Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 42 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ece Dorsay
 
 
Yayımlanan Sayı : 1494

İzmir`de Evliya müzisyen Erkan Oğur ile Karşılaşma... - 23.07.2012





İzmir'de ilk konserimi, Bios barda vermiştim. 2011 'in Nisan ayıydı, beklediğimden çok daha iyi geçmişti herşey. Güzel bir kitle vardı.

Kendi bestelerim dı
şında, cover'lar da çalmıştım. Patricia Kaas ve Jeff Buckley gibi isimlerden Madonna'ya eklektik bir listem vardı.

Groovebox'um ve pedallarımla, gitarımla ba
şbaşa, Don Kişot misali, her zamanki halimle sahne almıştım. Seyirci bana çoğu şarkıda eşlik etmişti, evimde gibiydim adeta, kendimi yabancı bir şehirde hissetmedim. Alsancak sokaklarında afişlerim vardı, konser öncesi heyecanım ve mutluluğum çoktu. Konser sonrasıysa değerli dinleyicilerimle sohbet paha biçilmezdi.

28 Mart 2012 tarihinde, yine
İzmir'de olup, Bios barda, Telvin projesi kapsamında; gitar/perdesiz gitarda Erkan Oğur , bas gitarda Alp Ersönmez, davulda Turgut Alp Bekoğlu'nu en önden izleme şansına erişmek gerçek bir güzellik ve şifaydı. Erkan Oğur , müziğin evliyası, sahneden bana huzur verici bir gülümseme ile baktı bir an. Ara verdiklerinde, Erkan Oğur'un yanına gidip tanışmak, epeyce cesaret gerektirdi. Konserden önce zaten yolda Alp ve Erkan üstad ile karşılaşıp, kendileriyle ayak üstü kısa bir sohbet etmiştik. Bu şehrin rahatlığını ve huzurunu gerçekten seviyorum.

Erkan O
ğur, 1995'te basçı İlkin Deniz ve davulcu Turgut Alp Bekoğlu'yla bir araya gelip yeni, saf müziğin peşine düşştü. Aylarca çalıştılar, tartıştılar. Basçı Deniz'in ABD'ye yerleşmesine karşın arayış sürdü. 10 yıl boyunca müzikleri sadece küçük caz kulüplerinde, Northsea gibi yurtdışındaki önemli caz festivallerinde duyuldu. Telvin kıvama ulaşınca, 2004 sonunda kayda girdiler. Bir yıl sürdü. Albüm 2006'nın ilk ayında yayımlandı. İlkin Deniz'in Türkiye'ye gelmesini fırsat bilen üçlü 2005'in son günlerinde ilk kez Telvin repertuvarını İstanbullu konser dinleyicilerine sundu. Erkan Oğur "Telvin tecrübesi üçümüzün de enstrümanımıza, müziğe bakışımızı değiştirdi" diyor.

"Üçlü, bir müzikal fikrin payla
şıma açık, özgür ve etkili işlenebileceği en küçük nüve. Geometrideki üçgen fiziksel yeterliliği işaret eder, çatı çağşımı yapar. Müzikteki üçlü ise ev ortamının sıcaklığına sahiptir. İlkin ve Turgut uzun yıllardır tanıdığım, enstrümanlarındaki yetkinliklerine inandığım, müzikte benzer beğenileri paylaşğım, birlikte uzun bir yolculuğa çıkacak kadar güvendiğim arkadaşlarım." diye de ekliyor.

"Telvin renkler anlamına geliyor. Tasavvuf erbabı, halden hale geçmeye, karar haline do
ğru yürüyüşe telvin diyor. Yunus Emre'nin telvini anlattığı şiirinden etkilenip müziğimize bu ismi seçtim. Klişelerden, kirlerden arınıp, çocuksu saflığa ulaşma yolunda henüz emekleme aşamasındayız. Tutku, korku, aşk, hırs, nefs gibi insani zaaflardan, egolardan arındığınız noktada hâlâ müzik varsa, bu saf müziktir. 1995'te stüdyoya girdiğimizde, önce seçtiğimiz besteleri yorumladık. Sonuçtan memnun olmayınca, sadece doğaçlama yapmaya karar verdik. Tam beş ay başkalarının etkilerini yansıtan doğaçlamalar yaptık. Sonunda, o an üretilen ve bir kereye mahsus olan müziği çalacak noktaya ulaştık.

Anahtar diyebilece
ğimiz bir temayla doğaçlamanın kapısından girip, bu dünyada özgürce dolaşıp, farklı bir kapıdan çıkmayı denerken kaybolduğumuz da oldu."

Erkan O
ğur'un, Telvin projesi hakkında söyledikleri epey aydınlatıcı.

Alp Ersönmez, bu projeye yeni katılmasına ra
ğmen, işinin hakkını fazlasıyla veriyor. Sahnede, beş telli olan elektrik bas gitar ve de elektro-akustik bas gitarıyla adeta bütünleşti. Efekt pedallarından da epeyce faydalandı. Erkan Oğur, en bayıldığım ve marjinal bulduğum gitar efektörü e-bow'u çok dozunda, yerinde kullandı.

Tellere yakla
ştırınca, telleri titreştirerek, sesin sonsuza dek devam etmesini sağlayan bir ufak cihaz, e-bow.

Konsere ara verdiklerinde, Erkan O
ğur'a, Suzanne Vega'yı da tarz olarak kendime yakın bulduğumu söyledim ve çok sevdiği bir isim olduğunu söyledi bana. Sahneye çıktıklarında, Sade'den Smooth Operator tema melodisini, emprovizasyonda kullanmaları beni çok etkiledi. En azından ben öyle duydum, hissettim.

Sonuç olarak, konser de
ğil ayindi hatta ibadetti. Konser çıkışı, Erkan Oğur, sakince sahneden indi ve mekanı usulca terkederek, tek başına Alsancak sokaklarında gözden kayboldu. Arkadaşım ve ben, arkasından bakakaldık. İzmir gene beni bir şekilde büyüledi.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019