Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 48 müzisyen gazete okuyor
 
 
Serhan Bali
 
 
Yayımlanan Sayı : 1523

Müzikbilimciler neden eleştiri yazmıyor? - 21.01.2013





Gazetelerin yer vermemesi, müzik bilimcilerin eleştirmen kimliğiyle neden yeterince ortaya çık(a)madıklarının açıklaması olamaz.

 

Radikal'in gündeme getirdiği sanat eleştirmenliği tartışmasını ilgiyle takip ediyorum. Bir süre önce, müzik bilimcilerin üretimsizliği temalı bir makale yazdığımda basta Filiz Ali olmak üzere önde gelen birkaç, müzik bilimcimizden tepki görmüştüm. Ali'nin argümanlarından biri de suydu: Müzik bilimcilerin yazmasının önündeki engel aslında basınımızın yapısıdır çünkü olumlu-olumsuz demeden `her şeyin' yazılabilmesinin önünde engeller var ve bu tutum da `sansür' sözcüğüyle açıklanabilir.

 

Bu düşünceye göre, basınımızda görüş bildiren müzik yazarlarının aslında en önemli işlevi kendilerine servis edilen bültenleri allayıp pullayarak, her türlü eleştiriden ise özenle kaçınarak okurlarını, deyiş yerindeyse, `uyutmaktır'.

 

Söylemin insafsızlığı ve doğru olmadığı bir yana, bu savunu hiç,bir surette müzik bilimcilerin ülkemizde eleştirmen kimliğiyle neden yeterince ortaya çık(a)madıklarının açıklaması olamaz. Evet, örneğin benim gibi geniş okur kitlelerine seslenen yazarlar için, aklımıza veya dilimizin ucuna gelen her şeyi yazamamak gibi bir durum az da olsa her zaman söz konusudur ama bu gerçeklik, müzik bilim fakültelerinden mezun olmuş binlerce kişinin müzik ve müzisyenler üzerine görüşlerini değişik platformlarda ifade etmekten ısrarla kaçınmakta olduğu gerçeğinin üstünü örtemez.

 

Öte yandan, herkes bir gazetede yazmak zorunda değil ki! Artik internet çağında yaşıyoruz. Günlük yazılı basında görüşlerimizin şu ya da bu sebepten ötürü sansürleneceği konusunda kuşkularınız varsa görüşlerinizi internet üzerinden  paylaşmanıza kim mani oluyor? Yoksa internet ortamını mi küçümsüyoruz? Halbuki devir değişti.

 

Günümüzün eleştirileri en fazla takip edilen klasik müzik yazarı olan Norman Lebrecht `Slipped Disc' adlı blog'uyla bugün yerkürenin her yerinden binlerce müziksevere ulaşabiliyor. Lebrecht, bir günlük takipçi sayısıyla BBC Music ve Gramophone gibi ünlü klasik müzik dergilerinin aylık tirajlarını geçer duruma geldi! Kısacası, önemli olan yazmaya niyet etmek, çünkü gazeteciliğin ifa edildiği sınırlar artik o kadar genişledi ki herkese bu ağ üzerinde yer var.

 

Klasik konsere ilgi

 

`Üvertür-konçerto-senfoni' üçlüsünden oluşan kadim `klasik müzik konseri' formati global ölçekte nicedir sorgulanıyor.

 

Ülkemizde de bu kalıbı kırmaya ve daha yaratıcı programlar oluşturmaya yönelik bir eğilim çok şükür belirdi ama bazı kurumlarımız hala emin sularda yüzmeyi yeğliyor. Varlıkları günümüzde tartışmaya açılan devlet senfoni orkestraları da programlarında tutuculuktan vazgeçmiyor. Klasik müzik konserlerinin izleyici kitlesinin yaş ortalamasının yükselmesi, genç, klasik müzik dinleyicisinin bu sikici formata sıcak bakmaması artik tüm dünyada hararetle tartışılıyor. İstanbul DSO'nun 11 Ocak akşamı Lütfi Kırdar'da verdiği konserde salonun ancak üçte birinin dolabilmesinde bu ısrarın rolü olabilir mi? Bu sorunu tartışmak ayni zamanda orkestralarımızın bekasını da tartışmaktır. Boş salonları gösterip, "Bütçeden avuç dolusu aldıkları paraları heba ediyorlar" şeklindeki suçlamaların önünü almaktır.

 

Borusan İstanbul Filarmoni'nin bir aksam önce aynı salonda verdiği `Yeni Yıl Konseri' ise tıklım tıklımdı. Borusan CEO'su Agah Uğur'un rahmetli Asım Kocabıyık'ı andığı açılış konuşmasıyla başlayan konsere aileden katılan olmamıştı. Sascha Goetzel'iniçinden çıktığı ülkenin klasiklerini, bu repertuara özgü hafiflik ve narinlikte orkestrasına çaldırabilmesini çok takdir ettim. Goetzel'in yıllarca Viyana Filarmoni'de keman çalmış babasını `Perpetuum mobile'de şef kürsüsüne çıkarması da keyifli bir izlenceydi.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020