Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 12 müzisyen gazete okuyor
 
 
Özgür Karakaya
 
 
Yayımlanan Sayı : 1565

Diktatör - 16.12.2013





Kökeni  eski  Roma’ya  uzanmaktadır. Sistemdeki gücü elinde  denetimsiz bir  şekilde bulundurarak, her istediğini topluma dayatan propaganda zor ve şiddet kullanarak ülkeyi yönetene denir.

 

Bir diktatörü diktatör yapan özellikse onun yönetim algısı ve pratiğidir. Akıl ve mantık tutarlılığına gerek duymamaktadır. “Tebanın” salt korku yüzünden itaat etmesi yer almaktadır.

 

Gerekli görürse kendini acındırmak için yalvarmaktan da geri durmaz. Kişiliğin de doyumsuz buyurganlık, hırs yer almaktadır. Kendi hırsı için de halkın da köleleşmesini istemektedir.

 

Onu sınırlandıran objektif mekanizmalar yer almaz. Kollektif bir yönetim anlayışından da  söz edilmez.

 

Diktatör olabilmek için iktidara gerek vardır. Arkasında da bir ideoloji bulunmaktadır.

 

Seçimle de başa gelebilmektedir. Başkalarıyla da empati kuramazlar. Onlar için  önemli olan kendi gereksinimleridir...

“Ben yaptım oldu” moduna girmektedir. Kendisinden olmayan herkesi ötekele
ştirmektedir.

 

İnsanlar sırf kendisi gibi düşünmüyor diye mahkeme kurup yargılayandır...

 

Hak ve özgürlükleri de tanımamaktadır. Ötekelerin tehditiyle , kışkırtmasıyla halkı birbirine düşürmeye de çabalamaktadır.


Yaptı
ğı açık hava toplantılarında  topluluğa yalan ,yanlış bilgiler söylemektedir. Halka şirketleri de hedef göstererek ve alışveriş yapmamalarının söylenmesidir. Demagoji de kitlelerin günlük gıdası haline getirilmektedir.

 

Teminatı da “bana güvendir”. Hukuk işlemeyerek yerini orman kanunu alır. Savcılar da halkın değil iktidarın savcısı konumundadır. Sokak caddeler hatta evler de tekin yerlerde değildir.

 

Palalılar ortalıkta dolaşırlar. Oruç tutmazsanız dayak yemeyle de karşı karşıya kalabilirsiniz.


Doktorların kollarına kelepçelenip halka istedi
ği gibi sağlık hizmetinin engellenmesi ve üstüne de soruşturmaya maruz kalmalarıdır.

 

Polisin anayasal hakkını kullanmak için meydana giden yurttaşlara zarar verebilmesidir.Gazeteciler görev yapmasınlar diye gözaltına alınmasıdır. Zülme uğrayanları hakkından da  hiç bir söz edilmemesidir.

 

Gaz maskesi ve baret satan şirketlere kime satıyorsun neden bu işi yapıyorsun diye sorulur? ve hatta satma denmesidir.


Tencere tava çalan kom
şunun ihbarı etmeye çağrılmasıdır.  Sonrada belki de durmak yasak diye kanun da çıkartabilir ve ertesi gün burada yürünemez diye karar da çıkarabilmektedir.


Sanatta nasibini alır tiyatroların muhalif olması da istenmez. Çünkü  tiyatro  kültüründe toplumsal gerçekler ön planda yer almaktadır.

 

Sanatın sorgulamadan uzak kalması da diktatör rejimine yarayacaktır. Ayrıca toplum içersinde yer alan farklı grupların birbirinden ne kadar uzaklaşırsa  diktatör rejimin uygulamalarına uygun düşmektedir.

 

Sürekli konuşarak  nasıl, neyi en zaman yapması gerektiği konusunda emredici öğütler yer almaktadır.


Söylem alanını da kendi himayesinde tutmaktadır.
İçişleri bakanlığının  bürokrasisinin  de diktatörün iki dudağının arasına bakmaya başlamasıdır.

 

Özellikle de seçim barajları da diktatör anlayışın gelişmesinde önemli bir araçtır.

 

Sözde düşünce özgürlüğü yer alır. Basın mensupları da oto sansüre maruz kalmaktadır. Telefonlar da  dinlenmektedir.

 

Kitaplar, dergiler, gazeteler toplatılmaktadır. Fabrika  yerine adalet sarayı ve cezaevi inşa edilmektedir.

 

İnternet siteleri de kapatılır. Yolsuzluktan usulsuzlüklerden söz edilmez . Saray soytarılığı kurumu olur.

Yanda
ş medya, yandaş sermaye yandaş sivil toplum örgütleri yandaş bilim insanları yandaş baro yaratılarak desteklenmektedir.

 

Diktatör  zihniyetinde adalet,  demokrasi, laiklik, özgürlük gibi kavramlardan da çok sık söz edilse de bu kavramların içi boşaltılmaktadır.

 

Bu nokta da “dünyayı yaşanacak yer”  yapma söylemi de  pratik uygulamalarda dünyayı yaşanamayacak hale getirmektedir. 


Sosyal e
şitsizliklerin ortadan kalktığı ideal demokrasi  diktatörlüğün  koşullarını da ortadan kaldıracaktır.


Charle Chaplinin de  dedi
ği gibi   “Nefret geçer, diktatörler ölür. Halktan aldıkları iktidar halka geri döner. İnsanlar ölür hürriyet ölmez”! 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020