Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 29 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sertaç Dalgalıdere
 
 
Yayımlanan Sayı :

Gitarımın içinde cin var - 03.10.2006





Ayna grubu, 1996 yılında bir Kafkas melodisi olan ‘Lezginka’ üzerine yaptıkları ‘Ceylan’ adlı şarkı ile tanındı tüm Türkiye’de. “Gurbette yorgun düştüm be Ceylan” sözleri dilden dile dolaştı. Sonrasında çıkarttıkları iki güzel albümle de müzikseverlerin gönlünde taht kurdu. “Onda insan unsuru yoktu. Bizim için bir hata idi.” dedikleri 2004 çıkışlı “Denizden geliyoruz” adlı albümleri ise beklenilen başarıya ulaşmadı. Yaklaşık 2 yıllık bir aradan sonra Ayna grubu sırrını hiç kaybetmeden yine bir Kafkas melodisi olan ‘Nefes’ ile geri döndü. Gruptan Erhan Güleryüz yaşadıklarını Aksiyon’a anlattı.

-Grup, ilk kurulduğu günden bugüne Türk toplumuna neyi göstermek istedi?

Ayna ilk kurulduğunda bir söylemi vardı: “1996 yılında Türkiye’nin nüfusu 67 milyondu ve biz 67 milyonu yansıtacağız.” Aradan geçen 10 yılda bu sözümüzden taviz vermeden yürüdük. Anadolu’yu ve dünyayı defalarca ve hep aynı söylemle dolaştık. Özümüz bu Türkiye…

-Çerkes ve Kafkas türkülerini bizlere sevdiren bir grup oldunuz. Neden Kafkas melodileri?

Nereli olduğumuzun pek de bir önemi yok. Biz kendimizi Anadolulu hissediyoruz ve Anadolu insanıyız. Ülkemizde Şeyh Şamil olarak bilinen, asıl adı Lezginka olan Kafkas melodisi üzerine söz yazdık. Bu bir halk melodisi... Hemen hemen tüm albümlerimizde bu tip eserler vardı. Ayrıca hem Anadolu türküleri hem de dünya müzikleri albümlerimizde mevcuttu.

-Ayna’nın kurucusu olan Erhan Güleryüz’ü ‘Meçhul Şarkıcı’ gizemiyle tanıdık; sonrasında Ayna grubunda da yüzünü gözlükleri ile gizledi... ‘Güler’ bir yüze sahip olmanıza rağmen neden bu gizem?

Bu çok düşünerek yaptığım bir şey değildi. Ben meçhul şarkıcıyı yaptığım dönemde şarkı söylemek gibi bir isteğim de yoktu aslında. Şarkı sözü yazıp onu insanlarla paylaşmak, hayatınızı insanlara açmanız demek. Bu o kadar da güzel değil. Siz bir anlamda özelinizi açıyorsunuz. Ben birey olarak göz önünde olmak isteyen biri değilim. Bu nedenle yüzümü hep saklamak istedim.

-Sizi herkes tanıyor artık. Hâlâ gözlüklerin arkasında olmanın bir sebebi var mı?

Tanındığım konusunda yanılıyorsunuz. Gerçekten gözlüksüz beni kimse tanımıyor. İki gün önce Manavgat’taydım. Bütün gün dolaştım ama kimse merhaba bile demedi. Gözlüklerimi takınca herkes beni tanıdı.

-Ayna’ya bakınca Cemil Özeren’i göremiyoruz. Siz hep son ana kadar grup dağılmadı dediniz ama ‘Denizden Geliyoruz’ albümünde kendisini göremeyince şaşırdık açıkçası…

Ayna grubu Erhan ya da Cemil’den oluşmuyor. Ayna bir okul. Bizim grubumuzdan bugüne kadar 24 müzisyen geldi geçti. O kendi yolunu çizmek istemiş demek ki... -Grubun üyeleri magazinden uzak duruyor. Bu durum grup olarak size ne kaybettirdi, ne kazandırdı?

Sanırım epey para kaybettirdi; bu, bazılarına çok komik gelebilir ama umurumuzda değil. Uzak kalmak bize gerçekten müzik anlamında çok şey kattı; çünkü sadece müziğimizle ilgilendik, bizim özel yaşamımız da kimseyi ilgilendirmez... Hiçbirimizin yüzü ve özel hayatı sayfalarda olmadan çoluk çocuk 7’den 70’e şarkımızı söyledi, söylüyor ve söyleyecek.

-Arabesk bir rock grubu olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Biz bir rock grubuyuz. Elbette içimizde bir parça arabesk barındırıyoruz. Ama arabesk bir grup değiliz. Arabesk avam bir kültürdür. Avam bir grup olduğumuzu düşünmüyoruz.

-2004’te grup olarak çıkarttığınız ‘Biz Akdenizliyiz’ albümünüz 70 bin satarken, Erhan Güleryüz ismi ile aynı yıl çıkarttığınız ‘Doğum Günüm’ albümünüz 130 binlik bir satış rakamına ulaştı. Yeni albümde Erhan Güleryüz neden tek başına olmayı tercih etmedi?

