Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1761




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 29 müzisyen gazete okuyor
 
 
Orhan Kahyaoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 684

Türk Pop Müziği Şekillenirken... - 19.12.2008





Pop, Türkiye’deki popüler müziğin 1950 sonlarında ilkel biçimde belirmesiyle yeni bir vizyonu, popüler bir batı algısını gündeme getirdi. İkinci Dünya savaşının ardından Amerikan merkezli kapitalist politikalara, Türkiyeli iktidarların kapılarını sonuna kadar açmasıyla, Güney Avrupalı ünlü Batılı şarkıcıların yanında, başta rock’n roll olmak üzere ABD müzikleri de yerlerini almaya başladılar. 1950’lerde Fransız, İtalyan, İspanyol veya Portekizli pop şarkıcılarının plaklarını dinleyen bir kentli kesim, özellikle de kentli elit kolej gençliği, 1955’de dünyayı kasıp kavuran rock’n roll’dan fazlasıyla etkilenip bu türde icralar yapan gruplar oluşturuyorlardı. Öte yandan Güney Avrupa eksenli pop yine de ağırlıktaydı. Tüm bu batı popüler müzikleri, Türk Sanat Müziği yanında tabii ki çok az yer işgal ediyordu. Ama, sorun bu batı formatlı popüler müziği Türkçe de söyleyebilmekti. Fecri Ebcioğlu kendisiyle 1967’de yapılan bir röportajda, 1958’de ABD’ye gittiğini ve orada yaşayan göçmen halkların hepsinin kendi popüler müziklerini kendi dilleriyle söylediklerini gördüğünü ve bunun Türkiye’de niye hayat bulamadığını sorguladığını söyleyecek ve bir iki yıl içinde de “Aranjman” müziğinin temellerini atacaktı. Yani dönemin Batı pop şarkıları Türkçe sözlere çevrilip yeniden Türkiyelilerce yorumlanacaktı. Bu bir tür pop miladıydı. Ama o zamanın terimleriyle Türk Hafif Batı Müziği olarak anılacaktı. Kendine has Türkiyeli bir pop modeline henüz dönüşmese de bu süreç pop’un başlangıç noktası olarak anılmalıydı.

Biz de Türk Pop müziği sitemizi tam bu zaman dilimiyle birlikte başlatmayı uygun bulduk. Seçtiğimiz şarkılar da o noktadan günümüze dek uzanan kırkbeş yıllık bir tarihin elli parçayla panoramasını çizmek olacaktı. Pop’un ne de olsa ticari bir yanı vardı. Bir caz yapmaktan, caz veya farklı klüp müziklerine yönelmekten müzisyenlere daha çekici gelmeye başladı. Yaptığı müziğe o dönem pek pop diyemesek de bir Erol Büyükburç, eğlence kültürünün ana mekânı olan büyük gazinolarda, Türk Sanat müziği yıldızlarını devirip assolist bile olabilmişti. Ama yine çoğu kez İngilizce yazıp söylüyordu. Sayısı az da olsa bazı türkülerin rock’n roll uyarlamalarını yapıyordu.

Bu tanıtım serisinin ilk şarkısı olarak aldığımız “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” adlı aranjman parçayı İlham Gencer grubuyla söyleyip büyük sükse yapacak ve bu parça ilk Türkçe pop şarkısı olarak anılmaya değer bulunacaktı. Bu süreçte Ebcioğlu’nun öncülüğünü yaptığı birçok aranjman parça bulunmaktaydı. Yani Türkçe sözlerle Avrupa’nın pop parçaları tekrar plak olarak Türkiye’de piyasa bulacaktı. Ancak, 1960’lar, Türkiye gibi dönemin 3. Dünya ülkeleri için özel bir öneme haizdi. Bağımsızlık mücadeleleri tüm dünyada yükseliyordu. Halkların talepleri de aynı oranda bir devinim yaşayınca, tüm az gelişmiş ülkelerde halk müzikleri temel kaynak alınarak bir ulusal müzik sentezine bir yönelim dikkatleri çekecekti. Türkiye’de de 1960 darbesinin ardından gelen yıllarda özgürlük ve halkçılık ideolojisinin hızla yaygınlaştığına, halk kültürüne kentli aydınlarca ilginin çoğaldığına şahit olduk. İşte tam bu zaman diliminde, yeni biçimlenmeye çalışan pop, aranjman müziğine bir alternatifi beraberinde getirdi. Evet, batı formatlı bir pop müzik tavrı yine belirleyiciydi. Ama türkülerden, halk müziği kaynaklarından yararlanılarak yapılan bir pop, dönemin ulusal duyarlılığını da yansıtacaktı. İşte Tülay German’dan seçtiğimiz “Burçak Tarlası” bu ulusalcı – yenilikçi açılımı simgeleyen ve daha sonra Anadolu-pop olan akımın başlangıç cümlesine dönüşecekti.

