Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 37 müzisyen gazete okuyor
 
 
Feridun Büyükyıldız
 
 
Yayımlanan Sayı :

Hüzünlü hüzzam besteler - 21.08.2006





Eski bir gramofondan taş plak dinlediyseniz bilirsiniz, önce iğnenin cızırtısı, sonra kanûnun taksimi dolar odaya. Şarkıların ne sözlerine, nede hüzünlü öykülerine dikkat ederiz. Oysa onlar yıllar öncesinin koleksiyon raflarında kalmış, yada bir bestenin notaları arasına sıkışmış hüzünlü aşk hikayeleri ile doludur.

15. yüzyılda altın yıllarını yaşayan Klasik Türk Müziği, daha sonraki dönemlerde saray müziği kimliğinden sıyrılıp, halkın beğenisini kazanmıştır. Bütün dönemlerinde hüzünlü aşk hikayelerini, en edebî güfteleri ve en dokunaklı besteleri repertuarında barındırmıştır. “Beyhude geçen ömürler”, “mümkün mü unutmak güzelim neydi o akşam / rüya gibi, hülya gibi bir şeydi o akşam”lar kimselere söylenemeyen sır dolu hikayeler, hüzünlü, hüzzam makamında itiraf edilmiştir. Ne bir selam veren, nede bir haber alınan eski dostlar, notalarda aranmıştır. İsmail Hakkı, gönlünü kaptırdığı “fikrinin ince gülü”ne, Acem Kürdî makamında seslenmiştir. Vefasız sevgililere yazılan güfteler, öyküleriyle birlikte sarayda yüzyıllarca yankılanmıştır.

Kemanî Rıza Efendi, Abdül Mecit devrinde Harem-i Hümayun fasıl takımına keman muallimi tayin edilmiş, bir keman virtüözü idi. Kemandaki ustalığı dolayısıyla Kemanî ismiyle anılır, Harem-i Hümayun fasıl takımında bir birinden güzel saraylı hanımlara ders verirdi.

Muallim Kemanî Rıza efendi, “sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç” demeye dili varmayarak, öğrencilerinden birinin aşkına mahzar olmuş, bu aşka kayıtsız kalmayıp her fırsatta Paşa kızı ile aşklarını yaşamıştır. Çaresiz, bîvefa (vefasız) sevgili, daha sonra kendisine kendi gibi bir Saraylı bulur. Eski sevgilisinin Sarayda yapılacak düğününe, Kemanî Rıza Efendinin katılması emredilir. O yıkıldığı gece, eline aldığı kemanıyla, o akşam güftesini ve bestesini yaptığı hüzzam şarkıyı çalar;

“Meyledüp ağyârı aldın yânına
Bî vefa hercâi yazık şânına
Âşıkın kıymak mı kasdin cânına
Bîvefa hercâi yazık şânına”

Sarayın başka bir bestekarı Hacı Arif Bey ise uğruna saraydan ayrıldığı vefasız aşkı Çeşmi Dilber’den aynı vefasızlığı görür. Hacı Arif Beyin Saray dışındaki zor zamanlarında onu yalnız bırakan Çeşmi Dilber, bir zengin tüccarla evlenir. Vefâsız bir gülü sevse de bülbül, bin yemin etse de aşkına dair, terk edilmiştir ve bu parçayı besteler.

Bin yemîn ettin â zalim yokmu insâfın senin
Gönlümü yıktı temelden tîr-i müjgânın senin
Âşıkı mahv eylemek mi lûtfu ihsânın senin.

Hacı Arif Bey tüm bu vefasızlıklara rağmen aradığı mutluluğu Saraylı bir Çerkes kızı olan Zülfi Nigar’da bulur. Ona olan tutkusu ve yaşadığı mutluluk ise çok fazla sürmez. Zülfi Nigar yakalandığı hastalık sonucunda ölür. Ve Sultâna derdini Namık Kemalin güftesiyle bestelediği o meşhur şarkısıyla anlatır.

Olmaz ilac sine-i sad pâreme
Çâre bulunmaz bilirim yareme
Baksa tabîban-ı cihân çâreme
Çâre bulunmaz bilirim yareme

Kalsik Türk Müziği, Sultanlara anlatılan çaresizlikleri, vefasızlıkları ve hüzünlü öykülerini hala şarkılarında taşır. Günümüzde dahi benzer öykülere rastlamanız mümkündür.

Çağdaş edebiyatımızın son yıllardaki en başarılı şair ve güfte yazarı Cansın Erol Hanımefendi, Selahattin İçli ile birlikte bir sürü şarkıya hayat vermişlerdir. 1978 yılında genç yaşta eşi Vural Erol’u kaybettikten sonra, sanatın acıyla bir başka şekillendiğini söyler. Cansın Hanım sevgili eşini, güftesi kendisine ait olan bu güzel şarkı ile anar.

Güneşin battığı yerde
Bir dönülmez ufka gittin
Beni böyle dertli garip
Bitkin bıraktın
Gittiğin gün gibi sessiz
Seninle doluyum sensiz
Yalnız bıraktın
......
Yaşamaktan başka söyle
Aramızda fark mı kaldı
Cansın derdin can mı kaldı
Duman olup geleceğim

Klasik Türk Müziği hüzünlü hikayeleri ve yaylı tamburun inleyen nağmeleri ile bir başka dünyaya götürür sizi, sonra alır günümüze getirir. Eskimiş radyolar gibi çatıya saklanan aşkları keşfettirir size.


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020