Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 46 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Meriç
 
 
Yayımlanan Sayı : 1604

Cumhuriyet tarihinden seçme tuhaf plaklar (1) - 03.11.2014





Türkiye Cumhuriyeti’nin 91 yılından seçilmiş bu plaklar, bir yandan memleketin ne kadar şahane bir yer olduğunun da göstergesi. İlk beşi bu hafta, diğerleri önümüzdeki hafta huzurda. Köprüden uzaylılara, Avrupalı kızlardan Muhammed Ali’ye, plaklarda duymaya alışık olmadığımız şeyler, bir küçük karnaval… O halde, buyurun cümbüşe!

 

Türkiye Cumhuriyeti, 91 yaşında. 29 Ekim’e doğru, geçmişin tozlu sayfalarını kurcalayalım, “yeni” Türkiye lafları telaffuz edilirken eskinin gülümseten anlarını hatırlayalım istedim ve çok zamandır, “şarkılı memleket tarihi” adıyla sunduğum seminerlerde anlattıklarım arasından bir derleme yaptım. Memleket tarihinden dokuz enteresan plak seçtim, bunları art arda sıraladım. Dokuz plakta 91 yılı özetlemek elbette mümkün değil, niyetim de o değil zaten. Sadece “yok artık, bunu da mı yapmışlar” diyebileceğimiz bir kısım şarkıları/türküleri anımsatmak, seminerlerde dinlettiklerimi (sesiyle olmasa da sözüyle) bu sayfaya taşımak amaç. Türkiye Cumhuriyeti’nin 91 yılından seçilmiş bu plaklar, bir yandan memleketin ne kadar şahane bir yer olduğunun da göstergesi. İlk beşi bu hafta, aşağıda; diğerleri önümüzdeki hafta huzurda. Köprüden uzaylılara, Avrupalı kızlardan Muhammed Ali’ye, plaklarda duymaya alışık olmadığımız şeyler, bir küçük karnaval… O halde, buyurun cümbüşe!

 

Boğaz Köprüsü - Emel Sayın

 

1973 yılında, Cumhuriyet’in 50. yılı kutlanırken, memlekette bir başka sevinç yaşandı: Temeli 12 Şubat 1970’te, 21 pare top atışı eşliğinde Süleyman Demirel tarafından atılan Boğaziçi Köprüsü, Demirel’in “siyasi nedenlerle” katılamadığı bir törenle, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından 30 Ekim 1973 tarihinde açıldı. Açılışın, “bayram”ın ertesi gününe denk getirilmesinin sebebi, “Cumhuriyet’in 50. yılı kutlamalarına gölge düşürmemek”ti. Ansiklopedilerde, “İstanbul Boğazı üzerinde, Ortaköy ile Beylerbeyi semtleri arasında yer alan ve Asya ile Avrupa’yı birleştiren asma köprü” cümlesiyle tanımlanan ve yapıldığı dönemde dünyanın en uzun dördüncü asma köprüsü olan Boğaziçi Köprüsü’nün açılışına, dünyaca ünlü sinema oyuncusu Danny Kaye ve mehter kıyafetleriyle Kurtalan Ekspres eşliğinde Barış Manço katılmış. Açılışta, on binlerce insanın aynı anda köprüyü geçmek istemesi üzerine oluşan sallantıdan korkan yetkililerin köprüyü boşalttığını ve bunu, dönemin gazetelerinin alaylı bir dille ve günlerce yazdığını da sözlerime ekleyeyim ve şarkıya geçeyim Doğrudan Boğaziçi Köprüsü’nü konu edinen bildiğim beş şarkı var. Açılışa denk getirilerek birbiri ardına çıkartılmış plakların en önemlisi, Yusuf Nalkesen’in “Boğaz Köprüsü” adlı şarkısı. Sözlerini İnci Nalkesen’in yazdığı şarkıyı Süheyl Denizci Orkestrası eşliğinde Emel Sayın seslendirmiş: “Semada nazlı bir heybetle durur / Sahili sahile bağlayan budur / En büyük mutluluk, en büyük gurur // Kıyıdan kıyıya bir ışık uzar / Sahiller sevinçli, mutlu yalılar / İstanbul bahtiyar, Boğaz bahtiyar // Cumhuriyetin ellinci yılında / Bağlandı Rumeli Anadolu’ya / Hayaller hakikat oldu sonunda...” Şarkının nakaratında, “Cennet İstanbul’umun en güzel süsü / Başımda taç sanki Boğaz Köprüsü” sözlerine rastlıyoruz. Köprü açılışının, toplumun her kesiminde heyecan dalgası yarattığı yıllardan “yandaş”lar eşliğinde yapılan Marmaray açılışına ulaşmamız arasında 40 yıl var. Üstelik şimdikiler bu açılış coşkusunu “bayram”ın önüne geçirmekte bir beis görmüyorlar.