1960’lı yıllar zaman dilimi olarak, Türk pop müziğinin bir tür emekleme dönemi olsa da, Türkiye’nin tüm popüler müzik türleri içinde görece sınırlı bir yüzdeyi oluştursa da, iki farklı çizgi içinde de birbirinden özgün şarkıcı ve şarkıları da gün ışığına çıkardı. Özellikle 1965’de Hürriyet gazetesinin düzenlediği “Altın Mikrofon Müzik Yarışması” ve Milliyet gazetesinin organize ettiği “Liselerarası Müzik Yarışması” birçok yıldız şarkıcı ve grubun ortaya çıkmasına, popüler bir kimlik kazanmasına önayak oldu. Bu on yıl sayısız grup ve şarkıcı bu müzik çizgisi içinde önemli roller üstlendiler. Bu on yılın bir başka özelliğiyse Adamo’dan Marc Aryan’a birçok Avrupalı şarkıcının popüler şarkılarını Türkçe söyleyip plağa döndürmeleriydi. Biz de bu serüvenin, kendi açımızdan köşetaşı birtakım örneklerini 50 parçadan oluşan sitenin içine aldık.

Örneğin, İzmir doğumlu olup, Fransa’da yaşayan ve çok genç yaşta ölen ünlü Dario Morena’nın bir aranjman klasiği olan “Deniz Ve Mehtap”ı siteye almadan edemezdik. Bu şarkıyla aynı yıl, yani 1966’da çıkan Berkant’ın “Samanyolu” belki de Türk popunun en unutulmaz klasiği olarak sitede yer alacaktı. Bu şarkıyla birlikte anımsanması gereken bir başka nokta da, artık sözü Türkçe yazılan özgün bestelerin, türü aranjman olsa da önünün açılmaya başlanmasıydı. Yani beste ve söz üretimi filizlenmeye başlamıştı. Barış Manço, Erkin Koray, Moğollar ve Cem Karaca isimleri, bir kısmı yarışmalardan gelse de 1960’ların sonlarının en parıltılı gençleriydi. Manço’nun “Kol Düğmesi” Koray’ın “Anma Arkadaş”, Karaca’nın “Resimdeki Gözyaşları” ve Moğollar’ın “Dağ ve Çocuk”u bu dönemin Anadolu –pop duyarlılığını özenle yansıtan örnekler olarak sitede yerini aldı. Bunların yanında Kamuran Akkor’un “Aşk Eski Bir Yalan”, Erol Büyükburç’un “Altın Tasta Üzüm Var”, Beyaz Kelebekler’in “Bütün Aşklar Tatlı Başlar birer pop klasiği olarak döneme damgasını vuran şarkılar olmuştu. Bu yılların en genç yeteneklerinden Hümeyra, “Kördüğüm” parçasıyla hemen unutulmazlar arasına girmişti. Timur Selçuk’sa, değindiğimiz iki pop çizgisine tam eklemlenemeyen, usta şairlerin şiirleri üzerine yaptığı bestelerle büyük yankılar uyandıran bir isimdi. Biz de bu siteye tabii ki Selçuk’un “İspanyol Meyhanesi”ni koyacaktı. 1960’ların parçalarında siteye koyduğumuz son klasikse, bugün yaşamayan, ama Türkiye popüler batı müziğine büyük katkıları olan Yaşar Güvenir’in “Gel Desen Gelemem ki” klasiğiydi.

