Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 26 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ziya Özışık
 
 
Yayımlanan Sayı : 601

Rüzgâra Karşı Beyaz Gelinlik - 28.07.2008






Sanatçı ile ürünü arasındaki ilişkiyi neye benzetmek gerekir? Üreten ile üretilen acaba “doğuran ile doğan”a koşut olabilir mi? Somutlarsak bir ana-evlat ilişkisini çağrıştırmaz mı bu ilinti? Eğer öyleyse her şeyden sakınılan, aç yatıp bir dirhem ekmek hiç düşünülmeden evlada verilen değil midir? Yine bu kabulle sanatçının kendi ürününün önüne geçmesi mi beklenir, yoksa üretiminin gerisinde durabilecek kadar alçakgönüllü olması mı? Sanatçı öne çıkarsa “popüler” olur, tanınır, siması bilinir. Peki eserleri? Gerek yoktur bilinmesine...Güncel tatmin sağlanır para kazanılır, TV kanallarında zıp zıp zıplanır, gazetelerde koca sütunlar doldurulur vs. vs.

Peki yarın? Şöyle düşünürsek; kim kendi çocuğuna kendi dönemindeki -örneğin popüler şarkıcının- boyundan, posundan, gözlerinden-dizlerinden bahseder?

Bu sefer yanıt verelim: takıntısal bozukluklar söz konusu değilse elbette hiç kimse! Bir ana yarına evlatlarını bırakacağı gibi sanatçı da eserleriyle yaşar yarınlarda. Sonrasında o eserlerin büyüklüğü dahilinde yeniden tanınır yarınlarda. Dünden bugüne yaşayanlar gibi... Anonimleşmek bu denli yüce bir tabirdir bir eser için.

Ümmüşen/Beyaz Gelinlik

Bu hafta böyle bir örnek sanatçıdan bahsetmek icap edince, yukarıdaki çağrışımları ifade etmek biraz uzun da olsa, gerekir gözüktü. Nitekim bahsedilen anlamıyla eserleri “anonimleşmiş” bir sanatçı var bugün köşemizde. 70’li yılların yanık sesli, yiğit yakarışlı, devrimci kadın bir ozanı... Ümmüşen...O dönemin gençliği sanatçıyı hayli iyi tanısa da biz yeni kuşak için, tıpkı bahsettiğimiz gibi, ismini bir anda çıkarmak zor. Ama neredeyse 30 yıllık şarkısıyla, yani 30 yaşına basmış evladıyla anımsamak hiç zor değil. “Beyaz gelinlik giydireceğiz kendi ellerimizle vefalı yare/Beyaz gelinlik...cennet vatana!” şarkısıyla “Hayat” ile, “Gayrı Dur Durak Yok” şarkısıyla...

Ümmüşen/Nenni

70’lerin bu devrimci genç kadını aradan 20 yıl geçtiğinde yeniden albüm yapmış. Bu sefer bir “anne” olarak! Ama yine de toplumsal şarkılarıyla halk türküleriyle “Nenni” adlı albümünü çıkarmıştı. Kızının adı Eren’di ve Nenni Nenni Eren’im, nenni başağım/ Adın, acı vadesiz gelen ecellere/ Sizi hoyratça biçilen gök ekinlere/ Nenni Eren’im, nenni ekinim...” diyordu bu albümde. Şarkının göndermesi Erdal Eren’in idamıydı ve Nenni ile ilgili gazetemizde çıkan röportajında şöyle diyordu Ümmüşen: “17 yaşındaki birinin idam edilmesi benim için, yaşananlar ve yaşanacakların bir simgesiydi. Bu anlamda da, çocuğuma her seslendiğimde, bunları hatırlamak, yaşanmış olayları unutmamak için, o gün kararımı vermiştim, oğlum olursa adını Erdal, kızım olursa Eren koyacaktım ve koydum da...”

Ümmüşen/Rüzgara karşı

Şimdi yepyeni bir albümle karşımızda Ümmüşen... “Rüzgara Karşı”... Albüm kapağındaki tanım, sanatçının çalışmasını net ifade ediyor: “Rüzgar; yaprak misali önüne gelen her şeyi savuransa / Duruşunu, bakışını yitirmiş insanları değiştiren zamansa / Umudu, sevdayı unutturan melodileri taşıyansa eğer....Rüzgara Karşı; Bir yaprağın tutunduğu dalın toprağa kök salmasıdır / İnsanın yitirdiği değerlere sarılarak zamanı dönüştürmesidir / Umudu, sevdayı işleyen şarkıların yüreklere işlemesidir”...

Geçmişten bugüne Ümmüşen besteleri Derya Köroğlu ve Erkin Hadimoğlu’nun düzenlemeleriyle albümde yerini alıyor. 1976 yılında Ümmüşen’in İstanbul Spor Sergi Sarayı’ndaki bir konser kaydından bölüm ile başlayan “Dost” türküsü, sanatçının bir sesi 30 yıldır nasıl yaşattığının kanıtı gibi.

Albümde Ümmüşen’in besteleri işinin ehli müzisyenler tarafından icra edilmiş ve müzikal altyapı geleneksel ağırlıklı modern düzenlemelerle sağlanmış. Yine albümde “Aritmetik Sevda” gibi “İstanbul Türküsü” gibi neşeli, esprili şarkıların yanı sıra “Deprem Ağıdı”, “Oğul” gibi duygusal şarkılar da mevcut.

Geçmişten bugüne bir albümün bütün tematik yapısını sanatçının giriş parçası “İlle” yeterince veriyor. Sanatçı geçmişi insan hayatındaki herhangi bir macera içeriğinden kurtararak, ona sahip çıkmanın, bugüne taşımanın bütün içtenliğini bu şarkısında anlatıyor. “Yarın telaşıyla yarım yaşanmış günleri anmayalım yanmayalım /Sararan anıları karartmayan / Yitirilmiş umutları aratmayan /Zamanlardan bahsedelim andan yıldan /... /Geçmişten gelecekten ille de bugünden...”

Evet, Ümmüşen yalnızlık, umutsuzluk, yarınsızlıktan esen rüzgâra karşı, dünü bugünü ve yine yarını anlatıyor...

ziyaozisik@gmail.com

evrensel

www.evrensel.com

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021