Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1758




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 34 müzisyen gazete okuyor
 
 
Cihangir Bilgin
 
 
Yayımlanan Sayı :

Polifoni - 26.09.2006





Popüler müziğin günümüzde toplumlara yönelik gelip geçici kişisel renk ve basit temaların negatif anlamda müzikal doyuruculuğunun gözler önünde olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Özellikle insanların tercihi dışında “ne diyorsak o, ne dinletiyorsak o” mantığı ile insanların müzikal zevklerine fırsat tanımamaktadırlar. Tabiiki insanlar da sanatsal boyuttaki her alanda seçici olmak zorundadırlar.

Etnik Müzik bugün dünya çapında büyük organizasyonlarla ( festival ) dinleyici kitlesini her geçen gün artırmaktadır. Hayatımızda sağlıklı bir yaşam için nasıl doğal besinleri seçiyorsak, müzikal alanda da dinleyici kitlesini doğal, otantik, sade ve dehasa atmosferler büyüleyen etnik çalgı ve ezgilere yönelmeleri ve dinlemeleri zevkli, seviyeli bir davranıştır.

POLİFONİCA – POLYHONİGUE (çok ses, polyphonie bütün seslerin az çok melodik olduğu müzik tarzı ) bu tarz Canon–Fugue–Motet’lerde doğdu. (Prof. DEMİRTAŞ Süha, Müzik terimleri sözlüğü, say. 67 )

Polifoni; insan seslerinden oluşmuş çok sesli koronun enstrüman sesleri çıkararak ya da bu tarzda yazılmış eserleri melodik yapıda seslendirme anlamına da gelmektedir. Aynı zamanda Tulum – Kemençe – Gayda vb. sayabileceğimiz bazı enstrümanlar akort sistemleri ve teknik yapıları dolayısıyla polifonik sazlardır.

Etnik müzik hakkında görüşlerime yer vermek isterken orijinalite konusunda kültürün kendi olgusu çerçevesinde bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum. ( Halkların içiçe yaşamları kültürün zaman içerisinde derin, mekan içerisinde de yaygın olması ) özelliğinden dolayı bir kardelen çiçeği gibi beklemediğimiz anda, sürpriz bir şekilde başka bir orijinalite ile karşımıza çıkması – ilginçtir.

Kültür ( Halk kültürü ) yaşayan, nefes alıp veren, kızıp coşan, aynı zamanda dinlenmeye çekilen bir canlıdır. Halk kültürümüz kayboluyor tellallığı yapan kültür kurtarıcılığı aslında kültürel motiflerle finans elde etmeye çalışan art niyetli düşüncelerdir. Ve de bilmelidirler ki kültür ve uygarlıklar M.Ö. de vardı şimdi de var ve hiçbir zaman kaybolmaz. Mutlak ki siz olmasanız bile bir başka aktarıcı eski orijinal motiflerimizi kültürel bazda karşımıza çıkaracaklardır.

Halk çalgılarından TULUM günümüzde çok az sayıda yöresel sanatçı tarafından icra edilmektedir. Ses volumü çok yüksek olduğundan tulumu apartman hayatında insanların çok istemelerine karşın çalmayı öğrenemedikleri apaçık ortadadır. Ayrıca; temiz ses çıkartmak ve çalım tekniğinin yakalanması çok zordur. Tulum derisinin hava kaçırması, kuruması ve çatlaması navındaki entenasyon bozuklukları enstrümanın ( Tulum ) akordunun çabuk bozulmasına yol açmaktadır. Bakımı, kullanımı oldukça titiz saz olan tulumu çalıyorum diyen bir insan gerçekten cesur bir insandır ki mutlaka çift sesi ( 4’lü aralık ) net olarak sesleri basabiliyordur. Dinleyicilere hoş melodiler sunarlar.

Tulum, kemençe, davul, zurna, kırnata ( klarnet ), darbuka gibi meydan sazlarını icra eden üstatlara yeterince sahip çıkılmamaktadır. Toplumca da önemsenmemektedir. Kemençenin yıllarca gazete kağıtlarına sarılarak, palto altında gizlenerek gezdirilmesinden dehşet derecede rahatsız olmuşumdur. “Tulum çalmak günahtır” denilerek insanların dini duygularını sömürerek tarihi çok eski zamanlara uzanan bu etnik sazımız bir köşe de kalakalmıştır. “Tulum çalmak ayıptır” Tulumun sesini duyup ta kulakları diklenen büyük coşkularla horon tepen insanlarda ayıp mı ediyorlar? Bu caydırıcı, mantıksız ve lüzumsuz söze şöyle bir dize ile cevap verelim;

VURUN VURUN VURALUM

TAHTALARİ KİRALUM.

