Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 49 müzisyen gazete okuyor
 
 
Gülnur Seyhanoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı :

Banknottaki Kadın:Clara Wieck Schumann - 29.12.2006





Kraliçeler veya Marianne, Britannia gibi ülkeleri temsil eden simge figürler dışında metal veya kağıt paralarda kadınlara yer verilmesi pek yaygın değildir. Özellikle banknotlarda portreleri kullanılan politikacılar, sanatçılar ve bilim adamlarının tamamına yakını erkeklerden oluşur. Almanya bunun istisnalarından biri, şu sırada tedavülde olan sekiz banknotun dördünde değişik alanlarda isim yapmış kadınlar yer alıyor. Alman Merkez Bankası (Deutsche Bundesbank) hiç değilse banknotlar üzerinde kadın erkek eşitliğini sağlamış...

Bu ünlü kadınlar ise, yazar Bettina von Arnim (5 DM), şair Annette von Droste-Hülstoff (20 DM), ressam ve doğa bilimci Maria Sibylla Merian (500 DM) ve içlerinde kuşkusuz Almanya dışında en çok tanınanı; klasik müziğe biraz olsun ilgi duyan herkesin adını mutlaka duymuş olduğu 19.yüzyılın ünlü piyanist ve bestecisi Clara Wieck Schumann; hani bazılarımızın kendi ülkemizin parası kadar aşina olduğu 100 DM'lik banknotun mavi fonundan iri gözleriyle bakan saçları arkaya toplanmış, kuğu boyunlu kadın; bu banknot çoğumuzun elinden en az bir kere geçmiştir, ama üzerinde resmi olan kadının öyküsünü kaç kişi biliyor? O sadece banknotun üzerinde bir portre olmaktan fazla ilgiyi hakediyor oysa.

Clara Josephine Wieck 13 Eylül1819'da Leipzig'de doğdu. Babası müzik öğretmeni ve piyano firması sahibi Friedrich Wieck kızının yeteneğini küçük yaşta keşfederek 5 yaşından itibaren onu müzisyen olarak yetiştirdi. 9 yaşındayken konserlerde çalmaya başladı. 11 yaşında ise ilk solo konserini verip ilk bestesini yaptı. 1831 - 1836 yılları arasında babasıyla birlikte Avrupa'yı dolaşarak bir dizi başarılı konser verdi ve 'harika çocuk' olarak ünlenerek Mendelssohn, Paganini, Chopin, Goethe gibi zamanın önde gelen müzikçi ve edebiyatçılarının hayranlığını kazandı.

Piyanist olarak ünü gittikçe yayılıyor, bunun yanında ailesinin maddi durumu da gittikçe iyiye gidiyordu, Clara, Baba Wieck'in eğitim metodunun ne kadar başarılı olduğunun canlı bir kanıtıydı, sayesinde babası daha çok ve daha paralı öğrenciler buluyor, bu arada piyano satışları da artıyordu.

Bu mutlu hayatları Clara'nın 16 yaşındayken babasının öğrencilerinden Robert Schumann'a aşık olmasıyla bozuldu. Aslında Clara kendisinden 9 yaş büyük olan Robert'i 9 yaşından beri tanıyordu. Wieck bu beraberliğe şiddetle karşı çıktı, evlenmelerine izin vermedi. Bunun üzerine Clara ve Robert evlenme izni alabilmek için mahkemeye başvurdular. Bu mücadele Baba Wieck'in direnmesi yüzünden üç yıl sürdü. Doğrusu bu konuda pek de haksız sayılmazdı; bir yanda kızı Clara; geçmişi başarılarla dolu, geleceği de parlak bir piyanist ve besteciydi; diğer tarafta ise Robert; elindeki sakatlık yüzünden piyanistlik kariyerine veda etmek zorunda kalmış başarısız bir müzisyen; kimsenin bestelerini duymadığı bir besteci taslağı; otuzuna merdiven dayadığı halde girdiği hiçbir işte dikiş tutturamamış mesleksiz bir adam (müziğe olan ilgisi yüzünden hukuk öğrenimini yarıda bırakmıştı); sürekli meyhanelerde içip sabahlayan bir sefihti, üstelik ailesinde de kalıtsal bir akıl hastalığı bulunmaktaydı; böyle bir adam neyine güvenerek kızıyla evlenmek istemekteydi; evlenseler bile nasıl geçineceklerdi; hangi baba böyle bir damat isterdi?

Baba Wieck yaklaşık üç yıl boyunca mahkemelerde bu savları yineleyerek izin vermemekte direndi; onun bu direnci ve yasaklamaları gençleri birbirlerinden uzaklaştıracağına daha da yakınlaştırdı. Clara ve Robert bu süre içinde birbirlerine 400'e yakın mektup yazdılar ve gizlice buluşmaya da devam ettiler. Bu arada Clara başarılı konserlerini ve Robert de bestelerini yapmayı sürdürdü. Hatta Robert, mesleksiz olduğu iddialarına son vermek amacıyla bir yandan da dergilerde müzik yazarlığı yaparken bir de felsefe diploması aldı.