Bu güzel bir yemeği paylaşmak gibi. Tek başına yemek yemek kötü. Müziğe ticari bakmıyoruz. Satış rakamlarının, konser sayılarının önemi yok. Burası bir okul. Hep birlikte olmak beni çok daha fazla mutlu ediyor. ‘Biz Akdenizliyiz’ albümümüz gerçekten de bize yakışmadı. Tam bir fiyasko oldu. Bu albümden dolayı çok üzülüyoruz. Yeni albümümüz inşallah bu açığımızı kapatacak.

-Biz Akdenizliyiz albümünüzde Koca Yusuf’a şarkı yaptınız. Neden?

Anadolu tüm kültürlerin temeli. Milattan önce 5000’de başlayıp devam ediyor. Biz hep Hollywood kahramanlarını ön plana çıkardık, kendi halk kahramanlarımızı değil. Ülkemizde gerçekten çok sevilesi sayılası kahramanlar var. Bu insanlar çok önemli... Biz de her albümümüzde böyle birine şarkı yapmayı gelenek haline getirdik. İlk olarak Koca Yusuf’tan başladık. Bu yeni albümde de ‘Ezo Gelin’ var. Kendi toprağımızın kahramanlarını çocuklarımıza hatırlatmak istiyoruz.

-Kiremit Uçuran ve Kayıkhane Durgunu adında iki kitabınız var. Hiç müzikle uğraşmadan, sadece şair olmak arzusu uyandı mı içinizde?

Haşa! Ben bir şair değilim. Yayınevi kitaplarımın üzerine ‘şiir’ diye yazmış. Ama gerçek şair Necip Fazıl, Nâzım Hikmet, Orhan Veli gibi insanlardır. Gittiğin Yağmurla Gel albümünde de Necip Fazıl’ın ‘Artık her şey bitti’ diye bir şiirini bestelemiştim.

-Kayıkhane Durgunu adlı kitabınızda şeytan, melek, gitar üçlüsünden bahsediyorsunuz. Sizin için ne ifade ediyor bu kavramlar?

Her insanın içinde iyi de var, kötü de… Bunlar kendi içimizdeki savaşı ifade ediyor.

-Peki, gitar şeytana mı yakın meleğe mi?

Bence gitar bir geçiş yolu, bir köprü… Bir anlatım aracı. Şeytanı da anlatır, meleği de... Benim için bir varoluş diyebilirim.

-Yazdığınız birçok şarkı sözü popüler oldu. Sözleri yazarken buna şöyle bir söz katarsam daha popüler olur gibi bir kaygıya kapıldığınız oluyor mu? Yoksa gerçekten de hissettiklerinizin yansıması mı?

Söylediğiniz mantıkta matematiksel oyuncaklar vardır. Ancak bunlardan bir kısmını seçip alabilirsiniz. Bakın bu albüm için 120 söz yazdım; ancak bundan bir albüm çıkabildi. Çok seçici olmak önemli. Bu bir ilham ama ilahi değil.

-Sizin için ilham nedir peki?

İlham alelade bir şey değil kesinlikle. Bu biraz yanmakla alakalı. Yanmadan, acı çekmeden ilham gelmiyor açıkçası. Sanat acı çekip bağırmadan olmuyor. İlhamı ilahi bir şey olarak görebiliriz. Ancak kimi zaman ben ilahi olana tam anlamıyla uymayan şeyler de yazabiliyorum, o yüzden ben bu tamamen ilahi bir ilhamdır diyemem.

-Son albümünüz Nefes’te gitarınızda bir cin olduğunu söylüyorsunuz. Bu nasıl bir cin, iyi mi kötü mü?

Gitarımızda cin var. Öyle ki yaptığımız şarkıları dinleyince bunları biz yapmış olamayız dediğimiz oluyor. Bizim cinimiz iyi bir cin; çünkü yaptığımız müziklerle topluma fayda sağlamaya çalışıyoruz.

AYNA GRUBUNUN ÜYELERİ

CAN GÜNEY (Gitarist): Başından beri grubun içinde. Yapılan işin güzelliğini aralarındaki sevgiye bağlıyor. Söz yazmak isteyip istemediğini sorduğumuzda daha vaktinin gelmediğini söylüyor.

CAN ERGENLER (Gitarist): Can Güney’in tavsiyesi ile gruba dahil oldu. Ayna ile ilk albümü olacak.

ORÇUN ACA (Davulcu): 1997 yılından bu yana grubun içinde. Erhan Güleryüz ona zenci diye takılıyor. Genellikle arka planda yer almış. Kendini ayna grubunun bir müdavimi olarak tanımlıyor, “Ben bir öğrenciyim.” diyor.

ORÇUN ÇOLAK (Klavyeci): 1997 yılında gruba dâhil olmuş. “Her yerde beraber olmak bizim için çok güzel bir duygu.” diyor.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021