Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Beşer
 
 
Yayımlanan Sayı : 1591

Acının, yalnızlığın ve hüznün şairi Eleni Karaindrou - 23.06.2014





Eleni Karaindrou müziğinin cazibesi onu tarif etmenin güçlüğünde; melankolik ve depresif ruhlara hitap eden melodileri o kadar bulaşıcı ve yaralayıcıdır ki, insan onunla kendisi arasına mesafe koymadan edemiyor. Yaşamın herkesçe bilinen acılarını, yalnızlığın hüznünü kendi anadilinden anlatıyor bizlere Karaindrou.

 

Tarihle günümüz arasında sır dolu bir köprü kuran ve buram buram eski Yunan kokan yeni albümü “Trojan Women”da 30 parça var. Bu albüme ilham veren, M.Ö. 431 ve 404 yılları arasındaki Peloponnesian savaşını anlatan ünlü yazar Thucydides’in mısraları, bundan tam on yıl önce Karaindrou’nun piyanosunda yeniden canlanmaya başlamış. Aslen film kompozitörü olarak bilinen Karaindrou, Yunanistan’da bir dağ kasabası olan Athens’da doğmuş, Hellenikon Odion’da piyano ve müzik teorisi öğrenmiş. 1969’da Paris’e yerleşerek, orda beş yıl boyunca etnik müzik eğitimi almış.

 

Karaindrou’nun en ünlü ortaklığı sinemacı Theo Angelopoulos’la birlikte çalışmaları, 1982’de başladı ve 1991’deki “The Suspended Step of the Stork”, 1995’deki “Ulysses Gaze” ve 1998’deki Palm Ödüllü “Eternity and A Day”le devam etti. ECM’in patronu Manfred Eicher, Karaindrou’nin müzikal birikimini albüm yapmak üzere kesti, biçti ve mix’ledi; müziği tiyatral perdenin arkasından alarak sihirli dokunuşlarla onu yeniden yapılandırdı. “Eternity and A Day” filmi için yaptığı geleneksel Yunan müziğinde kullanılan çeşitli enstrümanlar ve akıldan çıkmayan geçişlerle dolu müziklerin filmlerden bağımsız olarak ayakta durabilme özelliği, sadece iyi soundtrack değil, aynı zamanda iyi müzik yaptığını ispatladı. Karaindrou ayrıca Jules Dassin ve Chris Marker gibi önemli Avrupalı yönetmenlerle de çalıştı.

 

Filmler için yaptığı, başarılı albümlerden sonra Karaindrou, “Trojan Women”de bir tiyatro oyunu için yazdığı müzikleri seslendiriyor; İlk olarak M.Ö. 415 yılında sergilenen oyun, savaşın felaket getiren absürdlüğü üzerine kurulmuş, tüm zamanların en iyi savaş ve tanrı karşıtı edebi protestolarından biri. Euripides bu oyunu Yunanlılara sunmadan bir yıl önce, Athenalılar, Melos adasına saldırmışlar, öldürerek, tecavüz ederek, yakarak, yıkarak, vahşi bir şekilde fethetmişler; hayatta kalan kadın ve çocukları köle olarak satmışlardı. Euripides, bu yıkıma karşı sanatıyla pasif bir boykot gerçekleştirir. Oyun, insanları sömürüye karşı uyarır.

 

Antonis Antypas’ın sahneye koyduğu Euripides trajedisi oyun, ilk defa geçen yıl 31 Ağustosta Ancient Tiyatrosunda 15 bin seyircinin karşısında sahnelendi. Karaindrou ve Antypas ikilisinin ortaklığı 1986’dan beri sürüyor.

 

Albüm kapağına Karaindrou, “Araştırma ve analizin, bilgi toplamanın ötesinde bir şeyler vardır; şiirsel bir metnin anlayışının ötesinde bir şeyler. Bunlar asla anlatılamaz, sadece hayal edilebilir” diye not düşş. “Trojan Women”in farklı etkileri Karaindrou’yu daha geniş bir müzikal bakış açısı için cesaretlendirir; folk enstrümanları ve koro ile mitolojik bir atmosfer ve tını oluşturur. Onun ‘evim’ dediği toprakların malı olan lyra, kanonaki, ney, santuri, outi, laouto, harp, daires, daouli gibi enstrümanlar, zamanın derinliklerinden kopup gelir. Sarmalayıcı ve tedavisiz romantik, naftalin kokan parçalar sizi geçmişin tutkulu sislerinin örttüğü manzaraları çağştırır; sır dolu dokunuşlarla bezeli, hastalıklı derecede içe kapanık melodiler sizi zamanın ötesine taşır.

 

Melodik folklorik bir basitlik taşıyan armoni dolu bir müzik sunar, ama bu melodileri öylesine donuk renklerle bezer ki, açık koyu ilişkisindeki pesimizmi nedeniyle bu şarkıların renk lekeleri ile çalışan Mark Rothko’nun elinden çıkmış bir tablodan fırladığını düşünmeden edemezsiniz. Akıldan çıkmayan öldürücü derecede yoğun ve psikolojik açıdan derin bir durağanlığın müziğidir bu. Bir Mahler senfoni gibi kızgın, ancak bir o kadar da sade bir tını. Eğer potansiyel olarak intihara eğiliminiz varsa, yaşama pamuk ipliği ile bağlı olan bu albümden uzak durun.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021