Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1761




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 35 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sevin Okyay
 
 
Yayımlanan Sayı :

Güle Güle Semih Ağabey - 03.11.2006





Bazı insanlar vardır, kaç yaşında olurlarsa olsunlar, öleceklerine
inanmazsınız. Benim için sen de öyleydin. Böylesine aydınlık, gençleri yetiştirmeye böylesine tutkuyla bağlanmış bir insan nasıl ölür? Hepsi bir yana, senin gibi gülen bir insan nasıl ölür? Kahkahan hep
kulaklarımızda çınlayacak, Semih ağabey.

70'ten fazla kişisel sergi açmış, 28 kitap yayımlamış, 49 ödül almışsın. Turhan Selçuk ve Ferit Öngören'le Karikatürcüler Derneği'ni kurdun, karikatüre üç boyutu getirdin. Ama bunları, unvanlarını, parmak ısırtacak yeteneğini, kendini tümüyle karikatüre adamanı zaten herkes biliyor.

Ben kendi tanıdığım Semih ağabeyi anlatmak istiyorum. Karikatürlerini çocukluğumdan beri bilirim. Dile kolay, sen ilk karikatürünü Akbaba dergisine götürdüğünde, ben bir yaşındaymışım. Çocukluğumda, gençliğimde, orta yaşımda karikatürlerinle güldüm, düşündüm, özellikle 'Güle Güle, İstanbul'la üzüldüm.

Sonra, o yaşlarda seninle birlikte, aynı yerde, hatta uzun süre komşu masalarda çalışma şansına sahip oldum. Karikatüristtin ama, gazeteciydin de. Hürriyet'in yan yayınlarında, Hürgün binasında masalarımız bir cam bölmeyle ayrılmıştı. Oraya birlikte geldiğimiz arkadaşlarım da ayrılmıştı, en yakınım sendin. Sabah gelirdin, günümüzü aydınlatırdın. Hal hatır, dünya ahvali, eş-dost, anekdotlar, iki laf bir kahkaha... Ve gördüğüm en sıkı çalışma. Çok disiplinli, çalışkan bir adamdın. Seni katıksız bir ciddiyet içinde gördüğüm yegâne anlar, karikatür çizdiğin anlardır. Bitirince de gösterirdin, hevesli bir hayrandım çünkü. İki satır arasında yan yan camdan bakar, o gün ne çizdiğini görmeye çalışırdım.

Bir de Çarşaf günlerimiz vardı. Çarşaf dergisi orada çıkıyordu. Haftada bir gün, sanırım cumartesileri, bir sürü genç çocuk gelir, heyecanla yerlerine yerleşir, seninle birlikte karikatür çalışırlardı. Sert bir hocaydın, ama cesaret kırmazdın. Kahkahan da eksik olmazdı. Dersler sırasında terbiyenin elverdiğince uzakta otururdum ama bitince hemen yaklaşırdım. Sen de çağırırdın zaten. Verimli bir günse, sevinirdin de. Artık nasihat faslı bittiği için genç meslektaşlarının çizdiklerine yüzün aydınlanarak gülerdin. Senin sayende, birlikte jüri üyeliği yaptğınız birçok yabancı karikatüristle de tanıştım, karikatür albümlerimi imzalattım.

Bazen yemek de getirtirdik galiba. Ama yemek deyince, asıl sizin Suadiye'deki evde davetli olduğumuz yemekleri hatırlarım. Ne tuhaf, siz karşıdayken ben Avrupa yakasındaydım, ben karşıya geçtim, siz bu tarafa geldiniz. Grup halinde gelirdik, Emel abla, akla zarar yemekler yapardı. Onca yemeğin arasında aklımda pirinç salatasının kalması ne komik! Ama nasıl unutayım ki, Emel abla tarif edip bir de yazdırdıktan sonra, sık sık yapar olmuştum. Başka bir yemek maceramız da var. Hürgün gazetesinin çıktığı sıralar olsa gerek. Sen, Turhan Ilgaz, rahmetli Mustafa Gürsel, ben bir gün Yenikapı'ya gidip, bir restorana girmiştik. Daha çok yerli müşteri vardı, suratsız takımından. Biz gülüp söyledikçe rahatsız olmuşlardı. Hani, "Bu adamlar niye gülüyor? Biz gülmüyorsak onlara gülmek düşer mi? Yoksa bize mi gülüyorlar?" cinsinden. Hatırlıyorum da, genelde karanlık yüz ifadelerini tercih eden Turhan bile kahkahalar atıyordu. Sonunda garson geldi. "Efendim," dedi, "Yan masalardan şikâyet ediyorlar. Çok gülüyorsunuz." Edebimizi takındık da, güldüğümüz için bir restorandan atılma felaketini önledik.

Canım ağabeyciğim, bizi bırakıp gitmen benim yüreğimde de bir boşluk bıraktı. 78 yaşındaydın, evet, ama gene de vakitsiz bir ayrılık bu. 100 yaşında olsan da vakitsiz olurdu. Ne mutlu ki, bütün bir hayatı verdiğin o benzersiz karikatürler daima bizimle olacak...

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020