Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 25 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ali Gürsan Saraç
 
 
Yayımlanan Sayı : 1360

Devlet Müzik ve Sahne Sanatları Kurumlarının Yapılanma ve İşleyişinde Çağdaş Modeller Görüşler - 13.01.2012





Sanat Kurumlarımızın genel statüsü Bakanlığımız denetiminde yönlendirilmelidir. Ancak üniversitelerin bünyesinde bulunan Güzel Sanatlar Fakülteleri, Konservatuarlar ve Eğitim Fakültelerinin, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümleri akademik ve sanatsal etkinliklerini “Güzel Sanatlar Enstitüleri”nin işbirliği ve mahiyetinde sürdürmesi ve Bakanlığımızın bu konuda, yayın, konser ve akademik ortamda destekleyici olması ve bu hususta da kanun hükmünde kararnameler ile belirleyici-geliştirici bir yaklaşımın ele alınması arzu edilen bir durumdur.

Yöneticilerin belirlenmesi kıdem ve puan durumuna göre atama yoluyla yapılmalıdır. En üst yönetici kıdeme göre atandı
ğında, onun altındaki yöneticiler müdürler vb. seçim yapılarak atanabilirler.

“Sanatçı” statüsündeki ki
şilerin yine Bakanlığımızca geliştirilecek puan sistemi ve özel ölçütler endeksine göre yeni bir sistem getirmesi gerekmektedir. Örneğin üniversitelerin sanatsal etkinliklerinde Kültür Bakanlığı destekli konserler, sergiler ve bu faaliyetlerin Ülkemiz geneline yayılan görünümünde elde edilen gelire “özel teşebbüs gücü” ve organizasyon ücretleri de belirli bir yüzde ile Bakanlığımıza nakledilmelidir. Böylece Ülke geneline yayılan ama üniversitelerin de işin içinde olduğu organizasyonlar ile bütçe sistemi güvence altına alınabilir.

Sanat kurumlarımızdaki personel sistemi aktivite ilkesine göre yeniden de
ğerlendirilmeli, eser temsil ve konser başına sözleşme, mükafata daha fazla yer ve önem verilmelidir.

Kurumlar arasında (örne
ğin İzmir Opera – Bale veya Çukurova Senfoni vb.) kuruluşları ülkemizde başlatılacak olan “Kültür Bakanlığı Sanat Festivali” gibi dereceli, ödüllü bir organizasyona almak gerekmektedir. Özellikle Anadolu Türkiye'sini ve Çağdaş Türk Bestecilerimizi konu alan festivallerin düzenlenmesine acilen ihtiyaç vardır. Böyle bir organizasyonda özel teşebbüs gücü ve sponsorluğu ile çağdaş dünya kültürünü sergileyen oyunları, konserleri vb. faaliyetlerden de birer topluluk ve birer solist davet etmek gerekmektedir.

Örne
ğin, Çağdaş Türk Müziği Okulu Türk Beşlerimiz adına bu sıralama sağlanabilir.

- Adnan SAYGUN, Müzik Festivali
- Ulvi Cemal ERK
İN, Müzik Festivali vb.

Ülkemizde olu
şturulan konservatuarlar. (Mersin, Antalya, belki Van-Samsun-Erzurum vb.) düzeyinde de ayrıca bir yarışma geliştirilebilir. Bölgelerimize dağılan bu kurumlarımızı bir noktada toplamak ve gerekirse internet ağı ile video-konferans sistemini ülkemizin en uç noktalarına kadar bakanlığımızın organizasyonu ile sağlamak gerekmektedir.

Etkinlik programları Dünya örnekleri ve Ça
ğdaş Türk Yapıtları ile yarı yarıya bir oranla dengelenmeli ve eğitsel amaçlı planlanmış etkinliklere de yer verilmelidir.

