Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 31 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Meriç
 
 
Yayımlanan Sayı : 1605

91 yıllık cumhuriyet tarihimizden seçme tuhaf plaklar (2) - 10.11.2014





Geçtiğimiz hafta, cumhuriyetin 91. yaşını bahane ederek tarihin tozlu sayfalarına dalmış, memlekette yapılmış kimi tuhaf plaklardan söz etmiştim. Bu hafta, kaldığım yerden devam ediyor, 5 plağı 9’a tamamlıyorum. Köprüden uzaylılara, Avrupalı kızlardan Muhammed Ali’ye uzanırken halkı ayartan beyazperde yıldızlarını, belimizi büken kriz yıllarını ve “hayatı zindan eden” grevleri bir kenara koymuştum. Alayım, ilerleyeyim. Cümbüş sürüyor!

 

Türkan Şoray Bizim Evde - Karslı İsmail Azeri

Karslı Âşık İsmail Azeri, evdekilere sinirlenmiş ve derdini sazı aracılığıyla anlatmış… Kumarbaz dede, dansa giden anne, moda peşinde koşan kız derken evdekileri ayartanı da belirlemiş: Türkan Şoray! “Eski adetler nerede / Arama beyaz perdede / Türkan Şoray bizim evde / Vay bizim evde oy bizim evde” diyerek başlıyor, yekten saydırıyor: “Avrat desen erken kalkmaz / Kızlar modayı bırakmaz / Köpeksiz sokağa çıkmaz // Gamlı gönlüm dertli keder / Bir dedem var kumar ider / Anam her gün dansa gider /…/ Kadın pantolon giyinir / Paçası yerden sürünür / Arkadan önü görünür…” Dörtlüklerin sonu hep aynı: “Vay bizim evde oy bizim evde” İlerleyen dakikalarda “küçük büyük sözün tutmaz” diyor ve ekliyor: “Kızı anasından usta!” Kim bilir ne zaman yapılmış bu plağa Türkan Şoray’ın hangi filminden esinlenildiği ayrı bir merak konusu. İsmail Azeri’nin diskografisindeki bir başka plak uzaydan Almanya’ya selam çakıyor: “Biz de Aya Yaklaştık / Avrat Gitti Almanya’ya”

 

Her Şey Berbat - Metin Ersoy

Memleketin “kalipso kralı” Metin Ersoy, Kore’de askerliğini yaparken rastlayıp sevdiği bu müziğin neredeyse tek temsilcisi. Harry Belafonte hayranlığı, Türkçeye çevirdiği şarkılarıyla sınırlı kalmamış ve onun bir plağının kapağını aynen kendi albümüne “uygulamış”. Erken dönem plaklarından birinde, The Ethiopians’a ait “Everything Crash”i Ali Öke’nin sözleriyle Türkçe söylemiş Ersoy. Şarkının adı, “Her Şey Berbat”. Plak, 1970’te yayımlanmış ve o dönem ortalığı saran, hayatı yavaşlatan grevleri mercek altına almış: “Şuraya bak / Her şey berbat / Halimize bak / Her şey berbat // İşçi grevde / Memur grevde / PTT idaresi de / Doktorlar polisler de…” Pek iyi gözle bakmıyor elbette: “Her gün işlerin aksarsa böyle / Halimiz ne olacak sen söyle?” Şarkının vurucu noktası, “Kardeş kardeşi vurur / Halka hüzün olur” dizeleri… Naif, samimi, bir o kadar da endişeli. 1985 tarihli Talat Kurter bestesi “Filler (Aman Hoca Kurtar Bizi)” sayılmazsa, Metin Ersoy diskografisindeki tek “politik” plak bu. “Filler” derseniz, bambaşka bir yazının konusu, çocukluğumun kabusu. Şimdilik unutsak daha iyi.

