Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 19 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Meriç
 
 
Yayımlanan Sayı : 1570

Çare rock’n’roll! - 20.01.2014





Plak toplamanın en güzel yanı, sürprizlere açık olmasıdır. Unutulmuş bir şarkı, acemice doldurulmuş bir ilk plak bu ‘iş’i bir arkeolojik kazıya dönüştürüveriyor

 

Plak toplamanın en güzel yanı,  sürprizlere açık olmasıdır. Unutulmuş bir şarkı, acemice doldurulmuş bir ilk plak bu ‘iş’i bir arkeolojik kazıya dönüştürüveriyor. Hele benim gibi belgesel plak delisiyseniz, önünüzde bambaşka ufuklar açılıyor. Belgesel plak dediğimiz, ‘konuşmalı’ tabir ettiklerimiz. Bir şairin kendi sesinden şiirlerini ya da bir siyasetçinin en önemli nutkunu barındıran plaklar mesela. Bu kadar da değil; futbol karşılaşmalarından kraliyet düğünlerine, tiyatro oyunlarından tarihi olaylara her şeyi plaklar üzerinde bulmak mümkün. Belgesel kayıtlar konusunda çok geride olsak da enteresan şeyler bulunabiliyor. Üstelik benim gibi ‘deli’ler dışında alıcısı olmadığı için oldukça uygun fiyatlara!


Geçen hafta enteresan bir plak geçti elime: 1967’de Amerika’da basılan ‘Rock & Roll / Evolution or Revolution?’. Mr. Music lakaplı müzik tarihçisi Norm N. Nite, 41
şarkıdan alıntılar yaparak rock’n’roll’un hikâyesini anlatıyor ve sorusuna cevap arıyor: ‘Evrim mi, devrim mi?’ 1950’lerin ilk yarısında Amerika’da ortaya çıkan ve hızla dünyayı etkisi altına alan bu tür, o günden bu yana tartışmaların merkezinde. Bu plaktan yola çıkarak, aynı soruyu memleket üzerinden cevaplayalım...

 

Evrim mi, devrim mi?

Rock’n’roll, dünyayı hızla etkisi altına alan ilk belki de tek müzik türü. Hızı muazzam; 1954’te Amerika’da ilk ‘hit’lerini çıkartan, 1956’da Bill Haley & The Comets’in söylediği ‘Rock Around a Clock’la okyanusu aşarak dünyayı ‘sarsan’ bu tür, Türkiye’ye çıkışıyla eşzamanlı girdi. Bu bugün dinlediğimiz ‘pop’un başlangıcıdır. Evrim kısmı yanlış ilerledi belki, ilk adımdan Serdar Ortaç’a gelmek sahiden fena ama bu müziğin memlekette de devrim olarak algılanması ve ona hızla savaş açılması çok da anlaşılmaz değil.


Enteresandır, rock’n’roll Türkiye’ye ‘askeri’ yollarla girmi
ştir. Orijinal plakları İncirlik ve Çiğli’deki Amerikan üslerinde görevli askerler getirmiş, ilk rock’n’roll şarkıları yöreye yayın yaptıkları radyolarda çalınmış. Bu yüzden İstanbul dışında İzmir ve Adana’da yeşermiş batı müziği, bozkıra geç ulaşş. Üstelik bu türün ilk icracıları da asker: Aralarında Erkut Taçkın ve Durul Gence’nin bulunduğu Deniz Harp Okulu öğrencileri! Güven Erkin Erkal’ın ‘Türkiye Rock Tarihi’ çalışmasının ilk cildi olan ‘Saykodelik Yıllar’a göre (Esen Kitap, Kasım 2013) Deniz Harp Okulu Orkestrası’nın kuruluş tarihi 1957. Kimi kaynaklar bu tarihi 1955 olarak veriyor –ki bu, durumu değiştirmiyor: Rock’n’roll, internet ve televizyonun olmadığı bir çağda memlekete jet hızıyla giriyor.