Uluslararası ba
şarılar kazanmış sanatçılarımızın etkinlikleri öncelikle ülkemizde yaygınlaştırılmalı ve dağıtım ağı yine üniversitelerin ilgili bölümleri ile sağlanmalı, bundan elde edilen gelir Bakanlığımıza nakledilmelidir.

(Örne
ğin Güher-Süher Pekinel’in CD’lerinin, Suna KAN ve İdil Biret CD’lerinin Bakanlığımız koordinesinde tanıtımı ve ülkemize dağılımı gibi)

Uluslararası yarı
şmalar sanat kurumlarımızdaki yenilik ve çağdaş yaklaşımlar ile tekrar ele alınmalıdır. Ülkemizdeki her konservatuar ile dünya ülkelerinde “Kardeş Bölüm” olacak ikili anlaşmalara girilmelidir. (Örneğin ADK ile USA nin Arizona konservatuarı ile ortak konser faaliyet programı oluşturması gibi.)

Sınıflandırma, ekol ve men
şe açısından önemlidir. Bu itibarla Alman ekolu, İngiliz ekolu gibi örnekleri birbiri ile karıştırmamak gerekir.

Ancak Bakanlı
ğımızdan beklenen Çağdaş Türk Bağdarları’nı destekleyerek artık bir “Türkiye Ekolü” oluşturmak ve adlandırmaktır. Bunun en güzel örneğini Prof. Muammer SUN hocamızın çalışmalarında görmekteyiz.

Bir kez orijinal olan yapıtları bir statüde toplamak ve buna dair kısmen maddi ama daha çok manevi bir ödül belirlemek gerekir. Ça
ğdaş Türk Müzik Eğitimi (Sanat Eğitimi) dediğimizde gerçekten klasik değerleri taşıyan, ancak gelecekte anılacak kalıcı örneklere dair yaklaşımlar ele alınmalıdır. Kültür Bakanlığımız, Cumhurbaşkanlığımız özel bir liyakat ve ödül oluşturabilir ve bunu geleneksel hale getirebilir. (Örneğin fahri unvanlar ve batıdaki Grammy veya Oskar ödülü gibi.)

Memur kadrolarının di
ğer destek teşkilatlarımızdan daha farklı ve özendirici teşviklerle değiştirilmesi ve imkânlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

Bunların dı
şında yine özel bir puan ve derece sistemi ve özgün üretimlere göre “sanatçı” “sanat uygulatıcı” ve “sahne uygulatıcısı”na geliştirilecek olan performans testi ile özel bir teşvik (ikramiye) düşünülmelidir. Performans testi, sanat otoritelerinin bağımsızca oluşturacağı bir kurul tarafından geliştirilmeli ve uygulama Bakanlığımızın koordinasyonunda yeniden düzenlenmelidir.

Emeklilik sonrası ödemeler ve ücretlendirme aktif, yarı aktif, pasif gibi bir paradoksa göre özel bir kanun maddesi ile yeniden düzenlenmelidir.

Kadro tıkanıklı
ğı için alınması gereken önlemler:

Bölge kültürünü dikkate alarak konservatuarların sayılarının artırılması. (Örne
ğin Erzurum Devlet Konservatuarı, Zonguldak Devlet Konservatuarı.)

Yine Van’da belirlenmi
ş olan Opera ve Bale topluluğunun Doğu Anadolu Bölgelerinde, Devlet Tiyatrosu bulunan illerimizde kuruluş temellerinin atılması. (Örneğin Sivas Devlet Opera Bale ve Tiyatrosu gibi.)

Yine Türkiye üniversitelerini ele alarak, üniversite orkestralarının olu
şumu ve böylece Kültür Bakanlığı destekli, kent orkestralarının oluşturulması. Örneğin Erzurum Senfoni Orkestrası veya Oda Orkestrası gibi.