Ve şunu da unutmayalım ki; Davul Şamanizmden bu yana insanlarla beraber günümüze kadar ulaşmıştır. Buna endeksli kemençe ve tulumda Lazların var oluşundan bu yana, kamışında, telinde, nağmesinde geçmişteki kültürümüzü bizlere ulaştıran önemli bir enstrüman olmuştur. Bir insanın hayatı en çok 100 yıl iken etnik çalgılarımız asırlarca yaşamış ve ölümsüzdürler.

Yakın zamanda elime geçen bir albümü çok severek dinledim. Albümü inceledim ve edindiğim bilgiler ve müzikal yapısı hakkında OLUMLU – OLUMSUZ görüş ve eleştirilerimi etik kurallar çerçevesinde sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sn. Bayar ŞAHİN’in ( Horona çağrı ) isimli Gürcüce - Türkçe Kafkasya müziği temelinde gördüğü etnik ezgilerden oluşan bir repertuar oluşturup bir albüm çıkarmış.

Bu albümde ki en çok beğendiğim ezgiler GANDAĞAN – PATARA GOGO VE LALEBİ isimlerini taşımakta. Kompozisyon, müzikal yapı, duygu, ifade ve her şeyi ile çok düzeyli ve mükemmel yorumlandığını belirtmek isterim. Sn. Bayar ŞAHİN’de ana dilinin Gürcüce olduğunu, bu ezgileri okurken gösterdiği başarılı performansı ile kanıtlamaktadır.

Sn. Bayar ŞAHİN Kaf dağı müzik topluluğu vokal isti – ve Gürcistan’da vermiş olduğu bir dizi konserden anlaşıldığı üzere etnik müzikle uğraşan derlemeci, araştırmacı, müzisyen ve akademik boyutta bir sanatçıdır. Yönetmenliğini Sn. İberya ÖZKAN ve Bayar ŞAHİN beraber üstlenmişler. HORANA ÇAĞRI albümünde bas panduri, çonguri, panduri ( İberya ÖZKAN ) GARMON ( AZERBAYCAN ) dilsiz kaval, doli ( Nagara ) Bendir, SİPSİ vb. orijinal akustik halk çalgılarını da kullanmaları orijinal müziğin temasını ve atmosferini zenginleştirmiştir.

Yapıcı, destekleyici ve olumsuz eleştirilerimi de bu arada sizlerle paylaşmak istiyorum. Albümün ( HORONA ÇAĞRI ) kapak tanıtım yazısında;

“ vurgulamakta yarar var; aslında polifonik halk çalgısı olan tulum yerine ( çok istenmemesine karşın ) ülkemizde çok sesliliğe dönüştürülerek dejenere edilmesi, yöresel tavırda, geleneksel çok seslilikte ve doğru teknikte çalan Tulumcu bulunmaması nedenleriyle SİPSİ kullanmak zorunda kalındı.Yörenin ana çalgısı olan TULUM olması gereken ve hakkettiği konumuna bir an önce kavuşması gerekmektedir.Bayar ŞAHİN ‘ in ilk kaseti olan bu çalışma türküleri ,orijinal dili ve tavrı ile söyleme ,özgün çalgıları doğru teknik ve yöntem ile kullanma yok olmakta olan yöresel müzik kültürünü ortaya çıkarma ,bu kültürü n temelinde nasıl bir çok seslilik ve gelişmişliğin var olduğunu sergilemek tüm bunları çağdaş bir yorumla işleyerek günümüze kazandırma yönleriyle oldukça dikkat çekmektedir. ”1O-11-1997

Tırnak içinde yazılan kaset kapağı tanıtım yazısını aynen aktarmak istedim. Şu ibareye katılmadığımı belirtmek isterim.

