Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ayçe Türe
 
 
Yayımlanan Sayı :

Kült Amerikan Müzikalleri (2. Bölüm) - 28.12.2006





Savaş sonrası dönemde ortaya çıkan 'Flower Power' hareketinin en güçlü temsilcisi olan hıppy akımı, ortaya çıkış nedenleri, yaşam biçimleri ve düşünce sistemleri ile sisteme uyum sorunlarının en iyi örneklerinden biri olmuştur HAIR Müzikali...

Oklahoma'daki ailesinden, kendisini bulmak için ayrılan Claude ile, yine kendini bulma savaşımındaki bir grup hıppy'nin ortak buluşma noktaları, dönemde yaşanan Vıetnam Savaşı olmuştur. Sistemin genç insanı kullanış biçimi ile, bunun farkındalığıyla tam bir nihilizme yönelmiş grup, Claude'u sever ve onu da aralarına almak isterler. Oysa Claude, kendi yerinin sistemin içinde bir yerlerde olduğu ve orada bulabileceği düşüncesiyle geleneksel yanı ve şimdisi arasında bocalar. Sonuçta sistemin tarafına geçer ama birşeylerin ters gittiğinin de farkındadır. Berger öncülüğündeki grubunsa bir insanın peşini bırakmamak gibi rastlantısal tutkusu ile Claude'un askerliğinin tam doruk noktasında tekrar buluşurlar, bu noktada birinin sistemin dişlileri arasına girmesi gerekiyordur, bu da Berger olur. Nihilizmi ve tanrı inancı sorgulamaları arasında arkadaşını elevermemek için hiç bilmediği halde savaşmaya gider ve yok olur...

HAIR'de işlenen hemen tüm ayrıntılar, sistem ve tüm kurumlara göndermeler yapmaktadır. Bunun içine; sınıf ve ırk ayrımcılığı, din, aile, evlilik ve devlet kurumları ile savaş girmektedir, hümanizma ise apayrı bir boyutta filmin her noktasına an an dağıtılmıştır. Ancak her ne olursa olsun, savaşın gerçekçi, korkunç yüzü (Saving Private Ryan'da olduğu gibi-Spielberg/1998) değil, arka planı yine iç ve dış ayrımlarıyla verilir. Hatta hiç savaş sahnesi gösterilmeyen bir savaş aleyhtarı film olarak da savaşın etki ve acılarını göstermesi bakımından ilginçtir.

Bundan üç yıl sonraki bir proje olan THE WALL filminde ise dönemin önemli Psycodelıc Rock gruplarından olan Pink Floyd'un müziği ve grubun lideri konumundaki Roger Waters'ın yaşamı irdeleyişi ile karşılaşırız...

Psikolojik bunalımlar yaşayan savaş sonrası bir rock yıldızının, kendisini toplumdan neden ve nasıl tecrit ettiği işlenmektedir. En önemli nedenler yine savaş olgusu, hükumetin sistemi ve toplumsal kurumlardır. Bunların yarattığı baskılar nedeniyle Pink'in, uyuşturucu bağımlısı olması, birbirini gerektiren durumlar neticesinde de uyuşturucu-halüsinasyon ikilisiyle artık tamamen kendisini kaybetmesini izleriz. Bunalımın doruk noktasını başlatan, Pink'in çocukluk yılları ile Freud'yen yaklaşımlarla bugün ve geçmişe göndermelerle ilginç bir kurguya sahiptir Wall. Ancak herşeye rağmen arada varolan animasyonlar da dahil olmak üzere, kurgunun bu durumu, konunun algılanmasını engellemez.

Burada da, yine, sanki iki boyut varmışçasına; bütün kötülüklerin yaşandığı dışarısı ile bunlardan uzak durulmaya çalışılınan içerisi var...

Birbaşka önemli özellik de; müzikallerin, kendilerinden önce yapılan filmlere önemli göndermelerde bulunmaları ve yine ortak bir karakteristik olarak "herşeyin son anda gümbür gümbür çözülmesi" -bir daha hiç aksi yaşanmıyacakmışçasına...

Başarılı olma eğilimi hatta tutkusu da bir diğer ortak nokta. Genelde yıldız olmaya heveslenilen eski dönem müzikallerine oranla, yeni dönem hem daha çok müzik yıldızlarından bahsederken hem de başarılı olma hırsını sürdürerek, bunu insan ilişkilerine de birebir yansıtmıştır; Bunun en iyi iki örneği de şu yapımlar bence:

Ø NEW YORK NEW YORK (1977/Unıted Artısts;Yöneten: Martın Scorsese * Yazan: Earl Mc Ranch; Oyuncular: Lisa Mınellı-Robert De Nıro-Jımmy Doyle-Lıonel Stander; Barry Primus