Bu sitede ağırlığı 1970’li yılların şarkılarının alacağı kaçınılmaz. Çünkü bu on yıl gerçekten de Türk Pop müziğinin tam bir yükseliş dönemini simgeler. Aranjman ve Anadolu Pop çizgileri rafineleşir. Artık pre- kapitalist sürecin dışına çıkılarak, pop sektörü yavaştan müzik endüstrimizde daha fazla yer kaplamaya başlamıştır. Gerçi bu on yıl Türk popüler müziğinin en has türü olan arabesk, Türkiye toplumunun geniş bir kesimine hitap eder. Ama kent kültürü temellendikçe, pop’ta gündelik duyarlılığın kent insanı açısından nabızlarından biri olmaya adım atmaktadır.

1970’li yıllar, kırdan kente göçün büyük bir ivme kazandığı, toplumsal talep ve mücadelelerin yükseliş yaşadığı bir zaman dilimidir. Devamlı değişen ve yeniden biçimlenen kent kültürü içinde Türk pop müziği, aranjman ve Anadolu- Pop ana başlıklı iki çizgi olarak serüvenini devam ettirir. Müzik, gerçek bir sektör olmaya bu zaman dilimi içinde ciddi adım atmıştır. Bu müzik türü içinde birbirinden önemli çok sayıda yeni şarkıcı ve grubun türemesi yanında, 1960’ların yıldız isimleri de serüvenlerini devam ettirirler. Anadolu- Pop’un sembolü eski veya yeni birtakım şarkıcılarsa, toplumsalcı bir duyarlılığı ön plana çıkarıp, toplumcu serüven içinde önemli roller üstlenirler. Anadolu – Pop’un bu çizgisini simgeleyen bazı grup ve şarkıcıları da elimizdeki sitenin listesine aldık. Örneğin Selda’nın “Çemberimde Gül Oya”, Edip Akbayram’ın “Aldırma Gönül” ve Zülfü Livaneli’nin “Karlı Kayın Ormanında”, geniş anlamda Anadolu – Pop kavramı içinde düşünülseler de tekil, özgün şarkıcılar olarak günümüze dek serüvenlerini sürdüreceklerdir. Timur Selçuk ve Cem Karaca’da bu ailenin içinde toplumsalcı kimlikleriyle 1970’lerde önem arzederler. Bu çizgide isimler tabii ki çoğaltılabilir. Anadolu – Pop’un bu politik eksen içinde varolmayıp, özel bir stili temsil eden başka isimlerdense Üç Hürel’in “Ağlarsa Anam Ağlar” ve Modern Folk Üçlüsü’sün “Deriko” parçalarını bu sitenin listesine altık. Üç Hürel’in en önemli ayrıcalığı, Feridun Hürel yoluyla grubun devamlı söz ve müziklerini kendilerinin yazarak özgün bir tavrı simgelemeleri. Modern Folk Üçlüsü’yse, Halk müziği kadar makam müziğinden de yararlanarak ilginç bir pop soundu oluşturmuştur. Ancak, 1970’lerin pop çizgisinde ağırlığı Aranjman müziğinin oluşturduğunu rahatça söyleyebiliriz. Bu sürecin çekici yanı, artık pop müziğinin bu çizgisinin ciddi bir üretime yönelmiş olması. Artık 45’lik ve albüm projeleri, şarkıların yazılışında bir işbölümü de belirecek; şarkıcı- yorumcu imgesi medyanın da aktif rolüyle öne çıksa da; besteci, şarkı sözü yazarı ve aranjörler yeni üretilen pop parçaları kolektif bir tavırla günışığına çıkarmaya başlarlar. Tabii ki aralarında şarkılarını kendi yazıp söyleyen şarkıcı sayısının da arttığı söylenebilir. Örneğin Türk Pop müziğinin ünlü şarkıcısı Alpay’ın 1970’de çıkan “Fabrika Kızı” çok ünlü bir pop klasiği olarak bu siteye alındı. Toplumsalcı bir duyarlılığı da işaretliyordu bu aranjman parça. Bu süreçte listemize aldığımız bir başka şarkı Şenay’ın “Hayat Bayram Olsa”sı. Bu şarkı bir aranjman klasiği olarak, dönemin sosyal demokrat- toplumsalcı duyarlılığının yükselişinin bir simgesi olmuştu. Bu on yılın bir başka önemli ismi Füsun Önal’dan da siteye “Senden Başka” klasiğini koymayı uygun bulduk. Türk pop müziğinin iki büyük yıldız şarkıcısı Nilüfer ve Sezen Aksu’da bu dönem ortaya çıkan isimler. Ancak, bu sitede, Sezen Aksu’nun 1980’lerin başındaki bir hitini seçtik. Nilüfer’inse meşhur aranjmanı “Dünya Dönüyor”. Nilüfer, bu on yılın ilk yarısının en ünlü şarkıcılarından olduğundan bu sitenin içine alındı. Aranjman ailesi içinde düşünülebilen bu dönemin bir başka şarkıcısı Melike Demirağ’dı. 1974 yapımı “Arkadaş” şarkısı – Yılmaz Güney’in aynı adlı filmi için de yazıldığından – büyük bir popülarite kazanmış, dönemin toplumsalcı duyarlılığının poptaki simgesi olmuştu. Tabii ki siteye bu parçayı da aldık.

