Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 22 müzisyen gazete okuyor
 
 
Cem Tanır
 
 
Yayımlanan Sayı :

Fiziksel Aksiyon Eğitim Çalışmaları ve Nevroz Atölye Çalışması Değerlendirmesi (2. Bölüm) - 28.09.2006





2.1. Fiziksel Aksiyon Eğitim Çalışmaları

Fiziksel Aksiyon Eğitim çalışmaları Ağustos dönemi Nevroz Atölye Çalışmasında gündeme gelen fiziksel aksiyon merkezli dans yönteminin tüm kadro tarafından denendiği bir eğitim çalışması olarak kurgulandı. 18 Ekim 2004'ten "Fiziksel Aksiyon'dan Dansa Atölye Çalışması”nın IATP ile paylaşıldığı 30 Nisan 2005'e kadar toplam 34 sahne çalışması yapıldı. Sahne çalışmalarının yani sıra fiziksel aksiyonun temel kavramları üzerine üç makale de bu çalışmalar içinde okundu[2]. Sonia Moore'un "Eylemin Öğeleri" makalesinin aktarımı Fiziksel Aksiyon Eğitim Çalışmalarına Tiyatro Boğaziçi’nden danışman-çalıştırıcı olarak katılan Cüneyt Yalaz tarafından yapıldı.

Sahne üstü çalışmaları kaçma-kovalama, saklanma, sevişme, teselli, karşılama ve dilek tutma-martifal[3] eylemleri üzerinden gerçekleştirildi. Bu çalışmalar tekli, ikili ve toplu gruplar halinde gerçekleştirildi ve çalışmalarda oluşturulan fiziksel aksiyon cümleleri yöntem çerçevesinde islenerek öncelikle dans cümlelerine ardından da dans koreografilerine dönüştürüldü. Atölye ve eğitim çalışması süreçlerindeki deneyimin kulüp kadrolarıyla paylaşılması hedeflendiği için, karşılama ve dilek tutma-martifal cümleleri üzerinden yapılan çalışmalara BÜFK Dans Birimi kadrosunun bir kısmi da katildi. Bu çalışmalarda hazırlanan sahneler BÜFK’ un 2005 Mayıs ayında sergilediği "Bahar" gösterisinde kullanıldı.

2.2 Aralık 2005-Mart 2006 Dönemi Okuma-Araştırma Çalışmaları

Aralık 2004-Mart 2005 döneminde yapılan okuma-araştırma çalışmalarında asil olarak farklı coğrafya, farklı tarihsel dönemler ve farklı toplulukların bahar bayramları - bahar bayramı adetleri araştırıldı. Bu çalışmaların temel amacı genelde bahar bayramlarının, özelde ise Nevroz’un çok kültürlü karakterini araştırmak ve ayni zamanda sahne-üstü çalışmalarıyla belirli şekillerde etkileşecek bir bilgi altyapısı oluşturmaktı.

Tüm katılımcıların geniş bir zamana yayılan ve esnek koşullar içerisinde bir okuma-aktarım başlığı üstlenerek araştırdıkları konuları, kısa aktarımlarla grupla paylaşmaları bir yöntem olarak benimsendi. Bu dönemde toplam 15 aktarım yapıldı. Aktarım yapılan başlıklar söyle: Alevilerde Ateş Kültü, Alevilerde Nevruz, Anadolu'da Nevruz Adetleri, Azerbaycan ve İran’da Nevruz, Boğaziçi Üniversitesi'nde Çalışan Kars’lı Kürt İsçilerle Röportaj, Dionisos ve Antik Yunan'da Bahar Ritüelleri, Hıristiyan İnancında Bahar Bayramları, İslamcı ve Türkçü Bakış Açısıyla Nevruz, Kültler (Toprak ve Su) ve Nevroz, Mevsim Döngüleri ve Mitolojik Takvimlerde Bahar Bayramları, Mitoloji ve Bahar Bayramları-Mevsim Döngüleri ve Baharla İlgili Mitoslar, Nevroz’un Siyasallaşması ve Kürtlerde Nevroz, Nusayrilerde Hızır İnancı ve Hıdrellez, Orta Asya'da Nevruz, Yezidilerde Bayramlar.

Etimolojik olarak "Yeni Gün" anlamını karşılayan ve gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart tarihine denk gelen Nevroz, kutlandığı bölgenin dinsel ve dilsel farklılıklarına bağlı olarak Nevruz, Noruz, Nevruz, Nevroz, Nevruz, Naras, Nauras, Paskalya, AlbanEilir, Eostar, Lady Day, NawRuz, No Ruz gibi isimlerle anılmaktadır. Günesin balık burcundan koç burcuna döndüğü 21 Mart'tan sonra gündüzler uzamaya, geceler ise kısalmaya baslar. "Yeni Gün"ün, baharın ve (Iran hükümdarı Meliks-şah'ın düzenlediği takvime göre) yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmesinin; toprağın canlanmasının, doğanın yeniden dirilisinin, bolluğun ve bereketli günlerin tekrar başlamasının kutlandığı bir bahar bayramı olmasının temel sebebi, gece-gündüz ve mevsim döngüsündeki bu önemli değişimdir.