 

Oooh.. Ooh!.. - İstanbul Şarkıcıları

Çocukluğumdan aklımda kalan sahnelerden biri, İzmir Fuarı’ndan: Sahnede dönemin en güzel yıldızlarından Müjde Ar var, bir orkestra eşliğinde göbek atıyor ve “Oh Oh” adlı şarkıyı seslendiriyor… Yıllarca aradığım bir şarkıydı bu ve plak toplamaya başladığım dönemde, hiç ummadığım bir anda, İstanbul Şarkıcıları’nın bir plağında karşıma çıktı. Bir Baha Boduroğlu projesi olan İstanbul Şarkıcıları, 70’lerin sonunda söyledikleri pop-fasıl’larla ünlendi. Günün meşhur şarkılarını art arda ve disko ritmleriyle seslendiren ekibin 1978 tarihli plağı “Oooh.. Ooh!..”, o dönemde yaşanan ekonomik krizin şarkıya dökülmüş hali. Kriz ağır gelmiş, insanlar delirmiş, kendilerini sokaklara atmış, çılgın gibi eğleniyor! “Benzin yok / Mazot yok / Oh canın sağolsun / Tüpgaz yok / Ampul yok / Oh canın sağolsun” diye başlıyor delirme hali ve şarkının sonrasında eksikler listesine Samsun, ilaç, margarin ve tuz ekleniyor. Şarkıda tuhaf bir nostalji de var: “Geçmişte hangisi vardı / Ne olmuş sanki? / Bilenlere gidip de sor / Anlatsınlar o günleri / Mutluymuşlar yine de / Hepsi inan ki // Aldırma arkadaş / Üzüp durma kendini / Olan sana oluyor / Günlerin kuyruklarda / Yokları beklemekle / Geçip gidiyor…” Şarkının bir de meyan faslı var: “Selam söyleyin dostlar evdekilere / Beni merak etmesinler aman of / Benzin ve tüpgaz gelir gelmez ordayım…” Petrol sıkıntısı, yağ ve gaz kuyrukları, pahalılık ve birbiri ardına yapılan zamlar, bilhassa 70’lerin son deminde, 12 Eylül’ün hemen öncesinde yani, şarkılara sıklıkla girmiş. “Oooh.. Ooh!..” içlerinde en eğlencelisi. Delirmek istiyorsanız, bire bir! Projenin sahibi Baha Boduroğlu’nun, “Ateşböceği” olarak bilinen “Gençlik Başımda Duman”ı seslendiren Güzin ile Baha’nın Baha’sı olduğunu da sözlerime ekleyeyim.

 

Turizm Şarkısı - çeşitli şarkıcılar…

80’li yıllarda kabusum olan görüntülerden biri, memleketin güzelliklerini gösteren ve sıklıkla TRT’de yayınlanan bir klipti. Klip adının henüz telafuz edilmediği dönemde acemice yapılmıştı, Pamukkale’den Gökova’ya tarihi ve turistik “hazinelerimiz” birbiri ardına sıralanıyor, arada bikinili kızlar ve mayolu delikanlılar görünüyor, zaman zaman hasır şapkalı amcalar eşlik ediyordu onlara… Fonda, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan bir şarkı vardı: “Turizm Şarkısı”. Nükhet Duru’nun da aralarında bulunduğu bir kısım şarkıcılarca söylenmişti, bir de korolu versiyonu vardı. Hiçbir zaman plak/kaset olarak yayımlanmadı belki ama o dönem memleketin en bilinen şarkılarındandı. Nükhet Ruacan’ın seslendirdiği, “dışarıya” yönelik İngilizce yorumu da cabası: “Tourism Song” İlk dizeleri sahiden turistik: “Kucak kucak insanlar / Gelmeli Türkiye’ye / Yanyana oynanmalı / Samba ve harmandalı / Gitar cevap vermeli / Şu bizim türkülere / Dünya gülümsemeli / Cennet böyle kalmalı…” Nakarata gelince iş biraz çığırından çıkıyor: “İnsanlar bir arada / Hayattan zevk almalı / Düşünün Antalya’da / Mutlu bir Hollandalı // Türk İtalyan İngiliz / Bir Bodrum gecesinde / Rakı bardaklarında / Kardeşliği bulmalı…” Türkiye’nin tanıtımının bizzat devlet tarafından rakıyla yapıldığı günler, çok değil, sadece 30 yıl öncesi. Bugün rakı lafını duyunca kaçacak delik arayan, içinde mey/rakı/bira/şarap gibi sözler geçen şarkıları yasaklayan TRT’nin o dönemki bu ağır turizm hamlesi, enteresan. Cumhuriyetin resmi müziği olarak kabul görmüş tango hakkında bugün söylenenleri düşündüğümüzde memleketin geldiği nokta bir hayli fena. Elbet böyle kalmayacak, bir şeyler muhakkak değişecek ama bunu yakın zamanda görüp görmeyeceğimiz muamma. Neyse ki umut her dem baki.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020