“ Yöresel tavırda, geleneksel çok seslilikte ve doğru teknikte çalan TULUMCU bulunmaması nedeniyle SİPSİ KULLANILMAK zorunda kalındı .Hakkettiği konuma kavuşması gerekmektedir.” Sanatçı camiasının ulaşamadığı TULUMCU ibaresi hiçte doyurucu bir açıklama olmamakla beraber başta Remzi BEKAR Mahmut TURAN Selim BÖLÜKBAŞI gibi en az ona yakın Tulum üstadı senelerce insanların gönlünde olan yöresel ve de bir o kadarda profesyonel TULUM üstatlarıdırlar. Ve de “Geleneksel çok seslilikte doğru teknikte çalan tulumcu bulunmaması nedeniyle SİPSİ kullanmak zorunda kalındı. ” İbaresi hiçte kaale alınacak tatminkar açıklama olduğunu ihtiva etmemektedir. Sn.Bayar ŞAHİN .in ALBÜMÜNDE ;

› CİLVELOY ezgisi Gürcistan oyun topluluklarının büyük bir ustalıkla çok sesli okudukları ve orijinal danslarını seyrederek hayran kalmışımdır. Bu ezgide ( Cilveloy ) çok eski zamanlardan bu zamana kadar gelebilmiş orijinalinin dışına çıkılmasına izin vermeyen halk ezgilerinden önemli bir örnektir.Bu ezgi Lazlar Gürcüler Artvin çevresinde var oluşundan bu yana yaşam ve eğlence kültüründe Lazca Gürcüce belki de Megrelce bile söylenmiştir.Sn Bayar ŞAHİN bu ezgide SİPSİ çalmış.

› VAKETİ ( Şavşat barı., Çift jandarma, Ağırlar )Bu ezgide Sn Bayar ŞAHİN SİPSİ çalmış.

› KOBAK ( İki bölüm halinde orijinal ve otantik bir yorumla seslendirilmiş. ) Sn Bayar ŞAHİN Bu ezgide sipsi kullanmış.

› PATARA GOGO; Orijinal bir gürcü ezgisi çok kaliteli yapı, tema ve kompozisyon olarak mükemmel bir gürcü halk ezgisi. Nefesli saz kullanılmamış.

› CİHANUN TEPESİNE ( Nani Nani ) Lazca aksanı kullanılması açısından çok başarılı bir duyum var. Sn Bayar ŞAHİN SİPSİ kullanmış.

› EHLOCAN Bu ezgi Şavşat ilçesine ait Meydancık türküsü. 10 / 8 lik bir varyantını Sn Remzi YENİ’nin ”Ben Artvim’liyim dostlar.” Adlı kasetinde dinlemiştim. Bu albümde Sn. Nurullah AKÇAYIR ( TRT BAĞLAMA SANATÇISI ) Ehlecon türküsünü seslendirmiştir.

Fırsat bulursanız lütfen dinleyiniz. Sn Bayar ŞAHİN ( Ehlocan )türküsünü albümünde 3/4 birim zamanda ( varyant ) seslendirmiştir. ( Gürcüce ). Bu Ezgide Sn Bayar ŞAHİN nefesli sazlardan Dilsiz Kaval kullanmış.

› GANDAĞAN : Gürcü – Acara halk ezgisi. Lazca da okunmuş bir varyant ezginin olduğunu düşünüyorum. ( Birol Topaloğlu HEYAMO Albümü ) Bu ezgide dilsiz kaval çalınmış.

› ARTVİNİ GÖRMEDEN ÖLME :Sn. Nejat Uygur’ a ait güzel bir şiir ve Bayar ŞAHİN’ e ait Bir beste. Ezgi ve söz uyuşmazlığı var. Fonetik yapıda bozukluk görülmekte, kelime sonları havada kalmakta ve müzikal yapıyı bozmakta. Bence beste kendi formatında güzel ama Artvin’i Göremeden Ölme şiiriyle örtüşmüyor. Nefesli sazlardan dilsiz kaval kullanılmış.

› MAÇAXEL ( MAÇAHEL ) : Türküsü eşlik eden sazlardan sipside enternasyon bozukluğu duyulmakta. Orkestra sazlarıyla sipsi aynı frekansta sesleri vermiyor. Sipsiden çıkan seslerde başlangıçtan itibaren netlik yok. Toplam beş notadan oluşan orijinal bir tulum ezgisiyle karşı karşıyayız. Sipsi ya da çalınan üflemeli sazın ( Çifte, Tulum navı, Çığırtma ) yerine kesinlikle tulum kullanılması gerekirdi. Sn. Bayar ŞAHİN bu ezgide nefesli sazlardan sipsi çalmış.

