmiş ülkelerde, gerginlik gidermenin ve hareketlerin farkına varmanın yani hissetmenin, piyano çalmada temeli oluşturan hareketlere doğrudan uyarlandığı Monique Déschaussées tekniği dışında, genel olarak bedenimizi, organlarımızı hissetmeyi bize öğreten Alexander, Feldenkrais, Eutonie ve benzeri teknikler de uygulanmaktadır. Bu teknikler ister konservatuarlarda uygulansın ister başka kurumlarda, öğrencilerin büyük bir çoğunluğu tarafından ilgi görmektedir.

Konserlerde, iyi piyanistlerin en zor hareketlerde bile çok kolay bir şey çalıyormuş izlenimini verdiklerini gözlemlemişizdir. Bunun nasıl olduğunun yanıtını da bu ve benzeri yöntemler sayesinde verebiliyoruz.

BEYNİN YENİDEN EĞİTİMİNİN PİYANO ÇALMADAKİ  ROLÜ 

“Genel olarak yanlış bildiğimiz bir şeyin doğrusunu öğrenmek, hiç bilmediğimiz bir şeyi öğrenmekten daha zordur. Çünkü yeni bir bilgiyi öğrenebilmemiz için öncelikle eskisinden kurtulmamız, bunun için ise eski bilgilerimizi sorgulayabilmemiz gerekir. Oysa şartlanmayla elde ettiğimiz bilgileri aradan uzun süre geçmişse sorgulayamayız. Çünkü artık düşünsel modelimiz şekillenmiş, bu tür bilgiler doğal olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden şartlanmayla edindiğimiz bilgilerin yanlışlığına veya değiştirilmesi gerektiğine inandırılmamız zordur. Halbuki öğrenebilmemiz için doğru yaptıklarımızın bile neden doğru olduklarını bilmek zorundayız. Bu nedenle bildiğimiz her şeyi mümkün olduğunca bilinç düzeyine çıkarmalı yani açıklayabiliyor olmalıyız”. Bu satırlar Dr. Ramazan Yıldırım’ın öğrenmeyi öğrenmek adlı kitabından alınmıştır. Herhangi bir enstrüman eğitiminin temelinde de durum farklı değildir. Her yapılanın bir nedeni ve nasıl olduğunun bir açıklaması vardır. Çünkü partisyonun üzerindeki hiçbir işaret sebepsiz konulmamıştır ve bu işaretlerle yaptığımız hareketler arasında bir bağ vardır.

Piyano çalarken daha önceden hiç düşünmeden yaptığımız pek çok hareketin yeniden düşünülerek elde edilmesi, beynin alıcılığının ve vericiliğinin artırılmasına bağlıdır. Bu bakımdan meditasyon, alıcılığı ve vericiliği artırmada kilit rolü üstlenir. Meditasyon sayesinde konsantrasyonu, konsantrasyon sayesinde meditasyonu güçlendirebiliriz.

Geleneksel çalışma yönteminden (piyanistik organları hissetmeksizin çalma) modern çalışma yöntemine (piyanistik organları hissederek çalma) geçişte beyni yeniden programlamak gerekiyor. Mekanik, düşünmeden yapılan hareketlerin yerini bilinçli hareketler alıyor. Bu da, tamamen kişinin meslek olarak bu işi yapma arzusuna, azmine, bu konudaki bilincine, kendisini ve işini sevmesine bağlıdır.

Sağlam bir piyano tekniği elde etmek için piyanistik organların öncelikle mükemmel ayrıştırılmasına ihtiyaç duyarız. Beyin haritasını geliştiren Amerika’lı nörolog W. Penfield’in yapmış olduğu şekil, beyinde bu ayrıştırmanın gerçekleştiğini gözler önüne sermektedir. Örneğin, parmak bağımsızlığı çalışması, hareketin emri beyinden gelmeden gerçekleştirilemez. Fakat piyanistik organlarımız sözü edilen ayrıştırmanın farkında değildir. Bu durumda piyanistik organlarımızla beyin arasında bir iletişim sağlayarak beynimizden piyanistik organlarımıza yukarıda sözü edilen ayrışmanın ulaştırılmasına çaba gösteririz; piyanistik organlara, beyindeki ayrıştırmayı ancak beynin yeniden eğitimiyle ulaştırabiliriz.

Beyinden gelen emirleri iletmede sinir sisteminin öneminin büyük olduğunu biliyoruz. Bu bakımdan alıcılığı ve vericiliği sağlamak için sinirlerin sakinliğine ihtiyacımız var. Gereksiz, parazit hareketlerin ortadan kaldırılmasıyla birlikte, düşünce gücümüzün artması bir tesadüf değil. Çalışırken mental sessizlik içinde ve kısa bir süre hareketsiz durarak yapılacakların düşünülmesi, bir pasajı aşırı tekrarlamamızı engeller. Böylelikle eklemlerdeki aşınma ve kassal yorgunluk en aza indirgenmiş olur. Beyinsel kontrol bir orkestra şefi gibi görevini yapıyorsa, yapılmak istenenle yapılan ve düşünülen arasında bir işbirliği var demektir.

Deneyimin bilgiye dönüşmesi, öğrendiklerimizi kendi konumuzun dışına yansıtmamızı da beraberinde getirir ve yaşadıklarımız çaldıklarımıza katkı sağlarken, çaldıklarımız da yaşamımıza katkıda bulunur.