Sonunda mahkemeden izin çıktı ve 1840'da Clara 21 yaşına girmek üzere iken evlendiler. Babası bu yenilgisinden dolayı yeni evlilere o kadar kin duyuyordu ki Clara'nın yıllar boyunca verdiği konserlerden kazandığı paradan kızına tek kuruş vermediği gibi hayatlarını zorlaştırmak için de elinden geleni yaptı. Öyle ki Clara kendi piyanosunu bile ancak aylar sonra kendi evine getirebildi.

Alman yönetmen Peter Schamoni'nin 1983 tarihli 'Frühlingssinfonie' (İlkbahar Senfonisi) isimli filmi, Clara ile Robert'in gençlik yıllarını, tanışmalarından evlenmelerine kadar olan süreci konu alıyordu, Nastassia Kinski'nin canlandırdığı Clara, yeni evine baba evinden kendi piyanosunu da getirdiğinde kocası: 'Evimiz iki piyano için biraz küçük değil mi?' diye soruyor ve film sona eriyordu. Bu cümle bir bakıma bu evliliğin geleceğini de özetliyordu. Başlangıçta evliliklerinin hem duygusal hem de mesleki açıdan verimli bir beraberlik olacağını düşünmüşlerdi ama zaman geçtikçe bazı dengeler özellikle Clara alehine bozulmaya başladı.

Robert evliliklerinin ilk on yılı boyunca hala tanınmamış bir besteci olduğundan ve pek para da kazanamadığından ailenin geçimini sağlamak Clara'ya düşmüştü. Kocası bu durumdan pek hoşnut olmasa da Clara konser turnelerine çıkarak ve dersler vererek hem kocasına, hem de 14 yıllık beraberliklerinin ürünü olan 8 çocuğuna bakmayı üstlendi. Bu arada gerek konserlerinde bestelerini çalarak, gerek yeni besteler yapmaya teşvik ederek kocasına müzik konusunda destek vermeye devam etti, hatta zaman zaman kendi çalışmalarından ödün vermesi gerekse de; çünkü Robert bir evde aynı anda iki piyanonun birden çalmasından rahatsız oluyor, 'bu gürültüde' beste yapamıyordu, bu konuda fedakarlık eden de her zaman Clara oluyor, bir piyanist için elzem olan günlük egzersizlerinden bile vazgeçiyordu. Evlenmeden önce Clara'yı sürekli çalışması ve beste yapması için teşvik eden Robert, evlendikten sonra neredeyse onun çalışmalarını engeller olmuştu. Besteci -yorumcu evliliğinin olabilecek en ideal beraberlik olacağını savunuyor görünse de Clara'nın kendisinden daha önde olmasını bir türlü hazmedemiyordu.

Yıllar geçtikçe Robert'in ünlü ve başarılı eşinin gölgesinde tanınmamış bir besteci olarak kalmasının huzursuzluğuna kalıtsal hastalığının sebep olduğu sinir krizleri de eklenince Schumann'ların evliliği iyice tahammül edilmez hale geldi ve Robert bir intihar girişiminin ardından 1854 yılında bir akıl hastanesine kapatıldı, 1856'da da orada öldü. Bütün bu süre içinde Clara kendisini sadece bir kez, ölümünden iki gün önce ziyaret edebildi.

Clara kocasının ölümünden sonra da müzikteki başarılarını sürdürdü, konser piyanistliğine ve öğretmenliğe devam etti, bu arada Robert'in bütün eserlerini yayımlatarak bestelerini tanıtma çabalarında başarılı oldu. Robert Schumann besteci olarak gerçek ününe ancak öldükten sonra ulaşabilmişti. Clara sonraki yıllarda bir yandan çocuklarını üçünün ölümü (biri de Robert hayattayken ölmüştü) diğerlerinin de bazı sorunları yaşamını daha da zorlaştırmasına rağmen müzik çalışmalarına hiç ara vermedi.

1878'de Frankfurt Konservatuarının baş piyano öğretmeni oldu ve pek çok öğrenci yetiştirerek piyanistlikte bir ekol oluşturdu. Bu yıllardaki en yakın dostlarından biri de kocası hayattayken de aile dostları olan besteci Johannes Brahms'dı. Brahms'a da bestelerinde esin kaynağı oldu, bestelerini tanıtmak için çaba harcadı, Brahms ise birçok bestesini Clara'ya ithaf etti. Kimi müzik tarihçilerine göre ilişkileri dostluktan da ileriydi.

Clara 1888'de 60. sanat yılını kutladı. Son konserini 1891'de verdi ve konservatuardan da ayrılarak sadece evinde ders vermeye devam etti. 26 Mart 1896'da Frankfurt'ta öldü. Bu Brahms için büyük bir darbe oldu ve onun ölümünden sonra sadece bir yıl yaşıyabildi.

