Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 39 müzisyen gazete okuyor
 
 
Fehmiye Çelik
 
 
Yayımlanan Sayı :

Sokağın Müziği ile The Beatles Hikayesi ve Anektodları - 19.10.2006





Sokağın Müziği

Her zaman için özle bir yeri olan, aslında herkesin kulak vermesi gereken sokaklara açılan başka bir kapı da "Müzik"tir. Sözleri özgür bırakan melodilere kendimizi kaptırırsak, dışarıda ne olduğunu ve bizlere sunulmuş sahte dünyanın köklerinin nasıl çürüdüğünü anlayabiliriz.

Kültürün yozlaştığı ve topluma dayatılmış etiğin etimizi dişlemeye başladığı günümüzde; popüler, tekdüze, değersiz, az emekle oluşturulmuş işlerle halkın beğenisini kazanan ve belki de halka sunulan tek şeyin bu olması karşılığında, beğenilmesi gereken işlerle herhangi biri "Sanatçı" sıfatını kazanabilir. Ancak, sanata olan katkının, topluma gösterilen yeni yolların ve öğrenilen bir şeyin olup olmadığı tartışma konusudur.

Sokağın, başından beri kötü ve tehlikeli görülmesi, müziğini de kötü nitelendirmiştir. Açıkça hayatı anlayan, gerçekle gerçek olmayanın, yaşamın kurgusunun ne olduğunu çözenlerin sözleri, huzur bozuyor ve inkar ediliyor... Oysa gerçekliği kadar, daha çok deneysel çalışmalarla sanat eserine dönüşen "Sokağın Müziği", gerek enstrümanlarla, gerek vokallerle zengin bir altyapı ve özgünlüğe sahiptir. Belirli bir tarza sığdırılamayacak örnekleriyle, sokak her zaman bir ritm tutturup müziğe kavuşmuştur. Çoğu popülerlikten uzak ve bunu isteyerek uygulayan gruplar, kişiler oldukça çok.

Aklıma gelen ilk isimler: Siyasiyabend, Yaşar Kurt, Umay Umay, Babazula, Rashit vs. Ayrıca belirtilmesi gereken ve aslında ortalarda olmayan daha birçok grup var. Onlara amatör deniyor veya yolun başındakiler; ama sokağın amatör olan ayrıcalık tanıdığı falan yoktur!

Hayatın trajedisi: İnsanların onu olduğu gibi değil, kendi istedikleri gibi göstermesidir. Sokakta, müziğin keşfedildiği yerde her şey olduğu gibidir.



The Beatles Hikayesi ve Anektodları

Tam otuz beş sessiz Beatles yılı geçti. Beatles yılı! 8 Nisan 1970’te dağılan grup, biyografisinde bir çok ilgi barındırıyor. Her Rocker’ın gönlünde başka bir iz bırakmış olan Beatles’ın elemanları tabii ki müzikten kopmadı ama Beatles bambaşka bir boyuttu dinleyiciler için. 35 yıllık sessizlik, Beatles’a bir toz dahi kondurmadı. Öyle ki yazıyı yazarken Help’i, Let it Be’yi, Imagine’ı sanki ilk defa dinliyormuşum gibi heyecan doluyum.

The Beatles Hikayesi ve Anekdotları
35 Sessiz The Beatles Yılı!

( 8 Nisan 1970 – 8 Nisan 2005 )

Uçurumun kenarına gelmek zannettiğin, sahnede olmak…
Aşağıdaki kayalık, ellerini kaldırmış binlerce insan…
İntihar dediğin, insanların ellerine bırakmak kendini…
Sonra dönüp durmak saatlerce o ellerin üzerinde,
o dakikalara eşit dalgalarda savrulmak…
Ölmek mi?
O hiç yok!
Konserlik intiharlarda ruhum…
Belki aylar sonra yine uçurumun kenarında bulacağım kendimi…
Ama ayaklarım uçurumun kenarına varıncaya değin;
Rock dinleyeceğim!
Ve onu anlatacağım!..

Yukarıda ki giriş yazısı Let it Be parçasını dinlerken, aniden çıktı… O gün hiç aklıma gelmezdi bir Beatles yazısı yazacağım ve bu şiiri de girişte kullanacağım.

Tam otuz beş sessiz Beatles yılı geçti. Beatles yılı! 8 Nisan 1970’te dağılan grup, biyografisinde bir çok ilgi barındırıyor. Her Rocker’ın gönlünde başka bir iz bırakmış olan Beatles’ın elemanları tabii ki müzikten kopmadı ama Beatles bambaşka bir boyuttu dinleyiciler için. 35 yıllık sessizlik, Beatles’a bir toz dahi kondurmadı. Öyle ki yazıyı yazarken Help’i, Let it Be’yi, Imagine’ı sanki ilk defa dinliyormuşum gibi heyecan doluyum.