Bülent Ortaçgil’siz bir Türk pop tarihi sitesi olamazdı. Az önceden beri andığımız iki pop kanalına da bağlanmayan, dönemin en önemli şarkıcı – şarkı yazarı olarak kabul edilmeli Ortaçgil. Siteye şarkıcının 1974’de çıkan ünlü albümüne de adını veren “Benimle Oynar mısın” şarkısını aldık. Yine yazdığı kendi şarkılarıyla bu on yıla damgasını vuran İlhan İrem’siz de böyle bir site düşünülemezdi ve listeye şarkıcının “Yazık Oldu Yarınlara” şarkısı alındı. Bu on yıl o kadar çok yeni şarkı ve şarkıcı çıktı ki ortaya, listeye neler koyacağımız konusunda gerçekten seçim yapmakta zorlandık. Bu on yıl içinde seçtiğimiz diğer önemli şarkı ve şarkıcılarsa Tanju Okan’ın “Kadınım”, Esmeray’ın “Unutama Beni”si, Nükhet Duru’nun “Beni Benimle Bırak Giderken”i, İskender Doğan’ın “Kan ve Gül”ü ve Zerrin Özer’in “Gönül”ü oldu. Bu on yıl içinde pop artık dev müzik pastasında ciddi bir yer taşımaya başlayacaktı. Ama Türk popüler müziği içinde yine de bir arabesk kadar geniş kesimlere ulaşamayan, ama özellikle TRT’nin de katkılarıyla ciddi ölçüde yaygınlaşan bir müzik olma rolünü üstlenmişti.

12 Eylül 1980 tarihinde yapılan darbe, bambaşka bir siyasal – kültürel konjonktürü beraberinde getirdi. Özgürlüklerin büyük ölçüde önü kesilmişti. Türk pop’uda bu süreçten nasibini aldı. Ama, yine de ağırlıklı Aranjman müziğinin yükselişinin fazla önü kesilmedi. Tersine, en çok dinlenen müzikler arasına girmeye başladı. Anadolu – Pop’un özellikle siyasal karakterli bir müzik tavrını savunan şarkıcıları bir dönem ortalıktan kalktı. İş imkanları, plak ve üretimleri durdu. Bazıları, yurt dışına yerleşmek zorunda kaldılar. Bu anlamda, yeni isimlerin sayısı önceki on yıl kadar fazla olmadı. İsim yapan grup ve şarkıcı sayısı çok azdı. Öte yandansa, adını 1970’lerde duyuran birçok ismin 1980’lerde pop arenasında büyük bir patlama yaptıklarından söz edilebilir. Öte yandan, 1970’lerin sonlarında politik müzik ortamı içinde beliren Yeni Türkü gibi bazı gruplar 1980’lerin sonlarında yıldız isim oldular. Öte yandan, 1980’lerin ikinci yarısıyla birlikte arabesk ve makam müziğinden feyz alan ve Ahmet Kaya ismiyle özdeşleşen yeni bir politik çizgi de gün ışığına çıktı. Bu dönem aralarında Grup Yorum’un da olduğu politik nosyonlu, üniversitelerde beliren birbirinden ilginç gruplara da rastlandı.