› GELİN HOŞ GELDİN : Bu ezgide nefesli sazlardan dilsiz kaval kullanılmış.

› LALEBİ; Bu ezgide nefesli saz kullanılmamış. Yorum orijinal, telaffuz çok başarılı.

› HORONA ÇAĞRI : ( Sis Dağının Başında Horona Bak Horona. ) Orijinal ( Artvin-Rize-Hemşin bölgelerine ait bir ezgi. ) Bu ezginin varyant ezgileri de bulunmaktadır. Halk oyunu ( Artvin yöresinde ) 1 – Hemşin Horonu, 2 – Atom ( Artvin )

Derede ola baluk
Girdi taşın altuna
Kız yastuğun yok ise
Kolum başın altuna.

sözleriyle okunan – oynanan üçüncü bir varyantı da vardır. Sn. Bayar ŞAHİN dilsiz kaval kullanmış.

Albümün repertuarını nefesli saz açısından bu şekilde inceledikten sonra, şu sonuca varılabilir...

1 – Cilveloy 2 – Kabak 3 – Nani nani 4 – Maçaxel türküsü. ( Bu türkülerde sipsi kullanıldığı tespit edilmiştir. ) Bu bağlamda polifonik ( çok sesli melodik yapı ) yapıya ulaşmak, çok sesliliği ortaya çıkarmak ve doğru tekniklere ulaşmak amacında sipsi kullanarak çağdaş bir yorum elde edilmiş midir?

Cilveloy – Nani Nani – Maçaxel Türküsü – Kabak ezgileri 5 – 6 aralıktan, notadan oluşan ezgiler olmakla beraber en vasat tulum ustalarının bile rahat çalabileceği ezgilerdir. LA – Sİ – SOL Kararlar çerçevesinde bütün ezgileri polifonik yapı içersinde kesinlikle tulum eşliğinde seslendirileceği mutlak olduğu apaçık ortadadır. Sipsi kullanarak tulum çalgısının büyük ölçüde edası yakalanmıştır ama sipsi tek sesli bir ses sınırlamasında çalgıdır. ( Teke Yöresi nefesli çalgısı. ) Albümdeki nefesli saz, sipsi adındaki enstrüman büyük ölçüde tulumu ayrılmış nav ya da çifte benzeri bir enstrüman olması gerek ki polifonik bir duyum algılanmakta. Ayrıca Gürcü dilinde icra edilen ezgilerin Türkçe çevirilerini, nereye ve kime ait olduklarını ifade etmelerini isterdim. Çok sesli okunan bazı ezgilerde ana temanın bastırıldığını yöresel sazların ön planda duyulmadığını ifade etmek istiyorum. Panduri, çonguri orijinal sazlardan bir örnek melodi dinlemek isterdim.

Aynı zamanda Tulum çalmak o yörenin, o atmosferinde suyundan içmek ve otantik yaşamın bir öğesi olmak ve usta çırak ilişkisine dayalı bir alın teri ve zaman ayırma ve müzikal aşkla ilgilidir. Karşılıksız gönül verme ve maddiyatla ölçülmeyecek derecede ulaşılması güç bir olgudur. ( Tulum çalmak )

Bu açıklamalardan sonuç olarak kısa öz şu mesajı vermek istiyorum.

-Tulum üstatlarına ve her türlü etnik materyale ulaşmak için maddiyat ve finans gerektirir.
-Tulum üstatlarımıza karşı daha yapıcı, düzeyli eleştiriler yapılabilir.
-Enstrüman çalmak dünyanın en zevkli işidir yalnız ,yeri,mekanı,ve meslek etiği dikkate alınmalıdır.
-Repertuar seçiminde köşe taşları sayılabilecek halk sanatçılarının okuduğu ezgileri okuyor iseniz .Bu ezgilerin.,Saundlarını-trafiğini-telaffuzunu ve her türlü ayrıntısını dikkate alarak paye çıkarmamız bizlere hiçbir şey kaybettirmez. Aksine daha çok ilham ve yorumlama açısından destek vereceğine inanıyorum.

*Laz Kültürü Araştırmacısı

---
Kaynak:

http://www.lazuri.com/tkvani_ncarepe/c_b_etnik_muzik_polifoni.html

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020