 

Muhammed Ali - Rıza Konyalı

 

Sadece köprü değil, 70’li yılların ilk yarısında Amerikalı bir boksör, “millî hislerimizi” coşturdu: Muhammed Ali. Dünyanın ilk Müslüman boks şampiyonu. Hakkında, Türkiye’de birden fazla plak yapıldı. Plaklar iki türlü: Adındaki Muhammed’den doğru Müslümanlığını öne çıkartanlar ve Ali ismine odaklanarak Alevilik propagandası yapanlar… Elimdeki örnek, sözlerini Vahap Kocaman’ın yazdığı Rıza Konyalı bestesi… Konyalı, kapağa adını yazmaya gerek duymadığı bir hanım kızımızla birlikte seslendiriyor şarkıyı. Kızımız, coşkulu sesiyle plak boyu övgüler diziyor: “Oy aslanım Muhammet Ali / İki soldan vurdun, bir sağdan çaktın / Foreman’a güzel ziyafet çektin / Ayağa kalksa öldürecektin / Vuruşta yamansın Muhammet Ali…” Konyalı ise övgüleri derinleştiriyor: “Kalbinde iman var, kuvvet kolunda / Gerçek Müslümansın Allah yolunda / S(i)por dünyasının bok(u)s dalında / Eşsiz kahramansın Muhammet Ali // Şöhretin dünyada yükseldi kat kat / Hasmını bırakma iyi dayak at / Ağzını burnunu birbirine kat / Al kana boyansın Muhammet Ali…” Şarkının ilerleyen dakikalarında İslam övülüyor (“Sevindirdin bizi, bin yaşa, sağol / Zaten İslam dini en gerçek yol”) ve laf Türklüğün kudretine geliyor: “Sende ayrı sır var, ayrı bir tavır / Türk kadar güçlüsün Türk kadar cesur / Elin dert görmesin, vur yiğidim vur / Yorulmaz civansın Muhammet Ali…” Sonunda, söz yazarı, hayranlığını çok net dile getiriyor: “Yumrukların ışık tuttu dünyaya / İslam bayrağını çektin semaya /…/ Hayranlarındandır Vahap Kocaman / Çünkü Müslümansın Muhammet Ali…”

 

Uzaylılar Hoşgeldiniz- Şemsi Yastıman

 

1969 yılında yapılan aya seyahati müteakip bir “uzaylı” furyası memleketi kapladı. Uzay, her dem göz önündeydi ama bu aşamadan sonra uzaylılarla alakalı plaklar birbiri ardına piyasaya çıktı. Çok örnek arasında belki de tek güzel olan, Şemsi Yastıman’ın meşhur “Uzaylılar Hoşgeldiniz” adlı plağı. “Duyduğuma göre siz uzaydan gelmişsiniz / Hele şöyle bir oturun bakalım iki laf edek” diyerek başlayan Yastıman, hoşbeşi takiben yekten sorguya girişiyor: “Hangi rüzgar attı sizi? /…/ Kurcalardı zihnimizi / Uzaylılar hoş geldiniz // Sizi gördük sevindik çok / Karnınız aç mı yoksa tok? / Atmosferde ne var ne yok?” Uyruk, urba, il, dil derken “Güneşle aranız nasıl?” sorusunu müteakip hayat gailesine getiriyor sözü: “Ne durumda sizin devlet? / Liderlerde var mı hiddet? / Zor mu kurulur hükümet? // Sizde kalp kırmak var mıdır? / Adam kayırmak var mıdır? / Sağı solu ayırmak var mıdır?” Bütçeden petrol sıkıntısına, seçimlerden çöp sorununa memleket ahvalini bir çırpıda sayan Yastıman, “Yapalım bir konsültasyon” diyerek sorularını sürdürüyor: “Ne yanda sizin istasyon? / Sizde de var mı enflasyon? // Ayda var mıdır boş arsa? / Rüşvetinen karaborsa? / Biz de gelek beleş varsa?” Şarkının sonunda, öğüdünü esirgemiyor: “Der Şemsi Yastıman size / Dostça öğüt görev bize / Hemen dönün ülkenize…”