Nevroz’un mitoslarda ve söylencelerde temsil edilme biçimi bu dönemde incelenen konulardan biriydi. Çeşitli halkların yeni yılın, baharın gelişini kutladıkları nevroz/nevruz gibi bahar bayramları ile ilgili araştırma yapıldığında, farklı bölgelerde benzer ritüellerin tekrarlandığı, bunun da bu bayramlarla bağlantılı farklı mitoslarla/söylencelerle ilişkili olduğu görüldü. Kutlamalarda ortak olan temalar "bereket, bolluk, canlanış ve yeniden diril iş”ti ve kutlama biçimlerinin yörelerin coğrafi, tarihsel, toplumsal, ekonomik ve siyasal koşulları, yöreye hakim mitoslarıyla bağlantılı olarak farklılıklar gösterdiği saptandı. Bu çalışmalarda Yunan, Hitit, Sümer, Babil, Ibrani ve Mısır mitolojilerinin ilgili mit ve söylenceleri (Demeter ve Persephone, Dionysos, Attis ve Kybele, Adonis, Telepinu, Tammuz ve Istar, Osiris, vb.) incelendi. Antik Yunan'daki Dionisos Senlikleri de bu bağlamda ele alındı. Ortadoğu ve çevresindeki dini inançların ve tek tanrılı dinlerin bu mitlerle kurduğu yakin ilişki ve dinlerin pagan köklerinin bahar bayramlarıyla ilişkisi de benzer bir başlığı oluşturdu. Alevi-Bektaşi Nevroz inançları da Nevroz’un dinsel kökleri başlığı altında gündeme geldi.

Bu dönemde yapılan okuma araştırma çalışmalarının önemli bir bölümü de farklı halkların ve kültürlerin Nevroz ve bahar bayramlarında yerine getirdikleri adet ve gelenekler üzerineydi. Bu özel günün önemi çeşitli sembollerle vurgulanmaktadır. Örneğin Nevruz'da Azeriler yumurta boyayıp tokuştururlar; ayni gün Hıristiyanlar için Paskalya başlangıcı, İsa’nın dirilerek tanrı katına eristiği gündür; Aleviler dünyanın bugün yaratıldığına ve Hz. Ali'nin de 21 Mart'ta doğduğuna inanırlar; uzun süre Sovyet baskısıyla bayramları yasaklanan Kırgızlar Nevruz'da "sümölök" adli yemeği hazırlayıp dağıtırlar; Nevruz gününe en yakin Pazar Manisa'da mesir bayramıdır; Antep'te Newroz "Sultan Nevruz" adıyla karşılanır. Hemen tüm halklar 21 Mart'ta sabah erken kalkar, temizlik yapar. Ayni tarihte özel sofralar kurulur, mezar ziyareti yapılır, hastalıklardan korunmak için ateş/üzerlik üzerinden atlanır; bereket getirmesi için 21 Mart’ı 22 Mart'a bağlayan gece uyunmaz. Kars köylerinde her aile evinin damında ateş yakar, Antakya'da yasayan Nusayriler "Hirisi" pişirirler, Yezidileri ise evlerini süsleyip kâselerini şarapla doldururlar. Çok-kültürlü bir kapsam dâhilinde incelenen bu adetler sahne çalışmaları için de belirli ipuçları sağladı.

