Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 19 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Meriç
 
 
Yayımlanan Sayı : 1566

80’leri güzel kılan bir mucize: MFÖ - 23.12.2013





Hikâye klasik: Kalamış sahilinde bir gencin elindeki The Beatles plağını gören diğer genç ona yanaşır, “Ben de çok seviyorum, üstelik çalıyorum” der, diğeri “Ben de çalıyorum” deyince vuslat hâsıl olur

 

Hikâye klasik: Kalamış sahilinde bir gencin elindeki The Beatles plağını gören diğer genç ona yanaşır, “Ben de çok seviyorum, üstelik çalıyorum” der, diğeri “Ben de çalıyorum” deyince vuslat hâsıl olur. 40 yılı aşkındır bu iki genç yan yana: Mazhar Alanson ve Fuat Güner; MFÖ’nün M ve F’si. Bu sırada Ö henüz çocuk.


1984’ün sonlarında bir televizyon programında Mazhar Fuat Özkan’la tanı
şğımızda, benim gibi dönemin gençleri, onları “yeni buluşmuş üç hevesli müzisyen” olarak nitelendirmişti. Oysa öncesinde bir hayli durak var: Kaygısızlar, Mazhar – Fuat ikilisi ve arada İpucu Beşlisi... MFÖ ise Eurovision’da Mazhar’ı telaffuz edemeyen ‘kolaycı’ sunucunun hediyesi!


Bu ülkenin tartı
şmasız en iyi gruplarından biri MFÖ. İlk albümleri ‘Ele Güne Karşı Yapayalnız’ın yayınlanması, yirminci yaş kutlamalarına. Öncesinde Mazhar – Fuat adıyla yayınlanmış üç buçuk 45’lik ve bir albüm (Türküz Türkü Çağırırız) ile İpucu Beşlisi adıyla yayınlanmış bir 45’lik (Heyecanlı / Hop Otur Hop Kalk) var. Daha da öncesinde, dört Kaygısızlar 45’liği ve Barış Manço eşlikleri… 1967’de başlayan Barış Manço mesaisi, en büyük şansları. ‘Kol Düğmeleri’, ‘Seher Vakti’, ‘Kızılcıklar’, ‘Ağlama Değmez Hayat’ derken hem adlarını duyuruyorlar, hem ‘usta’nın yanında pişiyorlar. Bu mesainin bitiminde, 1969’da, Kaygısızlar adıyla ilk 45’liklerini yayınlıyorlar: ‘Şaşırdım / Son Gece’ Mazhar – Fuat’ı bize tanıtan albüm, 1973 tarihli ‘Türküz Türkü Çağırırız’. ‘Güllerin İçinden’, ‘Adımız Miskindir Bizim’ gibi sonradan ünlenecek şarkılar da var içinde. 1975’teki İpucu Beşlisi, Özkan Uğur’la buluştukları grup. Ayhan Sicimoğlu ve Galip Boransu’nun da katılımıyla yapılan ilk ve tek plak, ileride yapılacak çalışmaların habercisi. İzzet Öz’ün TRT için çektiği ilginç klip ise MFÖ’nün ilk görüntülü belgesi. Sonrası sıkıntılı yıllar: Askerlikler, ayrılıklar, evlilikler hep bu döneme rastlıyor. Ekip bu dönemde farklı tiyatro projelerinde de yer alıyor. Bu dönemin sonunda, üçlü yeniden bir araya geliyor. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer, Seyyal Taner gibi isimlerle yaptıkları çalışmaların sonu, ‘Ele Güne Karşı Yapayalnız’…


MFÖ külliyatında ikisi toplama 12 albüm ve bir single var: ‘Ele Güne Kar
şı Yapayalnız’dan MFÖ’ye gelen yol uzun. Arada Mazhar Alanson ve Fuat Güner solo albüm yaptı, geçtiğimiz yıl hastalığıyla üzen Özkan Uğur ise filmlerde şarkı söyledi. Yakın zamandaki hareketlilik, Özkan’ın dönüşüyle alakalı: Hastalığı yüzünden bir süre ortalıktan kaybolan sanatçı, iki hafta önce Bostancı konseriyle dinleyicisinin karşısına çıktı.

 

Sermayeden yemeye başlamaları fena

Mazhar ve Fuat ekibin beyin gücü ya da dışarıda söylendiği gibi ‘yaratıcı dâhi’si. Özkan ise haşarı çocuk; konserlerin en ilgi çeken elemanı! Bu, katkı sağlamadığı anlamına gelmesin ama: ‘Bazen’ ve ‘Amanın Aman’ gibi besteleri, klasikler arasına çoktan girdi. Memleket popuna enteresan katkıları da var: Sözlerini yazdığı ‘Kera’, Sertab Erener tarafından seslendirildi, ‘Fanki Tonki Zonki’ ise Yavuz Çetin… MFÖ repertuvarının en acayip şarkısı ‘Sude’yi de unutmayalım.