Clara Wieck Schumann'ın, yaşamı boyunca, konserler ve dersler yanında ailenin geçim derdi, günlük ev işleri, Robert'in huysuzlukları, hamilelikler ve doğumlar (14 yılda 10 hamilelik ve 8 çocuk, insan o günlere bakınca günümüzdeki doğum kontrol yöntemlerinin değerini daha iyi anlıyor, Clara yine de o zamanda yaşamış pek çok kadının hamilelik ya da doğum sırasında ölmesine sebep olan olumsuz sağlık koşullarına rağmen bu kadar uzun yaşamayı başarabildiği için şanslı sayılabilir), çocukların sorunları gibi nice ıvır zıvırla uğraşırken fırsat bulup da yapabildiği bestelerin sayısı yetmişe yakın, bazıları kaybolmuş, bugün bilinen bestelerinin sayısı ise 66. Yapıtları arasında bir piyano konçertosu, lied'ler, oda müziği ve solo piyano parçaları bulunuyor. Ama besteleri Robert'in besteleri kadar popüler olamamış, onlar kadar fazla icra edilmiyorlar.

Yakın zamanda bestelerini yeniden gündeme getirme çabaları görülse de müzik tarihçileri ve yazarları kendisini daha çok piyanist olarak değerlendirmeyi tercih ediyorlar. Oysa uzmanlarına göre Clara'nın besteleri çağının diğer bestecilerinden hiç de geri kalmıyor.

Ses kaydetme sistemlerinin henüz icadedilmediği dönemlerde yaşayan bütün virtüözler gibi Clara'nın da icralarını bugün dinleme olanağımız yok, ne kadar büyük bir yorumcu olduğunu sadece zamanın müzik insanlarının yazdıklarından öğreniyoruz. Ansiklopedilerde ve müzik sözlüklerinde kendisine Robert'e ayrılanın dörtte biri kadar bile yer ayrılmıyor. Besteciler yorumculara göre daha kalıcı olma şansına sahipler.

Acaba, Clara Robert'le hiç karşılaşmasaydı, ya da babasının sözünü dinleyip onunla evlenmeseydi; elbette ömür boyu babasının yanında 'harika çocuk' olarak kalamazdı, artık yetişkin biri olduğuna göre kendi yaşamını kurması gerekiyordu; ama niye ille Robert'i seçmişti, ondan daha az yetenekli, ama sanatına ve çalışmalarına daha fazla saygı duyup destek verecek başka birini bulamaz, ya da yaşamını ve müzik çalışmalarını tek başına sürdüremez miydi, kendi yaşamını kazanabilecek durumda olduğuna göre? Her ikisi için de bunca yıpratıcı ve tüketici olan bu ilişkiye girmesinin sebebi sadece Robert'e duyduğu aşk mıydı?

Robert için onca çaba ve özveriyle oluşturduğu, yaratıcı çalışmalar için olmazsa olmaz koşullardan biri olan 'kendine ait bir oda'yı sadece kendine saklayıp kendi bestelerini yapamaz mıydı? Bir bestecinin büyüklüğü eserlerinin uzunluğuna ve çokluğuna bağlı olmasa da henüz onaltı yaşındayken bir piyano konçertosu besteleyebilen biri, çok daha fazla uzun soluklu orkestra eserleri besteleyemez miydi şarkılar ve kısa piyano parçalarının yanında?

Robert'in ölümünden sonra niçin bu kadar az beste yapmıştı (yaklaşık 40 yıl içinde sadece 5 beste yapmış), tek esin kaynağını kaybettiğinden mi, yoksa yaşam koşullarının ağırlığı yüzünden fırsat bulamadığından mı? Yoksa o da diğer bir çok 'harika çocuk' gibi yapacağını erken yaşta yapıp yetişkinliğinde tükenmiş miydi? Robert'in bestelerini tanıtmak için bu kadar çaba harcarken kendi besteleri için niye fazla uğraş vermemişti; Robert'i gözünde çok büyüttüğünden ve besteci olarak kendi yeteneğine güvenmediğinden mi?

Ya Robert Clara'yı hiç tanımasaydı yine de büyük bir besteci olarak hatırlanabilecek miydi günümüzde? Yeteneğini farkedip değerlendirebilen başka kişiler de çıkabilirdi karşısına belki ama keşfedilememiş bir cevher olarak ömrünü tüketip çok daha önce akıl hastanesini boylayarak daha erken ölmesi de olasıydı. Doğrusu başka hiç kimse de Clara gibi kendisini adamayabilirdi onun için. İnsanlık tarihi doğru zamanda doğru yerde bulunup doğru ilişkileri kurabildikleri için genç yaşta haketmedikleri yerlere gelen, ama ölümlerinden sonra unutulup giden nice kof sözde dahinin yanında, bu şansa ve beceriye sahip olamadıkları için akacak mecra bulamayınca kaynağını yokeden pınar örneği kendi kendini yokeden sayısız keşfedilmemiş yetenekle dolu.

Yüz yıldan fazla bir zaman önce yaşanmış olayları artık değiştirmek mümkün olmadığına göre bütün bu soruları sormanın da anlamı olmayabilir, ama şu da bir gerçek; dünyada yaratılan her iyi ve güzel şey için mutlaka bir bedel ödenmesi gerekiyor ne yazık ki; sonuçta dünya Robert Schumann'ın kişiliğinde büyük bir besteci kazanmıştı; ama besteci Clara Wieck pahasına.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019