Ø VELVET GOLDMINE (1998/Mıramax Fılm-Zenıth-Kıller Fılms; Yöneten'Yazan:Todd Haynes; Oyuncular: Evan Mc Gregor-Jonathan Rhys/Meyers-Chrıstıan Bale-Tony Collette)

Broadway'a dönersek; ilk kez yirmi beş yıl boyunca tüketimi tazelenecek 'Black Crook' adlı ilk Amerikan müzikaliyle karşılaşırız. Sektörün canlılığı daha ilk gösteriden kendini belli eder ve diğer sanat dallarıyla, oluşumu kaçınılmaz kesişme sürecine doğru hareket başlar. 1903 yılının ilk ve günümüze kadar gelen en ünlü ayağı WİZZARD OF OZ (Oz Büyücüsü) olmuştur.

Bundan sonra George Gershwin'li süreç başlar Amerikan müzikal tarihinde (1920-30). LADY BE GOOD, PORGY AND BESS, bu dönemin en bilinen örneklerindendir.

Birinci Dünya Savaşından sonra ise Amerikan müzikallerinin yıldız evresi olarak bilinen dönem gelir ki Oklahoma (1944) ve Kiss Me Kate (1948) bu döneme rastlar. Bu evrenin yapımlarıyla da Amerikan müzikal geleneği çizgisine daha bir oturmuştur.

"En büyük değişiklik de şarkı stillerinde kendini gösterdi. Savaş sonrası Amerikan şarkı yazarları senkoplar yanında One-step, Foxtrot gibi dans ritimlerine yöneldiler. Koreograflar popüler dans figürlerinden daha çok yararlanmaya başladılar. Müziğin yanısıra şarkı sözlerinde de belli bir toparlanma görüldü. Hayata boş veren, eğlenceye yüklenen hava cıva sözlerin yerini 1920'lerin, 1930'ların Amerikan müzikallerinde daha gerçekçi, ayakları yere basan, mesajı olan şarkılar aldı. Besteciler müzikli anlatımla şarkı sözünün içeriği arasındaki ilişkiye daha bir özen gösterir oldular."(1)

1950'li yıllar müzikal tarihinin en üretken dönemlerinden oldu yine de. MGM'den çıkan en bilinen projeler;

AN AMERICAN IN PARIS (1951), SINGING IN THE RAIN (1952), LILI (1953), SEVEN BRIDES FOR SEVEN BROTHERS (1954), LOVE ME OR LEAVE ME (1955), HIGH SOCIETY (1956), LES GIRLS (1957), GIGI (1958), FOR THE FIRST TIME (1959), BELLS ARE RINGING (1960), THE WONDERFUL WORLD OF THE BROTHERS GRIMM (1962), THE UNSINKABLE MOLLY BROWN (1964), THE SINGING NUN (1966), GOODBYE, MR.CHIPS (1969), THE BOY FRIEND (1971), THAT'S ENTERTAINMENT (1974), PENNIES FROM HEAVEN (1981), THE WALL (1982), THAT'S DANCING (1985), THAT'S ENTERTAINTMENT III (1994) olmuştur.

Gelecek bölümde en çok tanınan iki "müzikal film" örneğini ayrıntılarıyla ele alacağız: CATS ve TOMMY...

Ve şimdi, CATS'le ilgili "dedikodu" niteliğindeki bir bilgiyle noktalayalım bu bölümümüzü. Hem konuya bir "giriş" yapmış olalım, hem de "heyecan olsun" ve "biizden ayrılmayın"!!

Cats, Elliot tarafından, ve torunlarına bir armağan/miras olarak kaleme aldığı şiirlerinden oluşan bir kitap aslında... Elliot'un ölümünden sonra dul eşinden Cats'in sahnelenme haklarını talep eden A. L. Weber olumlu bir yanıt almak için epeyce bir süre beklemek zorunda kalmış...

Nihayet Elliot'un dul eşi Weber'i karşısına dikip sormuş: "Nasıl canlandırılacak bu kediler?" "Nasıl yani?" diye sormuş Weber. Ve Mrs. Elliot açıklamış sorusunun ardında yatan kuşkularını: "Walt Disney de istedi şiirleri; vermedim" diye başlamış söze, ve devam etmiş: "Elliot'ın kedilerini sevimli mikilere dönüştürmeye kimsenin hakkı yok. Onlar 'vahşi' kedilerdir." Weber tereddütsüz yanıtlamış Mrs. Elliot'ı: "Onları asla sevimli mikilere dönüştürmeyeceğime söz veriyorum." Ve böylece başlamış CATS Müzikalinin öyküsü...

(1)Bkz.Prof.Dr.Murat TUNCAY, "Müzikalin Kısa Tarihi", MİMESİS 7, Boğaziçi Üniv.Basım., İstanbul 1999, s:376.

« Son düzenleme: 23-04-2005, 12:14:49 PM Blue Begins »

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021