Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 35 müzisyen gazete okuyor
 
 
Fatma Babuşçu
 
 
Yayımlanan Sayı :

Toprak kokulu kadınlar - 26.06.2006





Birkaç gün önceydi… Yerel bir TV, yakın köylerin birinde ilginç bir haber yakaladı, heyecanla onu veriyordu.

Haberin konusu, tarlada eşleriyle birlikte çalışan bir-iki erkekti. Bu çevrede nadiren tanık olduğumuz bir görüntü… Yine de haber değerinin olması tuhaf geldi bana. İçten içe hüzün duydum.

Toprak kokulu o kadınların gündelik yaşamını, koşuşturmasını düşündüm bir an.

Havaların bir parça ısındığı şu günlerde toprak da kıpırdandı… Mevsimin ilk işleri yapılır hale geldi nerdeyse. Daha öncesinden yaşlı amcalara tamir ettirdikleri “bel”lerini omuzlarına atıp, ya da artlarından sürüye sürüye tarlalarına inmişti köylü kadınlar…

O sabah uyanır uyanmaz, keyifli bir kahvaltı mı yaptılar?

Sanmıyorum… İşlerin açıldığı günlerde kendilerine ayıracak zamanları yoktur onların. Mevsimsel işler, bitmek bilmez ailevi sorumluluklar daima kendilerinden önce gelir.

O gün de sıradaki işlerini yetiştirmek için zamanla yarıştılar... Önce okul çağındaki çocukları hazırlayıp okullarına gönderdiler. Daha küçükleriyle ilgilendiler sonra…

Ardından da ineklerini yedirip içirip, sağdılar; günlük süt ihtiyaçlarını giderdiler. Kim bilir, belki de çocuklara ayrılan zamandan daha fazla sürdü hayvanlara ayrılan zaman!.. Bir buzağıya gösterilen ilgi, bir çocuğa gösterilenin önüne geçti yine!..

Çünkü, onlara göre işti birisi, iş!..

Yaptıkça haz duyulan, kendilerini daha iyi, hatta en iyi ifade ettikleri… Çocuklarsa… Sahi ya, yoğun iş günlerinde adı başkaydı çocukların. Bazen ayak bağı, bazen da bütün bu işlerini, biraz olsun kolaylaştıran “yardımcı varlıklar” olarak görürlerdi onları.

Kız çocukları, daha çok pay alırdı bundan. Geleceklerine, onların deyimiyle “istikballerine” bile yansırdı bu bakış açısı!.. Gölge oluştururdu!.. Ücra bir yerde; okumak, aydınlanmak için yanıp tutuşan genç bir kızın hayatında aşılması zor bir pranga!..

Ortalığı düzelttikten sonra, evin büyüklerinin, hatta öğlene doğru uyanacak olan kocalarının da kahvaltılarını hazır ettiler… Nihayet, sıra kendilerine gelmişti. Ayaküstü bir şeyler atıştırdılar.

O da, biraz enerji toplamak içindi. Gün boyunca toprakla boğuşulacaksa, bir şeyler yemek şarttı…

Son lokmanın hemen ardından da masmavi (ya da mavi-beyaz karışımı) gökyüzünün belirlediği bağ-bahçe işlerinin başına geçtiler.

O gün de bir başına indiler tarlalarına… Ama bu kez beklenmedik bir gelişme oldu. Hoş bir sürpriz de denilebilir adına… Nerden estiyse, nasıl bir parlak düşünce kafalarına tank ettiyse, eşleri de bel’lerini aldığı gibi geliverdi yanlarına!..

Sana yardıma geldim” dedi adam... Kahveye gitmedim bak. Orada, sigara dumanının içinde çene çalarak akşamlamadım. Baharı fırsat bilip, ceketimi omzuma vurarak kır gezintisine de çıkmadım. Sen bu işlerle cebelleşirken anlamsız geldi hepsi…

Aslında anlamı buydu bu kısa cümlenin… Böyle algıladı kadın... Bu sıcak gelişme karşısında içi ısındı; gülümsedi… İşlerin paylaşılarak azaltılacağını, koca tarlanın üstesinden bu kez daha erken gelineceğini düşünerek derin bir nefes aldı…

Beraberce, toprağın ta bağrına bel’leriyle seri darbeler indirip, altını üstüne getirmeye başladılar… Toprak aralanıp, ıslak kısmı üste çıktığı sıra, neye uğradığını anlayamayan solucanlar kaçıştı… Besbelli ki, onlar da şaşırmıştı bu iş-güç birlikteliğine.

Bu kez; imece usullerinde yaratılan o sıcak hava hâkimdi bulundukları o noktaya. Fıkra tadında sözcükler, anlatımlar ve ince gülüşler döküldü toprağa ara ara... O güne değin süregelen anlamsız ve katı bir yargı kırıldı ta bağrında.

Kocasını tarlada kendisiyle yan yana, omuz omuza iş yapar halde görünce; hiç de alçalmadığını, adamlığından bir şey kaybetmediğini düşündü kadın… Bir çok kere, bunun tersini savunduğu da olmuştu!.. Bir de kendi sabit düşüncesi yüzünden, işlerle boğuşulan yerlerde yapayalnız kalmıştı!..

Bunları düşündü bir an, karanlığın içinde kalmışlığını… İçi ışıdı sonra. Her şeyin, hepsinin gerilerde kaldığına, kalacağına sevinerek içi ışıdı.  Kocasının, “Sana yardıma geldim” sözünü, eksik ya da hatalı bularak alınmadı.

Bu, ikimizin de işi… Herkes elinden geleni yapmalı. Hayat müşterekse eğer yapmalı…” Bu görüşlerin de benimseneceği gelecek günleri düşünerek alınmadı…

E-Posta: fatmababuscu@hotmail.com

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021