Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Serhan Bali
 
 
Yayımlanan Sayı : 1241

Leipzig'de Mahler görkemi... - 07.06.2011





Almanya’nın ‘müzik şehri’ Leipzig, 17-29 Mayıs tarihleri arasında, Gustav Mahler’in büyük çaplı tüm senfonik eserlerinin ünlü topluluklar tarafından seslendirildiği bir ‘Mahler şehri’ne dönüştü. Mahler’in sanatsal mirasını günümüzde en iyi tanıtan şehirlerin başında gelen Leipzig bu misyonunu büyük bir özenle hazırladığı Uluslararası Mahler Festivali ile taçlandırmış oldu. Fest Travel, Festivalin neredeyse tümünü kapsayan iki tur hazırlamıştı. Böylece Leipzig, dünyanın dört bir yanından gelen Mahler tutkunlarının arasında 40’a yakın Türk’ü de yaklaşık 10 gün boyunca misafir etti.

Otobüsle
şehre girdiğimiz andan itibaren yol boyunca göze çarpan billboard ve bayraklar, şehrin tüm benliğiyle festivali kucakladığının göstergesiydi. Leipzig’de geçirdiğim sekiz gün boyunca toplam dokuz konser izledim. Konserlerin hepsi, şehrin mükemmel akustiğiyle ünlü Gewandhaus konser salonunda, dünyanın en önemli senfonik toplulukları tarafından verildi. Açılışı, Esa Pekka Salonen yönetimindeki Staatskapelle Dresden’in çaldığı 3’üncü Senfoni, kapanışı ise Riccardo Chailly yönetimindeki Leipzig Gewandhaus’un hepimizi deyiş yerindeyse ‘afallatan’ 8’inci Senfoni icrasıyla yaptık. Yine Chailly yönetimindeki Gewandhaus’un çaldığı, Festivalin açılış eseri olan 2’inciyi ve Daniele Gatti’nin yönettiği Viyana Filarmoni’nin 9’uncusunu ise takvimimize uymadığı için izleyemedik.

Gewandhaus gibi nerdeyse kusursuz denilebilecek akusti
ğe sahip bir konser salonunda Mahler’in görkemli senfonik eserlerini peş peşe dinleyebilmek, eşine az rastlanır deneyimdi. Bestecinin akıl almaz bir ustalıkla, üst üste bindirdiği ses katmanlarının harikulade bir berraklıkla tane tane kulaklarınıza aktığı bir müzik cennetine dönüştü Gewandhaus o sekiz gün boyunca. Mahler’in 2, 4 ve 8 numaralı senfonilerinde, notalarla tasvir ettiği cennetin içine, Gewandhaus’u dolduran bizler konserler sırasında akustik anlamda da girmiş olduk.

Çatlak sesler de yok de
ğildi
Staatskapelle Dresden’den itibaren Gewandhaus sahnesine çıkan hemen her orkestra, tanınmı
ş şefleri yönetiminde, en iyi Mahler icrasını ortaya koyabilmek adına yoğun bir çaba sergiledi. Performans açısından, bazı orkestralar ve şeflerini beklediğimden iyi, bazılarını beklentimin altında buldum. Örneğin Salonen’in yönettiği Staatskapelle Dresden’in bakır nefeslilerinin 3’üncüde bu kadar fazla sayıda çatlak ses çıkaracaklarını tahmin etmezdim. Salonen’in, Mahler’in direktifini çok aşan, aşırı ağır temposu da beni şaşırttı.

Zürih Tonhalle Orkestrası’nın, müzik direktörleri David Zinman sayesinde üst düzeyde bir Mahler orkestrasına dönü
şğünün farkındaydım; yorumladıkları 6’ıncı Senfoni ile kayıtlardan edindiğim izlenimi teyit etmiş oldum. 70’indeki Zinman’ın bilgece yönetimi de şapka çıkartan cinstendi. Festivalin en zayıf akşamı olacağını düşündüğüm, Jun Markl yönetimindeki MDR Senfoni Orkestrası’nın 10’uncu Senfoni (Cooke versiyonu) yorumu da beni çok mutlu etti. Markl ve Orkestrası benim gibi düşünebilecekleri hesaba katarak dersine iyi çalışştı belli ki; grup birlikteliği ve tınısı bakımından dünyaca ünlü rakiplerinden geri kalmayan bir icra sundular. Festivalin en etkileyici konserlerinden birini veren Münih merkezli Bavyera Radyo Senfoni, neden dünyanın en iyi birkaç senfoni orkestrasından biri olduğunu, 7’inci Senfoni icrasıyla cümle âleme duyurdu. Podyumların harika çocuğu Yannick Nezet-Seguin ele avuca sığmaz yönetimiyle, yalnızca o gecenin değil tüm Festivalin başlıca ilgi odağı oluverdi.

En iyisi Concertgebouw
Fabio Luisi’nin yönetti
ği ve dopdolu salona çalan Amsterdam Concertgebouw Orkestrası, ‘Mahler’i en iyi icra eden orkestra’ unvanının hakkını veren, kusursuz denilebilecek bir icra sundu Yeryüzü Şarkısı’nda. Biletleri aylar öncesinden bitmiş bir diğer konserde ise Londra Senfoni’nin mükemmel virtüozitesi bile, Mahler’i yeterince kavrayamadığı gözlenen Valery Gergiev’i o gece kurtarmaya yetmedi.

New York Filarmoni’nin, yeni
şefleri Alan Gilbert yönetiminde icra ettiği 5’inci Senfoni konseri, festivalin doruk noktalarından biriydi. ‘Mahler Rönesansı’nı borçlu olduğumuz şeflerin başında gelen Leonard Bernstein’in orkestrasından, ünü müzik dünyasını da aşş ‘Adagietto’yu da içeren 5’inciyi dinleyebilmek için sanki bütün Leipzig o akşam Gewandhaus’a kapağı atabilmek için birbiriyle yarıştı. Gilbert ve orkestra enfes bir 5’inci dinletti salona.

Mahler’in 4’üncü Senfonisini Daniel Harding yönetimindeki Mahler Oda Orkestrası ve genç soprano Mojca Erdmann’dan dinlemek de ayrı bir keyifti. Gözlerimiz, Orkestrayı mükemmelen yöneten Harding’de oldu
ğu kadar kontrbas grup şefi Burak Marlalı üzerindeydi.

Mahler Festivali’ni, Binler Senfonisi olarak da bilinen 8’inci Senfoni’yle kapatmak, ba
şımıza gelebilecek en güzel şeydi. Chailly yönetimindeki Gewandhaus’un 300 dolayındaki müzisyenle harikalar yarattığı inanılmaz bir deneyimdi. Tüm okurlarıma, Mahler geleneğine sahip önemli bir orkestradan 8’inci Senfoni icrası deneyimi yaşamalarını öneririm. Örneğin, önümüzdeki sonbaharda Berlin ve Münih’te 8 çalınacak, benden söylemesi…   

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020