Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1783




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1780

Bir “Covid-19” Yazısı - 23.10.2020





Virtüöz keman sanatçımız, akademisyen ve CAKA’nun kurucusu Sayın Cihat Aşkın (öyle zannediyorum ki) konserlerin birer birer iptal edilmesi, Bursa Devlet Senfoni Orkestrası viyola grubunun toptan karantinaya alınıp orkestranın konserinin iptal edilmesi,  gelecek konserlerinin belirsizliği ve benzeri bir çok neden karşısında kendini tutamamış olacak ki, kişisel instagram sayfasından “Salgın bizi yalnızlaştırmamalı” başlıklı bir açıklama yayımlayarak şöyle devam etmiş: “Biz sanat ve kültür insanları -eğlence mekânlarında eğlenen- kalabalıkları oluşturmuyoruz, bizler düşünen ve bilgi, enerji üreten kesimi oluşturuyoruz. Toplumun bize daha çok ihtiyacı var” dedi. Peki, bu çağırıyı kime yaptı? Sanırım il sağlık müdürlüğüne ve konser etkinliklerinin bir süre iptal edilmesi tavsiyesinde bulunan bilim kuruluna veya valiliklere…

İşte bu vahameti. Sevgili Melis Gönenç’in tasviri ile sanat dünyasının akil adamı olmaya soyunan ve bu yolda çevresinde kendinden başka kimsenin varolmaması için canla başla mücadele eden kişi de alıp haber yapmış.

Sayın A
şkın öncelikle şunu bilmeli ki, bu çok ciddi bir hastalık ve şakası yok. Ve bu hastalık, İnstagram yazısında sözünü ettiği ve hatta  ciddi bir ayrımcılıkla sözünü ettiği o eğlenen kalabalıklar ile bilgi ve enerji üreten kesimi hiç ayırt etmiyor. Şartları yakaladı mı yine ayrımcılık gütmeden öldürüyor.

Covid-19 hastalı
ğı özünde bir kalp damar hastalığı olduğu artık herkesçe biliniyor. Koronavirüs vücuda girdikten sonra kanda pıhtılaşma yaparak damarlara, hayati organımız kalbe saldırıyor ve ciddi oranda tansiyonu etkileyen bir hastalık. Tansiyonu allak bullak ettikten sonra bir akciğer tutulumu ile derinleşiyor. Akciğerin ihtiyacı olan oksijen oranının 100 birim üzerinden 70 birim civarına indiği zaman hastanın durumu ağırlaşıyor. Bu durum koronavirüsün vücuda girişinin 7 ya da 9. gününe dek geliyor. Karantinadan hastaneye kaldırılma işte bu günlerde oluyor. Eğer vücut güçlü değilse, hastaya yenecek kadar antikor üretememişse hasta 10. günde ölüyor.

Bir doktor arkada
şımın verdiği bilgilerden yararlanarak yaptığım bu kısa bilgiden sonra, yine aynı doktor arkadaşımın verdiği diğer bilgilere göre, hastanın sürekli kan değerlerinin ölçülmesi ve tomografisinin çekilmesi gerekiyor ki, hastalığın seyri daha iyi takip edilsin ve ölümcül risk ortadan kalksın.

Bu açıklamamdan sonra sormak isterim, tüm bu sa
ğlık önlemlerini sahne de mi gerçekleştirecek sözü  edilen bilgi ve sanat yüklü kesim? Neden kendinizi diskotekte, türkü barlarda eğlenenlerle bir tutmuyor ve onlara “Ne yapıyorsunuz?” deyip ikazda bulunmak yerine pozitif ayrımcılıkla kendinizi ve hitap ettiğiniz kesimi ayrı bir yere koyuyor, “biz güçlüyüz, onun için konserlerimize devam etmeliyiz” mi diyorsunuz?

Amerika Birle
şik Devletleri’nin Minnesota Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada orkestraların ışık karantinası, maske takma, müzisyenler (sanatçılar) arasındaki mesafeyi koruma ve çan bariyerleri ile hava temizleyicileri araştırmayı içeren sahne ve kulis güvenliği için çok katmanlı bir yaklaşım planladığını bizzat orkestraların yetkilileri açıklıyorlar. (Bknz: Konu ile ilgili haberimiz)

Orkestraları olu
şturan enstrümanlar içinde virüsün içinde rahatlıkla barınmasını sağlayan aerosolü havaya en çok salan enstrümanın nefesli çalgılar olduğu, nefesli çalgılar içinde de en çok trompetin yaydığı yapılan araştırma sonucunda ispatlanmış durumda. Öte yandan şan sanatçılarının şarkı söylerken havaya milyonlarca aeresol (zerreciği) saçtığı da yine bilinen bir gerçek.

Bu ahval ve ko
şullar altında “gelin konserlere devam edelim!” demek resmen salgına dolaysıyla ölüme davetiye çıkarmak demek değil midir?

Öyle görünüyor ki, bu liberal kafalar, Türkiye gibi az geli
şmiş ya da gelişmekte olan kamu duyarlığı az olan ülkelerde yüksek sanatın devlet desteği olmadan gerçekleşmeyeceğini öğrenememişler. Öğrenmeleri içinde, deveye hendek atlatmak sözü az gelir.

Öte yandan bu vahim durum internet sitesinde haber yapan akil adam adayı ki
şi de bir gazetecilik kurnazlığı içinde yoluna devam ediyor. Önemli bir haberi bir başka haberin kuyruğuna takarak önemsizleştiriyor. Herkesin internet sitesinden okuduğu gibi kanser hastalığından ölen bir sanatçının ölüm haberinin ardına bu haberi takıp, çok önemli olan bu haberi oracıkta boğuyor. Ama kendisi sureti haktan yana görünüp algı operasyonu üzerinden okuyucunun 10 puanını alıyor.

Tüm bunlar, merkezi Londra’da bulunan Reuters haber ajansına konu
şan ülkemizden bir üst düzey yetkilinin, “gerçek vaka sayısının açıklananın beş misli olduğunu ve yakında yasakların başlayacağını” belirttiği sırada olması rastlantı mıdır?


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020