 

Kuklacı Marks - Genç Ozan Abdullah Kılıç

 

Halk ozanları, Pir Sultan Abdal’dan bu yana halkın dertlerini dile getirmiş; elde saz, dilde söz, diyar diyar dolaşarak şikayetleri sıralamış, halkın dertlerinden şarkılar yapmış. Ekseriyetle sol cenaha mensup ozanlar, bilhassa 60’lardan itibaren halkın sesi olmuş. Âşık Mahzuni Şerif’ten Âşık İhsani’ye, yaptıkları plaklarla yüzbinleri etkilemiş. Arada tersten vuran ozanlar da çıkmış. Ülkü Plak adına çalışmalar yapan Genç Ozan Abdullah Kılıç, “Kuklacı Marks” adlı kinayeli bir şarkı yapmış, şarkı boyu neredeyse her dizede bir değil birkaç nefret suçu işlemiş. Uzun uzun anlatmaya gerek yok, sözler her şeyi anlatıyor zaten: “Soyun Almanmış aslın Yahudi / Hiçe saydın dini, milliyeti / Nerde görsem bir dinsiz kedi / Orda sen varsın kuklacı Marks // Parmakların pek de marifetli / Kuklaların Rusçu kimi Çinci / Kürsüde görsem bir hain tilki / Orda sen varsın Kuklacı Marks // Sıra sıra dizdin kuklaları / Silmek istedin namusu arı / Sokakta görsem bir sürtük karı / Orda sen varsın Kuklacı Marks // Kukla olursa itin birisi / Karıştırırsa kendi ilini / Nerde görsem kanlı bir anarşist / Orda sen varsın Kuklacı Marks // Genç Ozan der dönmem ben yolumdan / Zehrin akar her taşın altından / Kuklacı Marks, modan geçti çoktan / Sen de kukla oldun kuklacı Marks / Allahsız Marks / Kitapsız Marks…”

 

Hollanda’nın Kızları/ Avrupa’nın Kızları

 

“Alamanya” meselesi, 70’lerin mühim meselelerinden… Türkiye’den Almanya’ya yapılan göç ve sonrasında Avrupa’ya yayılma hali, elbette karşılığını şarkılarda bulmuş. Almanya’ya gidenlerin dertleri, Türkiye’de kalanın çektiği çile, orada görülenler bir bir şarkılarda anlatılmış. Şüphesiz en çok ilgiyi kızlar çekmiş. İki plakta Avrupa’nın kızlarına göz atacağız şimdi… İlkinde, Dursun Mercankaya, Hollanda’yı şaşarak ve biraz da hasetle anlatıyor. İçli, tren düdüğüne benzeyen bir kavalla açılıyor şarkı ve ilerliyor: “Hollanda’nın kızları / Sarı sarı saçları / Doğuştan zannetmiştim / Hep boyama saçları // Hollanda’da kadın kız / Caddede kahvelerde / Utanmak ne bilmezler / Sevişirler her yerde // Hollanda’da kız kadın / Hepisi çalışırlar / Cumartesi olunca / Âşıklar buluşurlar //Hollanda’da gezen gençler / Kadın kız peşinde / Türkiyeli gidemez / Kararsızlık yüzünden // Hollanda / Dikkat edin bayanları çok hovarda…” Diğer plak, Avusturya’dan bildiren Koryanalı kemençeci Hüseyin Köse’ye ait, “Avrupa’nın Kızları”: “Avrupa’nın kızları ne ocaklar söndürdü / Ne Müslüman gençleri Katoliğe döndürdü…” Köse, kızlara bakanlara çatıyor: “Aldanma kardaş, hangi yola gidersin / Çocuklarına alır gavur kızınla yersin /…/ Nasıl bu hareketi yakıştırdın aslına? / Aslın Türk değil midir, yazıklar olsun sana!” Plağın arka yüzünde, “Gittim Avusturya’ya” adlı şarkı var. “Biraz da anlatayım size Avusturya’dan” diye başlıyor ve çuvaldızı kendisine batırıyor: “İstikbal kurtarmaya / Gittim Avusturya’ya / Kızlardan kurtulup da / Dönemedim sılaya…” “Pamuk gibi kızlar”dan söz eden Köse’nin derdi büyük; şarkının sonunda ağızdaki bakla çıkıveriyor: “Bu kızlardan bir tane / Edemedim Müslüman…”

 

 (devam edecek…) 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020