Black Sabbath’ın Children of The Grave, Led Zeppelin’in Kashmir, Pink Floyd’un Another Brick in The Wall, Clash’in London Calling, Janis Joplin’in ( Big Brother And The Holding Company ) Piece Of My Heart’ını her dinleyişimde daldığım rüyalardayım. 60’lı – 70’li yıllar, Rock’ın ateşli özgün çağı…

Yirmili yaşlardaki gençler arşivleri karıştırıyor, Beatles plaklarını araştırıp buluyorlarsa, o efsanevi parçaları cızırtılı plaktan dinliyorlarsa hala o ruh yaşıyor demektir. Bir Beatles, Janis Joplin, Black Sabbath, Led Zeppelin, Rolling Stones, Doors, Jimi Hendrix, Yes, Pink Floyd, Who, Cinderella, Kiss, Toto, Lynyrd skynrd, ZZ Top, Aerosmith, Santana, Clash, Sex Pistols, Van Halen, Sherly crow, AC/DC vs. vs. daha olmayacak. Taklitleri çok olacak ama onlar olmayacak!

Yani kısacası 90’ların ne dediği belirsiz bir çok grubuna ayırdığınız zamanın çok azını bu isimlerden birine ayırın ve neden bu kadar uzun uzun yazdığımı anlayın.

Sizlere bu yazıda Beatles’ın kuruluşunu, doruk albümlerini ve kısa anekdotlarını kendimce aktaracağım.

John Winston Lennon (1940) ve Paul James McCartney (1942), Quarrymen adlı grupta beraber çalıyorlardı. 1959 yılında George Harrison’ı (1943) da aralarına alarak The Silver Beatles’ı kurdular. Böylelikle ilk Beatles tohumları atıldı ve üç yıl sonra aralarına Ringo Starr’ı (1940) da alarak The Beatles adıyla çalışmalara başladılar.

Beatles çok kısa zamanda Liverpool kulüplerinde ün kazandı. 1962 yılında Love Me Do ve 1963 yılında Please Please adlı plakları grubu, İngiltere’nin en çok konuşulan grubu yaptı. Plaklarda bariz bir şekilde Elvis Prestley etkileşimi vardı. 1964 yılında I Want To Hold Your Hand aldı plak, Beatles’ı dünya listelerine soktu. Hem de en üst sıralardan. Yani bu dört genç, tüm dünyaya biz buradayız diye avaz avaz bağırıyordu.

Beatlesmania’ ( Beatles çılgınlığı ) adıyla yıllarca Rock severlerin diline dolanan konser çılgınlığı başlamıştı. Amerika Birleşik Devletleri turunda bu olgu başladı ve hemen adlandırılırdı. Her konserde binlerce insan coşkulu gösteriler yapıyordu. Ayılanlar, bayılanlar, ezilenler… Tam bir curcuna… Yada bir ayin.
Coşkulu konserlerden hemen sonra gruba gösterilen yoğun ilgi 1964 yılında A Hard Day’s Night ve 1965 yılında Help adlı iki filmle Beatles severlere geri dönmüştü.

Sonra bir Beatles fırtınası koptu gitti. Ardı ardına Revolver (1966), Rubber Soul (1967), Sergeant Pepeper’s, Lonely Hearts Clup Band (1967-split) yayınlandı ve Beatles artık tüm dünyanın tanıdığı, sevdiği bir grup oldu. 1970’te ise Let It Be yayınlandı. Bu albuım Beatles’ın son nefesi oldu. Grup dağıldığını açıkladığı an tam zirvede, bir çok kişini olmak istediğini yerdeydi.

1962 – 1970… 8 yıl… Bir efsane… Dillere dolanan onlarca parça, hayallerdeki dört adam. 1970’ten 2005’e tam 35 yıl geçti. Tam 35 yıl geçti Beatles susalı… 8 yıl bize neler neler verdi… Beatles’ın sonrası da yine dolu doluydu ama o dört adamın birlikteliği bambaşkaydı.

