Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 88 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nedim Kılıçalp
 
 
Yayımlanan Sayı :

Plak mı, CD mi? - 31.08.2006





Kayıt medyalarını değerlendirirken elbette bir çok faktörü göz önüne almak gerekir. Pratiklik, ucuzluk (üretimde), taşıma ve bulundurma kolaylığı, kopyalama kolaylıkları, vs. yanında ses kalitesi tabii ki en önemli özelliktir.

CD'ler piyasada ilk ortaya çıktıklarında plaklarla karşılaştırılmış ve avantajlarının yanında önemli dezavantajlarının da olduğu görülmüştü. Bu kayıt medyası, orjinali analog olan ses enformasyonlarının 16 bit çözünürlükle dijital bilgi şekline getirilmiş hali olduğundan, sesi plak kadar orjinaline yakın verememektedir. Bunun temel nedeni -biraz teknik bir konu olmakla birlikte-, plakta kesintisiz olarak kaydedilmiş ses dalgalarının, CD’de dijitale çevrilirken mecburen bir birim zamanda 2^16=65.536 parçaya bölünerek kaydedilmesi şeklinde açıklanabilir (Bu birim zamani örnekleme frekansına tekabül eder ki, mümkün olduğunca kısa olması arzu edilir; 48 KHz sampling ~ 1/48.000 sec. gibi).

Bunu kağıt üzerinde bir grafiğe aktarırsak; plaktaki analog ses dalgalarının kesintisiz ve temiz bir sinus dalgası şeklinde olduğu, CD’deki dijital ses dalgalarının ise kesintili ve basamak şeklinde oldukları görülebilir. Bu dijital bilgiler CD çalar veya amflikator tarafından tekrar analog dalgalar hale dönüştürüldüklerinde, dijital basamaklar (bitler) arasinda geçişlerde bir çıtırtı duyulmaması için, keskin basamaklar yumuşatılıp, bir önceki bit ile bir sonraki bit arasındaki bir analog enformasyonla doldurulur ve sonuçta orjinal halinden farklı bir dönüştürme işlemi elde edilir.

Aradaki fark normalde çok az hissedildigi halde, deneyimli kulaklar ve profesyoneller tarafından sıkça dile getirilir. Amatör dinleyiciler bile aynı albümün CD ve Plak (temiz) versiyonunu kaliteli bir müzik setinde dinlediklerinde aradaki farkı hissedebilirler. Bunu minimuma çekmek icin daha yüksek çözünürlüklü kayıtlar piyasaya çıkarılmıştır (20 bit). Ancak bunlar profesyonel ve orjinal stüdyo kayıtları olduklarından her albüm için piyasada bulunamazlar ve daha pahalıdırlar. Ayrıca tekniğinden anlaşılabileceği gibi, kullanılan CD çaların da ses kalitesinde önemli rolü vardır. Ancak, artık günümüzde bu tip aletler CD 16 bit olduğu halde genellikle 20 bite tamamladığı için, CD çalar kalitesine bağlı fark minimize edilmiştir. Bu tip bir dezavantaj en çok klasik müzik parçalarında hissedilir ki, örneğin; uzaktan gelen bir keman sesinin dijital kaydı dinleme sırasında analoga çevrilirken sesin genliğinin az olmasından dolayı dijital kayiplar çok fazla hissedilebilir.

CD'nin ses kalitesi açısından avantajları da yok değildir. Sesin dinamiği plağa göre çok daha iyidir ve sınırlara yakın bas ve tiz seslerin bozulmadan yuksek genliklerde hoperlörden çıkması olasıdır. Ayrıca CD çalarların pikaba göre distorsiyonları çok çok azdır.

Ses kalitesinin dışında diğer bir çok faktör açısından tabii ki CD daha iyidir, bir tek faktör hariç: Özellikle Elvis gibi plak teknolojisi zamanında ortaya çıkmış bir sanatçının albümleri koleksiyon amaçlı toplanıyorsa, plağın üstünlüğü tartışılmaz, zira onlar birçoğu kendi zamanında basılmış "orjinal"dirler. CD’ler ise sonradan yapılma "kopya"lardır. Üstelik Elvis'in bütün kayıtları analog makara teyplere yapılmıştır. Dolayisi ile CD'leri AAD veya ADD şeklinde piyasaya sürülür (Analog kayıt, Analog veya Dijital mixing-editing, Dijital medya). Tabii ki günümüzdeki sanatçıların CD’leri de bu anlamda (günümüzde plak basılmadığı için) orjinaldirler (DDD). Ayrıca Elvis'in plak zamanlarında basılmayan albumlerini de unutmamak lazım.

Bir de CD'lerin zamanla bozulma problemleri vardir ki, karanlik ve serin ortamda çizilmeden saklasanız dahi bir süre sonunda orjinal CD’deki enformasyonu saklayan aluminyum katmanda mantar vs. etkenlerle bozulmalar meydana gelebilir (Burada kullanıcının yapabileceği bir şey yoktur). Bunun için 20 bit profesyonel CD'ler altın katmana basılırlar ve GOLD etiketiyle satılırlar. CD-R ise bu açıdan daha güvensiz olmakla birlikte, GOLD olanlar icin 100 yıl garanti verilebilmektedir (Tabii ki bunun sırrı eskitme tekniklerinde yatıyor, kimse 100 sene beklemiyor). Plaklar ise bu açıdan daha güvenli denebilir. 18-20 derece sıcaklıkta yüzyıllar boyu saklanabilir, tabii "cover"ı hariç.

Günümüzde CD'nin dezavantajlarını daha da minimize edebilen SACD (Super Audio Compact Disc) veya DVD-Audio gibi medyalar piyasaya çıkarılmıştır, ancak daha çok yeni teknoloji ile kayıt yapabilen günümüz sanatçıları için söz konusudur. Yakın bir gelecekte ise; yüksek çözünürlüklü (24 bit), mekanikten tamamen arındırılmış (chiplerde saklı) kayıt medyaları gündeme gelecek...


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019