Bu tür uygulamalar ülkemiz sosyo-ekonomik ve kültürel ortamında güç gibi görünse de Anadolu kültürünün ça
ğdaş dünya kültürüne ulaşması için kaçınılmaz bir değer ifade etmektedir. Örneğin Prof. Gürer AYKAL aslen Diyarbakırlıdır, neden Dicle Üniversitesi bünyesinde bir Diyarbakır Oda Orkestrası ya da Konservatuarı kurulmasın? Artık yeni yetişen gençleri özendirici teşviki ele alarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimize yönlendirmek gerekmektedir. Bu olmadığı takdirde sanatsal etkinlikler İzmir, Ankara, İstanbul gibi birkaç ilde kalacaktır. Yeni uygulamada görev alacak sanatçı ve eğitimcilerin tıpkı ordudaki gibi mecburi hizmet ve rotasyon ile çalıştırılmaları da unutulmamalıdır.

Kültür Bakanlı
ğı yine özel teşebbüs ile yaşlanan sanatçılarımıza özel bakımevleri, hastanelerde muayene önceliği gibi yeni planlar geliştirmeli ve onlara sahip çıkmak için hali hazırdaki sanat kurumlarımızdan destek ve teşvik almalı hatta özel bir sigorta gibi belli bir ödeme planını verimli zamanlarda işleterek verimsiz zamanlarında kullanılmak üzere düzenleyebilmelidir.

Sanat kurumları, i
şleyiş ve var olan durumu itibari ile siyasal iktidarların her zaman üstünde bir oluşumdur. Bu nedenle Meclisten geçirilecek yeni bir takım kanun maddelerine ihtiyaç vardır. (Örneğin özel ya da Devlet radyo ve televizyonlarının bakanlığımız adına yayın yapması, her tür sanatsal konser ve faaliyetlerin bu iş için düşünülen bir kanaldan sergilenmesi.)

Yine sanat kurumlarındaki insanların bir görü
şe sahip bulunup bulunmadığının yanı sıra “işini yapan” kişinin kalıcı olması diğerinin ise başka bir göreve nakledilmesi vb.

Ülkemizde ö
ğretmen yetiştiren kurumlar (ki 1924’de Atatürk’ün kurduğu bir kurumla daha farklı bir bakış açısı geliştirilmelidir.) Eğitim Fakülteleri, Güzel Sanatlar Bölümlerinin ilgili Resim-Müzik Anabilim Dallarıdır. Konservatuarlar ise sanatçı yetiştirir. Bu arada Türkiye Güzel Sanatlar Fakültelerinin de ne yetiştirdiği konusu tartışılmaktadır. Öğretmen mi, sanatçı mı?

Bu anlamda adı geçen kurumların birbirleri ile organik yapılanması YÖK ve Kültür Bakanlı
ğı işbirliği ile yeniden ele alınmalıdır.

Bunların en ba
şında Macaristan’da olduğu gibi üçyüzden fazla Güzel Sanatlar Lisesini bir o kadar olmasa bile Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içine girerek, her ilde açacak konuma gelinmelidir. Bu organizasyon için eleman tahsisi ve kontenjanlar Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve YÖK çerçevesinde ve kanun önerisi ile düzenlenmelidir.

Çocuk Koroları, Gençlik Koroları, Yeti
şkin Koroları meselesi yaygınlaştırılmalıdır. Örneğin Diyarbakır Radyosu Çoksesli Gençlik Korosu, Erzurum Radyosu Çoksesli Çocuk Korosu. Bu çalışma yine üniversite koroları gibi bir tüme varacaktır.

Ancak bugüne kadar oldu
ğu gibi radyolar ve üniversitelere aynı yaklaşım değil, farklı yaklaşım geliştirilmelidir.

Gelece
ğin umut çiçekleri çocuklarımız ve gençlerimiz için “Kültür Bakanlığı Sanat Danışmanlığı” birimi oluşturularak ve Üniversite Kültür Sitesi veya merkezlerinde Ankara bağlantılı sanatsal etkinlik programı oluşturulmalıdır.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021