Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 81 müzisyen gazete okuyor
 
 
Serhan Bali
 
 
Yayımlanan Sayı : 1518

Özpetek'ten daha iyisi beklenirdi - 17.12.2012





Napoli Krallığı'nın aydın despotu 7. Carlo'nun 1737'de yaptırdığı San Carlo Tiyatrosu'ndayız. Bina orijinal değil; 1816'da yandığında Rossini'nin meşhur emprezaryosu Barbaja (capuccino'nun da mucididir) bir yıla kalmadan binayı bugünkü görkemine kavuşturmuştu. İddia edildiği gibi, San Carlo `Avrupa'nın en eski lirik tiyatrosu' değil; Venedik'te hala çalıştırılan, 1678 tarihli Teatro Malibran buradan da eskidir.

 

Ferzan Özpetek'in kariyerindeki ikinci opera rejisörlüğü deneyimine şahitlik etmek üzere, Fest Travel organizasyonuyla 25 kişilik bir grup halinde Napoli'ye geldik. `La Turca Napoletano'nun (Zeynep Oral'ın aktardığına göre, Leyla Gencer 1954 yılında bu salondaki müthiş başarısının ardından Napoli sokaklarında böyle çağrılmış) basamaklarını kim bilir kaç, kez çıktığı merdivenleri 7 Aralık Cuma akşamı bu kez bir başka Türk'ün bize yaşatacağı gururun beklentisiyle arşınlıyorduk.

 

Labirenti andıran fuayelerden geçip gözleri kamaştıran görkemli oditoryuma vardığımızda, kat kat locaları ve tavanda resmedilen Minerva'yi, Apollo'yu seyre daldık. 18'inci yüzyılda operanın kıblesi olmuş, sahnesinden geçmiş efsanelerin saymakla bitmeyeceği San Carlo, hayli ilerlemiş yaşına rağmen, yüzünden makyajı eksik olmayan hanımefendileri andırıyordu.

 

Prelüdün, Violetta'nın bahtsız yaşamına giren ümit ışığını sembolize eden ikinci teması duyulduğu sırada henüz kalkmamış perdenin üzerinde bir yüz belirdi. Violetta'yi o akşam canlandıran Carmen Giannattasio'nun yavaş çekimde hareket eden suretiydi bu. Sinema yönetmeni Ferzan Özpetek, daha perde kalkmadan ilk imzasını atmıştı bile. İlk perdede üzerimize adeta boca edilen `Türk etkisi' hakkında basınımızda çok yazıldı. 18'inci yüzyıl ilk yarısının kurtezanı (yüksek fahişesi) Violetta'nin evinde verdiği davetin her köşesine nargileler, minderler ve böyle daha nice obje serpilmişti. Çokça yazıldığı gibi, `Turquerie' etkisi miydi bu? Sanmıyorum çünkü Türklerin doğurttuğu bu oryantalist akim Avrupa'da

16.-18. yüzyıllar arasında etkili olup sonradan silinmişti. Özpetek'in, rejisinde dekoratif amaçla başvurduğu, Napolyon'un 19. yüzyıl başındaki Mısır seferini takiben Fransa'da patlayan `Doğu modası' olsa gerek.


İkinci perde birinci sahnenin başında, libretto gereği henüz orada olmaması gereken Violetta'nin, sahnenin önüne gelip de kaybolması, anlam veremediğim bir detaydı. Bu arada, ikinci perde için yine bazı kalemler tarafından yapılan `operanın en sıkıcı perdesi' yakıştırmasını da anlayamadım. Sağlam sancıların elinde bu perde (modası geçmiş o kısa dans sahnesini saymazsak) operanın dramatizmi en yoğun, en sarsıcı anlarını barındırır.

 

Violetta'nin kir evinde geçen ikinci perde ilk sahnede ışığın zaman ilerledikçe parlaktan loşluğa geçmesi fikrinin, şiirsel bir atmosfer yarattığında hemfikirim. Bu perdenin iki sahnesi arasında yaşanan dekor garabetini ise San Carlo'nun sahne teknolojisinin yetersizliğine verdim. İlk sahnede, Violetta'nin kır evinin üzerine cami alemleri oturtulmuş sağ yandaki demir kapısı ikinci sahnede Flora'nin davet verdiği evinin kapısına dönüşştü. Sol yandaki duvar da yerinden kıpırdamamıştı; tek fark, açılan arka duvardan yukarıya doğru uzanan basamaklar olmuştu. Üçüncü perdede, simsiyah fonun önünde çok parlak bir beyaz ışığa boğulmuş Violetta'nin yatağı, ilk başta göze çarpıcı gelen ama bir süre sonra yine ayı göze yorucu bir efekte dönüştü. Violetta'nin sefih hayatinin figürlerinin ani flaş patlamalarıyla hatırlatılması ise `yüzyılın bulusu' sayılmazdı belki ama yarattığı sinematografik etki hoştu.

 

Sonuç, olarak, Özpetek'in `La Traviata' yorumunun, beklentimin hayli altında kaldığını söylemeliyim. Tamam, günümüz sahneleme anlayışında artık görmeye alışğımız ama tutucu Napolilileri öfkelendirecek, hatta muhtemelen yuhalayacakları `aşırılıkları', artik çok moda olan zaman-mekan taşımacılığını Özpetek'ten beklemiyordum. Ama onun gibi bir yaratıcının, sayısız büyük rejisörün damgasını vurduğu `La Traviata' gibi müthiş malzeme sunan bir eserde salt `oryantalizm gösterisi' ile yetinmemesini beklerdim.

 

7 Aralık akşamı izlediğimiz Napolili soprano Carmen Giannattasio, az bulunur koyu renkte sese sahip bir dramatik-koloratur ama koloratur tarafı, Violetta'nin teknik güçlüklerinin altından layıkıyla kalkmasına yetmedi. Sancıların tümünün vasat olduğu ilk perdede sahnede bir o yana bir bu yana salınması da rahatsız ediciydi.

 

Violetta'nin hafifmeşrepliğini yapmacık biçimde yansıtan Giannattasio'nun, karakteri edilgen bir kimliğe dönüştürdüğü ikinci perdeden itibaren sergilediği oyunculuk bu yüzden daha az sırıttı, orta tonlarının lezzetine daha bir vardık. Leyla Gencer'in Giannattasio'nun kariyerindeki dönüm noktası olduğunu ve genç sanatçının hocası Gencer'le aralarında La Scala'ya uzanan bir sevgi-nefret ilişkisi olduğu bilgisini de parantez içinde verelim.

 

Genç Arnavut yıldız Saimir Pirgu da ilk perdedeki şancılığı ve yetersiz oyunculuğuyla önce `eyvah' dedirtti ama o da ikinci perdenin ilk sahnesinden itibaren açıldıkça açılarak `zarif tenor' sesinin güzelliğini bizlere duyumsattı. Baba rolündeki Vladimir Stoyanov başından sonuna ayni çizgide sürdürdüğü icrasıyla günümüzün en büyük Verdi baritonlarından biri olduğunu gösterdi. Kaskatı oynadı ama yumuşacık söyledi.

 

San Carlo'nun, şancıları bağırtmayan muhteşem akustiğini de burada not düşmeli. Genç, şef Michele Mariotti bence gecenin yıldızlarından biriydi.

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020