Sonrası hızla geli
şiyor: Bu ‘yeni’ tür, o güne dek Celal İnce’nin taş plaklarda söylediği romantik şarkılarını dinleyen, onlarla ‘eğlenen’ genç kuşağın ‘kendini bulduğu’ müzik; bir çılgınlık. Deniz Harp Okulu Orkestrası -ki askeri öğrenci oldukları için okul dışında kendilerini ‘Somer Soyata ve Arkadaşları’ olarak tanıtmışlardı- özellikle kız okullarında verdikleri konserlerle, bu çılgınlığın öncüsü; Erkin Koray ve Ritimcileri ile hemen ardından ortaya çıkan Şanar Yurdatapan’lı Kuyrukluyıldızlar ve Erol Büyükburç’sa sürdürücüsü. 1956’da yazılan bir kitap, çılgınlığın belgesi: Hayalet Oğuz namıyla maruf Oğuz Alplaçin’in hazırlanmasına katkıda bulunduğu ‘Dünya Sarsılıyor / Rock’n Roll’ (Oğuz Alplaçin – Vecdi Benderli, Ekicigil Yayınları, 1956) Kitapta görüşü alınan ‘genç’ yazarlarımızdan Ferit Edgü’ye kulak verelim: “Ne yapacağını bilmeyen çağımız gençliğinin, çoğunluğun beğenisine başkaldırmalarının bir alandaki sonucu...” Kitabın orijinalini bulmak mümkün değil ama ‘hazine avcıları’ için küçük bir tüyo vereyim: ‘Dünya Sarsılıyor’un tam metni, şu an piyasada kolaylıkla bulunabilen, Orhan Duru – Sezer Duru ikilisinin Oğuz Alplaçin’i anlattığı “O Pera’daki Hayalet” kitabının içinde var. (YKY, 1996)

 

Her dem hedef tahtasında

Uzun saçlar, ‘çılgın’ tavırlar ve özgür hareketler, tepkilerin bir anda yükselmesine sebep. Durumu tehlikeli ve gayri ahlakî bulanlar derhal gerekli girişimlerde bulunup bu ‘çılgınlığın’ yasaklanmasını istiyor. Elbette işe yaramıyor. Rock’n’roll ortalığı sarıyor ve dönüşüyor. Önce Anadolu-pop çıkıyor sahneye, türküler ve alaturka şarkılar rock sosuna bulanıp lezzetleniyor; sonra bu hat giderek politikleşiyor. 70’lerin ikinci yarısında, sazı halk ozanlarının elinden alarak düzene karşı çıkanlar, rock yapanlar: Cem Karaca, Edip Akbayram, Selda ve diğerleri… 12 Eylül 1980 sonrasında da durum değişmiyor. Devrimci halk ozanlarının tavrını sürdüren Grup Yorum’dan Ahmet Kaya’ya uzanan güçlü hat bir yana, muhalifler yine rock cephesinden çıkıyor. Üstelik ses yükseliyor, katkı artıyor. Doğrulamak için çevreye bakmak yeter. Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi, mor ve ötesi, Redd, Duman derken yapılan şarkılar dilden dile yayılıyor. Sadece rock değil elbet, BaBa ZuLa, Kolektifİstanbul, Selen Gülün ve Güvenç Dağüstün gibi cepheye katkıda bulunan pek çok şahane insan var. Konser vermekle kalmayıp, bizzat ‘sahaya’ iniyorlar. Refleksleri de sağlam üstelik: Van depreminin birinci haftasında düzenlenen ‘Van için Rock’ı hatırlayın: Bu konser sonrası Van’a okul yaptırıldı, hemen herkes o gece sahnedeydi.


Türkiye enteresan dönemde; hükümet – cemaat kapı
şması yeni tuhaflıklara gebe. İktidarın önümüzdeki günlerde atacağı adımlar meçhul. Kaygıyla izlerken sığındığımız şey de şarkılar. Öfkeyi isyanı dile getiren, sesimizi çoğaltan şüphesiz rock. Bu durumda, dillendirilen bütün ‘çare’ler bir yana, asıl çare bu: Rock’n’roll. Kesin bilgi. Yayabiliriz.

 

***

Mr. Music lakaplı müzik tarihçisi Norm N. Nite (aşağıda) 1967’de Amerika’da basılan ‘Rock & Roll / Evolution or revolution?’ adlı plakta 41 şarkıdan alıntılar yaparak rock’n’roll’un hikâyesini anlatıyor ve ‘Evrim mi, devrim mi?’ sorusuna cevap arıyor.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020