Nevroz’un son dönemlerde, özellikle Kürt halkı için, politikleşmesi ve bu durumun kültürel yansımaları da üzerinde durulan bir diğer başlığı oluşturdu. 'Nevroz’un anlamı mitolojilerde ve söylencelerde karşıtlıklar üzerinden kurulur. Gece-gündüz ve mevsim döngüsündeki değişim, soyut/mistik düzeyde yapılandırılmış bir karşıtlıklar kümesini de beraberinde getirir: ışığın ve yasamın karanlığı ve ölümü alt etmesi; gündüzün, aydınlığın ve iyinin geceye, karanlığa ve kötüye karşı zafer kazanması. Bu karşıtlıklar yalnızca Nevroz’a özgü değildir. Kutlandığı dönem ve yer itibariyle Nevroz’la örtüştürülebilecek Paskalya, Hıdrellez, Hampartsum gibi diğer bahar bayramlarında da gece-gündüz döngüsünün uzantısı olarak yapılandırılmış benzer karşıtlıklar görürüz. Çoğu halk tarafından bahar bayramı çerçevesinde kutlanan Nevroz’un, Kürtler için diğer tüm halklardan daha farklı bir anlam ifade etmesinin gerekçesi burada aranmalıdır. Kürtler için Nevroz, doğanın yeniden dirilisinin yani sıra, direnisin, özgürleşmenin ve kurtuluşun sembolü olagelmiştir. Bu algılayışın, Kawa-Dahhak-Feridun-Cemsid gibi figürler arasında geçen ve bir nevi "kurtuluş-direniş miti" olarak adlandırabileceğimiz ve ilk olarak Avesta, Sahneme ve Şerefname gibi eserlerde karsılaştığımız mitolojik/tarihsel bir kaynağı vardır. Bu eserlerde bir yandan genç erkeklerin kafalarının kesilip beyinlerinin Dehhak'in yarasını iyileştirmek için kullanılması nedeniyle kralın zulmünden kaçabilen gençlerin dağlara sığınıp çoğalarak Kürt halkını oluşturması; diğer yandan da oğullarının çoğunu kaybeden Kawa'nın Dehhak'a karsi çikarak isyan bayrağını açması ve halkı etrafında toplaması anlatılır. Kürtler arasında 70'lerden önce kırsal bölgelerde ateşler yakılıp, halaylar çekilerek yerel düzeyde kutlanan Nevroz, kentlerde ağır baskı koşulları nedeniyle kutlanamamıştır. 70'lerde Türkiye'de yaşanan siyasal ve toplumsal uyanısın Kürtlerdi de etkilemesinin sonucunda kısmen genişleyerek kutlanmaya başlanan Nevroz’un daha geniş katılımlarla kutlanmaya başlaması ve siyasi bir niteliğe bürünmesi 80'li yıllardan itibaren olmuştur. Önceleri küçük ve dağınık gruplarda kutlanan Nevroz, bu dönemde Kürt halkının özgürlük, barış ve demokrasi taleplerini dile getirdiği kitlesel mitinglere dönüştü. Bu mitinglerde halk siyasal, toplumsal ve kültürel taleplerini dile getirme olanağı buldu.

Politikleşmenin bir diğer tarafını oluşturan İslamcı ve Türkçü bakış açıları, bu bakış açılarına kaynaklık eden toplulukların, örneğin Orta Asya'daki Türklerin, bayram adetleriyle birlikte ele alindi. Türkiye'de devletin bazı Nevroz kutlamalarına şiddetle müdahale ederken diğer taraftan Nevruz'un aslen bir Türk bayramı olduğunu ispatlama çabaları da incelendi. Nevruz'un "Türki" Cumhuriyetlerde de resmi bayram olarak kabul edilmiş olmasının da etkisiyle 1992 yılında bir genelge çıkarılması; Nevroz’un "Nevruz" biçiminde sahiplenilerek ısrarla Türklerin bayramı olduğunun kanıtlanmaya çalışılması, devlet eliyle düzenlenen törenlerde çadırlar kurulup ateşler yakılması ve demirler dövülmesi süreci ele alindi. Bu arada Anadolu, Mezopotamya, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Asya’yı kapsayan oldukça geniş bir bölgedeki çeşitli halklar tarafından kutlanan bir bahar bayramının çok-kültürlü niteliğinin ise yeterli vurguyu alamaması tartışıldı. Okuma-araştırma çalışmalarında karşılaşılan kültürel ortaklıklar Nevroz’un, farklı kültürlere, farklı dinlere ve/veya farklı etnik kökenlere sahip halkların kardeşliğinin vurgulanması için bir fırsat teşkil ettiğinin hatırlanmasına yardımcı oldu.

2. 3. İkinci Dönem Nevroz Atölye Çalışması

Nevroz Atölye Çalışması 8 kişilik sabit bir kadronun katıldığı sahne üstü çalışmalarla tüm birim üyelerinin katıldığı okuma-aktarım çalışmaları çerçevesinde şekillendi. 15 Aralık 2005'te başlayan çalışmalarda toplam 18 sahne çalışması yapıldı. 18 Ekim 2005 ve 4 Nisan 2006 tarihleri arasında toplam 13 aktarım gerçekleştirildi. Aktarımların bir araya getirilmesiyle farklı gruplarla paylaşılabilecek bir seminer hazırlandı. Ayrıca Özgür Gündem gazetesinin Nevroz özel eki için kısa bir yazı hazırlandı. Bu yazı 20 Mart'ta yayımlanan Ek Gündem'de yer aldı.