1980’li yılların Türk Popunun ayırıcı özelliği, Türk Sanat Müziği formlarının, yani makam müziğinin yoğun biçimde pop’un içinde yer alması oldu. Bu yen açılımın ilk önemli sembolü olarak Ergüder ve Nur Yoldaş çiftinin hazırladığı albümü anmak gerekiyor. Hoş, estetik ve müzikal açıdan özgün bu albümden, büyük ilgi gören “Sultan-ı Yegah” parçasını bu şarkılar grubuna almadan edemezdik. Yine 1980’lere damgasını vuran asıl starın yine aynı müzikal bileşenle oluşturduğu pop tavrını Sezen Aksu ismi simgeler. Önce Atilla Özdemiroğlu, ardındansa Onno Tunç’la şekillenen Aksu’nun pop tavrının 1980’lerin başındaki ilk patlaması anlamına gelen “Firuze’yi de tabii ki elli parçalık Türk popu sitesinin içine koyduk. Yine 1960 sonlarından itibaren Anadolu- Pop’un özgün figürü olan Fikret Kızılok, 1980’lerde son derece özgün çalışmalara imza attı. Şarkıcının “Zaman Zaman” şarkısı bu on yılın en özenli örneklerindendi ve elimizdeki listeye tabii alındı. Yine 1960’ların sonlarından itibaren önemli müzisyen kimlikleriyle tanınan Mazhar Alanson, Fuat Güner ve Özkan Uğur, kurduğu üçlüyle 1984’ten itibaren Türk Pop ve rock tarihinin önemli figürleri ve grubu olacaktı. Evet, MFÖ, çıkan ilk albümü “Ele Güne Karşı Yapayalnız” da da rock tavrının yanında makam müziği ve tasavvuf müziği geleneğinden izler taşıyacaktı. İlk albümüne adını veren “Ele Güne Karşı Yapayalnız” şarkısını da bu elli listenin mutlak bulunması gereken bir parçası olarak aldık. Yine 70’li yılların en önemli pop figürlerinden Özdemir Erdoğan’da bu on yılın en gözde şarkıcılarındandı. Ondansa bu listeye yine bir Sezen Aksu parçası olan “İkinci Bahar” şarkısını koyduk.

1980’li yıllarda adını duyuran ve özellikle üniversiteli ve kentli gençliğin sevgilisi olan üç gruptan da bu koleksiyona birer parça seçtik. 1983’de ikinci albümü “Akdeniz, Akdeniz”le ilk çıkışını yapan Yeni Türkü, 1980’lerin sonlarında albümleri çok satan, şarkıcıları dillerden düşmeyen bir isim durumundaydı. Bu listeye, grubun “Telli Telli” adlı parçasını aldık. Bu gruplar belli toplumsalcı duyarlılıkları olan, ama reel politikayı öne çıkarmayan bir müzik tavrını işaretliyorlardı. Yeni Türkü yıldızlaştıkça bu nosyondan biraz uzaklaştı. 1980’lerin hemen başlarında kurulan aynı karakterde bir başka grup olan Ezginin Günlüğü’yse Türk Halk Müziği geleneğiyle, klasik batı müziği birikimlerini pop tavırlarına taşıyacaklardı. Bu siteye, Ezginin Günlüğü’nün o dönem çok sevilen ve albümüne adını veren “Seni Düşünmek” şarkısını koyduk. Listeye bu süreçte alacağımız son 1980’lerde doğan grupsa daha çok rock eksenli bir tavırla var oluşunu sürdüren Bulutsuzluk Özlemi’ydi. Bu grubun geniş kesimlerle adım adım tanışmasını sağlayan “Uçtu Uçtu” adlı politik duyarlılığı da olan albümünün aynı adlı şarkısını, elli parçadan oluşan bu listenin içine aldık.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020