Grup dağıldıktan tam on yıl sonra Lennon’ın kara haberi tüm dünyayı çalkaladı. Beatles döneminde de, sonrasında da John üretmek ten hiç vazgeçmemişti, Paul, George ve Ringo da üretmişti, üretimden vazgeçmemişti ama John bambaşkaydı. Beatles’tan sonra grup müziği olgusu başladı…

Beatles kısa ama efsane yaşamında hep kendi ürettiği parçaları çaldı. Rock’a kazandırdığı en önemli şeylerden biriydi bu. John ve Paul tekelinde olsa da parçalar Beatles’ı anlatıyordu.

Beatles’ın dağılımından duyduğum üzüntü ve yeni Rocker’lara, elimden geldiğince bir efsaneyi anlatmak niyetiyle kaleme aldım bu anekdotumsu yazıyı. Devamını Lennon ile sürdürmek istiyorum.

Lennon’ın 8 Aralık 1980 yılında evinin önünde yedi kurşunla öldürülmesi, Beatles severleri yasa boğmuştu. Lennon tüm Rocker’ları 1960’lı yıllara döndürmüştü ölümüyle. 24 Aralık 1980 tarihli Hayat dergisinde Lennon’ın ölümü üzerine hazırlanan makalede habere şu şekilde yer verilmişti; ‘Kimilerine göre Beatles dönemi bir çılgınlıktı. Uzun yıllar susan Lennon’ın bir manyak tarafından evinin önünde öldürülüşü pek yadırganmıyordu. Çünkü kaç genç kız can vermişti Beatles uğruna. Binlerce gencin yakalarından, paçalarından bir parça koparabilmek, hatta içtikleri sigaranın külüne sahip olabilmek için bir birlerini ezip geçtikleri konser salonlarında hep polis zoruyla sükunet sağlanabilirdi. Ölümünden sonrada hayranları arasında ağzına kurşun sıkarak yada hap alarak intihar edenler çıkabildiğine göre bir manyağında Lennon’ı öldürmesi de olağan karşılanabilirdi…

Yedi yıllık suskunluk döneminden sonra, bir albüm hazırlayan ve albümü için tur düzenleyen Lennon neden öldürülmüştü? Çoğunluğun bulduğu cevap üç başlıktan oluşuyordu. Lennon’ın suskunluğunu bozup yeni bir albüm hazırlaması birilerinin canını sıkmıştı yada daha önce hakkında çıkan eroin kaçakçılığı bir söylentiden öteydi veya gerçekten sapıktı bu cinayeti işleyen…
Öyle yada böyle öldürülen adam gibi bir adamdı, ardından bulunan cevaplar ise arşivde yer tutmaktan öteye gidemedi.

İşte böyle dostlar, kısa ve sade bir Beatles; kısa ve acı bir Lennon hikayesi…

Mahir Bora Kayıhan / mbk@turkrock.com
The Beatles Anekdotları ( Alpay Erdem )

  • 1966 yılında grup, bir İngiliz gazetecisinin sorularını yanıtlarken Lennon’ın ‘Beatles topluluğu İsa’yı gölgede bıraktı’ demesi ortalığı karıştırmıştı. Röportaj yayınlanır, yayınlanmaz Hıristiyan alemi Beatles’a savaş açtı. Beatles plakları, fotoğrafları yakıldı. Güney Afrika yayın şirketinde Beatles müziğinin radyo ve televizyonda çalınması yasaklandı. Bu yasak 1971 yılında grup dağılınca kaldırıldı.
  • Grup dağılmasına rağmen elemanlarına ayda 90-100 bin dolar kalıyordu. Ekilen tohumlar filizlenerek yeşil dolarlarla açıyordu.
  • Japon asıllı karısı Yoko ile, New York’ta lüks bir hayat sürdü Lennon. Kendilerine ait koca bir apartmanda Yoko’nun sadece kürklerini korumak için özel klimalarla donanmış bir odasının bulunması lüks kelimesiyle ne demek istediğimi açıklar sanırım.
  • McCartney, müziğe olan katkıları nedeniyle ‘sir’ unvanını aldı.
  • Lennon daha önce yayınlanmamış 100 şarkıya yer verilen ‘The John Lennon Anthology’ adlı albümle anıldı. Lennon’ın solo çalışmaları ve eşiyle birlikte yaptığı çalışmalardan oluşan albüm 4 CD’den oluşuyordu. Asa, New York City, The Last Weekend ve Dakota… Kent Elektronik bu setten 40 adet getirtti, anthology’nin özeti 21 parçalık Wonssapona Time adlı tek CD olarakta satışa sunuldu. 4 CD’lik sette, tek CD’lik özette, Türkiye’ye getirtilen 40 adetlik sette ilk haftada tükenerek rekora imza attı.

 Kaynak: Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu  http://www.bgst.org/bgst/default.asp

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021