Atölye Çalışması’nda asil olarak detaylara aşağıda yer alan yöntem, çalışma notları yardımıyla sistematik bir hale getirildi. Bu yöntemin denendiği çalışmalarda temel olarak iki tema üzerinde duruldu. Bu temalardan ilki birçok bahar bayramı söylencesinde yer alan ve bazı yörelerde bayramdan önceki gece gerçekleştirilen pratikler arasında anılan "sevişme" eylemiydi. Sevişme eylemi "Bir çift gizlice buluşur ve sevişir" verili koşulu esliğinde yorumlandı. Karanlık bir ortamda gizlilik içerisinde gerçekleştirilen eylemin danslaştırılmasında daha çok "soyutlama aşaması" olarak tabir ettiğimiz dördüncü yöntem denenmeye çalışıldı. Sevişme fiziksel aksiyonu ritim, hız ve şiddeti gittikçe artan sarılma eylemiyle soyutlandı. Çiftli bir solo dans olarak tasarlanan sahne BÜFK’ ün "Bahar" gösterisinin Bitlis-Nevroz sahnesinde kullanıldı.

Nevroz’un son dönemlerde daha çok sosyal-politik bir buluşma (eylem-miting) olarak ön plana çıkması, sahne çalışmasında doğaçlanacak ikinci cümlenin "Nevroz’u kutlamak için buluşmaktadırlar" verili koşulu esliğinde "İnsanlar bir alanda buluşmak için ilerlerler" seklinde belirlenmesine yol açtı. İnsanların selamlaşması, bir arada ilerleyerek meydana varması ve Nevroz ateşinin üzerinden atlayarak bir kutlama halayı kurmaları bu cümlenin ardından hazırlanan diğer fiziksel aksiyon cümleleri oldu. Bu parçaların birleştirilmesiyle oluşturulan farklı dans sahneleri, BÜFK 2005 Bahar Gösterisinin Bitlis-"Nevroz" sahnesinde ve 26 Haziran 2005'te Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'ndaki Kardeş Türküler konserinde sergilendi.

YÖNTEM

Aslında fiziksel aksiyondan hareketle geliştirilen dans yöntemi, BGST birimlerinin birlikte ürettiği fiziksel aksiyon merkezli dans tiyatrosu prodüksiyonlarında uzun yıllardır kullanılıyor. Bizim BGST Dansçıları olarak Kasım-Mart dönemindeki eğitim çalışmaları süresince yapmaya çalıştığımız şey, var olan birikimin dans vurgusunun altı çizilerek sistematik hale getirilmesi oldu. Fiziksel aksiyondan hareketle oluşturulan danslaştırma denemelerini tiyatro ve dans unsurlarının birlikteliği üzerine kurmaya çalıştık.

BGST Dansçıları’nın yaptığı Nevroz Atölye Çalışması’nda vurgulanmaya çalışılan yöntem temelde deneysel bir dans yaratım süreci hedefliyor. Amaç, denenen yöntemin sahnelemede sağlayabileceği açılımların örneklerini ortaya çıkarmak oldu. Bir yandan da dansın "müzik esliğinde icra edilen güzel hareketler serisi" biçimindeki dar tanımına, fiziksel aksiyon merkezli bir yaklaşımla ve gerektiğinde dansçılık formasyonuna sahip olmayan insanlarla birlikte oluşturulabilecek alternatifler üzerine bir çalışma yürüttük. Hareket, iç aksiyon, anlam ve üslup arasındaki ilişkileri ve bütünlüğü dengeli bir biçimde kurmak bu yöntemin temel hedeflerinden biriydi. Basit bir örnek vermek gerekirse; yaptığımız denemelerde hareket ve figürleri icra ederken sık, sık iç aksiyonun tutturulması ve korunması konusunda sorunlar yaşadık. İç aksiyonunun sağlanamaması ya da korunamaması, hareketleri ve figürleri güçsüz ve anlamdan yoksun hale getirebiliyor ya da plastik hareket ve mimikler samimiyetten yoksun bir üsluba yol açıyor. Bu nedenle iç aksiyonun oluşturulması ve korunmasının çoğunlukla harekete öncelenmesi gerekiyor. Ancak hareketin organize edilmesi ve icrası da iç aksiyonun tutturulmasını ya da korunmasını sağlayabiliyor. Hareket ve iç aksiyon arasındaki bu karşılıklı ilişkiyi sahne üzerinde kurmak, icracı ve seyircinin anlam üzerinden kurduğu ilişkiyi de önemli ölçüde güçlendiriyor. Yöntemin en can alici noktasının fiziksel aksiyon çalışmalarında dikkatle üzerinde durulan "sahne üzerinde icra edilen her hareketin, jestin (bu atölye bağlamında ayni zamanda figürün) meşrulaştırılması (bir sebebinin ve yöneldiği anlaşılır-anlamlı bir hedefin bulunması) gerekliliği" olduğu söylenebilir.

devam edecek

Kaynak: Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu http://www.bgst.org/bgst/default.asp

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020