Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Meriç
 
 
Yayımlanan Sayı : 1574

Saygı albümleri ne kadar saygılı? - 24.02.2014





Memlekette son dönemlerde bir ‘saygı’ albümü furyası başladı. Öncesinde hiç ilgilenmediğimiz bir durumdu bu, bir anda keşfettik. Elbette işin suyunu her koşulda çıkarttığımız için hızla arayı kapattık. Yurtdışında örnekleri çokça görülen ‘tribute’ albümler bizde de bir anda çoğaldı. Bunlar, vefa albümleri. Yaşayan sanatçılar için yapılıyor ve onların şarkıları, değişik geleneklerden yorumcularca seslendiriliyor. Bu, sahibine bir armağandır. Sadece sanatçı değil, kimi zaman tek bir albüm için de yapılıyor ‘tribute’ler: ‘The Wall’dan ‘Rumours’a meşhur albümler, değişik zamanlarda yeniden seslendirildi. Memlekette de enteresan bir örneği var bunun: 2013’ün sonuna doğru yayınlanan, Replikas’ın ‘Dadaruhi’ albümü.

 

‘Tribute’ bahsini açma sebebimiz, geçen hafta yayınlanan ‘Göğe Selam II’. Yeni bir Kurtalan Ekspres albümü bu. İlki 2011’de Barış Manço, Cem Karaca ve Bahadır Akkuzu anısına yayınlanmıştı, (Gür Akad’ın Cem Karaca’ya ithafen söylediği ‘Cem Abi’yi ve enstrümantal ‘2012’yi saymazsak) değişik sanatçıların seslendirdiği Manço şarkılarını içeriyordu. Bu kez, konuklar Manço ile sınırlı kalmamış, Cem Karaca, Yavuz Çetin, Neşet Ertaş, Âşık Mahzuni Şerif ve Pir Sultan Abdal girmiş repertuara. Bir şarkıyla da Kâzım Koyuncu’ya selam çakılmış. İlkinden çok daha iyi olmuş, şarkıların ve katılan isimlerin çeşitliliği albüme bir hareketlilik katmış. Kurtalan Ekspres’in eşliği olayı ‘tribute’ halinden biraz sıyırsa da bir ‘saygı’ albümü bu ve gereği yerine getirilmiş. Albümün tek handikapı bizzat Kurtalan Ekspres; Barış Manço albümlerinde harikalar yaratan ekip, son dönemlerde amatör bir grup gibi davranıyor. Bu elbette iyi, amatör ruh her zaman gerekli ama olay ‘iş’e yansıyınca olmuyor. Ekibin sürekli yenilenmesi, eski tüfeklerden sadece Ahmet Güvenç’in kalması da bunda etkili elbette. Ancak Kurtalan Ekspres’in yer yer yetersiz eşliği, yorumları da etkiliyor. Albümün açılışında yer alan (aynı zamanda ilk klip şarkısı olarak seçilen) ‘Maden Ocağının Dibinde’, Hayko Cepkin’in elinde kanatlanıp uçabilecekken tökezliyor. Yanlış anlaşılmasın, Cepkin elbette elinden geleni yapmış, şarkı çok güzelleşmiş ama çok daha fazlası yapılabilirdi. Bunu engelleyen maalesef kötü eşlik ve diğer şarkıları çok daha fazla etkiliyor.

 

Esasen ‘tribute’ meselesi de sorunlu bizim memlekette. Olay basittir aslında: Katılanlar şarkıları kendi tarzlarında yorumlar, ortaya yepyeni şarkılar çıkar. Bizde bu yanlış anlaşılıyor ve tek bir elden çıkan düzenlemeleri değişik sanatçıların seslendirdiği toplamalar yapılıyor. Son Orhan Gencebay albümünde gördük, tek tornadan çıkmış düzenlemelerin memleketin meşhurlarınca seslendirilmesi albüme hareketlilikten öte bir tekdüzelik katıyor. Ortaya çıkan maalesef kötü ve Orhan Gencebay albümü bu yüzden dinlenemez halde. Duman, Athena, maNga gibiler olmasa durum daha da vahim olacak ama neyse ki onlar, bahsi geçen albümü kurtarıyor.

 

Bizim ‘tribute’ler azımsanamaz

Bizde olay 2000’de başladı: ‘Şarkılar Bir Oyundur’ adlı ikili albüm, ‘Bülent Ortaçgil İçin Söylenmiş Bülent Ortaçgil Şarkıları’ydı. Şebnem Ferah’tan Mavi Sakal’a, Mirkelam’dan Leman Sam’a uzanan bir kadrosu vardı ve ‘saygı albümü’nün gereğini yerine getiriyordu: Ortak birkaç düzenlemeci hariç, herkes ‘kendince’ yorumlamışşarkıları. Bilhassa Mirkelam’ın ‘Bütün Çiçekler Su İster’ yorumu, bir şarkının nasıl dönüştürülebileceğine iyi bir örnekti. Sonrasında bunun kadar iyisi yapılmadı.

 

Devamı hızla geldi aslında: Ezginin Günlüğü’nden Teoman’a, 3 Hürel’den Orhan Gencebay’a uzadı yol, arada iyi kötü bir sürü albüm yapıldı. Murathan Mungan’ın sözlerini yazdığı şarkıları toplayan ‘Söz Vermiş Şarkılar’, bir sosyal sorumluluk projesi olarak ‘Çocuklar İçin Söylenen Feridun DüzağŞarkıları’nı içeren ‘İyilik Güzellik Spor’, Onno Tunç, Uzay Heparı ve Aysel Gürel’in ölümünün ardından hazırlanan albümler derken ‘tribute’ külliyatımız bir hayli genişledi. Elbette Cem Karaca (‘Mutlaka Yavrum’), Barış Manço (‘Yüreğimdeki Barış Şarkıları’) ve Ahmet Kaya (‘Dinle Sevgili Ülkem’) unutulmadı. Müzeyyen Senar’ın Tarkan’dan Sezen Aksu’ya uzanan isimlerle düet yaptığı ‘Bir Ömre Bedel’i, Nilüfer’in toplam 25 düeti içeren iki albümünü ve Melih Kibar’ın sağğında yaptığı albümleri de listeye eklersek aslında azımsanamayacak bir ‘tribute’ literatürüne sahip olduğumuzu görürüz. Sayıları otuzu aştı. Yazık ki bunların çok azı gerçek anlamda olayı karşılayabiliyor.

Bu, her
şeyden öte yapımcılarla ilgili bir sorun. Herkes kendi sanatçılarıyla çalışmak istiyor ve bir düzenlemeciyi/yorumcuyu ön plana çıkartıyor. Böyle olunca da olay ‘saygı’dan ziyade ticari bir boyuta geçiyor. Bu aşılamadığı sürece Türkiye’de gerçek anlamda bir ‘tribute’ albüm yapmak zor. Gönül bir Cem Karaca albümü ya da sahiden iyi bir Barış Manço albümü istiyor ama bunun için daha çok bekleyeceğiz sanırım.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020