Biraz da ne halde olduklarına bakalım: Bugüne kadar albümlerinde de
ğişik denemelere girişen, sürekli kendini yenileyen ekibin, yakın zamanda sermayeden yemeye başlaması fena. Yeni albümlerden konser repertuvarına giren şarkı sayısı çok az. Repertuvar neredeyse hâlâ ilk dört albümden müteşekkil. 80’lerde en enerjik günlerini yaşayan MFÖ, sonrasında bir atalete sığındı. Bir single ve bir ‘yeniden okuma’ projesi (‘Collection’, 2003) onları diriltmediği gibi eski hayranlarını uzaklaştırdı. 90’larda süregelen tartışmalar ve ara verdikleri konserler, “dağıldı” söylentilerinin çıkmasına sebep olmuştu. Bunu, 1995’te “MVAB” ile bozdular, rock ağırlıklı bu albüm en güzel MFÖ örneklerinden biri olduysa da sonrası gelmedi. 2006’da yayınlanan ‘AGU’ ise tam bir hayal kırıklığıydı. Bir Mazhar Fuat Özkan albümü değil sanki üçünün bestelerinin toplandığı bir ‘ara albüm’dü.


Mazhar’ın solo albümünden (‘Türk Lokumuyla Tatlı Rüyalar’, 2002) konserlere sızan yeni
şarkıları saymazsak, 1990’lı yıllardan bu yana değişmeyen repertuvarları, sonraki MFÖ’de sorun olduğunun göstergesi. Elbette bunun sebebi yaratıcılığın azalması değil; grubun dört bir yana dağılması. Buluşmaların sadece sahnede gerçekleşmesi, MFÖ ruhunu öldürüyor. O ruhla yaptıkları şarkılar hâlâ söylenirken, diğerleri çoktan unutuldu; hatta görmezden gelindi ki bu daha da fena.


MFÖ’nün içinde bulundu
ğu atalet, onların gelmiş geçmiş en iyi gruplarımızdan biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. En başta, memleket müziğinde önemli bir kırılma noktası. 80’leri güzel kılan bir mucize belki. Bugün yeniden dirilen bir ‘yerli rock’tan söz ediyorsak, bu biraz da MFÖ sayesinde. Onlar yapmadı elbette ama bilhassa kısa aralıklarla yayınlanan ilk üç albüm, süreci hızlandırdı. Başta 9/8’lik şaheser “Ele Güne Karşı” olmak üzere “bizden” şarkıları, dünya müziğine çakılmış selamları ve “Avrupai” düzenlemeleri, onları hep farklı bir yere koymamıza sebep. Türkçenin ilk rap şarkılarından biri olan “Ali Desidero” ile yeni bir çığır açtılar. Kayıp albümleri ‘Dönmem Yolumdan’ dâhil, 2000’lere gelene kadar her şeyi deneyen, tüketen, belki de bu yüzden yenilenemeyen ve ‘mecburen’ duraklayan bir grupla karşı karşıyayız.

 

Müziklerini duymak pek mümkün değil

Televizyon reklamlarından dizilere, filmlerden magazin dergilerine birçok yerde onları görüyoruz belki ama artık müziklerini duymak çok mümkün değil. Özkan Uğur’un sahalara dönmesi ve Fuat Güner’in yeni albümü, yakın dönemde MFÖ’nün yeniden konuşulacağının göstergeleri. Güzel haberler bunlarla sınırlı değil elbette: Memlekette basılmış ilk CD’lerden biri olan “The Best of MFÖ”, “Collection”ı da kapsayan bir kutunun içine girdi ve (“Dönmem Yolumdan” dışındaki) bütün eski albümler yeni CD baskılarıyla raflardaki yerini aldı. Neredeyse bütün bir külliyat ulaşılabilir durumda.


MFÖ, benim için çok önemli: Hayatımdaki ilk ve tek hayran mektubunu onlara yazdım, gelen imzalı resimlerle havalara uçtum.
İlk yazım, lisenin duvar gazetesinde yayınlandı ve başğı “Mazhar Fuat Özkan ve Türk Pop Müziği”ydi. İddialı ama sonraki günlerin habercisiymiş meğer! O günden beri her yıl en az bir MFÖ konserine giderim, değişmeyen repertuvarına rağmen inatla onları seyrederim. Güçleri burada belki de: Her şey eksik kalabilir ama hayatınızdan MFÖ şarkılarını çıkartırsanız yeri dolmaz, koca bir boşluk kalır orada.

muratmeric@gmail.com

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020