Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 24 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Beşer
 
 
Yayımlanan Sayı :

Şükran dolu rüyalar; Jan Garbarek - 19.01.2007





Son albümü 1998 tarihli “Rites” idi. “In Praise of Dreams”, 57 yaşındaki Norveçli saksofoncu Jan Garbarek’in altı yıldan beri ciddi bir piyasa beklentinin oluşmasının ardından çıkardığı ilk solo albüm. Bugüne değin kendi adına 24 albüm çıkaran, yanı sıra elliyi aşkın ECM albümünde karşımıza çıkan Garbarek, son yıllarda arada bir karabatak gibi görünüp kayboluyordu; bunlardan en akılda kalıcı olanı Çek basçı Miroslav Vitous’un geçen yıl çıkan güzel albümü “Universal Syncopations”a yaptığı katkı idi.

70’li yıllardaki serbest tarzını dramatik bir hava içinde işleyen cool tutumu ile, caz müziğinde çağdaş Avrupa estetiğinin ‘saf’ temsilcileri arasına giren Garbarek, yaptığı ticari olamayan işlerle Amerikan cazcılarını bile etkilemiş, ancak sonra new-age saplantılı harcı alem işlere geçmesiyle caz müziğinin derinine inenleri hayal kırıklığına uğratmıştı.

Şimdi Norveç’in merkezlerinin uzağında dağlık bir bölgede yaşıyor Garbarek; tıpkı dünya meselelerinin uzağında olduğu gibi. Batılı sufi izlenimi uyandıran temaları, onu Charles Lloyd gibi modern bir derviş kılmaya yetiyor. Örneğin ayinler üzerine kurulu olan çalışması “Rites”da tipik bir biçimde görüldüğü üzere, müziğindeki ruhanilik ve ilahi duygular her daim hissediliyor. Bu özellikleri ile cazın popülist yüzünü temsil eden sanatçının müziği, derinlemesine incelendiğinde entelektüel olmaktan bir hayli uzak görüntü çiziyor.

“In Praise of Dreams” albümünde soprano ve tenor saksofonla birlikte synth, sampler ve bazı vurmalılar kullanan Garbarek’in eşlikçileri kemancı Kim Kashkashian ve davulcu Manu Katche. Garbarek’in en güçlü mirası olan sert ve güçlü saksofon tonu yine başrolde.

Alışılmış numaralar yine var; tekrar eden atmosfer yaratıcı arpejler, seyrek ve gösterişli ritimler, St Paul katedralinden yankılanan tınılar bolca duyuluyor. Kashkashian’ın bir yüzü folka bakan keman sonoritesi müziğe katıldığı her saniyeyi ilginç kılıyor. Katche ise elektronik davulları ile parçaları modernize ediyor.

Albümün kayıtları katmanlar halinde gerçekleştirilmiş. Stüdyoya önce Katche, sonra Kashkashian, en son da Garbarek girmiş; bu yöntem de oldukça estetik ve duygusal kılmış bu albümü. Kayıtlar öncesinde bir şey rastlantısal olarak etkilemiş Garbarek’i; Bert Stern’in Jazz On A Summer’s Day filmi. Bu filmde yer alan bir Chico Hamilton şarkısının enstrüman konfigürasyonu, albümün ana fikrini oluşturmuş. Uzun süre Hamilton gibi bir davulcu arayan Garbarek, en sonunda ona en yakın olduğunu düşündüğü Katche’de karar kılmış.

Garbarek’in bilinen temiz, parlak ve diri soloları özellikle açılıştaki Kelt etkili parça ‘As Seen From Above’da göze çarpıyor. Eşlikçilerin kilit noktalardaki müdahaleleri parçaya sinemasal anlamda görsel bir tat katıyor. Nispeten folk harmanı niteliğindeki doğaçlamaya dayalı, açık sözlü kompozisyonlar puan topluyor; ancak tüm bunlar albümün tamamını kurtarmaya yetmiyor. Parçalarda şıklığı ve süksesinden ziyade Garbarek’in soğuk nevale cinsinden kişisel egosu göze batıyor. Yaşamın gerçeklerinden uzak, ‘Scene From Afar’ ve ‘A Tale Begun’ gibi puriten parçalarda, Garbarek’in ruhani özünü ortaya seren basit synthesizer oyunları, uzun saksofon soloları ile vokal denemeleri var.

“In Praise of Dreams”, Garbarek’in “Legend of the Seven Dreams”, “I Took Up The Runes” ve “Visible World” albümlerinde çizdiği rotayı takip ediyor. İlahi niteliğindeki aldatıcı basit parçalar bilindiği üzere varlığını sürdürüyor; ancak ne yazık ki Kashkashian ve Katche’nin olumlu katkıları, albümü olduğundan daha derin bir hale getirmeye yetmiyor. Her bir müzisyenin enstrümantalist olarak oldukça yüksek bir kapasiteye sahip olmasına karşın, gereken entelektüel derinlik gözlemlenemiyor. Böylelikle bu özellikler “In Praise of Dreams”i öncekilerden daha önemli kılmıyor.

Bu albümü altı yıl beklemeye gerek yoktu. O anlamda günümüzde gelinen son noktayı temsil etmiyor. Her Garbarek albümünde olduğu üzere, yeni çalışma da zamansız ya da tüm zamanlar (belki de hiçbir zaman) için yapılmış bir çalışma. Büyük tutkular için sıradan bir iş; belki de en iyi fikri albümün adı veriyor.
Garbarek’i sevenler için, mutlaka edinilmesi gereken konsantre bir çalışma, ama yok onu zaten yıllar önce defterden sildiyseniz yapacak bir şey yok; görmezden gelin olsun bitsin.

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021