Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 49 müzisyen gazete okuyor
 
 
Mehmet Akif Ertaş
 
 
Yayımlanan Sayı :

İğneyle Kazılan Kuyudan Çıkartılan Ziynet - 17.10.2006





"Kırmızı Buğday" ve "Ah İstanbul"dan sonra üçüncü solo albümünü "Saklarım Gözümde Güzelliğini" ismini vererek "Aşık Veysel Türküleri" ana başlığı altında dinleyicisiyle buluşturdu Cengiz Özkan.

Şairin adıyla anılan balta sazıyla, özenle koruduğu; ezgin, dingin ve alçakgönüllü sesiyle şiirlere eşlik eden sanatçının Muharrem Temiz ile birlikte hazırladıkları "Yare Dokunma" isimli çalışma ise diskografisinin koordinatlarını belirleyen önemli bir aşama olarak dikkat çekmektedir.

Son çalışmasına açılım kazandıran köprü konumundaki bu yaratı, Anadolu'nun, sözü aklın ve yüreğin bileyitaşında biçimlendiren şairlerin şiirleri, dinleyicinin unutmayı alışkanlık haline getirmiş belleğine, arıtma çalışmaları yapıldıktan sonra nakışlanmıştır.Aşık Veysel de, Dertli Divani'nin, Aşık Meluli'nin, Seyyit Meftuni'nin yanında önceden üzerinde durulmamış bir şiiriyle yerini almıştı bu albümde.

Cengiz Özkan'ın müzik yolculuğunun izini sürenler için son albüm, sürpriz olmadı. Çünkü "Yare Dokunma" albümünden önce "Kırmızı Buğday" isimli çalışmada da Aşık Veysel'e oluşturduğu düzlemin dışında duran bir şiirle kapı aralamıştı.

Dinleyicisinin güllerle yetinmeyip, bahçedeki ebruli çiçeklerle içlidışlı olmak istediğinin bilincindeki sanatçının bu albüme, bir empati ilişkisinin ürünü olarak da bakılabilir.

Halen TRT İstanbul Radyosu'nda Türk Halk Müziği bağlama sanatçısı olarak çalışan Cengiz Özkan, 1967'de Divriği'de doğar. 1980'de kaydolduğu İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitimi Bölümü'nde halk müziğini entelektüel bağlamda algılamaya başlar. Sanatçının bu yıllarda ve sonrasında Türk Sanat Musikisi ile de ilgilenip ondan esinlendiği de söylenebilir:Bu ilgiye ve esinlenmeye ince sazlar eşliğinde seslendirilen, çoğu "Ah İstanbul" isimli çalışmada bulunan ezgiler örnek olarak gösterilebilir.

Sanatçının, müziğin geçirdiği aşamaları algılamaya çalıştığı bu yıllar, Türkiye'de şekilsizliğin yeni bir şekil olarak sunulma gayretlerinin gemi azıya aldığı yıllardır. Kültür ve sanat, insanla birlikte araçlaşmaya başlar bu yıllarda.Kendisini anlamlandırmaya yönelik dağarcığı daraltılan insan, deformasyona uğrayan kişiliğine tekboyutlu bakış açısını eklemleyerek, eklemleterek değerlendirmeye alacaktır önüne gelen hemen her şeyi.

Sanatın birçok alanı gibi müzik de bu değerlendirmeden istemediği kadar nasiplenecektir. Yerelde doğallığını konumlandırarak oluşan kültürün evrensel açılımlarına izin vermeyen cendere, yerelliği, 'ait olmayı' yaldızlı cümlelerle vurgulayan milliyetçilik söylemi içinde sıkıştırarak sunacaktır.

Bu sunumun bir eksik gedik bırakmadan gerçekleşmesine, seyrek dokunmuş eleştiri süzgecinden bir anda geçen bakışların yardımından söz açmamak keskin gözlerle (!) ilgili asılsız iddiaları bir kez daha gündeme getirmektedir.

Kültürü ve sanatı ticari kaygılarla çözümleyen bu anlayış, düşünsel zemini titreşimli her imzaya, hangi alanda yoğunlaşırsa yoğunlaşsınlar ya vitrininde yer ayırmaktadır ya da onları ideolojik kalıplar içerisine yerleştirip oradan kendi argümanlarıyla tanıtmaktadır.

Bu yer seçiminde en fazla önplanda tutulan yaratıcılardan biri ve belki de en önemlisi Aşık Veysel'dir. O'nun bilgi ile kültür arasındaki ayrımı belirginleştiren; bilginin epistemolojik temellerine göndermelerle yüklü şiirleri, ancak mal bulmuş Mağribi'de kimlik kazanacak duygusallıkla yağmalandığından, şaire bir elin parmaklarıyla sınırlı, farklı temalarla örülmeyen şiirlerin mimarı olarak bakılmasına neden olmaktadır.

Cengiz Özkan, bu albümünde Aşık Veysel şiirinin dipsiz kuyusuna elinde iğne, sabırla, kararlılıkla inerek oradan çıkardığı ziynetle önyargıların yıkılmasına önayak olmuştur.

Yerel duyarlılığı, oryantalist bir kurgu ile değil, yerelliğin doğasını/doğallığını aşındırmadan özündeki gerçeği yanılsamaya uğratmadan tanımladığını sanatçı, Anadolu'yu yöre yöre, Anadolu ile özdeşleşerek gezdiği, 'Anadolu Müziği'nin kilometre taşları olarak kabul edilebilecek özgün çalışmalarında da göstermişti.

Aşık Veysel gibi ya popülerliğin sığ cümleleriyle tanıtılan ya da determinist ölçütler ayrıntıların önemini vurgulamadığını için unutulan nice Anadolu'nun engin saz şairi, dinleyicilerle aracılı ya da aracısız halleşmek istemektedirler.Onların giz dolu aleminin kapılarını aşındırmak isteyen dinleyiciler, desteklediği çalışmalarda kültürel donanımı öncelikle ve özellikle arayan Kalan Müzik'in yetkin, ısrarlı arkeolojisini bek1lemektedirler ; aksi halde biyografik bir çerçeveden seslenen "Saklarım Gözümde Güzelliğini" okyanusta bir su damlası olmaktan öteye gidemeyecektir.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019