Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1746




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 65 müzisyen gazete okuyor
 
 
Senem Tekinkoca
 
 
Yayımlanan Sayı : 1563

Sanat kurumları kendine kuyu kazdı... - 02.12.2013





Son zamanlarda sanatla uğraşan ya da en azından biraz olsun sanatla ilgilenenlerin aklında tek bir soru var...

Operalar ve tiyatrolar ne olacak?
Sanat kurumları kapanacak mı?

Renkli bir ülkede yaşıyoruz.

Her gün başka bir gündem...

Aynı zamanda siyah bir ülke...
Her gün ba
şka bir yasak.

Hükümetin eli her yerde, gözü herkesin üstünde.

Herkes görünürde üzerindeki eli ittirme çabasında...

Ama gözümüz yarı açık, yarı kapalı...

Soruların cevabı belli belirsiz.  Ne devlet operasının genel müdürü, ne de devlet tiyatrosunun müdürü net bir cevap verebiliyor. Kültür Bakanlığı malum.

Yeni tasarıya gelen en büyük eleştirilerden biri sanatçıların aldığı teşviklerin kalkacak olması.

Peki bugüne kadar hangi kurumda sorgulandı acaba "Teşvik nedir?" sorusu...

Bu duruma gelinmesinde sanat kurumlarını yönetenlerin ve yaptıkları toplantılarda sahneye çıkmayan sanatçıya bile olumlu değerlendirme yaparak teşvik almasını sağlayanların payı hiç yok mu?

Niye bütün sanatçılar aynı kefede ve herkes aynı teşvikten yararlanıyor diye soran olmadığı ve sahnede ömür tüketen ve sahneye çıkmayan arasındaki ayrımı yapmayıp bu haksızlığa göz yumanlar bugün çok mu masum?

Dünyanın hangi ülkesinde sahnede aynı anda dans edip şarkı söylemeyi beceremeyen opera sanatçına maaş bağlanıyor? Ve dünyanın hangi ülkesinde hayatını sanata adamış bir sanatçı, hiçbir şey yapmadan maaşını alanlarla aynı şartlara mahkum ediliyor?

Hükümetin belirlediği repertuar sahnelerde oynanacakmış... Büyük tehlike diyen ayakta!

Repertuarlar değişecek diye korkanlar, lütfen son birkaç yıldır operalarda tiyatrolarda sahnelenen eserlere bakın. Herhangi bir baskı olmadan hükümetin desteğini almak için kurumun içerisinde, hükümetin çizgisine uygun eserler yazan, sahneleyenler yok mu ? Sanatçılar bu eserlerde görev almak zorunda kalmıyor mu?

Çok iyi hatırlıyorum. Bundan sadece iki yıl önce İstanbul'da, Türkiye'deki tüm operaların koroları bir araya gelmiş ve 300 kişilik bir sanatçı topluluğu "Senfonik Mevlit " seslendirmişti. Ayakta alkışlandı.

Diğer taraftan operalar her yıl sezon başında yeni Türk eserleri sahneye koyuyor. İçerisinde senfonik ilahiler de var Mevlana'da...

Bugün, dünden daha fazla ne değişebilir?

Repertuar konusunda eleştirilen ne? Eserin niteliği mi, ismi mi, içeriği mi, kalitesi mi?

Sanatçı olmayanlar tarafından belirlenecek repertuar kadar tehlikeli olan durum hangi hükümet olursa olsun nabza göre şerbet vermek isteyen ve hükümetin hoşuna gidecek eserleri niteliğine bakmadan sahneye koymaya çalışanların kurumların içerisinde olmasıdır. Yarın olmasından endişe duyduğumuz şeyler bugün yapılmıyor mu ?

Yarını korkarak beklemeyin, bugün zaten oluyor bunlar.

Kaç kişi operada son yıllarda ne sahnelendiğinden haberdar? Ayağa kalmak için, önce o koltuklarda oturun.

Hükümetin repertuar belirlenmesi değil, hangi esere sahip çıkacağınızı, hangi değerlerin arkasında duracağınızı bilmemektir asıl tehlike...

Yaptığı işe inancı olmayan, etiği olmayan sanatçı olur mu?

Asıl tehlike yarın hükümetin sanat üzerinde yapmayı düşündüğü değişiklikler değil, bugün hükümete uysun diye eser değiştirenlerin kurumlarda var olmasıdır.

Asıl tehlike nabza göre şerbet verip, sanatçı olduğunu unutmaktır.

Kendi egosunu sanatından ya da kurumundan önce tutanların bugün kurumlar kapanacak diye ağlaması timsah gözyaşı.

Hangi iktidar hayatı sanat kadar değiştirecek güce sahip?

Yasalar istediği kadar değişsin.

Sanatçı kendi kurumuna sahip çıkmayıp, içerideki yozlaşmaları çözmezse sanat kurumları üzerinde herkesin eli daha çok dolanır.

Sanatçı izin vermezse kimin gücü yeter sanata dokunmaya

Hepimizin payına şu saatten sonra iğne değil çuvaldız düşmeli.

Egosuz, kuyusuz... sadece sanat!

radikal blog.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019