PİYANOYLA BÜTÜNLEŞMEK İÇİN BEDENSEL DENGELER 

İleri düzeylerde piyano çalanlardaki rahatsızlık ve sakatlıklar, teknik temele ait dengelerin eksik veya yanlış kurulması sonucunda oluşur. Eldeki bir problem nedeniyle kariyerine ara vermiş olan piyanistleri tarihte Schumann’dan başlayarak günümüzde Leon Flecher, Gary Grafmann’a kadar giderek sayabiliriz. Kasların çalışması, çok karmaşık işlemlerden oluşan bir mekanizmadır. En basit şekliyle bir kas kasıldığında boyu kısalır ve kalınlaşır. Kas bu durumdayken, bunu yorgunluk olarak bize belli eder. Yorgunluğu önlemek için kaslar arası doğru işbirliği elde etmenin yolu bedensel dengeleri oluşturmaktır.

İki el arasındaki uyumsuzluk (désynchronisation), fizyolojik ve psikolojik blokajlar, ve yorgunluk, kassal sürmenaja neden olur. Blokajlar çalış hareketlerinde belirsizliğe, yanlış nota çalışa yol açar. Kassal yorgunluklar psikolojik sorunları beraberinde getirdiği gibi, psikolojik sorunlar da kassal yorgunlukları doğurur.

Genellikle öğretmenler öğrencilerinin bedensel dengelerini zaman içinde, kendi kendilerine bulmalarını isterler. Bu, öğrencinin gelişimine yarardan çok zarar getirdiği gibi, ileri düzeylerde tehlikeli bile olabilir. Özellikle gelişme çağındaki ögrenciler, gelişme çağı öncesindeki hareket dengelerini yitirmeye başlarlar. Bu durumda psikolojik ve fizyolojik armoniyi yeniden sağlamak gerekir. Bazen ögrenci hiç zorlanmadan bir tril yapabildigini söyler ama “nedense uzun süreli yaptığım zaman yoruluyorum” der. Bu, dengeleri öğrenme zamanının geldiğinin işaretidir.

Zorlanan kaslar (gerginlik) kadar, aşırı geşeklik de zararlıdır. Sağlıklı olan, yaşamdaki gibi dengelerin oluşturulmasıdır. Elin klavye üzerinde yanlış tutuluşu, bileğin en baştan, harekete başlamadan önce gerilim taşıması anlamına gelir. Oturuş bozuklukları, beden dengesizliğine yol açar. Fransa’nın Lyon kentindeki “Bio Amadeus” sanat tıbbı merkezinin müzikoloji doktoru viyolonist Tayfun DinçerKassal problemler oluştuğunda yanlış olan jesti düzeltmek zorluğun yarısını halletmektir. Eğer duruş iyi değilse, aynı zamanda bedenin diğer yarısının da düzeltilmesi gerekir” diyor.

PİYANO TEKNİĞİ VE  SANAT TIBBI 

Batı ülkelerinde yüzyılı aşkın bir süredir nasıl enstrüman çaldığımızın yanıtını aramak üzere yapılan laboratuvar deneylerine dayalı bireysel ve kurumsal çalışmalar sonucunda Sanat Tıbbı adında çok disiplinli yeni bir bilim dalı doğdu. Bu yeni disiplin zamanla gelişerek son yıllarda üniversite düzeyinde araştırma ve klinik tedavi yöntemleri üretecek seviyeye ulaştı. Sanat Tıbbı merkezlerinde fizyoterapistler, el cerrahları, psikiyatristler, müzisyenler, Alexander, Feldenkrais, Eutonie  uzmanları, ortopedistler ve benzerleri bir araya gelerek ekip çalışması yapmaktadırlar.

Bu çalışmaların amacı neydi? Neden sanat tıbbına gerek duyuldu? Bu soruların yanıtını aramadan gelin kendimize küçük bir test uygulayalım. Bilgilerimizi gözden geçirip aşağıdaki gibi basit soruların yanıtını verebiliyor muyuz? Yapmakta olduğumuz işle yani piyano çalmayla ilgili acaba ne kadar bilinçliyiz?

Piyano çalarken yaptığımız tüm hareketlerin farkında mıyız yoksa bir farkına varıp, bir kayıp mı ediyoruz?

Piyano çalarken yaptığımız hareketleri hissederek mi piyanoyla iletişim kuruyoruz, yoksa bunu içgüdüsel olarak rastlantıya mı bırakıyoruz?

Bu ve buna benzer sorulara yanıt aramadan piyano çalmayı sürdürüyorsak, ileri düzeylere ulaştığımızda bazı fizyolojik dolayısıyla psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalmaktan kaçınamıyoruz. O zaman sanat tıbbı imdadımıza koşuyor, rahatsızlık ve sakatlıklarımıza çare getiriyor.

Doğal olarak sanat tıbbı araştırmalarının bir amacı da, biz rahatsızlık ve sakatlık yaşamadan önce bizi bilinçlendirerek daha en baştan piyanistik organlarımızı nasıl kullanmamız gerektiği konusunda uyarmak, bilgilendirmek ve böylelikle piyano çalmadan doğan rahatsızlık ve sakatlıkları, henüz oluşmadan engellemektir. Gönül ister ki ülkemizde de yukarda sözü edilen tekniklerin ve sanat tıbbının önemi anlaşılsın ve gelişmiş ülkelerde yapıldığı gibi çalışmalar gerçekleştirilsin.
 
Kaynak
Seba Baştuğ Şen’in piyano tekniğinin biyomekanik temeli adlı kitabı













 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020